Turkishtime AR-GE 250


Atlasjet ve Ağaoğlu

Filiz Özkan

Yakından tanık olduğunuz üzere eğer Atlasjet ve Ağaoğlu, iyi birer reklamveren (!) olsalardı onlarla ilgili gerçekleri hatta dedikoduları okuyamayacaktık. Neyse reklamveren değiller de bilmediğimiz birçok şeyi öğreniyoruz. Belki de olması gereken yapılıyor!
Buradan yola çıkarsak; demek ki reklamverenler hakkında ne kadar çok şey gizli. Ve bu gizli şeyleri, biz sadece reklamveren oldukları için öğrenemiyoruz değil mi? Kısa bir süre önce iletişim literatürünün önemli dergilerinde önemli bir araştırma yayınlandı. Bu araştırmaya göre ABD'de de reklam yatırımları ile firmalar hakkında çıkan pozitif haberler arasında önemli bir ters korelasyon var. Yani az reklamverenlerle ilgili daha fazla olumsuz haberler çıkarken, çok reklamverenlerle ilgili daha az kötü haber yayınlanıyor.
Söz konusu araştırmanın sonunda şöyle de bir yorum var: "Belki de az reklamveren firmalar özünde kötü yönetildikleri, medyayı iyi yönetemedikleri için daha fazla olumsuz habere maruz kalıyor olabiliyorlar".
Bana sorarsanız reklamveren-medya ilişkisinde genel geçer kurallar koymak zor. Her olayı kendi şartları altında değerlendirmek şart. Şartları değerlendirirken şu soruları sormak gerekir:
Niye bazı medya markaları reklam almadığında saldırganlaşıyor, niye bazısının sesi çıkmıyor? Reklam almadığında saldırganlaşanlar gerçekten kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüyor olabilirler mi? Haksızlık yapılsa bile medyanın bir reklamverene saldırması etik mi? Reklamveren istediği mecraya reklam vermekte, istemediğine vermemekte özgür değil mi? Reklamverenin de bir reklam verme etiğinin olması gerekir mi? Reklamverene reklam almadığı için saldıran marka diğer reklamverenlere de gözdağı vermiş oluyor mu? Yoksa diğer reklamverenler gözünde itibarını düşürüyor mu?
Bu soruları sormadan sonuca giden bir işadamı dostum zamanında olayı şöyle genellemişti:
"Türkiye'de gelirinin bir kısmını medya ile paylaşmazsan, açığın olsa da olmasa da, bir gün gelir medya ile başın derde girer ya da açığın olup girdiğinde yanında medyayı bulamazsın!" Nokta.

**

TFF topluma yeni yön vermeli

Futboldan gittikçe soğuyorum. TFF'nin acilen maç izleme kültürünü değiştiren birtakım önlemler alması gerek. Hatta Başbakan "Bizim hayvanlara bu futbol fazla" deyip üç yıl ligleri tatil etse gerçekten sevineceğim. Sorunum o takım, bu takım, her takımla değil. Futbol izleme, maça gitme, takım tutma, tezahürat, futbol yönetme kültürümüzle ilgili.
Tam bir maganda kültürü hakim futbolumuza ve bu kültürü değiştirmek ciddi bir çaba gerektiriyor. Zaten bu kültürün ürettiği sonuçlar hiç de iyi değil. Kulüplerimiz de, milli takımımız da hem Avrupa’da hem dünyada nal topluyor, toplamaya da devam edecek...
Çözüm, TFF'nin topyekûn bir "ıslah" çalışmasına başlatması. İnsanlarımıza "mutlu futbol" teması altında yeni bir yön göstermesi şart!

**

Metrobüsün kalabalıklara toslayan reklamı

Hatırlarsınız; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Vatan Şaşmaz'ı kullandığı metrobüs reklamıyla iyi bir iş yapayım derken tam anlamıyla yüzüne gözüne bulaştırmıştı.
Reklamı göremeyenler için özetleyeyim. Vatan Şaşmaz irice jipi olan bir işadamı. Sabah evinden çıkıyor, şoförü cipinin kapısını açmasına rağmen yürüyüp gidiyor ve işine gitmek için metrobüsü tercih ediyor. Kamera metrobüsün içine girince bir de ne görelim, Vatan Şaşmaz metrobüsü kapatmış. Sadece birkaç yolcunun binmesine izin vermiş!
Bu işin şakası tabii ki... Reklamı üretenler "küçük" bir hata yapmışlar. Metrobüsü her an rahat rahat binilen bir toplu taşıma aracı ve her zaman boş koltuk bulunacak kadar tenha göstermişler. Yani gerçeği çarpıtmışlar. Sonuç... Gerçekle sunulan arasındaki farkı gören müşterinin intikamı! Hemen internetten büyük bir protesto dalgası başladı, "Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz" diye... Daha ikinci gün protestolar şiddetini artırınca Kadir Topbaş reklamın durdurulmasını emretmiş. Doğru da yapmış.
Bu örnek, reklamcılığın bir uzmanlık işi olduğunun büyük kanıtı. Metrobüs reklamının yayından kaldırılmasından binlerce ders çıkarabiliriz ama ben şimdilik tek ders çıkarmakla yetineyim. Reklamcılıkta pre-test yöntemi boş yere çıkmamıştır. "Konsept board" üzerinden metrobüs reklam fikri ve senaryo test edilseydi kısa sürede hatalar görülür ve milyonlar çöpe atılmazdı.
Eğer belediye, yeniden bir reklam çekecekse mutlaka bir pre-test yapsın.

**

REKLAMETRE

En İyi TV
1 – Totem (Renault)
2 – Getir Götür İsmail (Finansbank)
3 – Emily ve Emine (Turkcell)
4 –  Patlak Top (Fiat Linea)
5 – Moto-Kurye Yarışı (yemeksepeti.com)

En İyi Gazete
1 –  Genç Ustalar (Akbank)
2 – Hesap Makinası (Regal)
3 – Yaşam Eğrisi (Fairy)
4 – Asi Kız (Profilo)
5 - Hayatta Yok (Volkswagen)