2026 Yaklaşıyor: İhracatı Bekleyen Yeni Riskler ve Fırsatlar

Turkishtime Dergi

Küresel ticaret, ihracatçılar için her geçen gün daha da karmaşık bir hale geliyor. Ekonomik dalgalanmalar, yeni ticaret engelleri, tedarik zinciri aksamaları ve artan riskler… 2025, karlılığınızı doğrudan etkileyecek pek çok gelişmeye sahne oluyor! Peki 2026’ya hazır mısınız? Dünya Ekonomik Forumu’na göre ekonomistlerin %83’ü önümüzdeki iki yılın zor geçeceğini öngörüyor; %5’i ise küresel ölçekte büyük bir kriz bekliyor. (World Economic Forum)

Başta 2025 yılı Nisan ayında, ABD'nin ek gümrük tarifelerini açıklamasıyla artan belirsizlikler, 2025’te küresel ekonominin yavaşlayacağına dair beklentileri artırdı. Coface olarak 2024 yılında %2,8 büyüyen küresel ekonominin 2025’te ve 2026’da %2,5 oranında büyümesini bekliyoruz. Özellikle sanayi üretimindeki yavaşlama, artan korumacılık, ticaretin gerilemesi, iş gücü piyasasında zayıflık ve beklenmedik jeopolitik gerginlikler önümüzdeki dönem için risk unsuru olmaya devam ediyor.

İhracatçılar için bu değişken ortamda doğru hamleleri yapmak artık her zamankinden daha kritik. Belirsizliğin arttığı ve ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte öne çıkan üç temel risk ve en çok etkilenen sektörler ise şöyle:

İhracatta Olası Riskler hakkında daha fazla bilgi için hazırladığımız raporu indirin ve bu riskleri yönetmenizi kolaylaştıracak çözümümüzle tanışın!

2026 İhracat Rehberi

Ortaya Çıkan Üç Temel Risk

1- Ticaret politikalarındaki belirsizlik & Yeniden şekillenen tedarik zincirleri

2025’te ABD’nin geniş kapsamlı “karşılıklılık tarifeleri” uygulaması ve buna karşı Çin ile Avrupa’nın misilleme adımları, küresel ticaret sisteminin parçalanabileceğine dair endişeleri artırdı. Şirketler, bu ortamda tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye veya zincirlerini kısaltmaya yöneldi. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler ve süregelen ABD-Çin rekabeti de ticaret akışlarını daha karmaşık hale getirdi. 2026’ya bakıldığında, yükselen tarifeler, kritik girdiler (örneğin yarı iletkenler, nadir toprak elementleri) üzerindeki olası ihracat kısıtlamaları ve “friendshoring” stratejilerinin getirdiği maliyet artışları öne çıkan riskler arasında. Bu süreçte şirketler pazar erişimi konusunda belirsizlik yaşayabilir; tedarik zincirlerinin daha dar bölgesel bloklar etrafında şekillenmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerin dışlanma riskini artırıyor. Yaşanan bu büyük düşüş, ticaretin kırılgan yapısını gözler önüne seriyor. Tek bir tedarikçiye ya da rotaya bağımlı şirketler, en sert darbeyi alanlar oluyor.

Ticari, ekonomik ve politik riskleri yakından izlemek ve güçlü bir kontrol mekanizması kurmak, büyüme hedefi olan şirketler için hayati önem taşıyor. Alternatif tedarik zincirlerini devreye almak için doğru zaman tam da şimdi!

2- Mali durum değerlendirmenin zorluğu

Finansal durumu zayıf veya risk taşıyan bir iş ortağı, işinizi ciddi şekilde tehlikeye atabilir. Finansal istikrarsızlık her zaman açıkça görünmez—bazı şirketler sorunları borç kullanarak saklar, belki de iş işten geçene kadar.

