Dalgalı Piyasalarda 6 Aylık Büyük Fotoğraf: Kazananlar ve Kaybedenler
2025’in ilk yarısı parasal sıkılığın etkilerinin fazlasıyla hissedildiği, dezenflasyon sürecinin hız kazandığı ancak sık sık dalgalanmaların da yaşandığı ve ekonomide bazı yan etkilerin hissedilmeye başlandığı ilginç bir dönem oldu.
İlk yarıda yurt dışında ticaret gerilimlerinin tırmanması, küresel faiz patikasının belirsiz kalması ve dünyanın dört bir yanında çıkan savaşlar dış koşulları sertleştirirken, içeride dezenflasyon süreci, sıkı para politikası, bütçe ve dış ticaret açıkları ile konkordatolar arasında daha kontrollü bir politika seti uygulanmasını gerektirdi.
Bu yazıda bu dönemde temel ekonomik göstergelerin ne yönde değişim gösterdiği ve reel sektörün bu değişimler sonucunda nasıl etkilendiği incelenecek.
Enflasyon Dizginleniyor mu? 2025’te Fiyatlardaki Büyük Dönüşüm
2025’in ilk 6 ayında parasal sıkılıkla birlikte enflasyonda gözle görülür bir düşüş izlendi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2024 yıl sonunda %44,38 düzeyinde olan yıllık manşet enflasyon, Haziran ayı itibarıyla %35,05 düzeyine gerileyerek piyasa beklentilerine yakın bir düzeyde kaydedildi. Detaylara baktığımızda Haziran’da temel mallar grubu enflasyonu %21,1 ile son yılların en düşük seviyesine gerilerken, hizmet enflasyonu ise %50,3 ile güçlü kalmaya devam etti.
Birinci yarıda TÜFE’yi oluşturan alt gruplar arasından yılbaşından bu yana en güçlü düşüş %57,1’den %35,6’ya gerileyen lokanta ve oteller, %91,6’dan %73,3’e gerileyen eğitim ve %32,2’den %14,5’e gerileyen giyim ve ayakkabı gruplarında kaydedildi. Aynı dönemde gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki artış oranı %43,6’dan %30,2’ye gerilerken, konut grubu enflasyonu ise %69,0’dan %65,2’ye sınırlı bir düşüş kaydederek güçlü kalmaya devam etti. Ulaştırma grubu ise %25,8’den %27,7’e çıkan oranı ile enflasyonu artış gösteren tek grup oldu.
Ana grupların manşet veriye katkıları da bu dönemde değişti. 2024 yıl sonunda gıda grubu 10,9 puan ile yıllık enflasyona en yüksek katkıyı veren grupken, 2025 Haziran itibarıyla bu katkı 7,6 puana geriledi. Gıda grubunun yerini, manşet veriye katkısı 9,2 puan olan konut grubu aldı. Konut grubu verisindeki artışta hem yüksek kiralar hem de doğalgaz ve elektrik tarifesi artışları etkili oldu. Aynı dönemde ulaştırma grubunun verdiği katkı ise yüksek seyreden fiyatlar nedeniyle 4,5 düzeyinde sabit kaldı.
Bütün bunların yanı sıra bazı gruplar ilk yarının sonu itibarıyla dezenflasyona önemli katkıda bulunmaya başladı. Örneğin giyim-ayakkabı grubunda sezon indirimleri ve döviz kurundaki istikrar sayesinde yıllık katkı 2,2 puandan 0,9 puana gerilerken, lokanta ve oteller grubunun verdiği katkı 4,7 puandan 3,1’e, ev eşyası grubunun verdiği katkı ise 3,1’den 2,4’e indi.
Merkez Bankası’nın Faiz Hamleleri: 2025’in İlk Yarısında Neler Değişti?
Enflasyonist risklere bağlı olarak ilk yarıda TCMB’nin uyguladığı para politikalarında da dalgalı bir seyir izlendi. Ocak ve Mart aylarında Merkez Bankası politika faizini toplam 5 puan indirerek %47,5’ten %42,5’e çekmişti. Ancak Mart sonu Nisan başında gelen döviz ve rezerv sorunları nedeniyle Nisan ayında politika yönü yeniden sıkılaştırmaya çevrildi. Döviz çıkışının hızlanması nedeniyle 20 Mart’ta ara toplantı yapan Merkez Bankası, gecelik borç verme faizini 350 baz puan artırarak %46’ya çıkardı. Bir süre piyasayı söz konusu gecelik faiz ile fonlayan Merkez, Nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini de 350 baz puan artırarak %46’ya yükseltti.
