Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Ar-Ge

OSTİM TeknikÜniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Ali Yülek’ten Turkishtime Ar-Ge 250 Analizi

21.08.2024 - 12:38

Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Kavramlarını Ezberlemeli

Ar-Ge kavramsal olarak önemli, hayata geçirilmesi için planlı ve sistematik süreçlerin yürütülmesi gereken bir unsurdur. Bilimsel ve teknik bilgi birikiminin yenilikçi faaliyetlerle desteklenmesi ortaya bir ürün veya hizmet çıkmasına yönelik süreçtir. Ar-Ge çalışmaları; teknolojik gelişim sağlaması, rekabet avantajı yaratması, ürün ve süreçlerin iyileştirilmesi, maliyetlerin azaltılması, yeni pazar alanları geliştirilmesi, yeni gelir kaynakları oluşturması, iş birliği ve ortaklıklara imkan sunması, insan kaynağının gelişiminde olumlu etkisi, sürdürülebilirlik kavramına sağladığı katkılar gibi ana başlıklarda fayda sağlar.

Türkiye’nin 2022 yılına yönelik yapılan araştırmalarda, araştırma geliştirme faaliyetlerine yapılan harcama bir önceki yıla göre 96 milyar Türk Lirası artarak 198 milyar 670 milyon Türk Lirasına yükseldiği bilinmektedir. Son 20 yıllık döneme bakıldığında 1,2 milyar dolar olan Ar-Ge harcaması 2022 yılı itibariyle 12 milyar dolar seviyelerine ulaşmış ve dünya Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla içindeki payı yüzde 1,32 olmuştur. Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan 2023 Ülke Raporu’nda 2022 yılı raporuna benzer şekilde Türkiye’nin bilim ve araştırma alanında seviyesinin ileri düzeyde olduğu belirtilmiştir.

Ar-Ge Ekonomik Kalkınmada Kilit Rol Üstleniyor

Ar-Ge’nin ekonomik kalkınmadaki rolü, farklı boyutlarda önemli katkılar sağlar. Bu konuyu geçtiğimiz yıllarda yayınlanan, İngilizce, Türkçe, Almanca, Rusça, Çince gibi birçok dile çevirisi yapılarak yayınlanan “Ulusların Yükselişi” isimli kitabımızda ayrıntılı bir şekilde incelemiştim. OSTİM Teknik Üniversitesi ve OSTİM Organize Sanayi Bölgesi ile yaptığımız çalışmalarda Üniversite-Sanayi-Kamu ortaklı Ar-Ge projelerine odaklanıyor, bu kitaptaki yansımaları fiilen görüyoruz. Öncelikle Ar-Ge, teknolojik ilerleme ve yenilikçilik yoluyla yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine olanak tanır. Bu yenilikler, piyasada rekabet üstünlüğü elde etmek ve ekonomik büyümeyi teşvik etmek için kritik öneme sahiptir. İkinci olarak, Ar-Ge yatırımları, üretim süreçlerini daha verimli hale getirir. Bu, maliyetlerin düşmesini ve üretkenliğin artmasını sağlar böylece ekonomik kalkınmayı destekler. Ayrıca, ileri teknoloji ürünleri ve yenilikçi hizmetler, ülkelerin uluslararası pazarlarda rekabet edebilme yeteneğini artırır, bu da ihracatı artırarak ekonomik büyümeyi teşvik eder.

Ar-Ge’nin bir diğer önemli katkısı ise istihdam yaratmadır. Ar-Ge faaliyetleri, nitelikli iş gücü için yeni iş fırsatları yaratır, bu da istihdam oranlarını artırarak ekonomik refaha katkıda bulunur. Ayrıca Ar-Ge, bilgi ve becerilerin gelişimine de katkı sağlar. Eğitim ve araştırma kurumları ile iş birliği yaparak, bilgi tabanlı bir ekonominin inşa edilmesine yardımcı olur. Son olarak, Ar-Ge yatırımları, kısa vadede maliyetli olabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir ekonomik büyüme sağlar. Yenilikçilik ve teknoloji gelişimi, ekonomilerin uzun vadeli rekabet gücünü artırarak sürdürülebilir büyümeye önemli katkılar sunar.

