Türk Tekstilinin Nabzı: İhtiyaçlar ve Fırsatlar
Tekstil sektörü, Türkiye imalat sanayisi içinde en güçlü yer edinen sektörlerden bir tanesi. Özellikle İstanbul, Bursa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana ve Denizli gibi bölgelerde yoğun şekilde faaliyet gösteren sektör, aynı zamanda Avrupa Birliği pazarının da en büyük ikinci tedarikçisi konumunda yer alıyor.
Hazır giyim sektörüyle birlikte yaklaşık 900 bin çalışanın yer aldığı sektör, son yıllar itibarıyla imalat sanayi içinde en çok insanın istihdam edildiği sektörler arasında ilk sıralarda yer aldı. Toplam çalışan nüfusa oranlandığında toplam istihdamın yaklaşık %3’ünü tek başına sağlayan sektör, ayrıca 4. en büyük ihracatçı sektör olarak da öne çıkıyor.
Tekstil Fabrikalarında Çarklar Ne Kadar Dönüyor?
Ancak sektör üretiminde, özellikle 2023 yılından itibaren zayıf talep ve sıkı finansman koşulları nedeniyle önemli bir gerileme söz konusu. 2023 yılında hesaplanan tekstil sanayi üretim endeksi %10,8 ile güçlü bir biçimde daralırken, 2024 yılında bu daralma %0,9 düzeyinde gerçekleşti. İçinde bulunduğumuz 2025’in ilk yarısında ise %2,2’lik bir daralma kaydedildi.
Tekstil üretimindeki bu daralma, makroekonomik metriklere de yansımış durumda. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından yayımlanan Türkiye imalat satın alma yöneticileri endeksi (PMI) verisinin alt kırılımında tekstil sektörüne dair önemli detaylar yer aldı.
PMI verisinde 50’nin üzerindeki değerler sektör temsilcilerinin sektörde genişleme gördüğünü, 50’nin altındaki değerler ise sektörde daralma yaşandığına işaret etmekte. İSO verilerine göre tekstil sektörü 2024 yılını 44,3 puanlık PMI ile halihazırda daralma beklentisi ile tamamlamıştı. Ağustos ayında gelindiğinde ise bu değer 3,8 puan düşüş ile 40,5 düzeyine gerileyerek sektörde daralmanın daha şiddetlendiğine işaret etti. Tekstil sektörü ayrıca, Ağustos’ta 10 ana sektör arasından en düşük PMI puanına sahip olarak, daralma emarelerinin en şiddetli hissedildiği sektör oldu.
İSO verilerine göre Ağustos ayında tekstil sektörü istihdamında anket geçmişinin en sert düşüşü kaydedildi. Söz konusu dönemde PMI verisini oluşturan alt endeksler arasından yeni ihracat siparişleri endeksi 40,1, istihdam endeksi 39,0, üretim endeksi ise 37,4 ile 50 endeksinin oldukça altında kalarak en sert daralmaların bu kalemlerde gerçekleştiğine işaret etti.
2022’den 2025’e: İhracatta Kaybedilen İvme
Tekstil sektöründe son üç yıllık dönemin önemli kısmında üretimle paralel olarak ihracatta da belirgin bir düşüş söz konusu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre 2022 yılında 10,4 milyar dolar ile oldukça güçlü bir seviyede bulunan tekstil ihracatı, 2023 yılında yıllık bazda %7,7 gerileyerek 9,6 milyar dolara, 2024 yılında ise %0,6 düşüşle 9,5 milyar dolar düzeyine geriledi.
- 2024 yılında 9,5 milyar dolarlık tekstil ihracatının 5,9 milyar dolarlık kısmı kumaş, 2,4 milyar dolarlık kısmı pamuk, 1,2 milyar dolarlık kısmı ise elyaf ihracatından oluştu.
