Turkishtime AR-GE 250


Ayağımız hep gazda

Elif Akın

 

Serüveni 1944 yılında 12 metrekarelik bir dükkanda başlayan Sarar, bugün 400 bin metrekarelik mağaza büyüklüğüne ulaşan bir marka haline geldi. Ancak Sarar asıl dönüşümü son 15 yılda yaşadı. Mağazalaşmayı hızlandırdı, perakendeye ağırlık verdi, kategori sayısını artırdı, yurtdışına yatırım yaptı. Bugün dünyanın 50'den fazla ülkesinde Sarar ürünleri satılıyor. Yurtdışında en güçlü olduğu ve hızlı büyüdüğü pazarlar ABD ve Almanya. 100-150 yıllık markalarla yarışıyor. Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, “Bu pistte koşmak her baba yiğidin harcı değil” diyor. Son dönemde zarar ettikleri tek pazar Mısır. Burada 11 mağazayı kapatan Sarar yönetimine göre, bu yine de bir başarısızlık değil çünkü sürekli yeni lokasyon arayışında yatırıma devam ediyorlar. Bugün yurtiçinde 150'den fazla mağazası olan marka, yurtdışında da 90'dan fazla noktada satılıyor. 2023 hedefi ise 500 mağazaya ulaşmak ve dış pazarlardaki konumu güçlendirmek. Erkek hazırgiyimin yanına 10 yıl önce Sarar Kadın'ı ve yakın zamanda da 3-15 yaş arası erkek çocuk giyimi eklendi. 2014 yılı için yüzde 10-15 büyüme planlayan Sarar'ın yatırım alanları sadece giyim değil. Ev tekstili markası Sarev'de işler yolunda gidiyor. Marka, mutfak eşyaları ve koltuk giydirme gibi kategorilerde de yer alacak. Diğer taraftan gayrimenkul yatırımları sürüyor. Eskişehir'e odaklanmış olsalar da İstanbul'da halihazırda bir otel inşaatı devam ediyor. Sarar, yeni sektörlere de sıcak bakıyor. Gelecek vaat eden her sektörde olmak istiyor. Geçen 70 yılı, bu serüvenin dönüm noktalarını ve markanın geleceğini Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar ile konuştuk...

Sarar'ın 20 yıl önce Beymen'i geçmek gibi bir hedefi vardı. Bugüne baktığımızda bu hedef gerçekleşti mi?
Biz Beymen'i geçtik, dünya ile yarışıyoruz. 12 metrekarelik dükkandan bugün 400 bin metrekareye ulaştık. Bunun 250 bin metrekaresi Eskişehir'de özelleştirme ile aldığımız Sümerbank'a ait. 150 bin metrekaresi Sarar ve CCS fabrikalarının bulunduğu yer. Kapalı alan büyüklüğü de 150 bin metrekare. İlk yıllarda atölyede üç-dört kişi çalışıyordu, iki-üç makinemiz vardı. Sonrasında babam bir karar verdi ve “Bundan sonra fabrikasyon imalata geçeceğiz” dedi. O zamanlar 40-50 takım elbise çıkartıyorlar. 1950 yıllarında 10-15 kişi olduk. 60'larda 120 kişi, 80'li yıllarda 250 kişi olduk. Hem diktik hem de sattık. İstanbul, Ankara, Trabzon, Adana derken Türkiye'nin pek çok şehrine mal satmaya başladık. Büyüme kendi başına olmadı tabii. Biz çalıştık, satışımız arttı, marka olmaya başladık, kaliteye önem verdik, fiyat kalite dengesini iyi kurduk. 1980'lerde Avrupa'ya ihracat yapıyorduk, artık tesis bize dar gelmeye başladı. O yıllar Türkiye'nin en sıkıntılı yıllarıydı. Sürekli enerji kesilirdi, piyasada mark, dolar olmazdı. Ama biz hiç durmadık. Başkaları dururken biz yatırım yaptık. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde yer aldık. Fabrika inşaatına başladık. O yıllarda dünyanın en iyi teknolojisini yapan tekstil ve danışmanlık şirketi Gerzi şirketi ile çalıştık. Bize dünya standartlarına göre bir proje çıkardılar. Biz daha o gün bir dünya markası olmak için yola çıktık. 3 bin adet takım elbise, bin adet palto çıkartacağımız bir fabrika inşa ettik. Avrupa'nın en iyi fabrikalarından birini kurduk ve o fabrikaya müdür olarak Alman tekstil mühendisi getirdik. Fabrikaya 15 milyon marklık bir yatırım yaptık. İlk olarak dikmeye Boss ile başladık. Onlarla 15 yıl çalıştık. Danışmanlar, mühendisler, tasarımcılar aldık. Böylece büyüdük ve 1980'de kurduğumuz fabrikanın yanına beş yıl sonra bir yenisini daha kurduk. Sonra dünyaya açılacağız dedik ve mağazalar açmaya başladık. 1999 yılında Almanya'da bir şirket kurduk, 2000 yılında ABD'de mağaza açtık. Ve yurtdışı maceramız böylece başlamış oldu.