Bu dönemde TCMB, geleneksel politika faizinin yanı sıra zorunlu karşılıklar ve kredi düzenlemeleri gibi makro ihtiyati araçlarla da likiditeyi kontrol altında tutmaya çalıştı. Yılın ilk yarısında uygulanan ılımlı sıkılaşma politikası sonucunda kredi büyümesi yavaşlarken, Türk lirası üzerindeki baskının da bir ölçüde kontrol altına alındığı görüldü. BDDK verilerine göre bu dönemde KKM hariç TL mevduatların toplam mevduatlar içindeki payı %60 düzeyine yaklaştı.
Söz konusu dönemde Merkez Bankası rezervlerinde de sert dalgalanmalar izlenmiş olsa da Haziran ayına doğru bir toparlanma süreci başladı. Nitekim yıl sonunda 48,7 milyar dolar düzeyinde olan ve 25 Nisan’da 16,4 milyar dolara kadar gerileyen swap hariç net rezervler, Haziran sonu itibarıyla 28,4 milyar dolar düzeyine geri döndü. Toplam rezervler ise 2024 yıl sonunda 155 milyar düzeyindeyken, Haziran sonunda 154,4 milyar dolar düzeyinde yer alıyordu.
İstihdam Daralıyor: 2025’in İlk Yarısında Çalışma Hayatında Neler Oldu?
2025’in ilk 6 ayında işsizlik oranı değişmemiş olsa da sıkı para politikalarının da etkisiyle verinin alt detaylarında pek çok değişim yaşandı. 2024 yıl sonunda %8,6 düzeyinde olan işsizlik oranı, 2025 Haziran itibarıyla yine aynı seviyede kaldı. Ancak istihdam ve işgücüne katılım oranlarında aynı sabitlik sağlanamadı. TÜİK verilerine göre 2024 yıl sonundan Haziran ayına kadar geçen 6 aylık dönemde hem işgücüne katılım hem de istihdam oranları 0,7 puan düşerek sırasıyla %53,5 ve %48,9 seviyesine geriledi.
Aynı dönemde geniş tanımlı işsizlik oranı olarak da bilinen atıl işgücü oranı ise 4,9 puan artışla %32,9’a çıkarak veri setinin en yüksek seviyesini kaydetti. Bu dönemde potansiyel işgücü ve işsizlerin oranı da 4 puan artarak %22,7 düzeyine yükseldi.
İhracat Yükseliyor Ama Yetmiyor: Dış Ticaret Açığındaki Tablo
2025’in ilk altı ayında dış ticaret açığı, geçen yılın aynı dönemine göre belirgin biçimde arttı. İhracat ve ithalat aynı anda artış kaydetmekle birlikte, ithalattaki artış ihracattan daha hızlı oldu. TÜİK verilerine göre Ocak-Haziran döneminde ihracat %4,1 artarak 131,4 milyar USD yükselirken, ithalat %7,2 artarak 180,8 milyar USD çıktı. Bu gelişmeler sonucunda ilk 6 aylık dış ticaret açığı yıllık bazda %16,3 genişleyerek 49,4 milyar USD düzeyine ulaştı. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 2,1 puan azalışla %72,7 düzeyine kadar geriledi.
İlk yarıda ithalatı yukarı çeken etmenler enerji fiyatlarındaki oynaklık ve tüketim talebinin sürmesi olarak kayıtlara geçti. TÜİK verilerine göre söz konusu dönemde ara malı ithalatı %6,7 büyüyerek 126 milyar USD’a yükselirken, tüketim malı ithalatı %13,9 büyüyerek 29,4 milyar USD’a çıktı. Söz konusu dönemde ihracat ise küresel belirsizlik ortamına rağmen büyümeye devam etti. Bu dönemde özellikle Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracat %5,1 büyürken, AB ülkelerine yapılan ihracat %8,6, Afrika’ya yapılan ihracat ise %9,0 büyüme kaydetti.
Cari Dengede Gidişat: Piyasalar Bu Gelişmeleri Nasıl Okuyor?
