Turkishtime AR-GE 250


Biyoteknolojinin Steve Jobs’u  

Barış Soydan

 

Elizabeth Holmes'un kurduğu Theranus'un geliştirdiği parmaktan kan alma teknolojisi, tıpta bir devrim yarattı. Şirkete yatırım yağıyor.

Biyoteknolojinin Steve Jobs'u olarak gösterilen Elizabeth Holmes, 19 yaşında kurduğu Theranus ile dünyanın en genç kadın milyarderi olmayı başardı. Holmes ne istediğini ve ona nasıl ulaşabileceğini çocuk denecek bir yaşta anladı ve çizdiği yol haritasında emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Erkeklerin istilası altında kalan milyarderler listesinde Holmes, gençliği ve zekasıyla tüm dünyanın dikkatini üzerine çekti. Forbes tarafından dünyanın en genç ve en zengin kadını seçildi. Ayrıca 2015 yılında yine Forbes tarafından belirlenen dünyanın en etkili 100 insanı listesine girdi. ABD'de 18 olmak üzere dünyada toplam 66 patent aldı. Harvard Tıp Fakültesi Kurulunda görev alıyor. Bunların yanı sıra Amerika Küresel Girişimciler Başkanlığını da yapıyor. Holmes göz kamaştıran başarıları sayesinde henüz 31 yaşında olmasına rağmen Steve Jobs'la kıyaslanmaya başlandı bile.

Holmes'un hisselerinin yüzde 50'sine sahip olduğu ve daha 19 yaşındayken kurduğu Theranus ise biyoteknoloji sektörünü tamamen değiştiren bir darbe etkisi yarattı. Şirket bugün 10 milyar dolar değerinde. Oldukça hırslı olduğunu kabul eden Holmes'ta aynı Bill Gates gibi 30'una gelmeden milyoner olmanın hayalini kurduğunu söylüyor. Ancak Holmes aldığı yatırımlarla daha 25 yaşına bile gelmeden ilk milyar dolarını kazanmıştı. Şirket kurulduğu ilk yıllarda reklam dahi yapmadan yüzlerce milyon dolar yatırım almayı başardı. Şirketin bu başarısının altında da Holmes'un ikna kabiliyeti ve kararlılığından başka birşey yok. Bugünlerde şirket yarattığı teknoloji yüzünden eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Ancak bu her başarılı girişimin yaşadığı bir süreç olarak kabul ediliyor. Ve Holmes bu dönemden de alnının akıyla çıkacağa benziyor.

O da üniversiteyi bıraktı

Holmes, Theranus'u kurarken aklında tek bir hedef vardı. O da her girişimci gibi insanlara yardım etmek ve daha önce kimsenin yapmayı hayal dahi edemeyeceği birşeyi başarmak istiyordu. Bunun için de henüz çok genç bir yaştayken iş kurması gerektiğini ve ancak bu şekilde dünyada bir etki yaratabileceğini farkettiğini söylüyor. Başarılı iş kadınının hayattaki en büyük korkusu ise faydasız birşeyin parçası olmak. Belki de bu yüzden Holmes'ta Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi üniversiteyi bıraktı.

Holmes, 19 yaşında Stanford Üniversitesi Kimya Bölümünden ayrılmaya karar verdiğinde zaten zamanının büyük bir bölümünü derslere girmek yerine doktora öğrencileriyle labaratuvarda geçiriyordu. Ancak bu dönemde hayatının akışını sonsuza kadar değiştirecek bir olay yaşadı. Aile yakınlarından biri kansere yakalandı ve bu dönemde yaşanan ızdıraplı süreci çok yakından gözlemlemek zorunda kaldı. Onu en çok rahatsız eden ise hem pahalı hem de sık sık tekrar edilen kan alma prosedürüydü. İnsanı en çok etkileyen şeyin sevdiği insanı kaybetmek olduğunu söyleyen Holmes, sağlık alanında birşeyler yapma kararını bu dönemde aldı. Theranus'un kuruluş süreci de böylece başlamış oldu.

Fikrin oluşmasını takip eden günlerde labaratavurda çalışmaya bir süre daha devam etti ancak okulda kalarak bir yere varamayacağını düşündü. Neredeyse hiç zaman kaybetmeyen Holmes, birçok insanın harika fikirleri olduğunu fakat onu asıl farkının bu yola herkesden erken başlamak olduğunu belirtiyor. Böylece hocalarıyla konuşarak ayrılmak istediğini açıkladı ve eşi benzeri olmayan bir teknoloji yaratıp her ırktan ve her milletten insana yardım etmek istediğini söyledi. Bu karar hem oldukça radikal hem de riskli gibi gözükebilir fakat ailesinin eğitimi için biriktirdiği parayı bu şekilde harcamanın amaçlarına ulaşmasına veya bir fark yaratmasına yardım etmeyeceğine inanıyordu. Birçok genç gibi üniversite diplomasını güvence olarak görmeyen Holmes, “ Çıktığınız yolda ikinci bir plana ihtiyaç duyuyorsanız, yenilgiyi baştan kabul etmişsinizdir” diyor. Ailesinin onun için biriktirdiği ve üniversite hocası sayesinde bulduğu bir miktar parayı aldı ve 2003 yılında kendi şirketini kurdu.

