Turkishtime AR-GE 250


Deneyim ekonomisi!

Deneyim ekonomisi ilk olarak 1998’de J. Pine ve J. Gilmore tarafından ele alındığında konsept çok ilgi çekti, zira bu konsept Milenial veya Y-Jenerasyonu olarak adlandırılan gençlerin tüketim alışkanlıklarını ve oluşturdukları ekonomiyi ele alan güzel bir kavram olarak ortaya çıktı. Hatta bir çok kaynakta tarım, endüstri ve servis ekonomisinden sonraki bugünün gerçeği yeni çağ “deneyim ekonomisi” olarak adlandırılıyor.

Peki nereden çıktı bu deneyim ekonomisi? Çok kısa cümlelerle özetlemek gerekirse artık tüketicinin teknoloji ile çok kuvvetlendiği, sadece salt aldıkları ürün ve hizmetlerle yetinmediği, bunun ötesinde yaşamak/hatırlamak istedikleri deneyimi aradıkları bir döneme girdik. İş dünyası artık müşterilerine yaşatmak istedikleri deneyim ile arada duygusal bağ kurmak istiyor veya buna mecbur diyebiliriz. Bunu göremeyen ve içinde yer almayan salt ürüne ve dolayısıyla fiyata oynayan şirketlerin hayatı bu yeni dönemde kolay değil…

Bugün artık tüketiciler 10 sene öncesinden farklı olarak önlerine konan ürünlerden birini tercih ettikleri dönemi geride bıraktılar… Bugün artık tüketiciler kendilerini cezbedecek ürünü/hizmeti arıyorlar. Bugün online yaşayan ve her üç dakikada bir cep telefonlarını kontrol eden gençlerin yaşadıkları dünya çok farklı. Birçok yazar bu yeni dönemi konu ne olursa olsun para harcarken mutluluğa odaklandığınız dönem olarak niteliyor.

Müşteri eski müşteri değil

Bu konudaki en klasik örnek Starburck’s olarak bilinir ve derslerde okutulur. Starbucks’ın aslında çok daha ucuza alabileceğiniz kahve satmadığı esasında müthiş bir deneyimi yaşattığı ve bunun insanlar arasında yayılarak bugünkü marka değerine ulaştığı söylenir. Peki Deneyim Ekonomisi sadece Starbuck's örneği ile sınırlı mı?

Bugün sağlık sektöründen konuta, konuttan eğitime kadar birçok alanda deneyim ekonomisinin örneklerini bulup çıkartmak mümkün. Artık sınırları kalkan internet ile iç içe geçmiş dünyada müşteriye ulaşmak istiyorsanız mutlaka farklı bir şey önermeniz, farklılaşmanız lazım. Ve müşteriler de artık eski müşteriler değil! Her an her şeyi karşılaştırabilen ve yakalayabileceğiniz algı aralıkları 8 sn’ler mertebesinde olan birbirleriyle her an haberleşen ve birbirlerinden etkilenen bireyler. İşte her ne sektörde olursanız olun bu 8 sn’de onlara nasıl bir deneyim yaşayacaklarını anlatmanız gerekiyor. İşin sırrı bu! Yine bu noktada bu sorunu ortaya çıkartan şey yani “teknoloji” yardımımıza koşuyor. Artık müşterilerimiz ile ilgili her gün daha fazla bilgiye erişiyoruz. Bu teknoloji dünyasında “Büyük Veri” olarak adlandırılıyor. Bugün hepimiz arkamızda dijital ayak izleri bırakıyoruz, Facebook’a girerken, online gazete okurken, market raflarında ürünlere göz gezdirirken, araba kullanırken. Bu verileri toplayıp onları anlayan ve istedikleri deneyimi tasarlayan şirketler kazanacak. Diğerleri ise her dönemde olduğu gibi çağdışı kalıp yaşam mücadelesi verecekler ve tabii sonuç belli!