Dış ticaret açığındaki bu genişleme, cari işlemler dengesine olumsuz yansıdı. 2024’ün ilk 6 ayında 14,4 milyar USD düzeyinde olan cari açık, 2025’in aynı döneminde %61 büyüyerek 23,1 milyar USD seviyesine ulaştı. Bu artışın en büyük nedeni, yukarıda değinilen dış ticaret dengesindeki bozulma oldu.
İlk 6 aylık dönemde hizmetler dengesi kaynaklı net girişler 23,5 milyar USD düzeyinde kalarak neredeyse yatay bir seyir izlerken, birincil gelir dengesi kaynaklı net çıkışlar ise %22,6 büyüyerek 9,3 milyar USD düzeyine ulaştı. Bu durum, ilk yarıda yurt dışına giden faiz ve kâr transferlerinin de cari dengeye baskı yaptığına işaret etti.
Enerji ve altın ticareti hariç tutulduğunda ise daha olumlu bir tablo söz konusu. Altın ve enerji hariç cari denge ilk yarıda 10,5 milyar USD fazla verdi; ancak geçen yıl aynı dönemde bu fazla 15,8 milyar USD düzeyindeydi. Yani bu dengede de ılımlı bir bozulma söz konusu.
Yatırımlar tarafında da bir değişim mevcut. 2025’in ilk 6 ayında doğrudan yatırımlar tarafında 1,9 milyar USD’lık net giriş kaydedildi. Bir önceki yıl bu tutar 2,2 milyar USD düzeyindeydi. Portföy yatırımları kaleminde ise Mart ve Nisan ayında yaşanan gelişmelerin etkisiyle 5,9 milyar USD çıkış gözlemlendi. 2024 yılının aynı döneminde bu kalemde 10,1 milyar dolarlık fazla kaydedilmişti.
Bütçede Dengeleme Arayışı: Harcamalar Artarken Gelirler de Güçleniyor
Kamu maliyesi cephesinde, 2025 yılının ilk yarısında bütçe açığı büyümeye devam etti. Ocak-Haziran 2025 döneminde merkezi yönetim bütçe gelirleri %46,1 artışla 5,60 trilyon TL olurken, bütçe giderleri %43,7 büyüyerek 6,58 trilyon TL’ye ulaştı. Böylece merkezi yönetim bütçesi ilk 6 ayda 980,5 milyar TL açık vermiş oldu. 2024’ün ilk yarısında bu açık 747,2 milyar TL düzeyindeydi.
Bütçe açığındaki yükselmenin en büyük sebebi, faiz giderlerindeki artış oldu. Söz konusu dönemde bütçeden yapılan faiz harcamaları %93,5 büyüyerek 1,1 trilyon TL düzeyine ulaştı. Aynı dönemde bütçenin faiz dışı dengesi ise 131 milyar TL fazla verdi. Bir önceki yılın aynı döneminde bu dengede 172,8 milyar TL açık verilmişti.
Gelir tarafında bütçe nominal olarak güçlü artışlar sergiledi. İlk yarıda vergi gelirleri enflasyonun üzerinde bir büyüme kaydederek yıllık bazda %58,3 artışla 4,7 trilyon TL’yi aştı. Söz konusu dönemde kurumlar vergisi gelirlerinde %15,7’lik bir artış yakalanırken, ÖTV gelirleri %38,5, KDV gelirleri %59,4, gelir vergisi gelirleri ise %96,5 büyüdü. Gider tarafında ise personel giderleri %36 büyürken, cari transferlerde %37,4 artış yaşandı.
Sanayi Verileri Bildiriyor: İstihdam ve İflas Rakamları Ne Diyor?
Yılın ilk yarısında reel sektöre ilişkin göstergeler ise sektörde büyümenin ivme kaybettiğine ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın şirketler üzerinde baskı yarattığına işaret etti. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre 2025’in birinci çeyreğinde GSYH yıllık bazda %2,0 büyürken, sanayi sektörü %1,8 daraldı. Henüz 2025 ikinci çeyrek büyüme verisi resmi olarak açıklanmamış olsa da öncü göstergeler sanayideki durgun seyrin ikinci çeyrekte de sürdüğünü gösterdi.