2025’in ilk 8 ayında ise tekstil ihracatında sınırlı da olsa bir iyileşme söz konusu. TİM tarafından derlenen verilere göre Ocak-Ağustos 2024 döneminde 6,2 milyar dolar düzeyinde olan tekstil ihracatı, 2025’in aynı dönemi itibarıyla 6,3 milyar dolara yükselmiş durumda. Bu da ihracatta yıllık %0,8’lik bir artış anlamına geliyor.
Tekstil ve hazır giyim sektörleri beraber değerlendirildiğinde ise iki sektörün toplam ihracatı 2022 yılında 34,1 milyar dolar ile zirveyi kaydetmiş olmasına rağmen son 3 yılda yine düşüş gösterdi. 2023’te %15’ten fazla düşüşle 28,9 milyar dolar seviyesine gerileyen ihracat hacmi, 2024 yılında da %5,2 daha daralarak 27,4 milyar dolar düzeyine kadar indi. 2025’in ilk 8 ayı düzeyinde kıyaslandığında ise iki sektör ihracatının yıllık bazda %3,8 daralarak 17,5 milyar dolar düzeyine gerilediği görüldü.
“Zincirin kopmaması için desteğe ihtiyaç duyuyoruz”
Son birkaç yıldır ihracat ve üretimde kaydedilen düşüşün durdurulması için sektör temsilcileri çeşitli tedbir isteklerinde de bulundu. Bu konuyla alakalı bir açıklama yapan İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, son iki yılda kapasite boşlukları ve müşteri kayıpları yaşadıklarını söyledi ve sektör adına destek taleplerini şu şekilde ifade etti:
“Zincirin kopmaması için döviz dönüşüm desteğinin %7,5’e çıkarılması, kredi kapamaları için ek süre verilmesi ve finansman kanallarının genişletilmesi acil bir ihtiyaç. Konkordato süreçlerinde ticari alacakların da korunması için yapısal reformlar hızla hayata geçirilmelidir. Bu üç acil ve öncelikli eylem planının, hayata geçmesinde desteğe ihtiyaç duyuyoruz.”
“İç piyasa indirimlerle ve kârsız satışlarla dönüyor”
Benzer açıklamalarda bulunan İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan ise ihracattaki daralmaya paralel olarak üretimin de daraldığı bir süreçten geçtiklerini ifade ederek, “Türkiye Avrupa’dan bile pahalı bir ülke olduğu için ithalat yurt içinde üretmekten daha cazip hale geldi. Dolayısıyla hazır giyim ithalatında da önemli bir artış var. Örneğin 2024’ü yaklaşık 4 milyar dolarlık hazır giyim ithalatıyla kapattık. Yerli üretimin düşmesi firmaların kapanması, istihdamın azalması anlamına geliyor. SGK verilerine göre 2022’nin sonunda 43 bin 607 olan hazır giyim üreticisi firma sayısı, Haziran 2025 itibarıyla 37 bin 115’e, 738 bin kişilik istihdam ise 541 bine gerilemiş bulunuyor. Doğrudan İHKİB’in alanı olmamakla birlikte iç pazarda da hazır giyim talebinde bir daralma görüldüğünü söyleyebilirim. Sektör daha çok indirimli satışlarla ciro yapmaya çalışıyor. Ağustos’ta yıllık TÜFE %33 düzeyindeyken giyim ve ayakkabıda yıllık enflasyonun %10’un altına inmesi de iç piyasanın indirimlerle ve kârsız satışlarla döndüğünü gösteriyor” ifadelerini kullandı.
