AR-GE 250 DIGIT 250 EN-VERIM 100


Ar-Ge 250 Araştırması Analisti Yekta Özözer'den Türkiye Ar-Ge Analizi

Turkishtime Dergi

TÜRKİYE AR-GE YATIRIMLARI İLE BÜYÜYOR

Turkishtime tarafından özenle hazırlanan “Ar-Ge 250, Türkiye’nin En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Şirketleri” araştırması, firmaların Ar-Ge konusunda yaptıkları çalışmalara ayna tuttu. Araştırmaya göre 2022 yılında en fazla Ar-Ge harcaması yapan şirket, önceki yıla göre 7,2 milyar TL’lik artış ile 12,5 milyar TL’lik harcama yapan savunma sanayimizin önemli aktörlerinden biri olan TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi oldu.

Türkiye ekonomisi 2022 yılında küresel ekonomide yaşanan zorluklar ile birlikte enflasyonun yüksek seyretmesi ve kurda yaşanan dalgalanmalar nedeniyle zorlu bir yıl geçirdi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen ihracatın yüzde 13 düzeyinde artış kaydettiğini gördük. Sonuç olarak, 2022 yılı Türkiye ekonomisi için hem olumlu hem de olumsuz gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. Türkiye ekonomi, küresel ekonomideki zorluklara rağmen büyümeyi başardı. Ancak, enflasyon ve döviz kurundaki dalgalanma, ekonominin önündeki riskleri artırdı.

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onaylı Ar-Ge merkezine sahip firmaların Ar-Ge 250 araştırması kapsamında yaptıkları bildirimler ile Türkiye ihracat sıralamasındaki ilk 500 firma tarafından verilen bilgiler ve Borsa İstanbul şirketlerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptıkları açıklamalardan hareket edilerek hazırlanan araştırmada, gelenek yine bozulmadı ve savunma sanayinin ağırlığı görüldü.

TUSAŞ LİDERLİK KOLTUĞUNA OTURDU

Ar-Ge’deki toplam büyümenin ana unsurunu savunma sanayi firmaları oluşturuyor. İlk 50 firmanın 2022 yılındaki Ar-Ge yatırımları toplamının yüzde 67,3’lük bölümünü sanayi savunma firmaları oluşturdu. Bu oran 2021 yılında yüzde 67,2 düzeyindeydi. Savunma sanayi Ar-Ge yatırımlarının en önemli oranını da Aselsan, TUSAŞ- TAI, Roketsan, TUSAŞ-TEI ve Havelsan gibi beş büyük TSK Vakfı firması oluşturuyor. Ayrıca bu firmaların Türkiye’nin toplam Ar-Ge yatırımlarındaki payı ve ilk 50 firma Ar-Ge yatırım toplamı içindeki payı giderek artmaktadır. Bu pay 2018’de zaten yüksek olan yüzde 52’den 2021 ve 2022’de yüzde 61’e yükselmiş durumda.

Ar-Ge’ye yapılan yatırımların önemine dikkat çeken araştırmada 2021 yılında ikinci sırada olan savunma sanayinin önemli oyuncularından TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş’nin 2022 yılında liderliğe yükseldiğini görüyoruz. TUSAŞ’ın Ar-Ge yatırımları 2021 yılında 4,4 milyar TL düzeyinden 2022 yılında 12,5 milyar TL düzeyine çıkmış durumda. TUSAŞ’ın Ar-Ge harcamasını üç kat gibi arttırdığı dikkat çekiyor.

2021 yılında 5,6 milyar TL ile lider konumda yer alan Aselsan, 2022 yılında listenin ikinci sırasına yerleşirken, söz konusu dönemde Ar- Ge’ye 9,9 milyar TL ayırdı.

