Turkishtime AR-GE 250


Güzel Günler Göreceğiz

Güzel günler göreceğiz
Barış Soydan

Küresel krizin etkileri nedeniyle dünyada olduğu gibi Türkiye’de tedirgin bir hava hâkim.  Çoğunluk 2012’nin zorlu bir yıl olacağı konusunda hemfikir. Ama yeni yıla iyimser başlayanlar da var. Bunlardan biri de leasing sektörü. Yılın son günlerinde gelen KDV indirimi sektöre adeta ilaç gibi geldi ve eski görkemli günlerin yeniden yakalanacağına, hatta daha da iyisinin gerçekleşeceğine ilişkin umutlar canlanmış oldu.

2005–2006 yıllarında özellikle inşaat sektöründe gerçekleşen hızlı büyüme leasing sektöründeki gelişmenin en önemli nedeniydi. Öyle ki, 2007’de sektör tarihi doruğuna ulaşmış, yılı 8,2 milyar dolar iş hacmi ile tamamlamıştı. Fakat hükümetin daha önce yüzde 1 olan leasing KDV’sini 2008’in Ocak ayında yüzde 18’e çıkarmasıyla, leasing sektörü için zorlu bir dönem başladı. Yaygın kanıya göre, sektör tepetaklak olacak, bir çıkmaza doğru sürüklenecekti. Sahiden de hem KDV oranın yükseltilmesi hem de ekonomik kriz sektöre büyük darbe vurdu. Sektördeki işlem hacmi yüzde 70 azaldı 5,3 milyar dolara indi. 2008 yılının sonunda ‘ateş çemberinde’ olduğu söylenen sektör, 2009’un sonuna gelindiğinde, küresel krizin de etkisiyle yüzde 85 müşteri kaybetmiş, 2,2 milyar dolarlık işlem hacmine gerilemişti.

Ancak, 2010’un son çeyreğiyle birlikte toparlanma başladı. Sektörün 2010’un ilk 9 ayındaki işlem hacmi 2.184.291 dolar idi. Oysa 2011 yılının ilk 9 ayındaki işlem hacmi 3.671.898 bin dolar olarak gerçekleşti. Sektördeki işlemlerin yaklaşık yüzde 75’i makine teçhizat, yüzde 9’u ulaşım araçları, yüzde 14’ü gayrimenkul işlemlerinden oluştu. 2010 yılını 3,2 milyar dolarlık işlem hacmiyle kapatarak yüzde 45 büyüme sağlayan leasing sektörü, yıl içinde 4,5 milyar olarak ifade edilen beklentileri de aşarak, yılı 4,6 milyar dolar ile sonlandırdı.

Sektör 2012’den umutlu

Nihayet sektörün üç yıllık sancılı bekleyişini noktalayacak olan müjdeli haber 2011’in son günlerinde geldi: Resmi Gazete'nin 27.12.2011 tarihli sayısında yayınlanan bir kararla yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflerin, belge kapsamındaki makine ve teçhizatın, finansal kiralama şirketleri tarafından kiralanmasında uygulanacak KDV oranı yüzde 1’e indirildi. Makine ve ekipmanların leasing dışındaki normal alımlarında KDV oranı, ekipmana göre yüzde 8 veya yüzde 18 olarak kaldı. Ayrıca, leasing'e konu olan bütün mal ve ekipmanlar, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yüzde 0 KDV ile satın alınırken, leasing kira KDV'leri yüzde1'e indirildi. Böylece, indirim sonrası birçok makine ve ekipmanın alımında yüzde 17'ye varan maliyet tasarrufu sağlanmış olacak.

Şu halde, sektörün büyüme trendine KDV indiriminin yapacağı doping etkisi eklenince, ancak 2014’te ulaşılması planlanan 10 milyar dolarlık işlem hacmine, dünyayı kuşatan ekonomik krizin olumsuz etkilerine rağmen, beklenenden daha önce bile ulaşması mümkün olabilir. Öte yandan, sektörün 2007’de 8,2 milyon dolarlık işlem hacmine ulaştığını belirtmek gerekiyor.

Leasing işlemlerinin yüzde 90’dan fazlasının KOBİ’lerden geldiği göz önüne alınırsa, KDV indirimine ilişkin düzenlemenin, sektörün iş hacmini büyütmenin yanı sıra, KOBİ'lere uzun vadeli makine yatırımlarının yolunu yeniden açacağı aşikâr. Sektörde kullanılmakta olan yerli ve ithal makinelerin yarıdan fazlasının leasing yöntemiyle satın alındığı bir gerçek. Bu nedenle, yeni düzenlemenin özellikle makine yatırımı yapacak, sermaye birikimi olmayan şirketler için kritik öneme sahip olduğunu söylemek mümkün.