Yurtdışında markalaşma nasıl gidiyor? İstediğiniz gibi büyüme gerçekleşti mi?
Afrika'da, ABD'de, Japonya'da dünyanın 50'den fazla ülkesinde varız. ABD'de 16 mağazamız var. Bu yıl bir tane daha açacağız. Orada 2023 hedefimiz 100 mağazaya ulaşmak. Avrupa'da 30'un üzerinde mağazamız var. Yurtdışında beklediğimden daha fazlasını buldum. Kalite, satış, pazarlama çok iyi. Markamızı dünyaya tanıtıyoruz. En son açtığımız mağaza Nepal'de. Bunun yanında çıktığımız noktalar da oldu. Mısır bunlardan biri. Oradaki 11 mağazamızı kapattık. Bir ülkede bir ya da iki yıl kalıyoruz, istediğimizi bulamazsak çıkıyoruz. Ülkenin ekonomik durumuna, açacağımız mağazanın bulunduğu caddenin işlerliğine bakıyoruz. Önünden kaç kişi geçiyor, diğer markalar ne yapıyor, hangi mağazalar var gibi araştırmalar yapıyoruz.

70 yılda yaşanan dönüm noktalarını biraz anlatır mısınız?
1990 yılından sonra mağazalaşmaya başladık. Bu bizim için çok önemli bir adımdı. Perakendeye ağırlık verdik. Perakendede büyürken en doğru lokasyonda, en doğru maliyetli mağazaları seçmeye çalışıyoruz. “Her yerde mağazamız olsun, sürekli yeni mağazalar açalım’ dönemi bitti artık. Bir yılda toplam mağaza sayımızın yüzde 10’u veya 5’i kadar yeni mağaza açıyoruz. Eskiye göre yeni mağaza açarken daha dikkatli davranıyoruz. Yeni mağaza açmadan pazarı, bölgeyi, kiraları detaylı araştırıyoruz. İş yapacağından emin olduğumuz yerde mağaza açıyoruz. Önce mağazanın kirasını konuşuyoruz. Kira kurtarmazsa mağaza açmıyoruz. Diğer taraftan kategori sayımızı artırdık. Yurtdışına açıldık. Başarısızlıklarımız olsa da asla yılmadık. Stratejik davrandık, doğru kararlar aldık. Bunlar hep bizi bir adım daha ileri taşıdı. Çünkü yola çıkarken de en büyük hedefimiz bir dünya markası olmaktı. Bizim villamız yok, benim kenarda üç kuruş param yok. Biz hep Sarar'a yatırım yaptık.

Eskişehirli bir şirketsiniz. Ama uluslararası bir şirket olmak için işlerin İstanbul'dan yürütülmesi gerektiğine dair bir algı var. İstanbul'a gelmeyi düşünüyor musunuz?
Biz Eskişehir'de fabrika yapınca çoğu kişi “bu Sarar batacak” dedi. Ama enflasyonun olduğu 2000'li yıllarda ekonomik krizler bile bizi etkilemedi. Biz devamlı ileriye gittik. Hesabımızı bildik. Bilmeyenler battı gitti. Biz yükselişteyiz. Sarar için bugün de kimse bir şey söyleyemez. Bizim gücümüz, paramız var. Ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz. Paramıza göre yatırım yapıyoruz.

