Turkishtime AR-GE 250


Teknolojinin Tasarım Hali: Dokunmatik, İşlevsel ve Şeffaf

Teknolojinin Tasarım Hali: Dokunmatik, İşlevsel ve Şeffaf
Elif Akın

Öyle bir kibrit kutusu düşünün ki yanmak yerine bilgi depolasın, her bir kibrit çöpü bellek görevi görsün, sürtünme ile ateş değil bilgi transferi sağlasın. Nasıl, hayal edebildiniz mi? İlk etapta zihninizde şekillendirmeniz zor olabilir ancak bize hiç de uzak değil. Endüstriyel tasarımın genç ismi Emir Rıfat Işık’ın elinden çıkan bu tasarım, teknolojinin geleceğinin nasıl olacağına dair ipuçları veriyor. Işık’ın alametifarikası günlük hayatımızda sürekli gördüğümüz canlılardan, nesnelerden veya kullandığımız araç-gereçlerden esinlenmesi. Öyle ki bir kaplumbağa gövdesinden flash bellek, pırlantanın formundan saat tasarlıyor.

Emir Rıfat Işık aslında ismini ilk kez 2007’deki Istanbul Design Week ile duyurdu. Japon kağıt katlama sanatı Origami’den esinlenerek tasarladığı cep telefonu Packet Phone ile yarışma birincisi seçilen Işık, bu sayede profesyonelliğe adım attı. Türkiye’de elde ettiği bu başarı yurtdışında da ses getirince onun için sınırlar genişledi. Özellikle ABD’de sektörün yakından tanıdığı bir isim haline geldi. Packet Phone Milano’daki tasarım haftasında boy gösterip sonrasında ABD’de en sevilen beş tasarım arasına dahi girdi. Pek çok elektronik şirketinden iş teklifi alan Işık, adını vermek istemediği Los Angeles menşeli bir şirkete hala ürün tasarlıyor. Yanlış anlaşılmasın sadece teknoloji değil mutfak eşyaları, tekstil, mobilya hatta yat tasarlıyor… Emir Rıfat Işık, teknoloji tasarımı ve trendlerdeki son gelişmeleri Turkishtime’a anlattı.

Teknoloji tasarımında trendler neler?

Teknolojide trendleri Apple belirliyor. Bütün teknoloji markaları Apple’ı takip ediyor. Bazı markalar pazardaki ihtiyacı karşılamaya çalışırken, bazıları ihtiyaç yaratıyor. İşte Apple da bunu yapıyor. Sürekli insanlarda bir ihtiyaç algısı yaratıyor. Telefonlara dikkat edin hepsi siyah, dikdörtgen ve basit çizgilere sahip. iPhone’un kenarında alüminyum bir çerçeve vardır. Diğer markalar da bunu kullanarak aynı algıyı yaratmaya çalışıyor. Ben bu durumdan hiç memnun değilim aslında. Çünkü hepsi birbirine benziyor, karakteristik değiller ve tekdüzeler. “Farklılık nasıl yaratılır?” derseniz bunun cevabını vermek zor. Çünkü bunun tek cevabı yok. Kullanım şekli, kullanılan malzeme veya ürünün çizgisi bir anda her şeyi değiştirebilir.

Apple teknolojide neleri değiştirdi?

Apple’ın bu kadar takip edilmesinin nedeni de sadece ilk olmasından kaynaklanıyor. Bu işi ilk o başlattı ve o yüzden lider kabul ediliyor. Herkesin ekose giymesi gibi iPhone da teknolojide trend kabul ediliyor. Hiç tartışmasız Apple, iPhone ile tüm teknolojiyi değiştirdi diyebilirim. Apple’ın şöyle bir özelliği var. Arayüzlerini çok iyi tasarlıyor. Beş yaşındaki bir çocuk bile kullanabiliyor. Bu basitlik insanlarda alışkanlık yaratıyor. Ama Samsung’a bakıyorsunuz çok zor bir menüsü var. Hemen çözmeniz mümkün değil. Bu da haliyle tüketiciyi itiyor.