2021 verilerinin aktarıldığı bir önceki araştırmada 1,4 milyar TL ile üçüncü sırada yer alan Roketsan, 2022 yılında 2,2 milyar TL Ar-Ge harcaması ile üçüncü sıradaki yerini korudu. Bir önceki araştırmanın 9’uncu sırasında yer alan Arçelik, bu yıl listede dördüncü sırada yer aldı. 2021 yılında 444 milyon TL olan Ar-Ge harcama tutarını 2022 yılında 1,5 milyar TL olarak gerçekleştiren firmanın, bir önceki yıla göre Ar-Ge yatırımlarında üç katı bir büyüme görüldü. 2021 yılında 680 milyon 519 bin TL’lik Ar-Ge harcamasına imza atan Ford Otomotiv 2022 yılında Ar-Ge’ye ayırdığı bütçe; 1,4 milyar TL’ye ulaştı. Listenin ilk 10’unda Ford Otomotiv’i sırasıyla; TUSAŞ Motor Sanayii (1,4 milyar TL), Turkcell (1 milyar TL), Havelsan (10 milyar TL), Mercedes Benz (839 milyon TL) ve Vestel (716 milyon TL) izledi.

OTOMOTİV AR-GE BÜYÜMESİNDEKİ YERİNİ KORUDU

En fazla Ar-Ge yapan ilk 50 firma sektörel olarak sıralandığında 2022 yılında savunma sanayi firmalarının yüzde 67,3, otomotiv endüstrisinin yüzde 9,9, beyaz eşya ve elektronik firmalarının yüzde 6,5, ilaç firmalarının ise yüzde 1,8 pay aldıkları görülüyor. Ford’un 2021’deki yüzde 54’lük, 2022’de yüzde 113’lük ve Mercedes-Benz’in 2022’deki yüzde 126, MAN ve Türk Traktör’ün Ar-Ge’deki ciddi büyümelerini hariç tutarsak otomotiv sektörü Ar-Ge toplamlarının 2019, 2020, 2021, 2022’de reel olarak küçüldüğü görülüyor. 2021 yılında Tofaş 552 milyon TL ile listede ilk 10’da yer alırken 2022 yılında 660 milyon TL Ar-Ge harcaması ile 12’nci sıraya gerilediğini görüyoruz. Mercedes Benz Türk’ün ise 2021’de 372 milyon TL 11’inci sırada yer alırken 2022 yılında 839 milyon TL ile dokuzuncu sıraya geçtiğini görüyoruz.

KADIN İSTİHDAMI ARTIYOR ANCAK YETERSİZ

2022 yılında da en fazla kadın çalışan sayısına sahip firma Aselsan oldu. 1.267 kadın çalışan ile zirvede yer alan Aselsan’ı 1.051 kadın çalışan ile TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi takip ediyor. TUSAŞ’ın 2021 yılında 890 olan çalışan kadın sayısını 1.051’e çıkarmış olması da dikkat çekiyor. Kadın istihdamında 3’üncü sırada ise 433 çalışan ile Logo yazılım yer alıyor. Ar-Ge merkezlerimizdeki kadın çalışanların tüm Ar-Ge çalışanlarına oranı en yüksek firmalar; yüzde 66 ile Deva Holding, yüzde 42 ile Logo Yazılım, yüzde 37 ile Siemens, Huawei Telekomünikasyon yüzde 36 ve Kordsa’nın yüzde 35 olduğu görülüyor. Ar-Ge istihdamının en yüksek olduğu savunma sanayide ise bu oranın genellikle yüzde 16 ile 29 arasında olduğu görülüyor.

PROJE SAYISININ LİDERİ; ASELSAN

Listenin ilk 100’ünde yer alan firmaların toplam proje sayısı 7 bin 837 iken listenin en başında Aselsan yer alıyor. 1.086 proje sayısıyla (2021 yılında bu sayı 1.094’tü) listenin en başında yer alan Aselsan’ı; World Medicine (421), Petlas (325), Deva (299), Argis İlaç (285), Dyo Boya (152), Vem İlaç (150), Roketsan (149), Santa Farma (114) ve Makine ve Kimya Endüstrisi (112) takip ederek bu kategoride ilk 10’da yer alıyor.