Holmes'un 10 yıl sürecek zorlu çalışma dönemi de böylece başlamış oldu. Başarılı iş kadını bu süre boyunca tek bir gün bile tatil yapmadığını söylüyor. Ayrıca 20'li yaşları boyunca hiç randevuye çıkmadığını belirtiyor. Bütün hayatını gerçek anlamda bu işe adadığını söyleyen Holmes, çocukluğundan beri böyle olduğunu ve farklı olduğu için yanlızlığı kabullendiğini ekliyor. Holmes, “Başarı spontane patlamaların sonucunda gelen bir şey değildir. Önce kendinizi ateşe atmanız gerekir” diyor. Gözüken o ki kendi hayatı da bunun çok güzel bir örneği.

Nedir bu Theranus?

Theranus'un küçük bir bodrum katında başladığı yolculuk bütün dünyanın imrenerek baktığı bir işe dönüştü. Theranus, en tutucu ve pinti yatırımcılardan bile büyük destekler almayı başardı. Geleneksel kan alma yöntemiyle kıyaslandığında Theranus'un geliştirdiği teknoloji  hem daha az maliyetli hem de daha acısız. Birçok insanın kan alma prosedüründe kullanılan şırıngalı işlemden çekindiği için hastalığının çok geç teşhis edildiğini söyleyen Holmes, “Eğer başka bir dünyadan gelen uzaylılar olsaydık ve biraraya gelip insanlara işkence etmenin yollarını araştırsaydık, büyük ihtimal kanlarını bir şırıngayla dışarı çekip, onlara bunu izletirmek gayet güzel bir seçenek olurdu” diyor.

Theranus, parmaktan küçük bir iğnenin açtığı delikten kan alıyor ve eski yönteme kıyasla oldukça acısız. Üstelik çok daha az kanla 240'tan fazla hastalık için test yapılmasına da imkan sağlıyor. Bu da birçok hastalığın erken teşhis edilebilmesini sağlayacak gibi gözüküyor. Bunların yanı sıra Theranus geleneksel yöntemlere göre çok daha ucuz. Bu da Amerika gibi bir ülkede mali yetersizlikler yüzünden sağlık hizmetlerinden faydalanamayanlara hesaplı bir alternatif sağlıyor.  Ayrıca normal şartlarda 3 günden önce alamayacağınız test sonuçlarını 24 saat içerisinde veriyor. Sonuçların ışığında neler tüketmeniz ve nelerden uzak durmanız gerektiğini de söylüyor. Bu özellikleriyle Theranus geleneksel kan alma yöntemini sonsuza kadar değiştireceğe benziyor.

Sonuçların doğruluğu tartışılıyor

Ancak bu denli başarılı olan çoğu girişimin yaşadığı gibi Theranus'ta bazı eleştirilere maruz kalıyor. Teknoloji yakın zamanda FDA tarafından onay aldı fakat şirket kullandığı yöntemleri açıklamak istemiyor. Birçok prestijli yayın kuruluşu Edison isimli bu teknolojinin yanlış sonuçlar verdiği iddiasıyla şirketi suçladı. Bu spekülasyonların kaynağı ise Theranus'un işten çıkarılan bir çalışanı. Söylenenler ne kadar doğru veya yanlış henüz bilinmiyor. Ancak Holmes'un verileri paylaşmaması çok sert tepkilere neden oluyor.

Holmes geliştirdikleri ürünü koruyabilmek adına bu şekilde davrandığını belirtiyor fakat ürün patent haklarıyla korunduğundan bunun nedenini anlamak oldukça güç. Yine de kullandıkları verileri kamuoyuyla paylaştıkları takdirde rakip firmaların bu bilgiyle Theranus'u egale etmeye çalışacakları söylenebilir. Çünkü her ne kadar Theranus şimdiden güçlü bir şirket haline gelse de, değerleri yüz milyar dolardan başlayan Amerika'nın köklü ve devasal biyoteknoloji firmalarıyla henüz başa çıkabilecek kuvvette de değil.

Bunların yanı sıra, profesyonel sağlık çalışanları ve bilim adamları kullanılan teknolojinin yeni olmadığını da iddia ediyor.  Ancak Holmes'un da zaten böyle bir iddiası yok. Yaptığı açıklamalarda teknik açıdan devrimsel ilerleme katetmediklerini sadece otomatize biçimde daha az miktar kanla çalışılmasını sağladıklarının altını çiziyor. Bu yüzden Holmes'u bir bilim kadını değil de girişimci olarak değerlendirmek daha doğru olur.  Holmes'ta Jobs gibi, çığır açacak bir teknoloji yaratmak  için bir bilim dalında uzmanlaşmanın değil iyi bir iş modeli kurararak mevcut sistemi insanlar için daha pratik hale getirmenin yeterli olduğunu gözler önüne seriyor.