Leasing sektörünün uzun süredir en önemli talebi KDV indirimine gidilmesiydi. Bu talebin giderilmesiyle, sektörün büyümesinin önündeki iki büyük maddi ve psikolojik engelden biri kalkmış oluyor. Söz konusu vergi düzenlemesinin istihdamı ve üretimi artıracağına, dolayısıyla cari açığın hafiflemesine yardımcı olacağına dair yaygın kanı da zaten bunu gösteriyor. Öte yandan, ikinci büyük sorun olan küresel krize ilişkin endişeler de devam ediyor. Ancak, sektörün 2011’i 4,6 milyar dolarlık işlem hacmiyle kapatmayı öngörmesi, dahası, yılsonu rakamları henüz netleşmese de, bu düzeyin yakalandığına ilişkin iyimser bakış açısı gösteriyor ki küresel kriz korkusu da sektörün büyümesine engel olamayacak.

Yeni yasal düzenleme gerekiyor

Sektörün gelişmesi ve KOBİ’lerin gelişmesine yardımcı olacak şekilde düzenlenebilmesi için TBMM’de beklemekteyken seçimler nedeniyle geçersiz hale gelmiş olan “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Tasarısı”nın en kısa zamanda yenilenip yasalaşması gerekiyor. Tasarı yasalaşırsa, finansal kiralama mevzuatı ABD ve AB ülkeleriyle uyumlu hale gelecek ve halen yürürlükte olan yasa uyarınca yapılamayan pek çok işlem yapılabilecek; ayrıca sektörün hizmet ve ürün yelpazesi de genişleyecek. Yeni yasanın çıkması durumunda leasing şirketleri halen yapamadıkları şu işlemleri yapabilecek:

Finansal kiralama şirketleri, operasyonel leasing, yani faaliyet kiralaması yapabilecek. Böylelikle, işletmelerin kısa vadeli makine ve ekipman ihtiyaçlarına finansman sağlanmış olacak. Bu sisteme göre, sözleşme süresinin bitiminde genellikle mal kiracıya devredilmeyip, finansal kiralama şirketi söz konusu malı geri alıyor. Elbette kiracının sözleşmenin bitiminde süreyi uzatma veya malı satın alma hakkı da bulunuyor. Ancak, bu koşullarda, söz konusu malın satın alım bedeli ya sözleşmede daha önce belirlenmiş bir tutar veya piyasadaki bir ikinci el malın bir alt ve üst limitle sınırlandırılmış tutarı biçiminde olabiliyor. Ayrıca sözleşme, belirli bir süreyi kapsadığı halde, önceden belirtilen süreler içinde ihbar yapılması koşuluyla feshedilebiliyor.

Satış-geri kiralama işlemleri yapabilecekler ve bu sayede işletme sermayesi açığı olan şirketler aktiflerindeki bina ve makineleri finansal kiralama şirketlerine satarak bilânçolarını likit hale getirebilecekler. Ortaya çıkan fonu, yatırımlarında kullanabilecek, geri ödemeleri uzun vadeye yayılmış finansal kira bedelleri biçiminde yapabilecekler.

Bilgisayar programlarının çoğaltılmış nüshaları leasing’e konu edilebilecek. Dolayısıyla, özellikle tasarım işleriyle uğraşan işletmeler kullandıkları yüksek maliyetli paket programları esnek ve uzun vadeli kredi koşullarıyla edinebilecekler.

Bütünleyici parça ve ayrıntı (eklenti) niteliğindeki mallar, asli niteliklerini korumaları koşuluyla, leasing’e konu edilebilecek. Böylelikle, asli niteliğini koruyan her mal, finansal kiralamaya konu edilebilecek ve işletmelere küçük paketler halinde yaygın şekilde finansman sağlanabilecek.

2012 yılında sektörün, operasyonel kiralamada, araç kiralama şirketlerinin yaptığı işlemlerin ötesine geçmesi, bu işlemleri makine kiralama için de gerçekleştirmesi gerekiyor. Finansal kiralama şirketlerinin operasyonel kiralama işlemlerini gerçekleştirebilmelerinin önünü açmak 2012’de önceliklerden biri olmak durumunda. Bunun için de, Meclis’te bekleyen yasanın ivedilikte çıkarılması gerekiyor.

Hâlihazırda bürokratik engeller ve ortaya çıkan pek çok masraf, KOBİ’leri çaresiz bırakıyor ve belli bir meblağın altındaki küçük işlemlerin leasing konusu edilmesini olanaksızlaştırıyor. 2012’de öncelik verilmesi gereken konulardan biri de bu olacak.

