T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat; Bilgiye,Teknolojiye, Üretime ve İnsana Yatırım Yapan Bir Anlayışla, Sadece Bugünün Değil Geleceğin Ticaretini de Şekillendirecek Politikalar Geliştiriyoruz
Dünyada önemli bir değişim ve dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Bu süreçte bir taraftan ülkemizin ekonomik ve ticari dayanaklılığının artırılması; diğer taraftan ortaya çıkan fırsatların ülkemiz için değere dönüştürülmesi için stratejiler geliştiriyor ve bu stratejilerimizi kararlılıkla hayata geçiriyoruz.
Yeniden şekillenmekte olan dünya düzeninde verimlilik, inovasyon ve bilgiye dayalı teknoloji gibi alanlara güçlü olan ülkelerin daha rekabetçi olduğunun farkında olarak gelişme stratejilerimizin temeli Ar-Ge, inovasyon ve dijitalleşmeye dayanmaktadır.
18.yüzyılın sonunda sanayileşme alevi yandığında yüzyıllardır dünya üzerinde var olan ticaret de artık başka bir faza geçti. Buhar gücünün kullanımıyla hızlanan üretim ile ortaya çıkan ürünlerin yanında fikirler de ticaret yoluyla sınırların ötesine taşınmaya başladı. 20. yüzyıla geldiğimizde ise otomasyon ve standardizasyon dünya ticaretinde adeta bir sıçrama yaşattı. Küresel konjonktürde yaşanan her gelişme hiç şüphesiz küresel ticaretin değişimine ve dönüşümüne hız verirken buhar makinesinden internet devrimine geçen sürede her yeni teknoloji, ticaretin ölçeğini ve doğasını kökten değiştirmiştir.
Yenilikçi teknolojilerin ekseninde şekillenen bugünün dünyası daha bağlantılı, verimli ve sürdürülebilir bir küresel ticaret ortamını beraberinde getirmiş durumdadır. Yenilikçilik ve rekabetçilik bugün artık sadece birer üretim faktörü olarak değil aynı zamanda ticaretin yönünü ve hızını belirleyen stratejik bir güçtür. Öyle ki, sadece yapay zekâ ekonomisinin 2030 yılına kadar oluşturacağı ekonominin boyutunun 19,9 trilyon dolara ulaşacağı ve küresel gelirin yüzde 3,5’ini oluşturacağı tahmin edilmektedir.
Blokzincir endüstrisinin 3 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğünü, 500 milyar doların üzerinde bir nesnelerin interneti teknolojileri büyüklüğünü ve diğer dönüştürücü teknolojileri de ele aldığımızda bu değer 25 trilyon dolarlık bir rakamın üzerine çıkmaktadır.
Savunma sanayimizde son yıllarda gösterdiğimiz başarılar Ar-Ge ve inovasyon temelli yatırımların ekonomik ve ticari kazançlar, milli güvenlik, uluslararası ilişkiler açısından önemini göstermiştir. Savunma sanayiindeki Ar-Ge ve inovasyon temelli başarılarımızı diğer sektörlere de taşıyarak üretim ve ihracat potansiyelimizi artırmak istiyoruz. Bu noktada Ar-Ge çalışmalarına yatırım yapılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun bilinciyle Bakanlığımız ve diğer kamu kurumlarımız sunduğu destek ve teşvikler, özel sektörün Ar-Ge ve dijitalleşme yatırımlarını cesaretlendirmiştir.
Türkiye’nin 2002 yılından bu yana ortaya koyduğu inovasyon, Ar-Ge ve katma değer odaklı politikaları ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettikleri Türkiye Yüzyılı vizyonu, Türkiye’yi bölgesel ve küresel üretim ve ticaret üssü kılmanın yanında teknolojiyi sadece tüketen değil üreten, geliştiren, markalaştıran ve bütün bunların sonunda küresel ticarete ve rekabete yön veren aktör konumunu güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Bu vizyonumuzun somut bir göstergesi olarak, Türkiye’nin Otomobili TOGG yalnızca bir otomobil projesi değil; aynı zamanda yüksek teknoloji, sürdürülebilir üretim, yerli mühendislik gücü ve inovasyon kabiliyetimizin bütünleştiği stratejik bir hamledir. TOGG, küresel otomotiv pazarında rekabet edebilecek düzeyde geliştirilen teknolojisi, dijital mobilite vizyonu ve entegre üretim altyapısıyla Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesine yeni bir boyut kazandırmıştır. Yerli ve milli markalarımızın küresel ölçekte değer ortaya çıkarmasının mümkün olduğunu gösteren bu başarı, Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olma hedefimize kararlı yürüyüşümüzün de bir simgesi olmuştur.