İçinden geçilen sürecin yalnızca uluslararası koşullara değil, ulusal koşullara da dayandığını söyleyen Paşahan, “Kısa vadede rekabetçiliğimizi yeniden kazanacağımız adımların atılmasını bekliyoruz. Orta ve uzun vadede ise devletimizin de desteğiyle sektörde ikiz dönüşümü hızlandırmayı, katma değeri artıracak hamleleri gerçekleştirmeyi ve küresel ölçekte Türk markaları çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
Hedef 17 Milyar Dolar: İhracatta Beklentiler ve Riskler
Hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ihracat rakamlarını da değerlendiren Paşahan, sektör olarak en yüksek hacme 2022 yılında ulaştıklarına dikkat çekerek, “2022’de 21,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Aynı yılın sekiz aylık dönemindeki ihracatımız ise 14,2 milyar dolar düzeyindeydi. 2022’nin son çeyreğinden itibaren küresel talepteki yavaşlama ve sonrasında rekabet gücümüzün zayıflamasıyla birlikte ihracatımız gerilemeye başladı. Ocak-Ağustos dönemini 12 milyar dolarlık ihracatla kapattığımız 2024’te yıllık ihracatımız 17,9 milyar dolar düzeyine geriledi. Bu yılın sekiz aylık dönemini ise geçen yılın aynı dönemine göre %6,5 ekside, 11,2 milyar dolar ihracatla tamamladık. 2022’nin Ocak-Ağustos dönemiyle kıyasladığımızda fark %27’ye yaklaşıyor” dedi.
“2025’in Ocak-Ağustos döneminde 11,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik” ifadelerini kullanan Paşahan, “Geçen yılın aynı dönemine göre %6,5 eksideyiz. Yılı 17 milyar dolar civarında bir ihracatla tamamlayabileceğimizi öngörüyoruz. Rekabetçiliğimizi zayıflatan sorunların aşılması halinde 2026’da ihracatta yeniden bir artış trendi yakalayabileceğimizi öngörüyoruz. Aksi takdirde 2026’nın da hazır giyim ve emek yoğun diğer sektörler için yine zor geçmesinden endişe ediyoruz” diye de ekledi.
Sektörün küresel markalarla uzun yıllara dayanan iş birliği, hızlı ve kaliteli üretimi, tasarım kapasitesi, pazar yakınlığı ve sosyal uygunluğunun rakiplere göre başlıca avantajları olduğunu söyleyen Paşahan, “Son üç yıldır yüksek maliyetler nedeniyle bu avantajlarımızdan ne yazık ki istediğimiz gibi yararlanamıyoruz. Çünkü üretim maliyetlerinde dolar bazında Asyalı rakiplerimize göre %60 – %65, Avrupa’daki birçok ülkeye göre ise %15 – %20 daha pahalıyız. Dolayısıyla ürünümüz kaliteli de olsa müşteri daha uygun fiyatı tercih ediyor. Bu durum bize müşteri ve pazar kaybı şeklinde yansıyor” yorumunu yaptı.
Sektörden Finansman Alarmı: 2 Yıl Geri Ödemesiz Destek Talebi
Moda endüstrisinin Türkiye’nin ihracatında yıllarca lider sektör olduğunu ve bu yıla kadar hep ilk üç ihracatçı sektör arasında olduğunu da vurgulayan Paşahan, “Türkiye’nin ortalama kilogram ihracat birim değeri 1,5 dolar. Hazır giyimde ise ortalama 16,4 dolar birim değerle ihracat yapıyoruz. Ayrıca en zor dönemimizde bile 540 bin insanımıza doğrudan istihdam sağlıyoruz. Bütün bunları alt alta sıraladığımızda katma değerli üretimi ile istihdama katkısı ve ihracatı ile ülke ekonomisi için stratejik öneme sahip bir sektörden söz ediyoruz” dedi ve “Türkiye’nin orta ve uzun vadede de bu sektörden vazgeçmemesi gerekiyor. Kısa vadede ise mevcut sorunlarımızı aşabilmemiz için rekabetçiliğimiz yeniden kazanmalıyız. Bunun da yolu kurla enflasyon arasında dengenin sağlanmasından, girdi maliyetlerinin düşürülmesinden, istihdam desteklerinin şartlarının esnetilerek ayrım yapılmaksızın tüm firmalara verilmesinden, prim desteğinden ve en az iki yıl geri ödemesiz uygun koşullarda finansman desteği sağlanmasından geçiyor” diye de ekledi.
