Turkishtime AR-GE 250


Sağlık sektöründe fırsatlar ülkesi: Azerbaycan

Barış Soydan

Türkiye, Azerbaycan ve diğer çevre ülkelerin sağlık sektörlerini masaya yatıran Frost & Sullivan Türkiye sağlık sektörü analistlerinden Hilal Cura ve Uldouz Berenjforoush, hızlı büyüyen bir ekonomiye sahip, petrol ve doğalgaz zengini Azerbaycan'ın yabancı yatırımcılar için umut vaat eden bir pazar olduğunu, yatırım açısından önemli alanlardan birinin ise Azerbaycan sağlık sektörü olduğunu belirtiyorlar.

Sağlık harcamaları 10 yılda 13 kat arttı
Sağlık sisteminde reformları yürürlüğe koyan Azerbaycan'ın, kapsamlı ve son derece merkezi bir sistem olan eski Sovyet modeli Semashko'dan çok da uzaklaşmadığını ifade eden Berenjforoush, ülkede sağlık sektörüne ayrılan bütçenin yalnızca son 10 yıl içinde 57 milyon dolardan 760 dolara yükselmiş olduğuna dikkat çekiyor.

Azerbaycan'da sağlık harcamalarının miktarı, GSYİH'e kıyasla devlet bütçesinin küçük bir kısmını oluşturuyor ve hastalar açısından yüksek oranda cepten yapılan sağlık harcamaları ödemelerle (CYSH) sonuçlanıyor. Berenjforoush, 2007 yılında ödenen ücretlerin yüzde 62'sinin CYSH niteliğinde olduğunu, sağlık hizmetlerinin külfetinin Azerbaycan vatandaşlarına yüklendiğini belirtiyorlar. Diğer yandan, cepten ödenen yüzde 62'lik oranın yüzde 70'inden fazlası ilaç alımı için harcanıyor. Devlet bu sorunu fark ederek çözüm bulmak üzere çeşitli reformları başlatmış bulunuyor ve bu yaklaşıma paralel olarak Azerbaycan'da özel sağlık sisteminin gelişiminde bir yükselişe de tanık olunuyor.

Sağlık sektörününün finansörü petrol
Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan'ın hızlı ekonomik gelişmesinin lokomotifini petrol sanayi oluşturuyor. Ülke GSYİH'nın yüzde 50'sini petrol ve doğalgaz gelirlerinin oluşturması nedeniyle Azeri yetkililer ekonomiyi çeşitlendirme yönünde çalışmalar yürütüyor. Bununla birilikte, çeşitli yatırım projelerini finanse etmek amacıyla petrol gelirlerinden yararlanıyorlar. Bu alanlardan biri de sağlık sektörü. Azerbaycan'da Devlet Petrol Fonu'nun (SOFAZ), petrolden elde edilen zenginliğin çeşitlendirilmesi amacıyla 1999 yılında kurulduğunu hatırlatan Berenjforoush, SOFAZ'ın yardımıyla sağlık sektöründe tamamı en son tıbbi teknolojilerle donatılan yeni hastaneler inşa edildiği, eskilerin ise restore edildiğini ifade ediyorlar. Ancak söz konusu teknoloji ve ekipmanların önemli bir bölümünün Azerbaycan'a ithal edildiğini belirten analistler, Azerbaycan ekonomisinin avantajlı koşulları ve yaklaşan kaçınılmaz sağlık reformları nedeniyle Azerbaycan sağlık sektörünün yakın gelecekte hızlı bir büyüme sürecine gireceğine kesin gözüyle bakıyorlar.

Berenjforoush’un genel değerlendirmesi itibariyle Azerbaycan, tutarlı bir politik düzen ve büyüyen bir ekonominin tadını çıkarıyor. Sağlık sektörünün geleceği de dokuz milyonu aşan ve yaş ortalaması 30 olan genç bir nüfus sayesinde umut vaat ediyor. Berenjforoush’a göre modern yaşam tarzı nedeniyle ülkede giderek artan sayıda dolaşım hastalıkları ve hipertansiyon vakaları görülüyor. 40 yaş üzeri erkek ve kadınların üçte birine hipertansiyon tanısı konmuş bulunuyor. Azerbaycan aynı zamanda diyabet, TB ve talasemiyle de mücadele ediyor.

