Turkishtime AR-GE 250


Turkishtime sanat ekonomisi yazarı İsmail Hatunoğlu'nun kaleminden... Sanat eserinin Futures’ı olur mu?

Barış Soydan

 
Fon yönetiminde klasik yöntemlerin yanı sıra forward, swap, futures, opsiyon vb. türev ürünler kullanılarak risklerden korunduğu gibi kar da elde edilebilir. Günümüz Türkiye’sinde sanat eseri alım-satımı, parasal değerimizin korunması ve büyütülmesinde bir çeşit “finansal” araç olarak kullanılabilir mi?

Finansal araçlarla sanat eseri alım-satımını karşılaştırmalı olarak değerlendirdiğimizde bir takım kriterler belirlememiz gerekiyor. Bu kriterlerin olmazsa olmazı “Piyasa”dır. Piyasanın unsurlarına baktığımızda da arz-talebin oluşmasını sağlayan “alıcı”, “satıcı”, “aracı”, “pazar yeri”, “fiyat” “üretici” en temel kriterlerdir.

Yukarıda sıralanan kriterleri “Türkiye’de sanat piyasası” açısından değerlendirelim:

Her piyasanın “alıcı” ve “satıcı” sayısı görelidir. Örneğin, zorunlu tüketim ürünlerinin alıcı-satıcı sayısı neredeyse tüm toplum olduğu halde, değerli taş alım-satımı yapanların sayısı çok daha azdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde sayıları az olmakla birlikte sanat eseri alım-satımı yapan insanlar vardır.

“Aracı” açısından baktığımızda; sanat eserinin alınıp satılmasına aracılık eden, bu işi meslek edinen “galericiler”, “müzayedeciler”, “sanat tacirleri” de sayıca az olmakla birlikte vardır.

“Pazar yeri” açısından baktığımızda;

En önemli pazar yeri “müzayede”lerdir. Sayıları ve yönetimleri pazarın oluşmasını sağlamaya yeterli midir? Tartışılabilir. Bugün elinizdeki sanat eserini bir müzayedede satışa çıkarmanız müzayedecinin keyfine bağlıdır.

Müzayedeler dışında bir diğer önemli “alım yeri” galerilerdir. Düzenli olarak sergi açan ve belli sanatçıları olan galeriler vardır. Alımın belli bir kısmı galeri ortamında gerçekleştirilmekle birlikte koleksiyoner olarak elinizdeki bir eseri satabileceğiniz bir mekan olmaktan uzaktır günümüzde galeriler.

Sanatçı atölyeleri sadece “satımın” yapıldığı yer olduğu için “pazar yeri” olarak düşünülemez. Yılda bir defa düzenlenen sanat fuarları galeriler ile sanatçıların eserlerinin sergilendiği, sadece alım yapabileceğiniz, koleksiyoner olarak satım yapamayacağınız bir yer olarak kısmi bir “pazar yeri”dir.

Dolayısıyla, “Pazar Yeri” açısından Türkiye’de “piyasa” tam olarak oluşmuştur diyemeyiz.

“Fiyat” sanat eseri açısından belirlenmesi en zor kriterlerden birisidir. “Galeri fiyat listesi”, “müzayede fiyatı” ve “atölye fiyatı” birçok sanatçı için kendi içinde tutarlılık göstermemektedir. Sanat eserinin “fiyatı” belirsizliğini koruyan en önemli sorundur.

“Üretici” açısından baktığımızda; Dünya sanatını takip eden, entellektüel olarak yaşama ve sanata dair söyleyecek sözü olan ve sürekli üreten sanatçı sayımız oldukça fazladır.

Başa döndüğümüzde “piyasa” kriterlerini değerlendirerek “Bugün Türkiye’de sanat piyasası var mıdır?” sorusuna “vardır” diye cevap vermemiz zor görünüyor. Bununla birlikte, Dünya’nın gelişmiş ekonomilerinde böyle bir piyasanın varlığı bugün için tartışılmıyor. Ekonominin birçok alanında Dünya piyasalarından etkilenen, kendisini bu piyasalara göre değiştiren, uyarlayan Türkiye’de, sanat piyasasının da kendini zamanla Dünya piyasalarına uyarlayacağı kesin. Piyasa oyuncuları açısından bakıldığında, oluşmakta olana önceden hazırlık yapmak, kendine yer edinmek, piyasa oluştuktan sonra yapılacaklardan çok daha fazla avantaj sağlayacaktır.

Sonuç olarak; borsadaki klasik alım-satım kuralını hatırlayalım. Önemli olan alım-satım zamanlamasını başarabilmektir. Yani herkesin sattığı bir süreçte satım sürecinin sonunun geldiğini öngörüp almaya başlamak veya alım sürecinin sonunun geldiğini öngörüp satmaya başlamak.

Piyasa oluşuncaya kadar zenginleştirici entellektüel etkinlik, piyasa oluştuktan sonra sanat tacirliğine dönüşür mü bilmem ama ben resim almaya devam edeceğim.

 

İsmail HATUNOĞLU

(Hatunoğlu'nun sanat ekonomisi yazıları 'Koleksiyoner' başlığıyla Turkishtime dergisinde yayınlanmaktadır.)     

İsmail Hatunoğlu2