Turkishtime AR-GE 250


Giyilebilir teknolojilerle ilgili herkesin merak edip de sormaya cesaret edemediği 9 soru

Barış Soydan

TURKISHTIME

YENİ EKONOMİ OKULU

 

Fatma Akman

fatmaakman@turkishtimedergi.com

 

Giyilebilir teknolojilerin ne olduğuyla başlamalı sanırım.

 

Bir aksesuar gibi ya da kıyafete entegre kullanabildiğimiz, şık, iyi tasarlanmış, yüksek teknolojili cihazlar... Giyilebilir teknolojiler şu anda oldukça yeni, o nedenle de herkes için çok heyecan verici ve biraz da film gibi! Kolundaki saat sayesinde birileriyle konuşmak bundan birkaç yıl öncesine kadar ancak Hollywood yapımı, yüksek bütçeli bilimkurgu filmlerinde görülebilirdi sanırım. Ancak özünde hepsi veri topluyor ve yaratıyor. Temel fonksiyonu bu! Şimdilik tabii...

 

Nasıl yani? Yine mi büyük veri?

 

Aynen öyle! Çağımızın esas meselesi büyük veriye geliyoruz yine. Giyilebilir teknolojilerin diğer yüksek teknolojili ürünlerden -mesela akıllı telefonlardan- en büyük farkı, bilinçli müdahalelerimiz olsun ya da olmasın veri yaratmaya devam ediyor olmamız. O nedenle insanlığın veri üretim hızı ve miktarının, önümüzdeki birkaç yıl içinde yüzlerce kat artması bekleniyor. Halbuki mevcut veri üretim hızı bile yeterince yüksekken ve hâlâ veri analizi alanında beklenen gelişme yaşanamamışken.

 

Giyilebilir teknolojiler dendiğinde ne anlamalıyım, akıllı saatler ve gözlükler dışında?

 

Fitness takip cihazları, giyilebilir kameralar, giyilebilir telefonlar, kulaklıklar, kulak alıcıları, gözlükler, giyilebilir kameralar, akıllı saat yahut bileklikler, kalp atışı monitörleri, GPS takip cihazları vs...

 

Yetişkinlere yönelik "pahalı" oyuncaklar yani!?

 

Hayır, böyle söyleyemeyiz. Çünkü prematüre bebeklerin vücut ısısını dengeleyen akıllı zıbınlardan tut, evcil hayvalara varana dek geniş bir kullanım alanı söz konusu. Üstelik bu kullanım alanı her geçen gün arttığı gibi kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. Evcil hayvanlar için en çok kullanılan giyilebilir teknolojilerin başında akıllı tasmalar geliyor, bu tasmalar GPS vericileri ile petinizin kaybolması ihtimaline karşı güvence sağlıyor.  Aslında giyilebilir teknolojiler bir bakıma insanlara alışkanlıklarını değiştirme, iletişim ve yaşam alışkanlıklarını düzenleme, bireysel farkındalık yaratma ve haliyle daha yüksek bir yaşam kalitesi imkanı sunuyor.

 

Peki ama nasıl? Bir akıllı saat insanın yaşam kalitesini nasıl artırabilir ki.

 

Giyilebilir teknolojilerin en yayhın kullanım alanlarının başında sağlık geliyor ki yaşam kalitesinin doğrudan ilgili olduğu bir konu sağlık. Örneklerle açıklayayım; 2015'te kulağa takılabilen cihazlar (kulak alıcıları) piyasada olacak, halihazırda bileklikler, saatler, kulaklıklar piyasada mevcut zaten. Bu cihazlarla gerçek zamanlı kan basıncı, tansiyon, atılan adım sayısı, oksijen saturasyonu, solunum sayısı, postür, konum, fiziksel aktivite temposu, vücut sıcaklığı, beslenme alışkanlıkları vs gibi sağlığa ilişkin bilgiler toparlanabilecek. Bu bilgilerin analizi ve okunması sonrasında hangi yiyeceğe intoleransınız olduğundan tutun, uyku kalitenizi bozan etmenlere kadar birçok şeyin farkına varma ve onları değiştirme yahut kotrol altında tutma fırsatınız olacak. Yine bu yıl piyasaya sürülmesi beklenen cihazlardan biri bağlı olduğunuz diyet programı çerçevesinde gerçek zamanlı tavsiyeler verecek.

 

Ee o zaman kronik hastalıkların tedavisi ve hastalıkların erken teşhisinde de faylanılamaz mı?