Aslında Blackberry iyi bir rakipti. Tuşludan sonra dokunmatik yaptı ama hiçbir zaman iPhone etkisini yaratamadı. İşte burada devreye marka değeri giriyor. iPhone’un marka değeri o kadar yüksek ki, insanlar gidip onu satın alıyor. Bir prestij unsuruna dönüşmüş durumda. Bununla ilgili bir örnek anlatayım: iPhone ile Samsung Galaxy test ediliyor. Yüksek mesafeden ikisi de aşağıya atılıyor. iPhone’un ekranı hemen parçalanıyor ama Samsung’a hiçbir şey olmuyor. Aslında iPhone çok dayanıklı bir ürün değil. Diğer markalar iPhone’un önüne geçmek için daha dayanıklı malzeme kullanıyorlar, üstelik bunun reklamını da yapıyorlar ama yinede iPhone daha fazla satılıyor.

iPhone’un ardından iPad ile yeni bir dönem başladı. Sizce iPad tasarımda nasıl bir algı yarattı?

Ben iPad’i çok severek kullanıyorum. Benim hayatımı çok kolaylaştırdı. Bazı insanlara gereksiz geliyor ama ben bütün işimi iPad’imle hallediyorum. Sunumu ondan yapıyorum, üzerine not alıp çizim yapıyorum. Laptop taşımaktan kurtuldum. Her yere çok rahat taşıyorum. Hem işlev hem de tasarım olarak çok başarılı. Ekranı özellikle çok kullanışlı. İnce ve hafif olması, teknolojinin güzelliğini gösteriyor.

Laptoplar küçülürken, telefonlar büyüyor. Sizce neden?

Özelikle Pad teknolojisinden sonra insanlara başka bir şeyi kabul ettirmek zor. İnsanlar sürekli Pad’i yanlarında taşımak istiyorlar. Telefonların çok küçük yapılabilme imkanı varken böyle büyük tasarlanıyor olması tek bir ekrana pek çok şeyi sığdırabilme isteğinden kaynaklanıyor. Hem e-postalara bakıp, hem oyun oynamayı hem de fotoğraf çekmeyi sağlayan bir ürün daha küçük olamaz zaten.

Birinci seçilen ürününüz Packet Phone’u neden bu kadar küçük tasarladınız?

Bunu tasarlamadaki amacım mümkün olan tüm fonksiyonları en küçük alana sığdırmak ve kolay bir biçimde kullanılabilmelerini sağlamaktı. Ben Packet Phone’u 2007’de yaptım. O zaman da iPhone vardı ve etkisinin farkındaydım. O dikdörtgen algısından dışarı çıkmak istedim ve cep telefonumu kare tasarladım. Alışılmışın dışında bir şey yapmak istedim. Ama işlevini de yitirmeden bütün teknolojiyi kullanabilmesini hayal ettim. Bu yüzden onu katlanabilir yaptım. Başka formlarda da bu işlerin olabileceğini göstermek istedim.

Klasik, minimalist, modern... Kendi sanat anlayışınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Basit ve modern çizgileri olan biriyim. Günlük hayatta kullanılabilen ürünler tasarlamak hoşuma gidiyor. İyi bir gözlemci olduğumu düşünüyorum. İnsanların nesnelerle nasıl ilişki kurduğunu anlamaya çalışıyorum. İyi bir tasarımcı olmak istiyorsanız bunu yapmanız şart. Hedef kitlenin ne yiyip, ne içtiği, nasıl eğlendiği ve günlük alışkanlıklarının neler olduğunu doğru analiz etmek başarılı olmak için çok önemli.

Müşterilerinizi nasıl buluyorsunuz?

