Esnek Zihin, Esnek Şirket: Bilimin Kanıtladığı Yeni Liderlik Kasımız
İş dünyasında yıllardır “güç” değerli kabul edilir. Bir yönetici şirketinden bahsederken veya iyi yanlarını anlatırken “en güçlü kasımız” der. Güç, stratejik beceri sayılır. Oysa bugün, iş dünyasına bilinen ama değeri yeni anlaşılan bir kavram ekleniyor: Esneklik.
İş Dünyasının Yeni Değeri: Esnek Güç
Çoğu işletmeci, ilk refleks olarak “güç daha önemli” diyecektir. Bu, içinde yetiştiğimiz kültürün doğal sonucu. Ancak bugünlerde esneklik geri plandan hızla öne çıkıyor. Çünkü iş dünyası belirsizlik, değişim ve yüksek rekabet karşısında esnek, değişime açık ve farklı düşünebilme yeteneğine ihtiyaç duyuyor. Bunun için düşünce kavramımız öğretilenlerin ötesinde olmalı. İlk aklımıza gelen, bize söylenen, hatta onlarca kez deneyimlediğimiz şeyler bile öteye bakmayı hak ediyor.
Bence, güç ve esneklik birbirinin alternatifi değil; aynı hareketin iki sonucu. Tıpkı insan bedeninde olduğu gibi bir işletme de güçlü ve esnek olmalı. Bir kası güçlendirirken karşı kas esner; bedenin ön bölümü esnerken arka tarafı güçlenir. Her zaman aynı egzersizi yaparsak aşırı güçlenen kas esneyemediği için mutlaka sonunda kopar. Yani güç ve esneklik birlikteyse sağlıklıdır. Önemli olan bedenimiz için de şirketimiz için de bunu fark etmek, farkındalıkla yönetmek…
Bilim de bunu doğruluyor. ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi (National Library of Medicine) esnemenin yalnızca kaslara değil; ağrı yönetimine, beyin dalgalarına ve otonom sinir sistemi (ANS) aktivitesine doğrudan etki ettiğini gösteren çalışmaları yayınlıyor. EEG ve pletismografi ölçümleri, esneme yoğunluğu arttıkça zihnin de gevşediğini ve esnediğini kanıtlıyor. Zihnimiz alternatifleri fark ediyor ve değerlendirmek istiyor. İşte böylece eskinin “aslaları”, dünün “belkileri”, bugünün “harika fikirleri” ve geleceğin “temelleri” oluyor.
Bu noktada karşımıza çıkan kavram: Nöroplastisite. Beynin yaşam boyu yeni bağlantılar kurma ve kendini yeniden düzenleme kapasitesi. Önceden belli yaştan sonra beynin değişmediğine inanılırdı; bugün bunun tam tersi biliniyor. Ve uzun süreli araştırmalar, yoganın nöroplastisiteyi destekleyerek; gri madde hacmini artırdığını, hafıza ve yürütücü işlevleri geliştirdiğini, kaygı ve depresyonu azalttığını, zihinsel esnekliği yükselttiğini kanıtlıyor.
Esnek Beden → Esnek Zihin → Sağlıklı Çalışan
Aslında “pratik zekâ” dediğimiz şey de tam olarak bu değil mi? Hızlı cevap veren yöneticileri zeki olarak isimlendiririz ve onların gerçek gücü zihinsel esneklikleridir. Değişen koşulları okuyabilme, hızlı uyum sağlama, gerektiğinde yön değiştirebilme, kitleleri beraberinde götürebilme, hızlı ve doğru karar verme ve zihnin genç kalabilmesi esnek düşüncenin ürünüdür. Donmadan, nerede savaşıp nerede kaçacağımızı en hızlı ve doğru şekilde belirlememizi sağlar. Bu durum, İnsan Kaynakları bölümlerinin çalışanlar üzerinde elde edebileceği en verimli ve geri dönüşü yüksek faydalardan biridir.
