Turkishtime AR-GE 250


“Kötümser Olunmamalı”

Nida Bektaş: "Kötümser Olunmamalı"
Barış Soydan

Yapı KrediFaktoring, 2001’den beri sektörüne liderlik eden bir kuruluş. Bu nedenle şirket, kendisine esas olarak sektörü büyütme ve sektörün müşteri tabanını genişletme misyonunu seçmiş. 1990’dan bu yana dünyada faktoring sektörü ortalama yüzde 12 büyürken, Türkiye’de ortalama yüzde 32 büyümesinde onun katkısı önemli. Yaklaşık 20 yıldır bankacılık sektöründe olanYapı KrediFaktoring Genel Müdiresi Nida Bektaş, faktoringden başlayarak genel olarak finans sektörünün krizdeki pozisyonunu değerlendirirken önemli tespitlerde bulundu.

TURKISHTIME: Şu anda krizde hangi noktadayız?

NİDA BEKTAŞ: Krizdeyiz, sıkışık bir dönemdeyiz, yaklaşımını ben pek sevmiyorum. Evet, belirsizlik var, ama baktığınız zaman Türkiye göreceli olarak pozitif bir ivmede. En zor dönemin 2012’in ilk altı ayı olacağını, bu dönemi doğru hareketlerle atlatırsak Türkiye’nin büyüme ivmesinin 2012’nin ikinci yarısında ön plana çıkacağı görüşündeyim.

Finans sektöründe likidite sorunu yaşanması ihtimaliyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Kriz dönemlerinde likidite son derece önemli olur. Avrupa’da yaşanabilecek bir küçülmenin Türkiye’ye mutlaka etkisi olacaktır. Önemli olan ideal yapıda küçülen bir ekonomi olmayı başarmak. Yani eğer Türkiye, 2010’da yüzde 9’larda büyüdüyse ve 2012’de de yüzde 4,5-5’lerde bir büyüme gerçekleşecekse doğal olarak bu bir küçülme olacaktır. Ama bu paralelde de finansman ihtiyacı azalacaktır. Önemli olan finansman kaynağı ve likiditeyi doğru yönetmek. Tasarrufa teşvik edici önlemlerin bir takım olumlu katkısı olabilir. Hem ekonominin küçülmemesini, hem cari açığın kapanmasını, hem de ekonomideki büyümenin yavaş olmasını bekliyorsunuz. Bu son derece hassas bir denge. Çünkü talebi yaratabilmek için bir finansmanın da olması lazım. Türkiye’nin dinamikleri içinde enerjide dışa bağlı olması sebebiyle cari açığın belli bir oranda olması da kaçınılmaz. Sağlam finans ve bankacılık sektörleriyle önümüzdeki günlerde bununla baş edilebilecek yapı var. Çok felaket tellallığı yapmamak gerekiyor bence.

Sektörünüz açısından 2012 nasıl olacak?

2012’nin en önemli zorluğu belirsizlik. Faktoring sektörü açısından bakıldığında ben yüzde 15, 20’ler düzeyinde bir büyümenin olacağını öngörüyorum. İlk altı ayı gördükten sonra yılın nasıl kapanacağını tahmin etmek daha kolay. Büyümeden ziyade belki şirketlerin kendi yapıları içinde karlılığa dikkat etmeleri, verimliliği ön plana çıkarmalarının önem kazanacağı bir sene olacak.

Türkiye finans sektörü için bir risk varsa, sizce bu nerede?

Sürdürülebilirlik önemli bir konu. Nakit akışınızı doğru yönetebilirseniz sürdürülebilirliğiniz devam eder. Bu haneler için de geçerli, şirketler için de. 2012 bu nakit akışlarını ve likiditeyi doğru yönetmemiz ve sürdürülebilirliğimizi bu doğrultuda ön plana çıkarmamız gereken bir sene. O yüzden ben açıkçası en önemli riskin sürdürülebilirlik olduğunu söyleyebilirim.

Dünyada krizin nasıl yönetildiğini düşünüyorsunuz?

Amerika kendi yapısı içinde bir takım kararları daha hızlı alabildi. Avrupa’da ise aynı para biriminde birçok ekonominin iç içe geçtiği bir yapı var. Bu yüzden Avrupa, Amerika kadar hızlı reaksiyon gösteremedi. Diğer yandan Amerika biraz daha tüketim ekonomisi. Avrupa daha muhafazakar. Bu yüzden de Amerika’da aksiyonlar daha hızlı olabiliyor. Avrupa ülkelerinin birlikte hareket edip etmeyeceklerini öngörmek zor.

Birliğin dağılması gibi olumsuz bir gelişme yaşanabileceğini düşünüyor musunuz?

Bundan herkesin hasar göreceğini düşünüyorum. Bir ülkeyi çıkarmak pek mümkün görünmüyor. Birlik kurulurken “Bundan nasıl çıkılır” sorusu düşünülmemiş. ‘Kazan/Kazan’ olmasını sağlayabilmeleri için birlik içinde kalmaları gerekiyor.

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devinim son derece normal bir şey. Değişen dünyaya ayak uydurmak, değişim doğrultusunda doğru konumlanmak kişi olarak da kurum olarak da önemli. Onun için ben açıkçası “Eskiden şöyleydi. Neden öyle yapmıyoruz?” diye düşünmüyorum. Biraz önümüze bakıyor olmamız lazım. Ayaklarımızı sağlam yere basmamız lazım.

Kapitalizmin sorgulanır hale gelmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Sistemler yeni sistemleri geliştirir. Hepimizin hedefi daha sağlıklı, adil bir yönetim modeli. Kapitalizmin tamamen ölüp yepyeni bir sistem kurulacağını düşünmüyorum. Ama adil olmak önemli. Kazanılan paydan herkesin eşit pay almasını sağlamak önemli. Eğitim, sağlık gibi ülkeleri ileri götüren bir takım sistemlerin kurulması önemli. Siyasetin de bu doğrultuda yapılıyor olması lazım.  Bence insanına ve altyapısına değer veren, uzun vadeli planlama yaparak bunu sağlayan siyaset her zaman kazanır.

5 YIL NASIL GEÇTİ?

Faktoring sektörünün BDDK’ya bağlanmasından sonra sağlıklı bir büyüme yapısı söz konusu oldu. Özellikle 2008 finansal krizinden sonra nakit akışını düzenleyen ve alacağın finansmanını sağlayan ürünlere ihtiyaçla birlikte faktoring kullanımı da hızla arttı. Bu nedenle 2009-2010 dönemlerinde ciro bazlı sıçramalar görüyoruz. BizYapı KrediFaktoring olarak da bu dönemde ciro bazında yüzde 58’lük bir büyüme gerçekleştirdik. Sektörün 2010 cirosu 50 milyar dolardı. Bu yıl bu rakamı yakalayamayacak gibi görünüyor. Ben sektörün 2011’i 40 milyar dolara yakın bir rakamla kapattığını tahmin ediyorum.

2011 NASIL GEÇTİ?

Henüz 2011 sonu rakamları netleşmedi. Ama 2011’in dokuzuncu ayı ciromuz 5,4 milyar dolardı. 2007’den bu yana ciddi bir büyümemiz var. 2007’de 4,2 milyar dolar olan ciromuz 2010 sonu itibariyle 11,3 milyar dolara yükseldi. 2001’den beri sektöre liderlik ediyoruz. Bu nedenle sektörü geliştirmek, müşteri tabanını genişletmek, ürünü doğru anlatmak, doğru kullanımı sağlamak gibi de bir misyonumuz olduğunu düşünüyoruz.