Türkiye’de ve Dünya’da Ar-Ge

Dünya geneline bakıldığında Ar-Ge konusunda yüksek teknoloji ürünler geliştiren ülkelerin ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. 2022 yılı itibariyle ülkelerin toplam bütçe içerisindeki Ar-Ge harcamaları sıralamasında İsrail, Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk üç içerisinde olduğunu görüyoruz. İsrail yüzde 5.56 oran ile ilk sırada yer alıyor. İsrail’in yüksek teknoloji ürünleri incelendiğinde siber güvenlik, tıbbi teknoloji, savunma ve havacılık, yazılım ve bilgi teknolojileri ile tarımsal teknolojilerin ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Sıralamada yüzde 4.93 oranı ile ikinci durumda olan Güney Kore özellikle elektronik tüketici ürünleri, otomotiv teknolojileri, bilgi ve iletişim teknolojileri, tıbbi teknolojiler, yarı iletken teknolojiler (flash bellek ve işlemci) ile ön plana çıkmaktadır. ABD ise yüzde 3.46 oran ile sıralamada üçüncü konumda yer alıyor. ABD’nin yüksek teknoloji ürünlerine bakıldığında Apple, Microsoft, Google ve Amazon gibi işletmelerin ön planda olduğu bilgi ve iletişim teknolojileri ilk sıralarda yer alıyor. Yarı iletkenler, tıbbi teknolojiler, biyoteknoloji ve ilaç, havacılık ve uzay, savunma ve güvenlik, enerji ve çevre teknolojiler, otomotiv (otonom araçlar) ve ileri üretim otomasyon teknolojileri ön plana çıkıyor. Bu ülkeleri incelediğimiz zaman bilgi ve iletişim teknolojileri, tıbbi teknolojiler, yarı iletkenler, savunma, havacılık, elektronik ve tüketici ürünlerin ön planda olduğunu görüyoruz. Her bir ülkenin adını andığımız zaman aklınıza global markaların geldiğini biliyorum. İşte bunu sağlayan bu ülkelerin odaklandıkları konuların ürüne odaklı inovasyon, yüksek kalite standartlarında üretim, teknolojik iş birliği ve doğru müşteri ilişkileri yönetimidir.

AB ülkeleri, 2022 yılında Ar-Ge’ye gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) ortalama yüzde 2,22’sini harcadı. AB üyesi ülkeler arasında 2022 yılında Ar-Ge harcamasının GSYH’ye oranının en yüksek olduğu ülkeler ise yüzde 3,44 oran ile Belçika ilk sırada yer alırken, yüzde 3,4 ile İsveç ikinci, yüzde 3,2 ile Avusturya üçüncü ve yüzde 3,13 ile Almanya dördüncü sırada yer almaktadır. En düşük ülkeler ise yüzde 0,46 ile Romanya, yüzde 0,65 ile Malta ve yüzde 0,75 ile Letonya olarak sıralanmaktadır. Dünya sıralamasında yer alan ilk 5 içinde 4. sıradaki Belçika ve 5. sırada yer alan İsveç’in Avrupa içerisinde de ilk 2’de olduğunu görüyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinin toplam Ar- Ge harcamaları, geçen yıl yüzde 6,34’lük artışla 352 milyar euro olarak kayıtlara geçti. Harcamalarda Almanya 121 milyon euro ile zirvede yer alırken, Almanya’yı 55,5 milyar euro ile Fransa ve 25,9 milyar euro ile İtalya izledi.