PATENT BAŞVURUSUNDA TÜRKİYE’NİN BAŞARISI

Türkiye son yıllarda patent başvurusu sayısını yüzde 100 artırmış olmasına rağmen Çin, ABD, Japonya ve Kore gibi bu alanda önde olan ülkelerin gerisinde bulunuyor. Listenin ilk 50’sinde yer alan firmaların 2022 toplam patent sayısı 1.003 iken listenin en başında 433 patent sayısı ile Turkcell bulunuyor. Turkcell’i, Aselsan (101), Mercedes Benz Türk (92), Tofaş (75), Tırsan Treyler (71), Eczacıbaşı Yapı Gereçleri (49), BSH Ev Aletleri (38), TUSAŞ Türk Havacılık (34), Roketsan (22) ve Havelsan (22) takip ederek kategoride ilk 10’da yer alıyor.

AR-GE YATIRIMLARINDA SAVUNMA SANAYİNİN AĞIRLIĞI ARTIYOR

Ülkemizdeki Ar-Ge yatırımları büyümesi savunma sanayi ile sağlanmakta, diğer birçok sektör ve özel sektör firmalarının Ar-Ge yatırımları reel anlamda son dört yılda küçülmektedir. Uluslararası güvenlik, politika konuları nedeniyle Türkiye bir taraftan savunma sanayi Ar-Ge’sine devam etmek zorundadır. Ancak, küresel rekabette yer alabilmek için de özel sektör Ar-Ge’sindeki reel küçülmenin önüne geçmemiz, Ar-Ge yatırımları eskiden daha güçlü olan olan Otomotiv, Beyaz Eşya’daki Ar-Ge yatırımlarını yeniden artırmamız gereklidir. Ayrıca, Ar-Ge’de dünyadaki önemi giderek artan Yazılım ve Telekom’a daha da fazla yönelmemiz, mesleki eğitime ve Ar-Ge’ye daha uzun vadeli bakmamız ve değerli Ar-Ge mühendislerinin yurtdışına kaybını azaltmamız da şarttır.

2022 Ar-Ge yatırımlarında gördüğümüz başlıca eğilimleri aşağıdaki başlıklarda özetleyebiliriz:

a) Devlet teşviklerinin olmasına rağmen Ar-Ge yatırımları büyümekte giderek zorlanmaktadır. İlk 50 firma arasındaki firma değişiklikleri dikkate alındığında, en fazla Ar-Ge yatırımı yapmış ilk 50 firmanın Ar-Ge yatırımları toplamı 2017’deki 6.299 milyon TL’den, yüzde 45,4 artışla 2018’de toplam 9.158 milyon TL’ye, 2019’da yüzde 29,3 artışla 11.838 milyon TL’ye, 2020’de ise sadece yüzde 9,7 artışla 12.987 milyon TL’ye, 2021’de yüzde 53,6 artışla 19.946 milyon TL’ye,enflasyonun zaten çok yüksek olduğu 2022’de ise yüzde 116,4 artışla 43,170 milyon TL’yi bulmuştur. İlk 50 firma toplamının, enflasyondan arındırılmış büyüme oranları, 2020’de yüzde 25,2, 2021’de yüzde 79,9 olarak açıklanan TÜİK enflasyonun bile gerisinde kalarak, negatife dönüşmüştür. 2022’de ise gerçek enflasyonun yine gerisinde, TÜİK’in açıkladığı yüzde 97,7’lik UFE enflasyon rakamının ise sadece biraz ilerisindedir. Özetle, Ar-Ge toplam rakamları reel olarak küçülmektedir.

b) Bu gerilemede firmaların dünya ve ülkemizdeki olumsuz koşullar nedeniyle düşen kâr oranları, yabancı firmaların ülkemize yatırım tereddütleri ve pandeminin olumsuz etkileri de neden olmuştur.

c) Son 10 yıldır, en yüksek Ar-Ge yatırımları yapan ilk 50 firmanın Ar-Ge yatırımları toplamının en önemli payını savunma sanayi firmaları oluşturmaktadır ve 2017’de yüzde 55,5 olan bu oran 2021’de yüzde 67,2’ye, 2022’de yüzde 67,3 gibi çok yüksek seviyelere yükselmiştir.

