Turkishtime AR-GE 250


Türkiye doldu yâl ehli - kâl ehli hani nerede hâl ehli!

Turkishtime Dergi

Selçuk Şağban, Turkishtime için kaleme aldığı yeni yazısında, salgın nedeniyle yaşanan zorlu süreci farklı bir bakış açısıyla yorumladı.

Başlık biraz değişik gelmiş olabilir ne demek istiyor bir bakalım;

YÂL EHLİ; Bu tarz insanlarda yeme, içme ve haz boldur, haram normal; hesapçılık ve menfaat tekmildir.

KÂL EHLİ; Bunlar sadece lâfını eder, konuşur ama yapmaz; teori sağlam gözükür, pratikleri sıfır ve yalanları boldur.

Peki , HÂL EHLİ; Ahlâklı, az yer, az konuşur; söylediğini yapar, dertlidir, adamdır. Bu vatandaşlarımızı ise Ankara Etnografya müzesinde ziyaret edebilir; kendilerine hâl hatır sorabilirsiniz.

Türkiye’nin yaşadığı sıkıntının temel kaynağı budur.

Yani en büyük, en iyinin düşmanı oldukça bu süreç böyle de devam edip gidecektir.

Nicelik mi! Nitelik mi!

Biz mesela ülkeye gelen turist sayısına bakarız bu niceliktir. İhracat her ay rekor kırar bu da niceliktir. Ama son dönemde gelen turistlerin beleşçi olduğu harcamalarının son 5 yılda yüzde yüzde 25 düştüğünü yani niteliğini görmezden geliriz. Son 5 yılda sanayi birim ihraç fiyatımızın 2 dolarlardan 1.60’lara; ihraç birim fiyatımızın 1.59 dolardan 1.20 dolarların altına düştüğünü işporta fiyatına mal sattığımızı niteliğimizin aşındığını görmek istemeyiz. Olsun satabiliyoruz ya siz ona bakın der geçeriz!
2014 yılında tahakkuk eden KDV'nin yüzde 52'si tahsil edilebilirken; bu oran 2019'da yüzde 41’lere düşmüştür. 2019'da tahakkuk eden KDV’nin 2014'ün 2.5 katı olmasına rağmen tahsilatı 1.3 katıdır.

Bu tarz örneklerin sayısının fazla olduğu hepimizin malûmudur.

Silkelenip kendimize gelmenin tam zamanıdır şimdi!

Türkiye; güzel ülkemiz, emanetimiz nasıl daha iyi olur sorusuna her sabah yanıt ararken herkesin ıskaladığı bir konu daha aklıma geldi; bu başlıkla birleştirmek istedim:

Ölümlü olduğumuzu unuttuğumuz gerçeği…

Ülke olarak ‘yaratıcı’ sevgisi olan bir inanç sistemine sahipken öleceğimiz gerçeğini hep ıskalıyoruz. Salgınlar dünyayı sardığında, cenaze namazlarında; deprem bizi salladığında; mezar üstlerinde dua ederken akla gelecek bir şey değil bu; içselleştirilmesi gereken ve her zaman akılda kalması gereken bir gerçektir.

Silkelenelim ey insanlık; ölüm var!

Hukuka saygılı ve adaletli olalım; insanları hoş tutalım, toplum olarak birbirimizle kaynaşalım; kul hakkı yemeyelim; işi hâl ehline verelim; usuller esaslardan değerlidir; usullerimize geri dönelim; kibirden uzak duralım; kültürümüze sahip çıkalım; eğitimi doğru verelim; yâl ve kâl ehillerini aramıza almayalım ve her şeyden önemlisi sevelim, sevilelim bakın her şey nasıl kendiliğinden düzeliyor birlikte görelim. Yanmayan ve cepleri olan kefenin işe yaramayacağını unutmayalım.

Çünkü;

“İnsanın eceli geldiği zaman sahip oldukları şu şekilde taksim edilmektedir:

Ruhunu Azrail alır,
Malı mirasçılarına kalır,
Bedeni toprağa kalır,
İyilikleri de hakkını çiğnediği kullara dağıtılır..”

BU HAFTA DOĞAN GÜNEŞLE SİLKENELİM…

Selçuk Şağban
Yönetim Danışmanı