Türkiye’ye baktığımızda savunma sanayi, havacılık ve bilişim sektörlerine odaklanıldığı, teknolojinin gelişmesinde önemli bir faktör olan Ar-Ge harcamalarının 5 yılda düzenli bir şekilde arttığı görülmektedir. 2018 yılında 38 milyar 534 milyon lira olan Ar-Ge harcamaları, 2022’de 5,16 kat artışla 198 milyar 670 milyon liraya ulaştı. Böylece son 5 yıldaki toplam Ar-Ge harcamaları 439 milyar 853 milyon lira olarak hesaplandı. Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki oranı 2021 yılında yüzde 1,40 iken, 2022 yılında 15 trilyon 11 milyar 776 milyon TL’lik GSYH içindeki oranı yüzde 1,32 oldu. 2022’de en fazla Ar-Ge harcaması yapan 10 şirketten 5’i savunma sanayii firmaları oldu. Savunma sanayii Ar-Ge yatırımlarının en önemli oranını da TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN, TEI ve HAVELSAN gibi beş büyük savunma sanayi firması oluşturdu.

Sonuç olarak, dünya genelinde Ar-Ge yatırımları, ülkelerin ekonomik kalkınmasında ve yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır; bu yatırımların en yoğun olduğu ülkeler ise inovasyon, kalite, iş birliği ve müşteri ilişkileri yönetiminde lider konumda bulunmaktadır.

Küresel Yenilik Endeksinde Türkiye ve Dünya

Dünya Bankası tarafından 2007 yılından itibaren yürütülen, toplumdaki yeniliğin mümkün olduğunca eksiksiz bir resmini yakalayabilecek ölçütleri ve yöntemleri bulmak ve belirlemek amacıyla gerçekleştirilen Küresel Yenilik Endeksi çalışması ile Ar-Ge ve yenilik çalışmalarına yönelik ölçümler yapılmaktadır.

Temel bileşenler ve göstergelerde Ar-Ge ve Yenilik Kapasitesi, Teknoloji ve Bilgi, Yaratıcı Ürünler ve Hizmetler, Girişimcilik ve İş Ortamı gibi ana başlıklara odaklanılmaktadır. Türkiye, genellikle Küresel Yenilik Endeksi sıralamasında orta düzeyde yer almaktadır. Son yıllarda yapılan iyileştirmelere rağmen, ülke çoğu zaman gelişmiş ekonomilere kıyasla daha düşük sıralamalardadır. 2023 verilerine göre, Türkiye 41. sırada yer aldı. Türkiye’nin güçlü yönleri arasında Ar-Ge harcamaları ve teknoloji altyapısının gelişimi bulunurken, zayıf yönleri arasında yenilikçi iş ortamı ve girişimcilik ekosistemindeki eksiklikler öne çıkmaktadır.

Küresel Yenilik Endeksi sıralamasında ilk sıralarda yer alan ülkeler, genellikle gelişmiş ekonomiler ve teknoloji liderleri olarak bilinir. 2023 verilerine göre, İsviçre, ABD ve İsveç en yüksek sıralamalarda yer aldı. Bu ülkeler, yenilikçilik altyapısı, araştırma ve geliştirme kapasitesi, teknoloji ve bilgi yönetimi gibi alanlarda güçlü performans sergilemektedirler.

Türkiye, Küresel Yenilik Endeksi’nde Türkiye 36 puanla orta sıralarda yer almaktadır. Yenilikçilik kapasitesini artırmak için Ar-Ge harcamalarını artırmalı, teknoloji ve bilgi altyapısını güçlendirmeli, girişimcilik ortamını iyileştirmeli ve yaratıcı endüstrilere daha fazla destek sağlamalıdır. Gelişmiş ülkeler, yüksek Ar-Ge yatırımları, güçlü teknoloji ve bilgi altyapısı ve destekleyici iş ortamları ile yenilikçilikte lider konumundadır. Türkiye’nin bu alanlarda yapacağı iyileştirmeler, uluslararası yenilikçilik sıralamasında daha üst sıralarda yer almasını sağlayabilir. Son üç yılın verileri analiz edildiğinde Güney Kore’nin ilk sırada yer alırken hemen ardından Amerika Birleşik Devletleri son üç yılda iki sıradaki yerini koruyor. Türkiye bu göstergeler doğrultusundan 2020 yılında 40. sırada yer alırken 2021’de 38. ve 2022 yılında ise 36. sırada yer almıştır.