d) Savunma sanayi Ar-Ge yatırımlarının en önemli oranını da Aselsan, TUSAŞ-TAI, Roketsan, TUSAŞ-TEI ve Havelsan gibi beş büyük TSK Vakfı firması oluşturmaktadır. Ayrıca bu firmaların Türkiye’nin toplam Ar-Ge yatırımlarındaki payı ve ilk 50 firma Ar-Ge yatırım toplamı içindeki payı giderek artmaktadır: Bu pay 2018’de zaten yüksek olan yüzde 52’den 2021 ve 2022’de yüzde 61’e yükselmiştir. Yani, Türkiye’nin Ar-Ge kaynaklarının çok önemli bir bölümü savunma sanayine, konsantrasyonu özellikle de beş büyük TSK Vakfı şirketlerine doğru artacak şekilde yönelmiştir, örneğin 2022’deki her 100TL’lik Ar-Ge yatırım artışının 63 TL’sini bu beş firma sağlamıştır. Bu da, diğer önemli sektörlerin Ar-Ge kaynaklarının reelde küçülmesi ortamında olmuştur.

e) Otomotiv, otomotiv yan sanayi, beyaz ve elektronik eşya gibi özel sektör firmalarının Ar-Ge yatırımları toplamı reel olarak ve ilk 50 firma arasındaki payı giderek küçülmektedir. Örneğin otomotiv sektörü firmalarının ilk 50 firma Ar-Ge yatırımları içindeki payı 2017’deki yüzde 17,7’den 2022’de yüzde 9,9 gibi radikal düşük bir seviyeye gerilemiştir. Aynı dönemde, Otomotiv yan sanayinin payı yüzde 2,8’den yüzde 1,9’a, beyaz eşya üreticilerinin payı yüzde 13,4’ten yine radikal bir şekilde düşerek yüzde 6,5’e gerilemiştir. 2022’de büyük bir Ar-Ge atılımı yapan Arçelik dışındaki beyaz ve elektronik eşya firmaları Ar-Ge yatırım toplamları da son yıllarda reel olarak küçülmektedir. Bu durum, ülkemizin ihracat ve sanayinde lokomotif görevi gören bu üç sektör için ciddi bir alarm durumudur ve bu kritik sektörlerimizin uluslararası rekabet edebilirliğini olumsuz etkilemektedir.

f) Ülkemizdeki ihracatın 1. önemli, Ar-Ge büyümesinin ise 2. önemli unsuru otomotiv ve onun yan sanayidir. Onun da en önemli üç firması yakın çalıştığım Ford Otosan, Tofaş ve Mercedes (MBT) firmalarıdır. Ford Otosan 2022’de Rakun Pro 2 ve Pro 3 modeli İnönü Fabrikası’nda üretilecek tam elektrikli motosiklet ile yüzde 100 Elektrikli Ford Trucks kamyon Ar-Ge geliştirme, Gölcük Fabrikası üretimi, satışına 2022 ilk aylarında başlanan 380km menzilli E-Transit (EV) ve satışına 2023 2. yarısında başlanan E-Turneo Custom minibüs elektrikli araç üretim ve yatırımları, Batarya Montaj Fabrikası, BEV (Tam Elektrikli), Fuel Cell (Yakıt Hücresi) gibi yeni karbonnötr teknolojiler ve Hidrojen Yakıt Hücreleri üzerinde geliştirme çalışmaları, kamyonlar için “Platooning-Otonom Konvoy” projesi, ağır kamyonlar ve ilgili dizel motorlar için mükemmellik merkezi, Dizayn stüdyo, CAVE Lab, araç ve motor HIL laboratuvarları, ağır ticari filo CO2 emisyonlarını 2025’te yüzde 15 ve 2030’da yüzde 15 daha düşürecek karbon ayak izini azaltma ve bu amaçla termal verimliliği yüzde 50’ye çıkaran Ecotorq 12.7L motoru projesi, Craiova/Romanya’da Yeni Nesil Courier üretimi gibi önemli projeleri üretmiştir. 2022’de Avrupa Hafif Ticari Araç (LCV) pazarının yüzde 19 daraldığı ortamda lider olan ve toplam ihracatını 8 milyar Dolara yükselten Ford Otosan, Türkiye’de yeni nesil kamyon, otobüs üreten, aerodinamik hesaplamaları, iç donanım, iç aydınlatma konseptleri, dokümantasyon, elektrikli konfor sistemleri, kablo demetleri, bağlanabilirlik Ar-Ge projeleri ve “Dijital İkiz” modelleri Türkiye’deki Ar-Ge merkezlerinde geliştiren Mercedes-Benz (MBT) Tofaş ve Arçelik, son beş yıl toplamında savunma sanayi dışında en yüksek Ar-Ge yatırımı yapan dört firmadır.