Michigan Üniversitesi Araştırma Merkezi, kurumsal yoga programlarına yapılan her 1 dolarlık yatırımın 3 dolar geri dönüş sağladığını belirtiyor. Bu, yalnızca sağlık değil ekonomik verimlilik anlamına geliyor. Bazı büyük kurumların raporlarında; yoga ve mindfulness programları sonrası sağlık harcamalarında %40–55 azalma, devamsızlıkta %20 düşüş, çalışan başına verimsizlikte %32 azalma elde edildiği görülüyor. Yani yoga sadece çalışan refahını değil; doğrudan performansı, sürdürülebilirliği ve şirketin finansal sağlığını etkileyen stratejik bir yatırım haline geliyor.
Liderlik Kası Nedir?
Bugün liderlik sadece rakamlarla ilişkilendirilemez. Hatta bence dünyanın veri okuyan daha fazla lidere ihtiyacı yok. Dünyanın rakamların ötesini görebilen gerçek liderlere ise çok ihtiyacı var. Hayal kurabilen, yeniliklerle dost, zihni genç, sürdürülebilir strateji geliştirebilen liderlerden bahsediyorum.
Bu noktada kişisel bir deneyimimi paylaşmak istiyorum. Satış ekibini yönettiğim, 67 ülkede ofisi bulunan yabancı sermayeli bir şirkette dünya birinciliği kazanmıştım. Fransa’da ödül töreninde yaptığım sunum tek bir slayt ve üç cümleden oluşuyordu: (Bugün olsaydı cümleleri olumlu hale getirirdim)
- Hayal kurmadan gerçeğe ulaşılamaz.
- Küçük düşünceden büyük çıktı elde edilemez.
- Esnek düşünmeden rekabet yönetilemez.
Ürün ya da fikir üretmek önemlidir; ancak asıl kritik olan onu doğru stratejiyle görünür kılmaktır. Doğru tüketiciye ulaşamayan ürün ve fikir “ölü doğmuştur”. Bu nedenle pazarlama, iletişim ve yaratıcılık işin kalbidir.
Sonuç olarak; güç tek başına dirençtir ve kurumları ayakta tutar. Esneklik ise tek başına akıştır ve ileri taşır. Bugünün liderlik kası ise güçlü olduğu kadar esnek zihin ve beden bütünlüğüdür.
Yazan : Leyla Zerger Sidal

Hakkında : Leyla Zerger Sidal, uzun yıllar finans sektöründe satış, iletişim ve pazarlama alanlarında yöneticilik yaptıktan sonra odağını bireysel gelişim ve yoga uzmanlığına yöneltmiş bir profesyoneldir. 1970 doğumlu olan Sidal, çeşitli şirketlerde liderlik ve stratejik iletişim görevleri üstlenmiş, kurum kültürü, ekip yönetimi ve performans geliştirme alanlarında deneyim kazanmıştır.
Kurumsal kariyerinin yanı sıra, yoga ve mindfulness alanında Türkiye, Bali ve Hindistan’da uluslararası programları tamamlayarak birçok yoga ekolünde uzmanlaşmıştır. Nefes, meditasyon ve yoga derslerinin yanı sıra uluslararası sertifika programları ile uzmanlar yetiştirmektedir.
Kariyer yolculuğu sırasında sanat ve yazarlık alanlarında da üretken olan Leyla Zerger Sidal, polisiye ve kurgu edebiyatı alanında romanlar kaleme almış; “Ölümü Seçmek” isimli iki romanını okurla buluşturmuştur. Ayrıca yazdığı “Katil Uşaktır, Uşak” isimli tiyatro oyunu ile Direkler Arası Jüri Ödülü’nü almıştır.
Leyla Zerger Sidal, uygulamalarını kurumsal deneyiminden gelen analitik yaklaşımı, somut faydaya odaklanan yapısı ve bütüncül bakış açısıyla birleştirir. Bu kapsamda şirketlere ve çalışanlarına seminerler ve programlar düzenlemektedir. Amacı; iyi oluş, odaklanma, stres yönetimi ve zihinsel verimliliği destekleyen erişilebilir ve sürdürülebilir uygulamalar geliştirmektir.
İletişim: leyla@leylazerger.com