Amerika ve Avrupa Merkez Bankaları faiz indirimlerine devam etmesine karşın şirketlerin ödeme performanslarındaki sorunlar devam ediyor. Örneğin, yaklaşık 2.400 şirketin katıldığı anketimize göre, «çok uzun ödeme gecikmeleri» (180 günden uzun, yıllık cironun %2’sini aşan gecikmeler) yaşayan şirketlerin ankete katılan şirketlere oranı 2023’te %23 iken 2024’te %40’a çıktı. Öte yandan Almanya ödeme anketimize göre, bu ülkede şirketlerin ödeme vadelerinin son yıllarda daha da uzadığını gösterdi. Ankete katılan şirketlerin %84’ü tedarikçilerine daha uzun vadeler tanıdığını söylüyor; bu oran 2016’dan bu yana en yüksek.

Potansiyel iş ortaklarınızın finansal durumlarını düzenli takip etmemek, sizi artan ödeme aksaklıklarına ve tedarik zinciri problemlerine karşı savunmasız bırakabilir.

3- Artan geç ödemeler ve temerrütler

Talep düştüğünde, geciken ödemeler de beraberinde gelir — ve sağlam alacak yönetim sistemi kurmamış işletmeler bundan olumsuz etkilenir. Hatta önde gelen küresel şirketler bile bu risklere karşı savunmasızdır. Bir iş ortağının temerrüdünün etkisi tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açabilir, satışları aksatabilir ve nakit akışı krizlerine neden olabilir.

İhracatçılar, alacak riskindeki değişimleri önceden görmeli ve risk değerlendirmelerini güçlendirmelidir.

"Jeopolitik risk artık küresel ticaretin kalıcı bir parçası. Şirketler, bölgeselleşen ticaret akışlarının tedarik zincirlerini ve hatta tüm stratejilerini alt üst ettiği bu çok kutuplu düzene uyum sağlamak zorunda. Üstelik iklim krizleri gibi ek faktörler bu eğilimi daha da keskinleştirecek."
Ruben NIZARD, Coface Sektörel ve Politik Risk Analizi Başkanı

2026 İhracat Rehberi

2025’te En Riskli Dört Sektör

1- Üretim (Otomotiv & Yarı İletkenler)

Ticaret gerilimleri ve artan hammadde maliyetleri, üreticilerin küresel çapta rekabet etmesini zorlaştırıyor. ABD’nin Çin menşeli yarı iletkenler ve çeliğe uyguladığı tarifeler, tedarik zincirlerini şimdiden yeniden şekillendirdi ve şirketleri tedarik stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorladı. Reuters’in 2025 yılında iflas riski taşıyan sektörler arasında otomotiv sektörünü işaret etmesiyle, ihracatçıların burada riski proaktif şekilde yönetmeleri gerekiyor.

2- Enerji & Doğal Kaynaklar

Enerji piyasaları öngörülemezdir. ABD, geçen yıl dünyanın en büyük enerji ihracatçısı oldu, ancak ardından Avrupa'nın ani kısıtlamalarıyla karşılaşarak LNG satışlarını %15 oranında düşürdü. Bu hızlı değişimler, ihracatçıların risk değerlendirmelerini sürekli yeniden değerlendirmesi ve fiyat dalgalanmalarına karşı plan yapması gerektiğini gösteriyor.

3- Tarım & Gıda Üretimi

Tarifelerin ötesinde, tarımsal ihracatçılar iklim riskleri ve sıkı düzenlemelerle karşı karşıya… Gıda, zaman açısından en hassas tedarik zincirlerinden biridir; bu nedenle, ürünlerin bozulma riski nedeniyle oluşan ekonomik zararları önlemek için ticaretteki süreçler dikkatle izlenmelidir.

4- Taşımacılık & Lojistik

Navlun ücretleri keskin şekilde dalgalanıyor ve taşımacılık krizleri ticareti tamamen durma noktasına getirebiliyor. 2024’teki Kızıldeniz saldırıları, Tesla ve Volvo’nun üretimi durdurmasına neden oldu çünkü kritik otomobil parçalarına erişemiyorlardı. Ancak bu şirketler, tek bir ticaret rotasına bu kadar bağımlı olmasalardı, bu sorunu belki de önleyebilirlerdi.

Risklere karşı nasıl bir adım önde olabilirsiniz?
2026 İhracat Rehberi