İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası Yönetim KuruluBaşkanı Nezih Barut; Endüstrimiz İçin Hedefimiz, Biyoteknolojik İlaç Devrimini Yakalamak
Bugün dünya ilaç endüstrisinde biyoteknoloji devrimi yaşanıyor. 100 yılı aşkın geçmişiyle uluslararası standartlarda üretim yapan Türk ilaç endüstrimizin bu dönüşümün gerisinde kalması düşünülemez.
İnsan sağlığı için çalışan, ileri teknolojiye ve yüksek katma değere dayanan yapısı nedeniyle değişimin ve dönüşümün sürekli olduğu ilaç endüstrisi için Ar-Ge çalışmaları olmazsa olmaz bir unsur. Bu faaliyetler, yeni molekül keşfi, mevcut ilaçların iyileştirilmesi, eşdeğer ürünlerin geliştirilmesi ve daha etkili tedavilerin oluşturulması gibi alanlarda endüstriye öncülük ediyor. Dolayısıyla sektörümüzde büyüme potansiyeli ve rekabet gücü, Ar-Ge faaliyetlerinin kalitesi ve yoğunluğu ile doğrudan ilişkili.
Ülkemizde çok köklü bir geçmişe sahip, küresel rekabette en üst sıralara oynayan güçlü bir ilaç endüstrisi var. Bu gücü korumak ve daha ileriye taşımak adına ilaç endüstrimiz dünyadaki örneklerinde olduğu gibi Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran sektör konumunda olmak zorunda. Türk ilaç endüstrimiz 2000’li yılların başında Ar-Ge’yi stratejik önceliği kabul etmiş, bu çalışmalara ağırlık vermiştir. Bu noktada, endüstrimiz için gurur verici bir tabloyu paylaşmak isterim; 2008 yılında sadece 1 Ar-Ge merkezimiz vardı. Bugün 42 merkezimizde, toplam 2.320 yüksek kaliteli personel görev yapıyor. Ar-Ge’ye 2010 yılında 92,1 milyon TL yatırmışız, bugünkü harcamamız 22 kat artarak 2.081,5 milyon TL’ye ulaşmış durumda.
Dünya ilaç endüstrisindeki gelişmeleri ve trendleri yakından takip eden ve hızla uyum sağlayan endüstrimizin bugün en önemli hedeflerinin başında biyoteknolojik ve biyobenzer ilaç geliştirme ve üretiminde etkin olmak, dünya ilaç endüstrisindeki biyoteknoloji devrimini yakalamak. Pek çok hastalığın tedavisine imkan veren bu ilaçların neredeyse tamamını ithal ediyoruz. Türk ilaç endüstrisi olarak, ülkemiz açısından olumsuz bu tabloyu tersine çevirmemiz gerekiyor. Söz konusu ürünlerin 1,6 trilyon dolarlık dünya ilaç pazarı içindeki payı yüzde 30’lara ulaştı, 2025 yılında yüzde 35 seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Biyoteknolojik ve biyobenzer ilaçlara olan talep ülkemizde de sürekli artıyor. İlaç dış ticaretindeki açığın birinci nedeni de bu ürünlerdeki dışa bağımlılığımız. Bu nedenle yerli ve milli üretimi sağlamamız gerekiyor.
Bu farkındalıkla uzun yıllardır yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı bu alana yönlendirmiş durumdayız. Dünyada öncü olmuş biyoteknoloji firmalarıyla ortaklıklar kuruyoruz. Yoğun şekilde teknoloji transferi, know-how ve insan kaynağı yatırımı gerçekleştiriyor. Devlet desteğinin katkısıyla faaliyete geçirdiğimiz 13 biyoteknolojik ilaç tesisimiz bulunuyor, bugüne kadar 1.1 milyar dolara ulaşan yatırım teşvik belgesi aldık. 32 biyobenzer ilacı üretebiliyoruz.
Ancak bu alanda gelişim sadece bizim çabamızla mümkün değil. Sektörümüzün gelişiminde en az endüstrimizin yatırımları ve gücü kadar önemli rolü olan diğer faktörler ise kamunun ortaya koyduğu uygulama ve politikalar ile üniversitelerimizin ve bilim insanlarımızın çalışmalarıdır.
Bu bağlamda, kamu otoritelerimiz tarafından endüstrimizin biyobenzer ilaç konusunda gelişiminin önünü açacak yönde bir iradenin ortaya koyulması, ülkemizde geliştirilen ve üretilen biyobenzer ilaçların mevzuatla desteklenmesi en öncelikli beklentimiz.
Çok uzun süren mücadelemizin ardından, ruhsat mevzuatındaki sorunların bir kısmının çözülmüş olması memnuniyet verici. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki, özellikle fiyatlandırma ve geri ödeme alanındaki politikalar sektörümüz için büyük zorluk yaratıyor.
Nitekim, SGK’nın biyobenzer ürünlerin referans fiyatın yüzde 30 altında fiyat verme uygulaması bu ürünlerimizi pazara vermemizin önünde büyük engel oluşturuyor. Beklentimiz sanayicilerimizi cezalandıran bu yanlış uygulamanın kaldırılması, hatta kimyasal ilaç ihalelerinde olduğu gibi, yerli ilaçların alımında uygulanan yüzde 15 fiyat avantajının SGK tarafından yerli biyobenzer ilaçlara da tatbik edilmesidir.
Gözden kaçırılmaması gereken gerçek şu ki, biyobenzer ilaçların özellikle hücreden başlayacak şekilde ülkemizde üretiminin desteklenmesi kamu maliyesi üstündeki yükün hafiflemesine ve dışa bağımlılığın azalmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Bu alanda hızla ilerlemek için devletimizden bir başka önemli beklentimiz ise vergi teşviklerinin yanında; finansal desteklerin artırılması, düşük faizli kredi olanaklarının sağlanmasıdır.
Türk ilaç endüstrimizin atılımını ancak bütüncül bir bakış açısıyla ve tüm aktörlerin katkısıyla sağlam temeller üzerinde yükseltebiliriz. Devletimizin ve üniversitelerimizin desteğiyle, Ar-Ge yetkinliğimizi artırarak özellikle biyoteknoloji alanında daha yüksek katma değerli ürünler üreterek ülkemizin küresel platformda çok önemli bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmesi için önünde bir engel olmadığını biliyoruz. Bu kapsamda Türk ilaç endüstrisi olarak, her türlü zorluğu aşıp, biyoteknolojide dünyada söz sahibi olacağımızın inancıyla yolumuza devam ediyoruz.
11 senedir ülkemizde gerçekleştirilen Ar-Ge alanındaki çalışmaları kapsamlı şekilde mercek altına alan Turkishtime Türkiye Ar-Ge 250 Raporu için emeği geçen bütün Turkishtime yöneticilerine ve çalışanlarına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm dünyayı etkisi altında alan ekonomik krize rağmen, Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren, başarılarıyla ülkemiz ve endüstrimiz için katma değer yaratan bütün ilaç firmalarımızı da gönülden kutluyorum. Türk ilaç endüstrisi olarak yüzyıldan uzun geçmişimizle, ideallerimizle, ülkemiz ve endüstrimiz için hiç bitmeyen hedeflerimizle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da pek çok başarıya imza atacağımıza yürekten inanıyorum.
Kaynak: Ar-Ge 250