Savunma sanayimizde elde ettiğimiz Ar-Ge ve inovasyon temelli başarılar nasıl ki ülkemizin hem güvenliğine hem de ihracat gelirlerine katkı sunduysa; benzer şekilde TOGG örneğinde olduğu gibi yerli üretim ve yüksek katma değerli teknolojik yatırımların Türkiye’yi küresel pazarlarda güçlü bir oyuncu haline getireceğine inanıyoruz. Bu başarıları yalnızca belli alanlarla sınırlı bırakmak istemiyoruz. Sanayimizin her kolunda, tarımdan sağlığa, lojistikten enerjiye kadar her alanda aynı atılım ruhunu ve yenilikçi yaklaşımı yaygınlaştırmak hedefindeyiz. Bu amaçla Bakanlığımız, tüm kamu kurumlarıyla eşgüdüm içinde, özel sektörümüzün önünü açacak destek mekanizmalarını devreye almaya, ihracatçılarımızı teşvik etmeye ve Türkiye’yi küresel değer zincirlerinde üst sıralara taşımaya kararlılıkla devam etmektedir.
Bugün ulaştığımız nokta, aslında geçmişten bugüne ilmek ilmek ördüğümüz bir başarının ürünüdür. 2002 yılında yaklaşık yüzde 0,5 seviyelerinde olan Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı, son yıllarda yüzde 1,42 seviyelerine ulaşmıştır. Türkiye’nin son 22 yılda Ar-Ge harcaması 13 katına çıkarak 2002 yılında 1,2 milyar dolardan 2023 yılında 16,1 milyar dolara ulaşmıştır. Ar-Ge harcamasının milli gelir içindeki payı ise yüzde 1,42 olmuştur.
Bu güçlü atılımın temellerinden biri olan Ar-Ge harcamalarında yaşanan artış hem politikalarımızın ve uygulamalarımızın somut bir yansımasıdır hem de kamu ile özel sektörün nitelikli yatırımlar ve katma değerli ihracat alanlarındaki etkin iş birliğinin bir sonucudur.
Türkiye’nin ihracatı 2025 yılı mayıs ayı itibarıyla 265,5 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin tarihi yüksek düzeyine ulaşmıştır. Hükümetimiz ve Bakanlığımız olarak ortaya koyduğumuz çalışmalar yalnızca ihracatımızı artırmayı değil; daha nitelikli hale getirmeyi de hedeflemektedir.
Bu amaçla hem sektörel kümelenmeler hem de yenilikçi işletmelerin desteklenmesi sağlanmakta; girişimcilik ekosistemi Ar-Ge’ye dayalı büyüme anlayışıyla yeniden yapılandırılmaktadır. İhracatın sadece hacmini değil içeriğini de dönüştürmek temel önceliğimizdir. Bu çerçevede, stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması, yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payının yükseltilmesi ve teknoloji tabanlı girişimlerin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Ticaret Bakanlığı olarak Türkiye Yüzyılı’nda hedefimiz, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını ihracatın, dijitalin, yeniliğin ve rekabetçiliğin yüzyılı kılıp Türkiye’yi katma değerli, tasarımlı, markalaşarak kendisine dünya ticaretinde yer edinen bir konuma eriştirmek ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracatımızdaki payını artırarak dünya ihracatından daha fazla pay alabilmektir.
Nitekim ihracatımızın sürdürülebilir artışını sağlamak için ihracatın bütün aşamalarına ve farklı ihtiyaçlara yönelik düzenlenen Ticaret Bakanlığı destek mekanizmaları ile ihracatçılarımız desteklenmektedir. Küresel zorlukların ve jeopolitik gerilimlerin eksik olmadığı son dönemde ülkemizin ulaştığı ihracat rekorları sayısal başarının ötesinde üretim ve ihracatımızın yıllar itibarıyla katma değeri artırma ve yüksek teknoloji odaklı yaşadığı niteliksel dönüşümün bir sonucudur.
2002’den bu yana ortaya koyduğumuz kararlılığımızın, üretim ve ihracatta teknoloji odaklı ve katma değerli dönüşüm adımlarımızın sonucu olarak 2002 yılında yüzde 30,4 olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımızın toplam imalat sanayi ihracatımız içindeki payını 2024 yılı sonu itibarıyla yüzde 41’ün üzerine taşımayı başardık. 2024 yılında yüksek teknolojili ürün ihracatı kıymet bazında önceki yıla göre yüzde 19 artış göstererek 8,8 milyar dolar olurken orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatında 101,2 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştık.
Hiç şüphe yok ki bütün bu başarılar, nitelikli, kapsamlı ve proaktif politikalarımızın birer ürünü. Ticaret Bakanlığımız olarak nitelikli üretime, teknoloji odaklı ve katma değerli ihracata yönelik olarak sağladığımız geniş kapsamlı desteklerimizle ülkemizin güçlü büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlayan sektörlerimizin yanında olmaya devam ediyoruz.