İlaç ithal ediliyor
Berenjforoush’a göre Azerbaycan, bölge ülkeleri arasında cepten en fazla harcamanın yapıldığı ülke olarak öne çıkıyor ve CYSH'lerin çoğunluğu ilaç alımlarından kaynaklanıyor. İlaçların yüzde 60'dan fazlası ithal ediliyor. Türkiye, İran, Hindistan, Ukrayna ve Rusya düşük maliyetle ilaç tedarik ederken, ABD, Fransa, Almanya ve diğer AB ülkeleri daha pahalı olmakla birlikte pazarda daha çok tanınıyor. Bununla birlikte, Azerbaycan'da iki adet üretim tesisi yer alıyor. Ancak bunlardan yalnızca biri olan ve 2000 yılında Azeri, Türk ve İran hisseleriyle kurulan Azerphann (Farmsintez) faal durumda bulunuyor. Söz konusu kuruluşun teknolojisi Türk, hammaddeleri ise İranlı ortaklar tarafından sağlanıyor.

Berenjforoush, Azerbaycan'da 2009 yılında onaylanan son sağlık reformlarının sorumluluğu devlete yüklemek yerine hastane ve sağlık meslek mensuplarına daha fazla finansman özgürlüğü tanımaya odaklandığını belirtiyorlar. Hükümet, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için gereken aksiyonları fark ettiği için devletin son teknolojilerle donatılmış sağlık kuruluşları inşa ederek yeniden yapılandırmak için daha fazla bütçe ayırdığı görülüyor. Son 5 yıl içerisinde 400'den fazla kurum yeniden yapılandırılmış ve uluslararası standartlara yaklaştırılmış bulunuyor.

Berenjforoush, 350 sağlık tesisinin 2003 yılında özelleştirilmesini Azerbaycan'da sağlık pazarının genişletilmesi bakımından büyük bir adım olarak değerlendiriyor. Diş klinikleri ve eczanelerden oluşan söz konusu kurumların birçoğu Bakü'de yer alıyor. Dokuz resmi sağlık hizmet programı için 225 milyon ABD doları tutarında harcama yapılmış, 2010 yılındaki toplam sağlık harcamaları 612 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş bulunuyor. Bu rakamın 2013 yılında 760 milyon dolara yükselmesi bekleniyor. Özel sağlık kuruluşları, iş sağlığı hizmetleri ile özel sağlık sigortası olanlara yönelik hizmetleri sunmak amacıyla çokuluslu şirketlerle ortaklık da kuruyor. Bu nedenle uzmanlar, büyüme açısından sağlık sektöründe geniş bir alan bulunduğuna vurgu yapıyorlar.

Tıbbi cihaz üretimi yapılmıyor
Berenjforoush, Azerbaycan'da hiçbir yerli üretim olmadığı için piyasada tıbbi cihazlara yönelik kritik bir talep bulunuyor. Ultrason cihazları, elektrokardiyogramlar, röntgen cihazları, laboratuar analizörleri, elektronik cerrahi cihazları, endoskoplar, jinekolojik alet ve aygıtlar, kateterler, dren ve diğer sarf malzemeleri gibi ekipmanlara yönelik talebin yüksek olduğu belirtiliyor. Bu cihazlar halihazırda ABD, Almanya, Japonya, Fransa, Rusya ve Türkiye'den temin ediliyor ve her biri kendi bilinirliğine sahip bulunuyor. Bu alanda Rus ve Türk firmalarının düşük maliyetli ekipmanlar tedarik ettiği gözleniyor.

Berenjforoush, Bakü'nün Moskova'yla geçmişteki bağlantısı nedeniyle kamu sağlık kuruluşlarının birçoğunun ekipmanlarını Moskova'dan satın aldığını, ancak Türk ekipmanları ve malzemelerinin de Azerbaycan pazarında hayli popüler olduğuna işaret ediyorlar. Japon Aloka ve Shimadzu markalarının popülerliği de düşük maliyetlerine karşın yüksek kaliteleri nedeniyle giderek artış gösteriyor. Ayrıca Alman Siemens'in de Azerbaycan hastanelerinde ağırlıklı olduğu gözleniyor. Siemens, Kafkaslardaki ilk ikili enerji bilgisayarlı tomografi ünitesini Azerbaycan'da tesis etmiş bulunuyor. Hizmet ağı sadece Bakü'yle sınırlı kalmayıp, diğer bölgelere de genişletmeyi planlayan Azerbaycan firması AvroMed de 200'den fazla ürün çeşidiyle en büyük medikal ekipman distribütörleri arasında yer alıyor. Diğer yandan, büyümeyi ve ortaklıklar kurmayı hedefleyen birçok farklı distribütör şirket de faaliyette bulunuyor. Yeni ve restore edilen kurumlar da son teknoloji ekipmanlara ihtiyaç duydukları için, Azerbaycan medikal ekipmanlar konusunda hayli cazip bir pazar olarak dikkat çekiyor. Ancak son model ekipmanların çoğunluğu Bakü'deki özel hastanelere kuruluyor ve ülkenin geri kalanı halen sağlık sektörünün daha fazla geliştirilip yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyuyor.