g) Diğer yandan, Ford’un 2021’deki yüzde 54’lük, 2022’de yüzde 113’lük ve Mercedes-Benz’in 2022’deki yüzde 126, MAN ve Türk Traktör’ün Ar-Ge’deki ciddi büyümelerini hariç tutarsak otomotiv sektörü Ar-Ge toplamları 2019, 2020, 2021, 2022’de aslında reel olarak küçülmüştür. Halbuki ihracatın lokomotifi olan otomotiv ve yan sanayisi ciddi katma değer, istihdam ve teknolojik gelişim sağladığı için Ar-Ge’de reel büyüme sağlaması ülkemiz için çok önemlidir.

h) Otomotiv sektörü her zaman kendi yan sanayisiyle birlikte geliştiğinden Coşkunöz, Bosch, Kordsa, otomotiv ağırlıklı tasarım firması Heksagon Mühendislik, Tırsan, Brisa ve (TOGG’un da tedarikçisi olan) Farplas gibi firmaların da bulunduğu otomotiv yan sanayini otomotiv sanayindeki gelişmelerin bir parçası olarak düşünmek gerekir. i) Otomotiv ve Beyaz Eşya Ar-Ge’leri reel olarak niçin büyümüyor?: Yukarıda adı geçen firmalar başta olmak üzere birçok savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya firmasının Ar-Ge projelerinde, özellikle de ilk 10 sıradaki firmanın 9’unun Ar-Ge projelerinde yer aldığım için özel sektördeki bu durumun iki temel dinamikten çokça etkilendiğini bizzat gözlemledim.

l. Savunma sanayinin aksine yurt içi ve dışı piyasa daralmalarından direkt etkilenen ve kâr marjları giderek azalan özel sektör firmaları pandeminin olumsuz etkilerini de artıran bu zorlu durumda Ar-Ge yatırımlarını mecburen azaltabiliyorlar. Bu, ülkemizin teknolojik gelişimi için olumsuz bir gelişmedir. Halbuki Otomotiv, Beyaz ve Elektronik Eşya Ar-Ge’leri geçtiğimiz yıllarda bir çok başka sektör için öncü örnekler oluşturmuştur ve ülkemizin Ar-Ge gelişimi açısından önemlidirler.

ll. Özellikle Mercedes-Benz (MBT), MAN ve BSH gibi yabancı ve Ford, Tofaş, Oyak Renault gibi yarı-yabancı firmaların Ar-Ge projelerinin içinde yer aldığımda gözlemlediğim net bir durum var. Bu firmalar başardıkları Ar- Ge projelerinin referansı ve ülkemizdeki Ar-Ge teşviklerinin katkısı ile özellikle Almanya’daki ve Fransa’daki Genel Merkezleri’nde bu Ar-Ge ve Ürün Geliştirme projelerini Türkiye’ye verme konusunda artık daha etkililer. Ülkemizde teknoloji ve istihdam gelişimine katkı sağlayan bu çabaları için hem yetenekli Türk mühendislerimize, hem de bu firmalardaki yerli-yabancı üst yöneticilere takdir ve teşekkürlerimizi sunmamız gerekiyor. Onlara şükran borçluyum.

j) Çoğunlukla otomotiv Ar-Ge projeleri yapan Heksagon Mühendislik, Savunma Sanayi’nde Ar-Ge yoğun çalışan TUSAŞ/TAI, Nurol Makine ve özgün Telekom yazılımları firması NetRD, seri üretimden çok özgün ve tasarım ağırlıklı projeler yaptıkları için 2022’deki Ar-Ge yatırımlarının cirolarına oranı tüm diğer firmalardan daha yüksektir.