Türkiye’nin Ar-Ge Performansını Artırmalıyız, Peki Nasıl?

Türkiye’nin kalkınması birçok gelişmiş toplumda olduğu gibi yüksek teknoloji ürünlerin sürdürülebilir bir şekilde üretilmesi ve geliştirilmesi ile mümkün olacaktır. Türkiye sanayileşme konusunda geçmişte yaşadığı başarısızlıklarda sanayi politikalarının tasarım ve uygulama hataları önemli rol oynamıştır. Türkiye’de karar alıcılar, akademisyenler, gazeteciler gibi önemli kesimler sanayileşme ve kalkınma süreç ve politikalarını anlayamamıştır. Yaklaşım farkları ve politik istikrarsızlık da sanayileşme sürecini baltalamıştır. Bu noktadan sonra, Türkiye’de sanayileşme sürecinde başarılı olmak için geniş çerçeveli (eğitimden altyapıya) bir kalkınma politikası içinde, odaklanmış bir sanayi politikasına ihtiyaç bulunmaktadır. Sanayi politikalarının tasarım ve uygulanmasında devlet tek başına yeterli olmaz. Bir yandan geniş halk kesimlerinin (özellikle kanaat önderlerinin) görüş birliğinin sağlanması; diğer yandan ise sanayi politikasının sadece sanayi şirketlerini değil, tüm sanayi katmanını hedeflemesi gerekmektedir. Yani kaliteli sınai müteşebbislerin, sınai şirket ve çalışanlarının (mavi ve beyaz yaka) ve sanayi finansmanının geliştirilmesi gerekmektedir. İhracata dönük sağlam bir sanayi katmanı Ar-Ge ve yenilikçilik desteklerinin de etkin hale gelmesini sağlayacaktır.

Hazırlanan son kalkınma planı olan 12. alkınma Planı (2024-2028), Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek önemli bir yol haritası olarak hazırlanmıştır. Bu plan, 2053 vizyonu doğrultusunda alanında deneyimli uzmanlar ve akademisyenlerin katkıları ile hazırlanmış olup sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi hedeflemektedir. 12. Kalkınma Planı hazırlıkları çerçevesinde düzenlenen Ar-Ge ve Yenilik Ekosisteminin Güçlendirilmesi Özel İhtisas Komisyonu çalışmaları ile mevcut Ar-Ge ve Yenilik ekosisteminin analiz edilmesi ve küresel eğilimler de dikkate alınarak ekosistemin etkinliğini artırmaya yönelik politika önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Dünya genelinde yaşanan dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, enerji ve yapay zeka eksenli gelişmeler kalkınma planında da kendisine geniş şekilde yer bulmuştur. Ar-Ge ve yenilik süreçlerinde üniversite-sanayi-kamu iş birliğinin artırılması, açık bilim ve yeniliği destekleyen altyapıların yenilikçi finansman modelleri ile desteklenmesi hedeflenmiştir.

Ana temalara bakıldığında İstikrarlı Büyüme, Güçlü Ekonomi, Yeşil ve Dijital Dönüşümle Rekabetçi Üretim, Nitelikli İnsan, Güçlü Aile, Sağlıklı Toplum, Afetlere Dirençli Yaşam Alanları, Sürdürülebilir Çevre ve Adaleti Esas Alan Demokratik İyi Yönetişim başlıklarında bir kalkınma planını görmekteyiz.