Bunun en önemli göstergelerinden bir tanesi İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye imalat PMI oldu. 2024 yıl sonunda 49,1 ile 50 eşik değerinin altında yer alarak halihazırda imalat sanayinin daralma noktasında olduğunu gösteren PMI, Haziran ayı itibarıyla 46,7 düzeyine kadar gerileyerek bu daralmanın şiddetlenerek sürdüğüne işaret etti. Verinin alt kırılımlarına bakıldığında ise hesaplamaya dahil eden 10 sektörün 10’ununda PMI değerinin 50 eşik değerinin altında kaldığı, özellikle daralmanın şiddetli hissedildiği tekstil ve giyim sektörlerinde bu değerlerin sırasıyla 38,1 ve 43,7’ye kadar gerilediği görüldü.
TCMB tarafından açıklanan reel kesim güven endeksi de bu yönde bir gidişata işaret etti. 2024 yıl sonunda 102,7 düzeyinde olan mevsimsellikten arındırılmış endeks, Haziran ayı itibarıyla 98,6 düzeyine gerileyerek 100 eşik değerinin altında kaldı. Yine TCMB tarafından yayımlanan verilere göre aynı dönemde imalat sanayi kapasite kullanım oranı da %75,8’den %74,6 düzeyine geriledi. Bu durum reel sektörün ilk yarının sonu itibarıyla daralma eğilimde olduğuna işaret etti.
TÜİK tarafından açıklanan istatistikler sanayi istihdamında da bir daralmaya işaret etti. Yakın zamanda yayımlanan işgücü istatistiklerine göre 2024 yıl sonunda toplam istihdamın %20,8’i sanayi sektöründe yer alırken, 2025’in ilk yarısı itibarıyla bu oran %20,3’e düşmüş durumda. Aynı verilere göre ilk yarıda hizmet sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 173 bin, inşaat sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 37 bin kişi artarken; sanayide istihdam edilenlerin sayısı ise 217 bin kişi azaldı.
Reel sektörün yaşadığı zorlukların en somut göstergelerinden bir diğeri de konkordato ve iflas başvurularındaki endişe verici artış. Konkordato takip verilerine göre 2025’in ilk 6 ayında 2 bin 776 firma konkordato başvurusunda bulundu. Yani 2024’ün tamamı boyunca yapılan 3 bin 497 başvurunun %79’u henüz 2025’in ilk 6 ayında yapıldı. Bu dönemde mahkemelerin geçici mühlet kararı verdiği firmaların sayısı %108 artışla bin 249’a yükselirken, kesin mühlet verilen firmaların sayısı %236 artışla 822’ye çıktı. İflaslar ise %101 artarak 553 düzeyine yükseldi.
Bu başvuruların önemli bir bölümü KOBİ’lerden geliyor. Ancak büyük firmalardan da benzer başvurular geldiği görülebiliyor. Örneğin Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde 304. sırada olan Sıddık Kardeşler Haddecilik 2025’in ilk yarısında konkordato başvurusunda bulunarak geçici mühlet kararı aldı. Yine aynı listede 364. sırada yer alan Staret Entegre Gıda Şubat ayında konkordato başvurusunda bulundu. BIST’te işlem gören bazı şirketlerde de benzer başvurular söz konusu. Örneğin Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem gören Akın Tekstil konkordato ilan etti ve Mart ayında geçici mühlet kararı aldı. Benzer şekilde yine Borsa İstanbul’da işlem gören Yeşil GYO da Şubat ayında konkordato ilan ederek geçici mühlet kararı almıştı.
Sonuç olarak, 2025 ilk yarısında reel sektör, yüksek enflasyon ve yüksek faiz sarmalında temkinli bir duruş sergiledi. Bu süreçte ekonomik büyüme yavaşladı, kâr marjları daraldı ve finansal sıkılaşmanın etkileri belirginleşti. Yılın ikinci yarısında faiz indirimlerinin hızlanması ve enflasyondaki gerilemenin iç pazarı canlandırması umut ediliyor. Ancak ekonomistler, yapısal reformlar ve öngörülebilir politikalar olmaksızın sürdürülebilir bir toparlanmanın zor olabileceğine de dikkat çekiyor.
ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME: Bültendeki içerikler bilgilendirme amaçlı olup yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Yatırım kararlarınızda yetkili kurumların uzman görüşlerine başvurunuz.