Bazen onlar beni buluyor bazen de ben onları buluyorum. Tanınır olmamda aldığım bu ödüllerin faydası çok oldu. Daha profesyonel bir imaj çizmek için bir web sitesi kurdum. Yaptığım işleri orada paylaşıyorum. İnsanlar da benimle ilgili bilgilere ve çizimlerime rahatlıkla ulaşıyor. Kimse oturduğu yerden keşfedilemez. Biraz çabalamak gerek açıkçası. Tasarladığım ürünleri siteye koymakla yetinmeyip yaptığım işleri şirketlere gönderiyorum. İlgilerini çekerse irtibata geçiyorlar. Örneğin kendim için bir saat tasarladım ve bunu Nixon firmasına gönderdim. Onlar da beğendi ve benimle çalışıp saati ürettiler. Bu ödüller sayesinde Hong Kong ve Los Angeles’da faaliyet gösteren elektronik şirketlerinden teklif geldi. Hong Kong ile şu an çalışmıyorum ama Los Angeles şirketi için plazma televizyon, LED ekran ve cep telefonu parçaları tasarlıyorum.

Telefonlar artık neden dokunmatik tasarlanıyor?

Ekrandaki kullanım oranını maksimum değerde tutmak istedikleri için böyle tasarlanıyor. Eğer oraya bir tuş koyarsanız her şeyi sınırlamış olursunuz. Ancak dokunmatik ile tüm ekran sizin. Bu da çok önemli bir işlev ve insana büyük bir aitlik duygusu katıyor. Bu sayede ekran, yeri geliyor tuş, galeri ya da müzik listesi oluyor. Ama tuş konulduğunda orası kapatılmış oluyor ve ekran küçülüyor.

Tasarım Türkiye için ne ifade ediyor?

Hiç önemli değildi ama son 10 yıldır önem kazanmaya başladı. Önümüzdeki 10 yıl daha da iyi olacak. Bizim nesil tam geçiş dönemine denk geldi, bu yüzden şanslıyız. Bizden önceki nesil kendilerini kabul ettirmek için çok zorlanmışlar. Eskiden daha çok taklit ürünler yapılırken şimdi özgün işler çıkıyor. Bu da tasarımımızı besliyor.

Teknolojiden para kazanan bir ülke olabilir miyiz?

Türkiye tasarım alanında gelişmeye başlasa da teknoloji konusunda henüz çok kısır. Ne yazık ki Türkiye’den elektronik tasarım alanında teklif gelmiyor. Bu yüzden genellikle yurtdışındaki şirketlerle çalışıyorum. Türkiye’de daha çok tekstil, mutfak araç-gereçleri tasarlıyorum. Teknoloji teknoloji yerine iPhone ve iPad kılıfı tasarlıyorum. Yakın zamanda teknoloji tekstili üzerine çalışan bir şirkete iPhone kılıfı tasarladım. Apple logosuyla ilişkilendirilmiş, renkli ve eğlenceli bir sonuç çıktı ortaya. Aslında Türkiye’nin şartlarını anlamak gerekiyor. Çünkü teknoloji üretmek ve onu tasarlamak çok zor bir iş. Teknolojik ürünlerin hemen hayata karışması kolay olmuyor. Çok maliyetli bir iş öncelikle. Teknolojik altyapısı için önemli bir yatırım yapmak gerekiyor. Pazarlaması da oldukça zahmetli.

Peki endüstriyel tasarımcıya bakışımız nasıl?

