Turkishtime AR-GE 250


“Küresel çapta yavaş büyüme dönemine giriliyor”

Ersin Kaplan

İstanbul’da düzenlenen Finans Zirvesi’nde konuşan Ulukartal Holding CEO’su Mert Ünsal ve İntegral Menkul Değerler CEO’su Kıvanç Memişoğlu, dünyada ve Türkiye’de para piyasalarını değerlendirdi. 2008 yılının sonbaharında başlayan küresel finans krizinin beşinci yılını geride bırakarak ve sürekli faz değiştirerek etkisini sürdürdüğüne dikkat çeken Ulukartal Holding CEO’su Mert Ünsal, “Geride kalan 5 yılın ardından gelinen nokta, yabancı kaynağa ihtiyacı olan, 2010-2012 döneminde küresel piyasalardan ciddi kaynak girişi yaşayan ekonomilerin kırdığı büyüme rekorlarının geride kaldığına ve 2013-2017 döneminde düşük büyüme döneminin de ağırlık kazanacağına işaret ediyor. Nitekim gelişmekte olan ekonomilerin ortalama büyümesi 2010-2012 döneminde yüzde 5 ve üzerinde seyretmişken, şimdi yüzde 4'lerin altını, hatta kimi önde gelen gelişmekte olan ekonomiler için yüzde 3'lerin altını konuşuyoruz. Bu durum, önde gelen gelişmekte olan ekonomilerde maliye politikalarının da, kamu harcamalarının da ekonomik büyümeye katkısı olması gerektiğini gösteriyor. Bugün maliye politikası araçları hâlâ devreye alınamazken, önde gelen merkez bankalarının enflasyon ve varlık ile emtia fiyat balonları endişesi taşıyarak para politikasını sıkılaştırmaları, 2015-2017 dönemi için, tüm küresel ekonomiyi etkileyecek bir 'Yavaş Büyüme' dönemine girilebileceğine işaret ediyor” dedi.

 Türkiye pozitif ayrışıyor

 Türkiye’nin pek çok gelişmekte olan ekonomiden pozitif olarak ayrıştığını kaydeden Ünsal, “Moody's de S&P'nin aksine, Türkiye'nin derecelendirme notunu ve görünümünü korurken bu noktaya işaret ediyor. Türkiye ekonomisinin bilançosuna bakıldığında, pek çok uluslararası kurum ve siyasi lider tarafından alkışlanan Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hikayesi, mali disiplin ve bütçe performansı, hane halkı, firma ve kamu borç stoku oranlarının makul olması, güçlü bankacılık yapısı, hane halkı, bankalar ve kamuda açık pozisyon riskinin neredeyse sıfır olması güçlü yönlerimiz olarak öne çıkıyor “diye konuştu.

İran faktörü göz ardı edilmemeli

İran'ın nükleer tartışmasında anlaşmaya varmasının Türkiye açısından kısa ve orta vadede İran pazarıyla ihracat bağlantıları ve enerji ithalat maliyetlerinin kısmen azalması anlamında da moral kazandırdığını söyleyen Ünsal, İran'la artacak ticari ilişkilerin cari açık üzerindeki yapıcı etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Forex’te günlük hacim 5 trilyon doları aştı

Konuşmasına Forex piyasasının hacmi ile başlayan İntegral Menkul Değerler CEO’su Kıvanç Memişoğlu, “2013 yılı rakamlarına göre Forex piyasasın günlük işlem hacmi 5,3 Trilyon Dolar’a ulaşmış bulunuyor. Türkiye özelinde, 2011 yılının Ağustos ayında gerçekleşen SPK düzenlemesi Forex piyasası açısından milat oldu. SPK’nın Forex piyasasına dahil olması ile birlikte, piyasada özellikle yatırımcı açısından olumsuz sonuçlara neden olan tüm uygulamalar kaldırıldı. Geride kalan 2 buçuk yıl içinde regülasyon konusunda önemli mesafe alındığı görüşünde olsak da yapılandırılmış finansal araçların olmayışı, finansal okuryazarlığın henüz istenilen seviyelere gelmemiş olması gözlemlediğimiz eksikler arasında yer alıyor” diye konuştu.

Türkiye’de 2014 hacmi 4 trilyon TL’yi aşacak

Türkiye’de işlem hacmindeki ivmenin azaldığına dikkat çeken Memişoğlu, “Aracı kurumlara olan güvenin artması ve Forex piyasasının yatırımcının dikkatini çekmiş olması ile aylık ortalama 300 milyar TL’lik işlem hacminin devam edebileceğini söyleyebiliriz. Yıl sonunda ise işlem hacminin 4 – 4,5 trilyon TL arasında gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Bu rakamlarla Türkiye’deki işlem hacmi dünyadaki işlem hacminin yüzde 0,3’ine karşılık gelebilecektir” dedi.

Memişoğlu konuşmasında, İstanbul Finans Merkezi projesinin Forex piyasasına da önemli katkıları olacağını söyledi. Şu an dünyada finans merkezi konumunda bulunan İngiltere’de kaldıraç oranlarının 1:400 olduğuna dikkat çeken Memişoğlu, “Bu oran ABD’de 1:50 ve Japonya’da ise 1:25. Türkiye’de ise SPK düzenlemesi sonrasında üst sınır 1:100 olarak dünyadaki önemli finans merkezleri içerisinde ortalamaya yakın bir seyir izleniyor. Türkiye’deki kaldıraç oranının dünya finans merkezleri kaldıraç oranları arasında oluşu ülkemizi cazip kılabilecek noktalar arasında yer alıyor. Finansal piyasaların tüm avantajlarını İstanbul’da birleştirmeyi hedefleyen proje, kuşkusuz Forex piyasasına da katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda Forex piyasasının bir oyuncusu olarak İstanbul Finans Merkezi projesinin sektörümüz için önemli olduğunu özellikle belirtmek istiyoruz” dedi.