Kadın giyiminde de varsınız. Bu alana girdiğinizde daha agresiftiniz ama sonra biraz daha geri planda kaldı gibi. Siz ne düşünüyorsunuz, kadın giyim istediğiniz büyümeyi yakaladı mı?
Sarar Kadın'da her şey yolunda. Üretimi İstanbul'a taşıdık. Bomonti fabrikasında üretim yapıyoruz. 300 kişi çalışıyor. 10 yıldır Kadın Sarar var ve o da artık bir marka olmaya başladı. Dünya markalarına koleksiyon satıyor. Yurtdışında da gayet iyi gidiyor, hatta Türkiye'den daha iyi satış rakamlarına ulaşıyoruz.

Ev tekstilinde Sarev markası ile varsınız. Orada işler nasıl?
Dünyanın beş kıtasında Sarev var. Ama az mağazamız var. Burada daha çok, büyük ev eşyası mağazalarında olmayı tercih ediyoruz. Çünkü ev tekstilinde ucuz rekabeti var. Bizim gibi kaliteli üretim yapan bir marka yok. Sarev'in koleksiyonunu genişleteceğiz. Bunun için çalışmalarımız devam ediyor. Mutfak eşyaları, koltuk giydirme gibi evin diğer bölümlerinde de olacağız.

Gayrimenkul yatırımlarınız da devam ediyor...
Gayrimenkul işini sevdik. Eskişehir'de yoğunlaştık. Oradaki arsalarımızı değerlendiriyoruz. Otel, AVM yapıyoruz. Yakın zamanda konut işine girmeyi de düşünüyoruz. İstanbul'da Beylikdüzü'nde 300 yataklı 5 yıldızlı bir otel yapıyoruz. İki yılda bitirmeyi planlıyoruz.

Fırsat olarak gördüğünüz yeni sektörler var mı?
Giyim, ev tekstili, gayrimenkul dışında benzin istasyonlarımız var, otomotiv sektöründe de varız. Yakın zamanda enerji işine girdik. Şimdi ona yoğunlaşacağız. Fırsat olarak gördüğümüz her sektörde olmak isteriz. Buna gücümüz var.

Sarar bir aile şirketi. Aile şirketlerinde karar almak zordur. Sarar'da nasıl bir yapılanma var?
Biz üç kardeş gayet iyi anlaşırız. Yatırım kararlarını kolay alırız. Birbirimize güveniriz. Ama sadece güvenle olmuyor tabii. Bu nedenle aile anayasamızı hazırladık. Yeğenim Emre'yi CEO yaptık. Ben yine işin başındayım, kardeşlerim de görevde. Hepimizin görev tanımı belli. Birimiz finansta, birimiz koleksiyonun başında...

Üçüncü kuşak da yönetimde aktif. Genç aile üyelerinin şirkete ne tür katkıları oldu?
Genç kuşağın şirkete gelmesiyle kan değişimi oldu. Benim yabancı dilim yok. Babam bana hep oku dedi. Ama ben okumadım. Bu işe girdik ve kaldık. Biz çocuklarımıza eğitim konusunda çok hassas davrandık. Dil öğrenmelerini, dünya vatandaşı olmalarını istedik. Onları hep yurtdışına gönderdik. İlkokuldan sonra hep yurtdışında eğitim gördüler. Şirketimize onların katkısı çok büyük. Üçüncü kuşakla birlikte tamamen bilgisayara geçtik. Her şey bilgi işlem. Bir kumaş giriyor mesela o kumaşın nereden geldiği, karışımının ne olduğunu, fiyatını her şeyi biliyoruz. Bir telefonla mağazaları görebiliyoruz. ABD'deki mağazayı bile görebiliyoruz. Onlardan önce böyle bir donanım yoktu.

Herkes mağazacı oldu ama özellikle erkek hazırgiyiminde üretici sayısı azalıyor...
Üretici azalmıyor. Çok fazla merdiven altı üretim var. Ama bizim gibi üretici 10 tane çıkmaz. İthalat eskisi kadar yoğun değil. Çin'den mal artık zor geliyor.. Devlet yüzde 30 vergi koydu. Türkiye'de üretmek daha uygun. Türkiye'nin her yerinde üretim var, kumaş dokunuyor. Ama hepsi bir yerde toplayarak üretim yapan çok az.

