Turkishtime AR-GE 250


‘Eğitim ve beceriye yatırım, Türkiye’yi ileri seviyeye taşıyacaktır’

Zehra Tike

Accenture tarafından hazırlanan rapor, Avrupa’nın içinde bulunduğu krizi yönetebilmek için bir şansı olacaksa insana yatırım yapmasının önemine vurgu yaparken, insan sermayesini üretken bir şekilde kullanamayan Türkiye’nin de hedeflediği ülkelerle olan rekabetinde ve ekonomik gelişmesinin önündeki en büyük engelin insan sermayesi olduğuna dikkat çekti.

120 ülkede 246 binin üzerinde çalışanıyla hizmet veren Accenture’ın Strateji Bölümü Başkanı Mark Spelman ile, Türkiye’de özellikle telekomünikasyon, medya, teknoloji, finans, üretim, tüketim, enerji ve doğal kaynaklar sektörlerinde uzmanlığıyla öne çıkan Accenture Türkiye’nin Genel Müdürü Tolga Ulutaş, hazırlanan rapor kapsamında, gerek Avrupa, gerekse Türkiye için önemli mesajlar verdi.

Türkiye’nin 2011’deki etkili büyümesi, yatırım fırsatlarının önünü açmıştır

Türkiye’nin büyüme oranını etkileyici düzeyde bulan Mark Spelman: “Türkiye 2011 yılında yüzde 8,8 büyüyerek pek çok ülkeyi geride bırakmıştır. Hindistan (%6,8), Rusya (%4,3) ve Brezilya (%2,9) gibi ekonomilerin kaydettiğinden daha hızlı büyüyen Türkiye, BRIC ülkelerine kıyasla da (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) daha yüksek kişi başı GSYİH’ye sahiptir.” dedi. Şirketlerin büyük ülke pazarlarından faydalanma yaklaşımının da bunda etkili olduğunu ifade eden Spelman, otomotiv, tekstil, telekomünikasyon ve perakende sektörlerinde ciddi yatırımlar olduğunu da sözlerine ekledi.

Perakendecilik sektörünün çok sayıda sıfırdan yatırımı 2003 ile 2011 yılları arasında aldığına dikkat çeken Tolga Ulutaş da; ülkemizdeki şirket birleşmeleri ve satın alma aktivitelerinin artmasının altında yatan nedenleri; “Türkiye’nin, özellikle elektrik ve enerji gibi sektörlerdeki özelleştirme programlarına girmesi, şirket birleşmeleri ve satın alma aktivitelerinin artmasında büyük rol oynamıştır.” diye ifade etti.

Mark Spelman da, Türkiye’nin nitelikli işgücü piyasasının önemine değindi. Türkiye’de insan kaynaklarında eğitim ve becerilere ciddi yatırımlar yapıldığı taktirde yükselen piyasa ekonomilerini zorlayacağını ifade eden Spelman, Türkiye’nin ancak bu şekilde global rekabetini artıracağını hatırlattı. “Türkiye’nin en zayıf noktası nitelikli insan kaynağıdır” diyen Spelman, Malezya, Kore ve Brezilya’nın dahil olduğu yükselen piyasa ekonomilerinin eğitim ve becerilere ciddi yatırımlar yaptığına vurgu yaparken, Türkiye’nin iyi düzeydeki performansıyla beraber, nitelikli iş gücü piyasası oluşturmasının ve istihdam seviyelerini de nüfusa göre artırmayı başarmasının büyük öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Hazırlanan rapor kapsamında, kadınların işyerindeki etkinliğini de değerlendiren Accenture yöneticileri, global trendlerin aksine, Türkiye’de geçtiğimiz son 20 yılda kadınların işe katılım oranlarının düştüğünü açıkladı. 1988 yılında yüzde 33’lük oranın 2007 yılında yüzde 23’e kadar düştüğünün hatırlatan Tolga Ulutaş, kadın istihdamı için en büyük sektörün ekonomide küçülen yerine rağmen halen tarım olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin gelecek vizyonu için temel eğitim büyük önem taşıyor

Ülkemizde birçok seviyede sistemle ilgili eğitim sorunlarının olduğunu da hatırlatan Ulutaş, temel eğitime ilişkin rapor sonuçlarını aktardı. “Türkiye herkes için zorunlu olan sekiz yıllık ilkokul eğitimini tüm çocukların almasını sağlamak konusunda zorluklarla karlaşmaktadır. İlköğretime katılım yüzde 98,6’dır ancak öğrencilerin yüzde 10’undan fazlası ya okulu bırakmakta ya da devamsızlıkta bulunmaktadır. Ortaöğretime katılım ise yüzde 67 ve bu oran bazı alanlarda yüzde 27’lere düşmektedir.” diyen Ulutaş, şu anda devletin eğitim harcamalarının GSYİH’nin yüzde 2,5’ini oluşturduğunu, EU27 ortalamasının ise GSYİH’nin yüzde 5,07’si olduğunu da sözlerine ekledi.

 Eğitim ve becerilerin geliştirilmesi ve yükseltilmesiyle Türkiye’nin global rekabet gücü artacaktır

Spelman, Türk özel sektörünün en büyük ayağını oluşturan KOBİ’lerde istenen ancak nadir olarak uygulanan eğitim ve beceri geliştirme konusuna da değindi. Ulutaş ayrıca, OECD tarafından yapılan bir araştırmada becerilerinin güncelleştirilmesi gerektiğini düşünen yüzde 48’lik bir oranın sadece yüzde 28’inin, geçen 12 ay boyunca bir eğitim faaliyetinde bulunduğunu ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi. Ülkemizde girişimciliğin de yükselen bir değer olduğuna vurgu yapan Spelman, “Girişmcilik oranlarında mevcut büyümesine rağmen Türkiye nitelikli eleman eksikliği problemiyle karşı karşıya. Buradaki en büyük engel ise yine; mesleki eğitim ve üniversitelerin gerekli becerilere sahip mezunlar sağlamamasıdır” dedi.