Sağlıkta güven sorunu yaşanıyor
Berenjforoush’un tespitlerine göre birçok Azerbaycanlı, kamudaki güven eksikliği nedeniyle başta onkoloji, kardiyoloji ve göz hastalıkları olmak üzere tıbbi uzmanlık için diğer ülkelere seyahat ediyor. Azerbaycanlı medikal turist en çok İran ve Türkiye gibi yakın komşu ülkelere gitmeyi tercih ediyor. 2012 yılında 4106 Azerbaycan vatandaşı, çoğunluğu özel hastanelerde olmak üzere Türkiye'de tedavi görmüş bulunuyor. Bu ziyaretlerin yüzde 17'sinin gözle ilgili sağlık sorunları olduğu gözleniyor. 2012 yılında ise günde yaklaşık 1600 Azeri tıbbi prosedürler için İran'a gidiyor. Analistler bu durumu Azerbaycan açısından kaybedilmiş bir fırsat olarak yorumluyor. Analistlere göre sağlık kurumları ve uzmanlık yalnızca Bakü'yle sınırlı kalmayıp, ülkenin geri kalanında da geliştiği takdirde hastalar son tedavi seçeneğinde kendi ülkelerini tercih edecekler. Bunun için yabancı yatırımcıların sadece kendi sağlık kurumlarını kurmakla kalmayıp, aynı zamanda doktor ve hemşirelere son tıbbi bilgileri aktardıkları eğitim merkezlerini faaliyete geçirdikleri takdirde Azerbaycan'da halkın doktorlara olan güvenini tekrar kazanabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Azerbaycan, kendisini farklılaştırma adına kronik hastalıklar için tıbbi merkezler inşa ediyor. BDT bölgesindeki ilk turistik sanatoryum, sadece Azerbaycan'a hizmet vermekle kalmıyor, aynı zamanda Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve diğer BDT ülkeleri gibi yakın ülkelerdeki hastaları da çekmek amacıyla da faaliyet gösteriyor.

Azerbaycan'ın kaynakları yeterli, geleceği parlak
Berenjforoush’a göre sağlık sistemindeki gelişim ihtiyacını fark eden Azerbaycan, son 10 yıl içinde sağlık bütçesini 10 kattan fazla arttırmış ve 500'ün üzerinde sağlık kurumunu inşa etmiş veya yenilemiş bulunuyor. 2006 yılında yapılan harcamalar 2001 yılında yüzde 49.6 düzeyinde iken, 2008 yılında yüzde 15.8'e gerileyen yoksullukla mücadele amacıyla yüzde 59 oranında artığı gözleniyor.

Berenjforoush’a göre bulaşıcı ve kronik mücadele önceliği de Azerbaycan'ın odak noktalarından birini oluşturuyor. Bundan dolayı, Azerbaycan her ne kadar yüksek sayıda yatak sayısına rağmen düşük doluluk oranına sahip olsa da, halk arasında Azerbaycan sağlık sistemine olan güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik gayret, gerekli uzmanlığın ve teknolojinin sunulmasıyla gerçekleşeceği anlaşılmış bulunuyor. Nitekim Berenjforoush ve Cura, sağlık finansmanı ve kurumlardaki reform ve iyileştirmelerin, Azerbaycan'daki sağlık sisteminin daha iyi olmasına yönelik ilk adımları oluşturduğunun altını çiziyorlar. Analistler, kaynak yönünden zengin bir ülke olan Azerbaycan'ın, sadece Azerilere değil, bölgedeki komşu ülke insanlarına da nitelikli uzmanlık sunabilecek yüksek potansiyellere sahip olduğunu belirtiyor, medikal ekipmanlar, sağlık hizmetleri ve eğitim kurumlarının yanı sıra ilaç sanayine yapılacak yatırımlarla Azerbaycan'ı sağlık sektöründe parlak bir geleceğin beklediğine vurgu yapıyorlar.