k) Tekstil Sektörü: İstihdam ve ihracatımızda çok önemli yeri olmasına ve geçmişin en büyük, son yılların (otomotivden sonra) 2. büyük sektörü olmasına rağmen tekstil sektöründe özellikle de teknik tekstilde Ar-Ge çok zayıftır. Halbuki özellikle pamuk üretiminde ve boyada su tüketiminin azaltılması ve diğer önemli sürdürülebilirlik Ar- Ge’si konularında tekstil sektörü dünyada öncü konumdadır. 2020’de ilk 50 firma arasına giren tekstil firması olmamış, 2022’de ise sadece Mavi Giyim 48. sırada yer almıştır. Çünkü ülkemiz tekstil sanayi hala emek yoğundur ve Ar-Ge ile katma değeri yüksek ürünlere yeterince geçememektedir.

l) 2022’de 7. sıraya gerileyen ve Ar-Ge istihdamı düşen Turkcell Teknoloji ile istihdamı ve yatırım çok hızlı büyüyen 15. Huawei, ayrıca 16. Türk Telekom’da önce Netaş bünyesinde, sonrasında Netaş’ın tüm dünya genelinde Telekom Ar-Ge birimini devrettiği Amerikalı NetRD firmasında (bu nedenle Netaş ve NetRD’nin geçmiş yıl rakamlarını birleştirdik) ve de Turkcell’in ayrılmaz bir parçası olan Global Bilgi (Çağrı Merkezi) firmalarında başta Telekom sektörüne yönelik ciddi Ar-Ge projeleri geliştirilmektedir. Gerek Telekom sektörünün, gerekse de 11. Logo Yazılım’ın, (giderek yazılım ağırlıklı projeler de geliştiren) 13. Siemens ve 50.sıradan ilk defa giriş yapan TAV Bilişim’de yazılım çalışmaları ile ülkemizde yazılım Ar-Ge’sinin gelişmesi ve ilk 50 firma içindeki paylarını genelde artırmaları sevindiricidir. Ancak, sektörün gelişim hızı yeterli değildir. Dergimizin daha önceki sayılarında yayımlanan Global Ar-Ge 1000 firma analizlerimde belirttiğim üzere; dünyada en fazla Ar-Ge yatırımı yapan ilk sıralardaki Amazon, Alphabet/Google, Samsung, Huawei, Microsoft gibi devlerin Ar-Ge yatırımlarının önemli bölümü Yapay Zeka (#AI), Makine Öğrenmesi (#ML), Metaverse, Sanal Gerçeklik (#VR), Bulut ve Büyük Veri Yönetimi, İş Zekası, Görüntü- Ses işleme gibi alanlarda gerçekleşmektedir. Ülkemizin; katma değeri düşük sektörlerden bu sektörlere daha fazla yönelmesi, ama bunun için de niteliksiz iş gücünün istihdamı, nitelikli mühendislerin de yurt dışına beyin göçü sorunlarını halletmesi gerekmektedir. Ülkemiz sivil sektörlerin bu alanlarında çok geri kalmakta, gelişmeleri ve fırsat trenini bir kez daha kaçırmaktadır.

m) Ar-Ge istihdamı, özellikle de kadın istihdamı artırılabilir: Ar-Ge Merkezleri’ndeki istihdam sayısında, yüksek Ar-Ge yatırım tutarları ile tutarlı olarak en yüksek istihdamı 5 bin 910 kişi ile Aselsan ve 4 bin 531 kişi ile TUSAŞ/TAI sağlamaktadır. Bu alanda kadın istihdam oranını yükseltmemiz gerekir ve bu amaç ile birçok proje yaptık. Ar-Ge Merkezleri’mizdeki kadın çalışanların tüm Ar-Ge çalışanlarına oranı en yüksek firmalar; yüzde 66 ile Deva Holding, yüzde 42 ile Logo Yazılım, yüzde 37 ile Siemens ve danışmanlıklarını yaptığım Huawei Telekomünikasyon (yüzde 36) ve Kordsa’dır (yüzde 35). Ar-Ge istihdamının en yüksek olduğu savunma sanayide ise genellikle yüzde 16-29 aralığındadır. Bu alanda birçok İK, Ar-Ge ve istihdam projesi yapan bir kişi olarak firmalarımızın kadın istihdamı artışı için yapabileceği birçok sosyal girişim ve üniversiteler ile iş birliği olanağı olduğunu belirtebilirim. Ar-Ge çalışanı istihdamının en yoğun olduğu savunma sanayi başta olmak üzere, Ar-Ge’de kadın personel sayısının daha da fazla artırılması gerekmektedir.

