Turkishtime AR-GE 250


2020 Olimpiyatlarında hedefimiz ilk 10

Zehra Tike

Deloitte Türkiye’nin hazırladığı “Olimpiyat Oyunları Analizi: Podyuma Uzanan Yol” raporu, Türkiye’nin Madrid ve Tokyo karşısında iddialı bir aday olarak 2020 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapacak ülkenin açıklanmasını beklediği süreçte, olimpiyatlardaki sportif başarıyı ele alarak, başarının arkasındaki etkenleri ortaya koyuyor.

Rapor, 1896 yılında Atina’da başlayan Olimpiyat Oyunları’nın, 90’lardan itibaren sporun ticarileşmesi ile profesyonel sporcuların liderliğinde ülkelerin politik, ekonomik ve teknolojik olarak boy ölçüştüğü dört yılda bir düzenlenen global spor fuarı haline geldiğinin altını çiziyor.

Geçtiğimiz ay düzenlenen 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın bunun en güzel örneği olarak sunulan raporda, 204 ülkeden 10 binden fazla atlet 16 gün boyunca daha hızlı, daha yüksek ve daha güçlü olabilmek için yarışırken IOC’nin verilerine göre dünyada yaklaşık 4,8 milyar kişinin de atletlerin ve ülkelerin performanslarını TV’den takip ettiği belirtiliyor.

Ülke Performansı = Madalya Sayısı

Raporda, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin, ülkelerin performansını karşılaştırmak üzere resmi bir yaklaşımı bulunmasa da olimpiyatlar süresince ülkelerin kazandığı madalyaların dünya klasmanı için etkili olduğu söyleniyor.

2012 yılında madalya sıralamasının ilk 10 sırasında yer alan ülkelerin 1996 – 2012 yılları arası düzenlenen son 5 olimpiyat oyununa toplu olarak bakıldığında da madalyaların yarısından fazlasını da kazanarak ilk 10 sırayı kaptırmadıkları belirtiliyor.

Madalya sıralamasında ön sıralarda yer alan ülkelerin olimpiyat oyunlarına katıldıkları spor branşları ve atlet sayıları değerlendirildiğinde dört temel stratejinin ön plana çıktığının altı çiziliyor:

1. Çok spor branşında çok atlet ile yer almak

2. Çok sayıda madalya dağıtılan sporlara odaklanmak

3. Sınırlı spor branşına odaklanmak veya ekol yaratmak

4. Ev sahibi avantajını kullanmak

Diğer taraftan Türkiye’nin 2020 hedefi olarak belirlediği en başarılı ilk on ülke arasında yer alma hedefinin, 10’u altın olmak üzere en az 30 madalya kazanılması anlamına geldiği belirtilen rapora göre bu hedef aslında çok da uzak değil. Sadece 2020 Olimpiyatları öncesinde doğru planlama ve iyi uygulamaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca olimpiyatlar tarihinde bunu başaran diğer ülke örnekleri de umutları artırıyor.

Geçmiş örnekler incelenerek ev sahibi ülkelerin madalya performanslarının zirveye ulaştığı gösterilen raporda takip eden yıllarda bu yükselişi koruyamayan örneklere dikkat çekilerek, Türkiye’nin 2020 Oyunları’nda en başarılı ilk 10 ülke arasında yer almasının yanı sıra bu performansın sürdürülebilirliği için adımlar atılarak korunmasının da kritik olduğunun altı çiziliyor.

Türkiye’nin performansı

Türkiye’nin olimpiyatlardaki sportif performansının da analiz edildiği raporda, geçmişten bu yana katılan sporcu sayısı ve yarıştığı spor branşı sayısı düşünüldüğünde olimpiyatlara odağın arttığı görülüyor.

Türkiye ile ilgili öne çıkan analizler arasında:

1. 2012 Londra Olimpiyatları’nda 114 atlet ile tarihteki en üst seviyesine ulaşan Türkiye’nin, tüm ülkeler arasında 29’uncu sıraya yerleşirken, spor branşını da 16’ya yükselttiği,

2. Türkiye’nin en başarılı olduğu 2004 ve 2008 olimpiyatları ile 2012 arası olimpiyat

oyunlarındaki performansları karşılaştırıldığında madalya performansındaki düşüş gibi Türk atletlerinin genel performans sıralamasında ulaştıkları seviyenin de düştüğü,

3. Türkiye’nin ata sporu kabul edilen güreş ve halterde performansı düşerken yakın

coğrafyadaki rakiplerinin performansının yükseldiği,

4. Atletizmde ise gelişim gösterdiği gibi bilgiler yer alıyor.

Hazırlanan raporda ayrıca Türkiye’nin kazanılan madalya sayısına göre dünyada ilk 10’da yer alması için atması gereken adımlar olduğunun da altı çiziliyor. Bunun için de sportif başarıyı elde etmek amacıyla doğru planlama ve stratejilerin geliştirilmesi, bu stratejileri hayata geçirecek sporcuları seçme, yetiştirme ve spor hayatı sonrası için kariyer planlama altyapısının kurgulanması ve finansman ile desteklenmesi en önemli noktalar olarak vurgulanıyor.

Türkiye’nin geçmiş performansı göz önüne alındığında ülkemizi zorlu bir sürecin beklediğini belirten Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Ortağı Uğur Süel, “Türkiye gibi hızla gelişen ve bölgedeki ekonomik, politik gücünü artırmakta olan ve sahip olduğu genç nüfusu spora yönlendirmek isteyen bir ülke için hiç kuşkusuz olimpiyatlarda başarının ülke bilinirliği, prestiji ve algısına katkısı olacak; ev sahibi olmamız da etkin planlamayla ekonomik açıdan olumlu sonuçlar doğuracak.” dedi.