Turkishtime AR-GE 250


“Start-up’lara devlet desteği şart”

Barış Soydan

Serhat Özeren daha önce İnternet Kurulu Başkanı olarak görev yapmıştı. İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı olarak gençleri iyi tanıyor…

Serhat Özeren’in iki şapkası var. İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Yönetim Kurulu Başkanı olarak ilk ve orta dereceli öğretim okullarını yönetiyor. Aynı zamanda internete yön veren Ulaştırma Bakanlığı İnternet Geliştirme Kurulu’nun (Daha çok İnternet Kurulu olarak tanınıyor) üyesi. Daha önce bu kurumun başkanlığını da yapmıştı.

Vakıf okulları İTÜ’nün Maslak’taki kampüsü içinde doğmuştu. Dört sene önce Beylerbeyi’ndeki binanın eklenmesiyle merkez sayısı ikiye çıktı. Bunlara İzmir’de franchise yöntemiyle açılan Nesan’ı da eklemek gerekiyor… Öte yandan bu yıl Beylerbeyi’nde konservatuvarın kurulmasıyla eğitim alanları da büyüdü. İTÜ Vakfı okullarının en büyük avantajı, üniversite ile yaratılan sinerji. Maslak’taki kampüste öğretim üyelerinin zaman zaman Vakıf okullarında öğrencilere yönelik konuşmalar yaptığı biliniyor. Beylerbeyi’nde açılan konservatuvar da, İTÜ’nün Maçka’daki konservatuvarında eğitim veren öğretim üyelerinden yararlanıyor.

İlk anda insanın aklına gelebilecek olanın aksine Özeren, eğitim teknolojilerine gözü kapalı inanç besleyenler arasında yer almıyor. Nitekim “Henüz uzaktan eğitimin mi, tebeşirle eğitimin mi daha etkin olduğu sorusunun yanıtını bilmiyoruz” diye konuşuyor. Bu nedenle İTÜ okullarında teknoloji, eğitimin tamamlayıcı unsuru olarak kullanılıyor. Örneğin okullarda henüz tabletli eğitime geçilmiş değil. Buna karşılık akıllı tahtaları eğitimi destekleyici bir unsur olarak kullanıyorlar...

İTÜ Vakfı okullarının tek hedefi öğrencilerin sınav başarısı değil. Özeren, öğrencilerin sosyal açıdan hayata hazırlanmasının da en az sınav başarısı kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bu amaca yönelik olarak okullardaki kulüplere büyük önem veriyorlar ve eğitim-spor-sanat dengesinin iyi kurulmasına dikkat ediyorlar.

Serhat Özeren’in içinde bulunduğu gençlere ilişkin en önemli gözlemlerinden biri, start-up kültürünün hızla yayılması. Eski kuşaklarda girişimciliğin esnaf girişkenliğiyle sınırlı kaldığını, “bir ürün geliştirip dünyaya pazarlayayım” şeklindeki yaratıcılığın yaygınlık kazanamadığını belirtiyor. Neyse ki, internetle büyüyen yeni kuşaklar bunu değiştiriyor. Ama Özeren’e göre girişimcilik ekosisteminin gelişimi için devlet tarafından desteklenmesi şart. Temel sorunlardan biri mevzuat. Bugünkü ihale mevzuatı çerçevesinde genç girişimcilerin geliştirdiği teknolojilerin satın alınmasının çok güç olduğunu vurgulayarak, “Kamu ihale kanununu değiştirmek gerekiyor” diye konuşuyor. Bir başka önerisi, devletin özel sektör yöneticilerinden oluşan bir kurul aracılığıyla, start-up’ların desteklenmesi...