Yenilikçiliği, üretkenliği, Ar-Ge’yi ve rekabetçiliği bugünden yarına sürecek kısa bir hikâye olarak değil bir ekosistem, bir kültür olarak görüyoruz. Bu yüzdendir ki, Bakanlığımız tarafından Ar-Ge ve inovasyona ağırlık veren yüksek teknolojili üretim ile katma değerli ihracatın artırılması için tasarım, markalaşma, Turquality, Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (Ur-Ge) projelerine yönelik destekler devletimizin uzun soluklu destek mekanizmaları arasında kendine yer buluyor.
Bunlara ilave olarak, Küresel Tedarik Zinciri Yetkinlik proje desteği (KTZ), Avrupa Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği (Responsible® Programı), fuar, pazara giriş desteklerinin yanı sıra e-ihracat gibi ihracatın dijitalleşmesi politikası araçlarından başta KOBİ’ler olmak üzere, tüm ihracatçıların yararlanması amacıyla destekler geliştirilmektedir.
Türkiye’nin dış ticaret performansında ortaya koyduğu küresel vizyon, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmayıp geleceğin ekonomisini inşa etme hedefini de barındırmaktadır. Yüksek teknolojili üretim, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bu vizyon; ülkemizin bölgesel ve küresel düzeyde rekabetçi konumunu ileri taşımayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda atılan her stratejik adım, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını güçlendirdiği gibi, dünya ekonomisine de daha nitelikli bir katkı sunma potansiyelini büyütmektedir.
Türkiye ekonomisinin büyüme performansında ihracatın giderek artan katkısı dikkat çekmektedir. Bu katkı sadece niceliksel bir artışla sınırlı kalmamakta aynı zamanda yüksek katma değerli ve yüksek teknolojili üretim kapasitesinin artışıyla niteliksel bir dönüşüm de yaşanmaktadır. Bu çerçevede, temel politika belgelerimizden olan 12. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program (OVP) ve 2025 İhracat Eylem Planı kapsamında yüksek teknolojili ve katma değerli üretim alanlarında sergilenen yapısal dönüşüm iradesi, ülkemizin küresel değer zincirlerinde daha üst konumlara çıkma kararlılığını da yansıtmaktadır.
Bu bağlamda, önümüzdeki dönemde ana hedefimizi Türkiye Yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimimizi artırarak ve Ar-Ge yatırımlarımızı ve desteklerimizi sürdürerek rekabetçiliğimizi ve verimliliğimizi korumak ve daha ileriye taşımak olarak belirledik.
Bu noktada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyuyla paylaştıkları Türkiye Yüzyılı Reform Programı ile ülkemizin büyüme potansiyelini ve verimliliğini artıracağız. Biliyoruz ve farkındayız ki, bugünün hızla gelişen dünyasında rekabet edebilmenin yolu, güçlü bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi inşa edebilmekten geçiyor.
Dijitalin ve üretimin yüzyılı Türkiye Yüzyılı’nda, Ar-Ge üretkenliğini ve yenilikçiliği ülkemizde sadece birer sektör politikası değil, aynı zamanda tüm üretim ve ihracat süreçlerine nüfuz eden bir ekosistem ve kültür haline dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Bu sayede Türkiye’yi, yüksek katma değerli üretimin, yenilikçi teknolojilerin ve akıllı ticaretin küresel merkezlerinden biri yaparak, dünya ticaretindeki rolümüzü güçlendirecek, rekabet gücümüzü kalıcı biçimde artıracağız.
Ticaret Bakanlığımız olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonunun rehberliğinde, yüksek teknolojili ve katma değerli ihracatla güçlü Türkiye idealine emin adımlarla ilerliyoruz.
Bilgiye, teknolojiye, üretime ve insana yatırım yapan bir anlayışla, sadece bugünün değil geleceğin ticaretini de şekillendirecek politikalar geliştiriyoruz.
Bakanlığımız, Türkiye’yi dünya ticaretinde daha üst liglere taşıyacak yapısal dönüşümleri kararlılıkla hayata geçirirken, ihracatçılarımızı daha rekabetçi, daha yenilikçi ve daha sürdürülebilir bir geleceğe hazırlamak için var gücüyle çalışmaktadır.
Bu azim ve vizyonla, Türkiye Yüzyılı’nı ihracatın yüzyılı yapacak; yüksek teknolojili üretimi, markalaşmayı ve dijitalleşmeyi önceleyen politikalarımızla ülkemizi küresel ticaretin yön veren aktörlerinden biri haline getireceğiz.
Güçlü Türkiye, yüksek katma değerli ihracatla büyüyecek; bizler de bu yolda durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz.
Kaynak ARGE500 Araştırması