Tarım sektörü Türkiye için çok önemli. Bu nedenle, tarım ve leasing sektörleri asındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerekliliği geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da önemini korumaya devam ediyor. Her ne kadar tarımın leasing sektöründeki payı son yıllarda giderek artıyorsa da, leasing avantajlarının daha iyi anlatılması ve bu alana ait işlem hacminin büyütülmesi gerekiyor. Elbette aynı yaklaşım hayvancılık sektörü için de geçerli olmak durumunda.

Rüzgar enerjisi ile ilgili girişimleri bu yıl da destekleyeceği için, leasing’le finanse edilmeye bir hayli uygun olan rüzgar enerjisi yatırımlarının sektöre bir canlılık getirmesi bekleniyor.

Türkiye leasing’de dünyanın neresinde?

Bugün ABD’de makine ekipman yatırımlarının yaklaşık yüzde 30’u, Avrupa’da ise yüzde 20’si leasing yolu ile finanse ediliyor. Gelişkin ülkelerde toplam yatırımlar içinde leasing’in payı yüzde 10–20 arasında. Bu pay Amerika'da yüzde 16, Kanada'da yüzde 19, Almanya'da yüzde 16, İngiltere'deyse yüzde 20 düzeyinde. Operasyonel kiralama dâhil olmak üzere dünyada leasing işlem hacmi 2007 yılında 760 milyar dolar iken 2008 yılında 644 milyar, 2009 yılında 557 milyar dolar oldu. Türkiye 2007’de 20’nci sıradayken, 2008 yılında 28, 2009’da ise 31’inci sıraya indi. Ancak, sektör 2010 ile birlikte yeniden yükseliş trendine girdiği ve KDV indirimiyle hayli olumlu bir hava yakaladığı için Türkiye’nin sıralamada yeniden yükseleceğine kuşku yok.

TÜRKİYE’DE LEASING’İN KISA TARİHÇESİ

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra belirginlik kazanmaya başlayan leasing alanında ilk modern şirket 1952' yılında ABD'de kuruldu. Türkiye ise leasing’in yasal altyapısını 1983 yılında oluşturdu ve ilk leasing şirketi 1986’de kuruldu. Leasing, daha çok bankalardan kredi almakta zorlanan, kurumsallaşamamış küçük ve orta boy işletmeler için kritik bir öneme sahip oldu. Finans şirketinden çok, finans hizmeti alan ve çoğunluğu KOBİ niteliğindeki firmaları teşvik etmeyi amaçlayan sistemde KDV oranı başlangıçta yüzde 1 olarak uygulanıyordu. Sektör, 2005, 2006, 2007 yıllarında altın dönemini yaşadı. Ancak, 1 Ocak 2008'den itibaren leasingdeki KDV oranı yüzde 18'e çıkarılınca işlem hacmi hızla düşmeye başladı. 2011’in son günlerinde yapılan düzenlemeyle KDV oranı yeniden yüzde 1’e indirildi.

LEASING’İN AVANTAJLARI NELER?

  • Yatırımların orta vadeli finansmanında yaygın olarak kullanılan leasing sayesinde kiralama süresi ve kira ödemeleri değişmediği için enflasyona karşı bir kalkan işlevi görür ve bir güven ortamı oluşturur.
  • Leasingle projelerin tamamını finanse edilebildiği için özkaynaklara dokunmamak mümkündür. Bu da, kredi hacminin daralmasını engeller.
  • Ödenen kira tutarlarının faizle ilgili bölümü kiracı tarafından ait oldukları döneme gider olarak yazılır.
  • Kiralanan malı dönem sonunda sembolik bir bedelle satın almak mümkündür. Bu işlemle ilgili bütün masraflar kredi tutarına eklenebilir, bu yolla yüzde 100 finansman sağlanabilir.
  • Normalde yüzde 18 olan KDV oranı, leasing yoluyla kiralanan yatırım mallarında yüzde 1'e, ticari araç alımlarında yüzde 8'e düşer. Böylece yatırım maliyeti de düşer.
  • Teşvikli yatırımlardan leasing şirketini yararlandırmak,  dolayısıyla teşviki kullanmak mümkündür.
  • İşlemlerle ilgili operasyonun tamamı leasing firmasınca gerçekleştirildiği için firmaların ayrıca takip etmesi gerekmez.

EKONOMİYE KATKISI

  • Bankalardan istediği krediyi bulmakta zorlanan küçük ve orta ölçekli işletmeler için önemli bir finansman kaynağı olduğu için, KOBİ’lerin ülke içi ve ülke dışı piyasalarda rekabet gücünü artırır.
  • Dış borçlanmaya gerek kalmaksızın finansman sağlanmış olur.
  • Ülkesel ve bölgesel riskler nedeniyle gelemeyen yabancı sermayenin bu yolla ülkeye gelmesi sağlar.