Sektörden umutlu musunuz?
Elbette umutluyum ve Türkiye'den memnunum. Türkiye'de otomotivden önce en fazla ihracat yaptığımız sektör tekstil. Ben İngiltere'ye gittim, büyük bir mağazaya girdim. Denim, pamuklu pantolonlara baktım hepsinde “Made in Turkey” yazıyor. Bu çok önemli bir şey.

Ortaklık ya da şirketi satma gibi bir düşünceniz var mı?
Teklifler var ama biz üç kardeş yola devam ediyoruz. Zaman ne gösterir bilinmez.

Uzun vadede hedefiniz ne?
Planlar, projeler yapıldı. Otomotiv, benzin, gayrimenkul yatırımlarımız var. Yurtiçi, yurtdışı mağazalar açıyoruz. Biz frene basmıyoruz, ayağımız hep gazda. 80'le gidiyoruz, 180'le gitmiyoruz. Hızımızı duruma göre belirliyoruz. 70 yılda bu noktaya geldik. Nice 70 yıllar devam etsin istiyorum. Ben de Sarar ile yaşıtım en büyük dileğim benden sonra da başarının artarak devam etmesi. Sarar dünyadaki rakipleri gibi 300 yıllık bir marka olsun istiyorum. Avrupa'daki markalara özeniyorum. 1800'lü yıllara dayanan markalar var. Bugün çalışan sayımız beş bin kişi, istiyorum ki 10 bin kişi çalışsın.

 

70 YILDA 5 DÖNÜM NOKTASI

* MAĞAZALAŞMAYA BAŞLADI: 1990 yılından sonra mağazalaşmayı hızlandıran Sarar için bu adım çok önemli. Öncesinde hep bayiler üzerinden müşteriye ulaşan marka, bu tarihten itibaren daha agresif büyüdü. İlk mağaza Nişantaşı'nda açıldı. Bugün yurtiçinde 150'den fazla mağazası var.

* PERAKENDEYE AĞIRLIK VERDİ: Perakendede büyürken yönetim en doğru lokasyonda, en doğru maliyetli mağazaları seçmeye odaklandı. “Her yerde mağazamız olsun, sürekli yeni mağazalar açalım” anlayışı yerine daha kalıcı hamlelere yöneldi. Bu doğrultuda bir yılda açılan mağaza sayısı toplam mağaza sayısının yüzde 5 -10'unu aşmıyor.

* KATEGORİ SAYISINI ARTIRDI: Erkek hazırgiyimde tanınan marka, 10 yıl önce Sarar Kadın'ı oluşturdu. Klasik koleksiyonların yanına spor ve günlük koleksiyonlar da eklendi. Yakın zamanda da 3-15 yaş arası erkek çocuklara yönelik koleksiyon hazırlandı.

* YURTDIŞINA AÇILDI: 1999 yılında Almanya'da bir şirket kurarak yurtdışına ilk adımı atan Sarar, ABD'de ilk mağazayı 2000 yılında açtı, bu ay içinde 17'nci mağazasını açacak. Bugün Afrika ve Japonya dahil 50'den fazla ülkede markası satılıyor.

* YENİ SEKTÖRLER DEĞERLENDİRİLDİ: Giyim ilk sırada olsa da grup şirketi olmak isteyen Sarar ev tekstili, gayrimenkul, otomotiv, enerjide de faaliyet gösteriyor.

 
BEŞ YILIN GÜNDEMİ 

  • Sarar, otel ve AVM ile başladığı gayrimenkul işine konut projeleri ile devam edecek. Eskişehir'deki arsalar değerlendirilecek. İstanbul Beylikdüzü'nde inşaatı süren 300 yataklı beş yıldızlı otelin iki yılda bitirilmesi planlanıyor.
  • Ev tekstilinde faaliyet gösteren Sarev'in koleksiyonu genişleyecek. Mutfak eşyaları, koltuk giydirme gibi kategorilerde de yer alacaklar.
  • Sarar'ın 2023 hedefi iddialı. ABD'de 100, yurtiçi dahil toplamda 500 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.
  • Yakın zamanda enerji sektörüne giren yönetim, önümüzdeki beş yılda santral yatırım projelerine odaklanacak.
  • Sarar, yoluna aile şirketi olarak devam etmek istiyor. Önümüzdeki beş yılda herhangi bir ortaklık planı bulunmuyor.