Avrupa’nın yeni otomotiv düzeninde Türkiye için kritik eşik
Avrupa Birliği’nin sanayi üretimini güçlendirmeye yönelik yeni “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin Avrupa otomotiv ekosistemindeki konumunu yeniden gündeme taşıdı. Yaklaşık 54 milyar euroluk otomotiv ilişkisine sahip Türkiye ile AB arasındaki görüşmelerde, Türkiye’nin Avrupa menşeli üretim sistemine hangi koşullarda dahil edileceği kritik önem taşıyor.
Avrupa Birliği’nin sanayi üretimini desteklemek amacıyla üzerinde çalıştığı yeni düzenlemeler, otomotiv sektöründe Türkiye açısından yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Kamu destekleri ve bazı kamu alımlarında Avrupa’da üretilen ürünlere avantaj sağlamayı hedefleyen yeni yaklaşım kapsamında Türkiye, İngiltere ve Japonya ile birlikte “Made in Europe” sistemine dahil olmak için temaslarını sürdürüyor.
Türkiye’nin AB üyesi olmaması ise yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği çerçevesinde gelişen otomotiv üretim ve tedarik zincirinin yeni düzenlemelerde nasıl konumlandırılacağı sorusunu beraberinde getiriyor.
54 milyar euroluk otomotiv ilişkisi
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki otomotiv ticaretinin büyüklüğü, alınacak kararın sektör açısından önemini ortaya koyuyor.
Türkiye ile AB arasındaki geniş otomotiv ticaretinin yıllık yaklaşık 54 milyar euro seviyesinde olduğu belirtilirken, yalnızca yeni araç ticareti 2025 yılında yaklaşık 37 milyar euroya ulaştı.
Aynı dönemde AB’nin Türkiye’ye yeni araç ihracatı yüzde 24,8 artarak 18,8 milyar euro olurken, Türkiye’den AB’ye gerçekleştirilen yeni araç ihracatı yaklaşık 18,2 milyar euro seviyesinde gerçekleşti. Türkiye aynı zamanda AB’nin yeni araç ihracatında üçüncü büyük pazarı konumuna geldi.
Çinli üreticiler denklemin önemli parçası
Türkiye’nin yeni sisteme dahil edilmesine yönelik görüşmelerde Çinli otomotiv üreticilerinin konumu da tartışılıyor.
Avrupa’da bazı çevreler, Türkiye’nin sisteme koşulsuz dahil edilmesinin Çinli otomotiv şirketlerinin Türkiye’de üretim gerçekleştirerek Avrupa pazarına erişimini kolaylaştırabileceği görüşünü dile getiriyor.
AB’nin Çin’den ithal edilen elektrikli otomobillere yönelik uyguladığı ek vergiler dikkate alındığında, Türkiye’nin Gümrük Birliği üyeliği, güçlü otomotiv yan sanayisi ve Avrupa pazarına yakınlığı bu tartışmayı daha önemli hale getiriyor.
Bu nedenle Türkiye’nin sisteme dahil edilmesi halinde yerli katkı oranı, kullanılan parçaların menşei ve yatırımların niteliği gibi kriterlerin gündeme gelmesi bekleniyor.
Yeni yatırımlar açısından da belirleyici olabilir
Avrupa’nın vereceği karar yalnızca mevcut otomotiv ticaretini değil, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde çekebileceği yeni yatırımları da etkileyebilir.
Türkiye’nin “Made in Europe” sisteminin dışında kalması, Avrupa pazarını hedefleyen bazı yeni yatırımlarda AB ülkelerinin avantaj kazanmasına yol açabilir. Türkiye’nin sisteme dahil edilmesi ise uzun yıllardır oluşan Avrupa-Türkiye üretim zincirinin devamlılığını destekleyebilir.
Avrupa’nın kendi otomotiv sanayisini küresel rekabette koruma arayışı sürerken, Türkiye açısından temel mesele artık yalnızca Avrupa’ya yapılan ihracat değil; ülkenin Avrupa otomotiv üretim ekosisteminin bir parçası olarak hangi statüde konumlandırılacağı olacak.