 

Tabii ki faydalanılabilir. Bireysel kullanımda olduğu kadar sağlık, sanayi, tekstil, moda ve askeri alanlarda da kullanımı mümkün. Mesela üretilen bir çip sayesinde -deri altına yerleştirilmesi ya da kullanılan giyilebilir cihaza entegre edilmesiyle- vücut enzimlerinin kontrol etmesi ve özellikle şeker ve kolestrol hastalarının kontrolünde ve tedavisinde etkin olarak kullanılması bekleniyor. Hastanelerin evde tedavisi devam eden hastaları, bebekler, kronik hastalığı olanlar, yaşlılar ya da engelli bireyler için bulunmaz fırsatlar sunuyor. Üstelik hastalıkların erken teşhisinde kullanılması da özellikle Türkiye gibi erken teşhis ve sosyal devlet anlayışının yeterince gelişmediği ülkelerde sağlık giderlerinin düşürülmesiyle önemli bir kaynak yaratabilir.

 

Peki ya diğer alanlar?

 

Çok yakında vücut ısısını dengeleyen, yağmuru haber veren, terletmeyen, hava şartlarına uyum sağlayabilen kumaşlarla ünlü tasarımcıların tasarladığı birbirinden şık giyilebilir teknolojili elbiseler, takımlar, iç çamaşırları tanıtan defileler üzliyor olacağız. Birkaç yıla kalmadan New York Moda Haftası'nda giyilebilir teknolojili houte couture'leri ya da Victoria's Secret'ın yeni yıl defilesinde yine benzer iç çamaşırları izliyor olacağız. Ya da savunma sanayinde... Açık alandaki askerlerin ihtiyaçlarını tespit etmeyi ve bir merkezde toplamayı ya da birbirleriyle olan iletişimlerini kolaylaştıracak yepyeni askeri kıyafetler ve aksesuarlar üzerinde çalışmalar devam ediyor. Ya da eğlence alanında zaten yıllardır yaygınlaşmış kullanımları, günlük yaşamımızda kişiselleştirme imkanı sunuyor. Mesela bir büyük havayolları firması uçuş süresince yolcularına sanal gerçeklik sözlükleriyle yepyeni ve farklı bir deneyim imkanı sunuyor. Kayak yaparken, dağa tırmanırken, dalarken, konserde vs gerçek zamanlı kayıt ve baktığınız yeri kaydeden akıllı gözlüklerle kişisel deneyimlerinizi de bir veri yaratım biçimi haline getirme fırsatı sunuyor, üstelik anı kaçırmadan!

 

Nasıl yani, herkes anı yaşamaktan söz ederken bir şeyleri kaçırıyor muyuz?

 

Hem de nasıl! Konserde havaya kaldırılmış tabletleri, akıllı telefonları hatırlatsam yeterli olur sanırım. Bu, anı kaçırmak değilse nedir?!

 

Ah, doğru ya. Bunun kime ne faydası var anlamasam da.

 

Sanat üretiminden sanayiye varana kadar birçok alanda üretim modellerimiz giyilebilir teknolojiler ve gelişen teknolojiler sayesinde değişecek ve nitekim değişiyor da. Nihayetinde herkesin "personal area network" dediğimiz bir kişisel alan ağı var. Hepimizin evinde, ofisinde birçok teknolojik cihaz var, giydiğimiz kıyafetlerin ya da aksesuarlarımızın onlarla iletişime geçtiğini düşünsenize! Evde oturuyorsun ve akıllı kazağın ortamın gereğinden fazla ısınıp bunu kombine haber verse mesela ve kombin de sıcaklığını birkaç derece düşürse... Ya da yoldasınız, kan şekeriniz düşmeye başladı, akıllı saatiniz bunu evdeki fırına söylese ve çıkmadan fırına koyduğunuz yemek siz gelene kadar pişmiş olsa. Film gibi hatta hayal gibi... Değil mi!?

 

 

Türkiye, Avrupa için yatırım fırsatı 

Serkan Gezici

Tesla Teknoloji Genel Müdürü

Büyük bir markanın ürettiği sporcu tişörtünde bir sorun var, çok dar. Çünkü sensörlerin vücuda temas etmesi gerekiyor. Biz vücuda kendiliğinden yapıpşacak bir sistem üzerine çalışıyoruz. Üstelik tek bir kıyafetle değil üzerinize giydiğiniz her şeye entegre edebileceksiniz. Bugün giydiğiniz kırmızı tişörtten çıkarıp yarın giyeceğiniz mavi tişörte takabileceksiniz. Markaların çoğu bir tane ürün yapmışlar ama bu durum verilerin tek bir kaynakta toparlanmasını da zorlaştırıyor. Bu çipin takılabildiği bir tiştört serisi olmalı ve birinden çıkarılıp diğerine takılabilmeli. Beş tişört ve beş çip fazladan satmak için o işin zahmetine girmeye değmeyeceğini düşünüyorum. Üstelik Türkiye hem Türk sanayici için hem Avrupalı sanayici için oldukça elverişli bir yatırım alanı giyilebilir teknolojilerde. Uzakdoğu'nun maliyetleri çok daha düşük olsa da kopyalama ürün konusunda gösterdikleri başarıyı yeni tasarımlar konusunda gösteremiyorlar.