Turkishtime AR-GE 250


İhracat modeli nasıl değişti?

Elif Akın

2013 biterken tekstil ve hazır giyim sektöründe olumlu değişimler söz konusu. Avrupa'daki ekonomik kriz, Çin'e yüksek miktarlarda sipariş vererek büyük meblağlı akreditiflere imza atmak istemeyen batılı markaların yönünü yeniden Türkiye'ye çevirdi. Nakit sıkıntısı nedeniyle büyük alım yapamayan şirketler, malları sattıkça, son dakikada moda mal almaya başladılar. 2009'da Türkiye'deki alım ofislerini kapatan ya da ciddi anlamda küçülten uluslararası markalar alım için Türkiye'ye geliyorlar. Marks&Spencer, Gant, Varner, H&M, Zara gibi zincirler Türkiye'den yaptıkları alımları yüzde 20'lere varan oranlarda artırdılar. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin, Zara'nın tek başına yılda 1 milyar dolar, Li Fung'un da 600 milyon dolarlık mal aldığını, Türkiye'de ofisi olan 12 büyük markanın toplam alımının ise 5 milyar doları bulacağını ifade ediyor. “AB çevresinde bize rakip olabilecek hiçbir ülke yok” diyen Negrin, alımların daha da artacağını söylüyor. Siparişlerin Türkiye'ye kaymasında en büyük etken Uzakdoğu'da fiyatlar artarken, kalitenin aynı oranda artmaması. Kaliteli ürünü hızlı şekilde teslim etmek, Türkiye'ye rekabette büyük avantaj sağlıyor. Bu sayede Türkiye'nin Uzakdoğu'dan bir pay aldığı gerçek. Ancak bu pay, siparişlerde agresif bir adet artışından değil, fiyat artımı ve dolarda değişen dengelerden kaynaklanıyor. Geçen yıl 16,5 milyar dolar olan ihracat bu yıl yüzde 8 arttı. Bunun yüzde 6-7'si tamamen fiyat artırma yoluyla elde edildi.

2009'un etkileri siliniyor
İstanbul Hazır giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “AB'deki büyük alıcılar Çin'e büyük miktarlarda sipariş vermek istemiyorlar. Bu sayede 2009'da kaybettiğimiz müşterileri geri almaya başladık" diyor. 2012'de alımlarını yüzde 13 artıran Marks&Spencer geçen yıl Türkiye'den aldığı mal çeşidini artırdı. Daha önce Çin'den aldıkları mayo, çanta gibi ürünleri de bu yıl Türkiye'deki şirketlere sipariş verdiler. Önümüzdeki yıl Türkiye'den yaptıkları alımı yüzde 10 artırmayı planlıyorlar. Galatea da 2013'te ihracatını yüzde 20 artıran şirketlerden. Norveç menşeli Varner da alım hacmini yüzde 15 artırdı. Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk, Avrupa siparişlerinin yeniden Türkiye'ye dönüyor olmasının ardındaki sebebi, "Uzakdoğu'da fiyatlar arttı ancak kalite aynı oranda artmadı” sözleri ile açıklıyor. Coğrafi yakınlığın bu noktada Türkiye açısından büyük avantaj olduğunu belirten Öztürk, “Dünyanın tekstilde en önemli konfeksiyon altyapısına sahip birkaç ülkesinden biriyiz. Diğer dev üreticilerin de Türkiye'den alımı hızlandıracağını bekliyoruz" diyor.

İhracatta hedef yüzde 50
Tekstil ve hazır giyim sektörü GSYİH’nin yüzde 10’luk kısmını sağlıyor. Bugün Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü büyük oranda ihracat odaklı bir sektör. Mevcut kapasiteler yurtiçi talepten oldukça fazla. Yaklaşık 30 milyar dolarlık üretim değerinin 20 milyar dolarlık bölümü ihraç ediliyor. Türkiye hazır giyim sektörü dünyanın 6. büyük hazır giyim ihracatçısı konumunda. 2013'te gerçekleşen 17 milyar dolarlık ihracatın yüzde 8'i AB ülkelerine yapıldı. Sektörel ihracatın en büyük pazarı konumundaki AB ülkelerine ihracatın artması, diğer ülke gruplarındaki artışların da katkısı ile Türkiye tekstil ihracatının yüzde 8 artması sağlandı. Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatı 2009'da yüzde 36'ya düşerken şimdi yüzde 40'ları geçti. Henüz eski yüzde 50'lere ulaşılmamız olsa da konfeksiyon sektöründeki talepler arttı. “Yüzde 50'lere ulaşmak krizin tüm etkilerinin ortadan kalkması ile mümkün olacak” diyen Pergamon-Status Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jak Eskinazi, “Şu andaki tablo da tatmin edici ama niye daha fazlası olmasın. Gidişat iyi görünüyor. Krizin etkilerinin azalacağını düşünüyoruz. Buna bağlı olarak siparişler daha da artacak. Avrupa ile birlikte Uzakdoğu'da da büyük değişiklikler oldu. Çin'de ücret artışı, diğer ülkelerde özellikle Kuzey Afrika'daki siyasi hareketlilik Türkiye'nin payını artırdı. Türkiye bu konuda avantajını kullanıyor” diyor.