2053 yılında ilk 10 ekonomi içerisinde yer almayı ve satın alma gücü paritesine göre ilk beş ekonomi arasında olmayı planlayan kalkınma planında dünyanın en değerli 100 markası içerisinde en az beş markaya sahip olunması yine dünyanın ilk 100 üniversitesi sıralamasında Türkiye’den beş üniversitenin yer alması hedefleri ise konuya geniş bir açıdan bakıldığını göstermektedir. Kalkınma Planı içerisinde Ar-Ge ile ilgili hedeflerde ulaşılabilir ölçülerde görünmektedir. Türkiye’nin küresel yenilik endeksi içindeki ilk 10 ülke arasında girmesi ve bunun bir getirisi olarak Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payının yüzde 4 düzeyine yükselmesi hedef olarak belirlenmiştir. Hali hazırda Türkiye’nin oranın yüzde 1,32 olduğunu ve dünya genelinde ilk sırada yer alan İsrail’in yüzde 5.56 oranına kıyasla yoğun bir çalışma gerektirdiğini de kabul etmemiz gerekiyor.

Başlıklar halinde özetlemek gerekirse; Ar-Ge Teşviklerinin Artırılması, Üniversite-Sanayi-Kamu İşbirliklerinin Güçlendirilmesi, Ar-Ge İnsan Kaynağının Geliştirilmesi, Yenilikçi Ekosistemin Geliştirilmesi, Teknik Altyapının İyileştirilmesi, Uluslararası İşbirliklerinin Artırılması, Ar-Ge Farkındalığının Artırılması ve Özel Sektör Katılımının Teşvik Edilmesi olarak sıralanabilir. Ar-Ge teşviklerinin özellikle vergi ve finansman odağında artırılması, Ar-Ge projelerine doğrudan finansman sağlanması önemli. Üniversite-Sanayi-Kamu iş birliğinin doğru modellenmesi ve uygulanabilir yapıların oluşturulması gerekiyor. Bunu sağlamak için ortak proje kültürünü artırmak, teknoloji transfer ofislerinin kapasitelerini artırarak etkin çalışmalarına imkan sunmak, staj ve eğitim programlarını sektör ile iç içe dizayn edilmesi sağlanmalı. Ar-Ge konusunda nitelikli insan kaynağının yetişmesi için üniversite programlarının bu çerçevede hazırlanması, mesleki eğitim süreçlerinde inovatif düşünce anlatışını geliştirmek ve yetişen nitelikli insan gücünün beyin göçü yaşanmasının önüne geçmek gerekiyor.

Yenilikçi ekosistemi kuluçka merkezleri, girişim sermayesi fonları ve sektörel kümeler ile desteklemek gerekiyor. Bunu sağlamak içinde teknik altyapının geliştirilmesi ve iyileştirilmesi ihtiyacı ön plana çıkacak. Özellikle teknoparklar, laboratuvarlar, araştırma merkezleri ve test merkezlerinin kapasitelerinin artırılarak sektörün ihtiyacına yönelik çalışması sağlanmalıdır. Burada geliştirilen projelerin küresel ağlara açılması, proje süreçlerinde desteklerin sağlanarak ürün haline dönüşmesi ile birlikte ihracının sağlanmasına yönelik politikalar geliştirilmelidir. Ürün ve hizmetler özel sektöründe aktif katılımı, finans modellerinin Ar-Ge çalışmalarına yönelik destek mekanizmalarına dönüşmesi ile geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturulmalıdır.

Bu stratejiler ve önlemler özetlenebilecek düzeyde başlıklar halinde sıralanmıştır. Türkiye’nin Ar-Ge performansını artırmada önemli adımlar atmasını sağlayarak, uzun vadeli ekonomik büyüme ve rekabet avantajı elde etmesine katkıda bulunabilir. Sonuç olarak söylemek gerekirse “Ar-Ge” ve “İnovasyon” kelimelerini Türkiye ezberlemeli, gelecek kurgusunu bu doğrultuda gerçekleştirmelidir.