Ne çok sanatçı ne çok mühendis; endüstriyel tasarımcı bu ikisinin ortasında duruyor. Satın almamızı sağlayan, tercihlerimizi etkileyen, algılarımızın içine giren, eşyalarla ilişki kurmamızı sağlayan biri olarak tanımlayabiliriz. Türkiye’de endüstriyel tasarımcı daha çok ‘zihni sinir projeler’ üreten biri gibi algılanıyor ama böyle bir şey yok. Bizim hep uçuk dünyalarda yaşadığımız düşünülüyor. Bir parça doğru olabilir ancak bu her zaman böyle değil. Biz küçük bir dokunuşla sıradan bir vazoyu baştan yaratabiliriz. İlla sıra dışı bir şey olması gerekmiyor. Bir ürüne duygusal olarak bağlanıyorsak bunu yapan endüstriyel tasarımcıdır. Bir ürünün dışı her zaman endüstriyel tasarımcıya aittir. Yat da tasarlayabilirsiniz, kaşık da…

CAM GİBİ ŞEFFAF TELEVİZYONLAR GELİYOR

Teknoloji tasarımında geleceğin trendleri neler olacak?

Bu sorunuza bir anıyla yanıt vereyim. Los Angeles’da çalıştığım şirket bana bir televizyon gösterdi. Sadece camdan yapılmış, sıradan, bildiğiniz bir cam görüyorsunuz baktığınızda. Ancak tuşuna basıp açtığınızda ekrana görüntü geliyor, kapattığınızda yine şeffaf bir cama dönüşüyor. Benden bunu ürünleştirmemi istediler, ben de yaptım. Buradan yola çıkarsak; bence teknoloji tasarımında geleceğin trendi cam üzerine kurgulanacak. Televizyonlar, telefonlar, pad’ler bugünkünden çok daha ince ve düz cam olacak. Laptopların sonu gelecek, zaten bunu şimdiden görmek mümkün. Çünkü iPad ile Netbook’ların satışı büyük oranda düştü. Yakın zamanda göreceğiz herkes dokunmatik pad kullanacak. Özellikle aktif yaşam temposu içinde insanlar, tek bir cihazla pek çok işlerini halletmek istiyorlar. İşlevsellik önem kazanıyor. Zaten bunun örneklerini şimdi de görüyoruz. Cep telefonu karşı tarafla konuşmanın ötesinde aynı zamanda kredi kartı görevi de görüyor. Haliyle bu teknolojiler tasarımı da etkiliyor.

İLHAMINI ORİGAMİDEN ALDI

Packet Phone’u nasıl tasarladınız?

Daha önce yapılmamış olanı yapmak istedim. Origami sanatından esinlenerek katlanabilir bir telefon hayal ettim. Dört kapaklı olan telefonun her bir kapağı açılabilir özellikte ve her birinin işlevi farklı. Açık olan yapraklarına göre ekranında gerektiğinde sayılar, gerektiğinde harfler beliren bu telefon mesajlaşmayı kolaylaştırıyor. Üst ve alt kareler açıldığında Packet, hoparlör ve ekran üstte, mikrofon altta ve kontrol pad’i ortada olmak üzere geleneksel kapaklı bir telefona dönüşüyor. E-posta göndermek veya web’de gezinmek istediğinizde iki tarafı yanlara açarak artı şeklinde bir akıllı telefon ortaya çıkıyor. Kenarlarda klavye, ortada bir işaretçi ve üstte de ekran yer alıyor.

NELER TASARLADI?

Packet Phone

Dörde katlanarak 5x5 cm boyutlarında açılan cep telefonu.

Biosafe-İsolator

Telefondan yayılan radyasyonu önlemeye yarayan entegre pad.

Intelligent Turtle

Kaplumbağadan esinlenerek geliştirilen flash bellek. 8 GB kapasiteye sahip bellek, 48x20 mm boyutlarında.

Phillu

Kibrit kutusundan ilham alınarak tasarlanan harici bir bellek. Her biri 5 GB kapasiteli dokuz çubuktan oluşan belleğin 45 GB kapasitesi var. Kibrit çöpünün kutuya sürtünmesi sonucu yanmasından esinlenilerek sürtünme ile bilgi transferi sağlanıyor. Her bir kibrit çöpünün içerisine ayrı ayrı bilgileri depolayabiliyorsunuz. Başka birine ait Phillu’ya sürtünme hareketiyle bilgi transferi yapabiliyorsunuz.