n) 2022 yılında da ülkemizde yetişmiş çok iyi Ar-Ge mühendislerimizin ciddi bir bölümünü kaybetmeye devam ettik. Göçmen politikalarını değiştirerek gelecek yıllarda yazılım, elektronik, yapay zekâ ve teknoloji yatırımları için gerekli nitelikli iş gücü açığını özellikle Hindistan ve Türkiye’den sağlama stratejisine geçen Almanya ve Hollanda (başta ASML ve TE firmaları için) özellikle en nitelikli mühendislerimizi işe almak için çaba göstermektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın TÜBİTAK ile birlikte Tersine Beyin Göçü Projesi ile yurt dışından Türkiye’ye geri getirmeye çalıştığı mühendis ve akademisyenlerden çok daha fazlası ülkemizi terk etmektedir. Ama ülkemizde bu daha büyük kayba yeterince odaklanılmamaktadır. Ar-Ge’nin gelişmesinin en önemli temel taşı olan nitelikli mühendis ve akademisyen kaybımıza karşı (canı yanan Aselsan ve TUSAŞ gibi birkaç firma dışında) bu konuda somut bir adım atan özel kurum ve kamuda henüz ciddi bir reaksiyon göremedim. Halbuki Ar-Ge beyin göçü, haklı olarak önemsediğimiz Bor madenlerindeki katma değerini kaybetmemizden bile çok daha önemlidir.

o) İlaç Sektörü: Stratejik önemi pandemide daha da fazla anlaşılan sağlık ve ilaç sektörü Ar-Ge’si ülkemizin stratejik önceliklerinden birisi olmak zorundadır. Ancak, ilk 50 firmanın ilaç sektöründeki yatırımları da dünya liglerinde bize yer verecek kadar yeterli bir büyüme sağlamamaktadır. Bu sektörde Ar-Ge yatırımlarını en istikrarlı şekilde artıran Deva Holding, Ar-Ge personelinin yüzde 66’sını kadın çalışanlardan oluşturarak ayrı bir övgüyü de hak etmektedir.

p) Savunma sanayi Ar-Ge yatırımlarının dolaylı yollardan teknolojinin ve inovasyon kültürünün gelişmesine ciddi yararları vardır. Ancak, toplumun refahına yansıma oranı sivil sektörlere göre daha düşüktür. Ayrıca, ülkemizdeki Ar-Ge yatırımlarının çoğu aslında Ürün Geliştirme yatırımlarıdır. Savunma sanayinde mühimmata yapılan yatırım ise mühimmatın (örneğin roketin) kullanılması ile tüketilebilmektedir. Özel sektörde elde daha çok teknolojik, sistemsel ve know-how yatırımları kalmaktadır.

q) Tıpkı daha önceki yıllarda da olduğu gibi Ar-Ge yatırımlarının büyük bölümü hâlâ bilimsel ve teknik bilgibirikim geliştiren, temel bilimlere dayalı (THS-Teknolojik Hazırlık Seviyesi 2-3 olan) gerçek temel araştırma ve THS 4-5 deneysel geliştirme (teknoloji geliştirme ya da tasarım) projeleri değildir. OECD kriterlerine göre çoğunluğu (THS 6-9 olan) deneysel ve ürün geliştirme çalışmalarıdır. Yani, firmalarımızın çoğu, daha zor ve uzun soluklu bir süreç olan Ar-Ge ile teknoloji geliştirmek yerine, mevcut olan yabancı teknolojileri ürünlerimize entegre etmekte, bunun ile ilgili giderlerini ve mühendislik maaş ve harcamalarını Ar-Ge kategorisinde göstererek teşviklerden yararlanmaktadır. Devletimiz de hem yurt içi kamuoyunda hem de OECD raporlarında “artık kendi Ar-Ge’mizi başarı ile yapıyoruz” izlenimi yaratmak ve diğer bazı başka nedenlerle bu duruma bilerek göz yummaktadır.

