Turkishtime AR-GE 250


Gözden düşen piyasalara Asya da eklendi

Premier müşterilerine birikim yönetimindeki uzmanlığıyla hizmet sunan HSBC Türkiye, bu kapsamda hayata geçirdiği ‘HSBC Premier Ekonomi Sohbetleri’ etkinliğini bu yıl ikinci kez İstanbul’da gerçekleştirdi. Premier müşterilerine özel düzenlenen seminerde, HSBC Türkiye Portföy Yönetimi Genel Müdürü Namık Aksel, HSBC Türkiye Hazine Direktörü Fatih Keresteci ve HSBC Portföy Yönetimi Stratejisti İbrahim Aksoy ekonominin gündemi ve finansal piyasalara ilgili değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.

Çin'in büyüme beklentilerinin aşağı çekilmesi ile uzun süredir gözden düşmüş olan gelişmekte olan ülke piyasalarına Asya’nın da eklendiğine değinen HSBC Türkiye Portföy Yönetimi Genel Müdürü Namık Aksel, konuşmasında şunları dile getirdi: "Gelişmiş piyasalarda faiz hadlerinin hala aşırı düşük olması ve hisse senedi piyasalarının belli bir prime ulaşması sonucunda, altın ve emtia piyasalarındaki olumsuz görünümü de dikkate aldığımızda artık dünyada güvenli ve cazip denilebilecek varlık sınıfı bulmanın zor olduğu bir döneme girdik. Türk varlıkları da yıl başından bu yana en ucuz fiyatlara gerilemiş durumda. Türk Lirası TCMB'nin yayınladığı "Reel Efektif Döviz Kuru" endeksine göre 2003'ten bu yana en düşük, yani aşırı satım seviyesinde. Siyasi belirsizlik, tırmanan terör olayları ve bunların yansıması olarak Türkiye'nin makro ekonomik görünümündeki kötüleşme, yabancıların Türkiye'ye olan ilgilerinin iyice azalmasına neden oldu. Terör gerginliğinin azalması ve kalıcı bir hükümetin kurulacağı olasılığının artması halinde Türkiye piyasalarında önemli bir oranda düzeltme olabileceğini düşünüyoruz. Ancak gelinen noktada risk primi yükselmeye devam ettiği, seçimler ve sonrasında belirsizlik devam ettiği için yatırımcıların hala temkinli olduğunu ve kısa vadeli TL faiz enstrümanları ile döviz mevduatlarının tercih edildiğini gözlemliyoruz."

“Çin'deki mevcut durumdan olumlu etkilenmek de mümkün”

Çin ekonomisinde yaşanan gelişmelerin şu an dünya risk skalasında ilk sırada yer aldığını belirten HSBC Türkiye Hazine Direktörü Fatih Keresteci “Bu risklerin dünyanın geri kalanına etkisi birbiri ile ilişkili iki kanal üzerinden oluyor: a) Çin ekonomisindeki yavaşlama nedeniyle azalan emtia talebinin neden olduğu emtia fiyat düşüşü, emtia üreticisi ülkeleri (Avustralya, Rusya, Brezilya, Kanada...) derinden etkiliyor; b) Çin ekonomisi ile ticaret bağımlılığı yüksek olan ülkeler (başta Doğu Asya ülkeleri olmak üzere), Çin ekonomisindeki yavaşlamadan derinden etkileniyor. Türkiye ekonomisi, her iki kategoriye de girmiyor. Aksine, emtia ithalatçısı bir ülke olup Çin'e karşı ciddi bir dış ticaret açığı veriyoruz. Bu nedenle, Çin'deki mevcut sorunlu ortamdan en olumlu etkilenebilecek birkaç ekonomiden birisiyiz. Ancak, reel hayatta tam tersi yönde bir yansıma görüyoruz. Bunun nedeni de siyasal belirsizlikler... Türkiye'nin acil bir şekilde siyasal belirsizliklerini aşıp, güveni yeniden tesis edip ekonomiye odaklanması durumunda dış konjonktür aleyhimize hareket etmediğinden ötürü olumlu dahi ayrışabiliriz. Ancak, güven ve istikrarın olmadığı her gün bunun yeniden tesis edilme olasılığını da zayıflatıyor” değerlendirmesini yaptı.