Örme grubu ilk sırada, denim atakta
Siparişlerin dağılımına baktığımızda yüzde 60 örme grubu, yüzde 25 denim, geri kalan yüzde 15 ise diğer tekstil gruplarına ait. APS Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Osman Benzeş, Türkiye'nin denim ihracatında son yıllarda ciddi bir atak yaptığı görüşünde. Şöyle ki: “Türkiye hem denim kumaş sektöründe hem de denim hazır giyim sektöründe dünyadaki en başarılı ülkelerden biri. Denim kumaş ihracatında dünya ikincisi olan Türkiye'nin dünya pazar payı yüzde 9, denim hazır giyim ihracatında dünya yedincisi olan Türkiye'nin pazar payı ise yüzde 5.” Dokuma alanında Türkiye’deki toplam kurulu dokuma kapasitesinin 1,3 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Örme ürünlerde ise 2,3 milyon tonluk bir kapasite söz konusu. Ancak burada önemli bir sıkıntı var. Örme tekstil ağırlıkla pamuk olduğu için Türkiye'nin dışa bağımlılığı devam ediyor. Türkiye dünyanın 8'inci büyük pamuk üreticisi olmasına karşın, yerli üretim iç talebi karşılayamıyor. Pamuk ithalatı da buna bağlı olarak artıyor. Bununla ilgili bazı tedbirlerin alınması gerekiyor. Pamuk üreten ülkelerin verdiği teşviklerin Türkiye'de de verilmesi ve pamuk üretiminin artırılması şart.

Üretim mi, mağazacılık mı?
Aslında her ikisi de. İlk bakışta mağazacılık daha kârlı bir iş gibi görünüyor olsa da Türkiye dünyanın önemli markalarına 17 milyar dolarlık ihracat yapıyor. Bu malı Avrupa çerçevesinde Türkiye gibi iplikten başlayıp, son ürün haline getiren ve 2 milyon kişi çalıştıran başka bir ülke yok. Dolayısıyla Türkiye'nin üretimi bırakması ya da bu işe devam etmemesi doğru olmaz. TGSD Başkanı Cem Negrin, “Son 4-5 ay öncesine kadar yerimizde sayıyorduk. Sektör çok şikayetçiydi. Bu artan dövizle birlikte işlerimiz yoluna girmeye başladı. 2014-2015 yıllarında ABD'nin parayı geri çekme politikası nedeniyle Türkiye'de dövizin değerinin düşeceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla Türkiye'de ihracata daha fazla değer verileceğini düşünüyorum” diyor.

 

 

 

KUTU

 

UZAKDOĞU'YA GÖRE TÜRKİYE'NİN AVANTAJI

Daha iyi koleksiyon
Türkiye'deki üreticiler daha fazla ve daha iyi koleksiyon yapmaya başladılar. Ve her zaman Türkiye'nin prensibi olan hızlı ve kaliteli ürün yaparak bunu daha pahalıya satıyorlar.

Daha pahalı ürün
Adet olarak pek bir şey değişmese de fiyat artırma yoluyla Türkiye payını artırdı. Bu yıl ihracat yüzde 8 arttı. Bunun yüzde 6-7'si tamamen fiyat artırmakla oldu. Artık daha pahalıya mal satıyoruz.

Uygun zamanlama
Türkiye koleksiyon hazırlama konusunda daha başarılı. Uzakdoğu'dan siparişler 4-6 ay zamanlama ile verilirken, bu süre Türkiye'de sadece 4-6 hafta sürüyor.

Hızlı teslimat
Türkiye coğrafi avantajını kullanıyor. Türkiye'den Avrupa'ya kamyonlar sadece dört günde ulaşıyor. Uzakdoğu'da ise teslimat çok daha uzun sürüyor.

Altyapı yatırımları
Bugün tekstil sektöründe bütün yatırımlarda Ar-Ge hazırlıkları, altyapı değişikleri yapılıyor. Yatırımlarda yenilenmeler var. Diğer ülkelere bakıldığında bunlar yapılmadığı için onlarda artış daha düşük, Türkiye'de daha fazla.