r) Ülkemizin gelişebilmesi, katma değerli ürünlere yönelebilmesi için Ar-Ge’lerimizi gerçek Ar-Ge, yani THS 2-5 seviyelerine getirmemiz. Bunun için ise:

Bir türlü hâlâ istenilen seviyelere gelemeyen üniversitelerin-sanayi iş birliklerinin gelişmesi, yani üniversite hocalarımızın teorik söylemleri bırakıp endüstri içine girmesi, kısa vadeli düşünen iş adamlarımızın Ar-Ge ve üniversite iş birliklerine yakınlaşması,

Bu bağlamda, Ar-Ge ve bilim ile sanayi arasında olması gereken California Institute of Technology, Argonne Nat. Laboratory (ABD), Korea Institute of Science & Technology (Güney Kore), Fraunhofer Society (Almanya) Chinese Academy of Sciences (Çin), National Center for Scientific Research (Fransa) gibi sanayi için çalışan enstitülerin oluşturulması ve (örneğin TÜBİTAK MAM gibi az sayıdaki mevcutların da) daha işlevsel hale getirilmesi,

Bir türlü yapılmayan, ülkemizin geleceği olan hangi sektörlerde uzmanlaşacağının yol planının artık yapılması (halbuki Almanya bunu rekabetin güçleştiği TV’de, tüketici elektroniğinde, Japonya tekstilin belli alanlarında bu çekilmeyi 1980’lerde bile yapmıştır),

Yine üniversiteler ve MYO’ları ile ilgili olarak, ileride iş olanağı sağlamayacak birçok eğitim alanı yerine mühendisliği veya teknikerliği özümsemiş, meslek olarak gören, araştırmacı mezunların yetiştirilmesi ve yurtdışı göç ile kaybetmek yerine daha iyi şartlar sunularak teknoloji gelişimimizde yer verilmesi!

Tüm bunlar için de hem devletin hem de özel sektör firmalarının günlük ve sürekli strateji değiştirerek değil, en az 3-5 yılı planlayan, stratejik düşünme anlayışına geçmesi gerekmektedir.

s) Orta Doğu’daki siyasi belirsizlikler, Doğu Akdeniz, Azerbaycan, Suriye, Ukrayna, Karadeniz ve diğer bölgelerde askeri gerginliklerin süreceğini düşündüğümüzde Savunma Sanayi’nin önümüzdeki yıllarda da yüksek Ar- Ge yatırımlarına devam etmesini gerektirecektir. Ama ekonominin giderek artan zor ortamına, yükselen enflasyon ve döviz kuru risklerinin de ekleneceği dikkate alındığında bu durum Savunma yatırımları ile ekonomik öncelikler arasında bir açmaz oluşacaktır.

Özetle, 2020-2021-2022’de sivil sektörlerin Ar-Ge yatırımları toplamı reel olarak küçülmüştür. İlk 50 firmanın Ar-Ge toplam büyümesi Savunma Sanayi firmaları, özellikle de 5 büyük TSK Vakfı firması sayesinde olmuştur. Ancak, 2023-2024’te negatif ekonomik ve küresel koşullar nedeniyle Ar-Ge’lerimiz başta sivil sektörlerde, hatta devlet destekli Savunma Sanayi’nde büyümekte ve finanse edilmekte zorlanabileceklerdir. Bu durum da teknolojik gelişmede ve uluslararası rekabette daha da zorlanma olasılığımızı beraberinde getirmektedir.

Ayrıca, ülkemiz nitelikli Mühendis ve Ar-Ge çalışanlarını ülkemizde daha iyi şartlar ile tutmak, bu konuda daha fazla çaba ve proje geliştirmek zorundadır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Ilk-sayfa-YEKTA-OZCAN-5.pdf.jpg

Yekta Özcan Özözer

İnovasyon ve Dijital Dönüşüm Danışmanı, Eğitimcisi, Yazar
Innovation and Digital Transformation Consultant, Trainer, Author
yekta.ozozer@surekligelisim.com.tr