FED'in faiz artırımlarına başlayabilmesi için para politikası hedeflerine ulaşması ya da ulaşacağına yönelik güçlü sinyaller vermesi gerektiğine işaret eden Keresteci sözlerini şöyle sürdürdü: “FED'in bu çerçeveden bakıldığında temel manada iki hedefi bulunuyor: istihdamı artırmak ve fiyat istikrarını sağlamak. Soyut olarak görünen bu hedefleri somutlaştırabilmek adına son yıllarda rakamsal önergeler konuldu. Gelinen nokta itibariyle, işsizlik oranı uzun vadeli hedefin orta noktasına gelmiş durumda. Enflasyon cephesinde ise hedeflerin altında kalınmasına karşın %2'lik hedefe yaklaşma yolunda güçlü ve inandırıcı sinyaller geldiği bizzat FED Başkan Yardımcısı Fischer tarafından yakın bir geçmişte dile getirildi. Bu arada, dikkat çekmekte yarar var ki, FED'in mevcut para politikası duruşu, hedeflerine göre oldukça gevşek. Yani, mevcut %5,1'lik işsizlik oranının karşılığı tabii ki sıfır faiz değil. Bu nedenle, FED'in rakamsal hedeflerine ulaşması faiz artırması için değil, para politikasını normalleştirmesi için bir gerekçe teşkil ediyor. Sadece bu değişkenlere baktığımızda, FED'in faiz artırımlarına çoktan başlamış olması gerekiyordu. Pekiyi, FED'i bundan ne alıkoydu: Finansal İstikrar. FED, faiz artırımlarının küresel risk iştahını olumsuz etkileyip borsalarda çöküşe neden olmasından, bunun da ABD'deki toparlanmayı sekteye uğratmasından endişe ediyor.”

“Belirsizlikler büyüme oranını etkiliyor”

HSBC Portföy Yönetimi Stratejisti İbrahim Aksoy da şunları söyledi: “Lirada görülen değer kaybı enflasyon görünümünü, ihracat performansındaki daralma cari denge gerçekleşmelerini bozarken belirsizlikler büyüme oranının % 4 civarındaki potansiyel büyümeye yaklaşmasını engelliyor. Piyasalarda Merkez Bankası'nın adım atıp atmayacağı kaygısı da lira ve lira cinsi varlıkları negatif etkilerken, lira reel ve nominal olarak aşırı satış bölgesinde. Liradaki değer kaybı tahvil ve hisse senedi piyasasını da olumsuz etkiliyor. Türkiye piyasalarını son günlerde temel olarak politik belirsizlikler, Fed’e dair beklentiler ve küresel piyasalarda Çin kaynaklı türbülans etkiliyor. Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilere yönelik kaygılar, Çin’in yuanı devalüe etmesi, Avrupa Merkez Bankası’nın her bir tahvilde alım yapabileceği yüzdeyi artırarak kur savaşına katılması sonrası Fed’in 16-17 Eylül toplantısında faiz artışına başlama ihtimali oldukça zayıflamış görünüyor. Türkiye piyasalarının gelişmekte olan piyasa ortalamasından negatif ayrışmasına neden olan politik belirsizliklerin azalması gelinen düşük fiyat seviyeleri açısından lira ve lira cinsi varlıkların ön plana çıkmasını sağlayabilir.”

Daha önce Bursa, Isparta, Antalya, Ankara, Eskişehir, İstanbul ve İzmir’de düzenlenen seminerler ile HSBC Premier müşterilerinin, birikim yönetimi konusunda farkındalıklarını artırarak bireysel ekonomilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Seminerler kapsamında katılımcılara Türkiye’de ve küresel piyasalarda yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmeler de aktarılıyor.