Turkishtime AR-GE 250


"Sözlü" İletişim

Davut Doğan

Sabah akşam konuşuyor, nasıl söylediğimizden çok ne söylediğimize dikkat ediyoruz. Bazılarımız diğerlerine göre daha konuşkan. Bazıları, kültürlerine veya geldikleri ülkeye göre daha gürültülü veya daha yumuşak sesli olabiliyor. Ancak her halükarda iletişim biçimlerimizde kültürden kültüre değişen kimi ortaklıklar söz konusu.

Örneğin Anglosakson kültürlerde “A” konuşurken “B” bekler ve konuşmaya ancak “A” konuşmasını bitirdikten sonra başlar, aynı şekilde “B” konuşurken “A” bekler ve bu aşağıda gösterildiği üzere devam eder:
A A A
B B B
Bir kişi konuşmasını bitirmeden araya girip konuşmaya başlamak oldukça kaba bulunur. Söz kesmemek bir saygı meselesidir.
Buna karşın Güney kültürlerinde “A” konuşurken “B”nin araya girmesi ve aynı şekilde “B” konuşurken “A”nın müdahale etmesi normal karşılanır. “C” ve “D”nin de sahne almasıyla durum çok daha ilginç bir şekil alabilir (tıpkı şefsiz bir senfoni orkestrası gibi). “A” ve “B” modelimize bağlı kalırsak durum şöyle bir şeye benzer.

A A A A A A
B B B B B B

Güney kültürlerinde biri konuşurken araya girmek kabalık olarak görülmez. İtalya, Türkiye, İspanya ve çoğu Latin ülkesinde insanlar böyle konuşur.
Bu kural Asya ülkelerinde tümüyle değişir. “A” konuşurken “B” dinler ve “A” konuşmasını bitirdikten sonra bir süre bekler. Sonra “B” konuşmaya başlar ve bitirdikten sonra “ A” konuşmasına başlamadan önce bir süre bekler. Çizersek şuna benzer:
A A
B B
Dinlemek zaman alır
Belki konuşmak toplamda daha çok zaman ister, ancak Asya kültürlerinde sabır önemlidir. Konuşan kişilerin diyalogları arasındaki boşluklar saygıyı gösterir. Başka bir deyişle, karşınızdakine hak ettiği “Seni duydum ve dinledim, söylediklerini sindirdim ve iyi bir cevap hazırladım” mesajını verirsiniz. Karşınızdakine susacak zaman vermemeniz kabalık olarak addedilir.
Bu üç kültürü temsil eden üç kişi aynı toplantıda bir araya gelip konuşmaya çalıştıklarında birbirlerini deli edebilirler. Örneğin Anglosakson biri, konuşmasının sonunda sessizlik olursa genelde anlattıklarının anlaşılmadığını düşünüp her şeyi tekrar anlatmaya başlar. Buna karşın karşısındaki Asyalı da konuşmasına fırsat verilmediğini düşünür. Güney kültüründen biri konuşmasına sürekli müdahale edip kendi bir şeyler anlatmaya başladığında bir Anglosakson fazlasıyla şaşırır. Güney kültüründen biriyle Asyalı birinin iletişimini ise tahmin bile edemezsiniz. Anglosakson yöneticiler çoğu zaman, Türklerin cümlenin sonunu bekleyememelerinden yakınırlar. Aslında bunun nedeni basittir: Özellikle bir konu ile ilgili gergin, duygusal veya coşkulu hissediyorsak bizler genelde karşımızdakiyle böyle iletişim kurarız. Bunun olumlu yanı, böylece sohbetin fazla vakit almamasıdır. Olumsuz yanıysa dinleme kısmıdır. Fakat karşınızdakinin konuşmasını bitirmesini bekleseniz de beklemeseniz de 'iyi bir dinleyici olmak' dünyanın her kültüründe insanın yıllarını alır.