Turkishtime AR-GE 250


Herkes “bilişsel iş”i konuşuyor

Barış Soydan

 

Bilişsel bilişim ve bilişsel iş, bugüne kadar analiz edilemeyen veri yığınlarının yeni tip bilgisayarlarla analiz edilmesini verilen isim. IBM Türkiye Genel Müdürü Isabel Gomez Cagiga, bilişsel işin dünyayı nasıl değiştirereceğini Turkishtime’a anlattı…

Nesnelerin interneti ve bulut, bilişimi yeni bir döneme taşıyor. En az onlar kadar önemli ama daha az bilinen, ticarileşme aşamasına yeni yeni geçen bir kavram daha var: Bilişsel bilişim. İngilizcesiyle “cognitive computing.” Bilişsel bilişim aynı zamanda yeni bir iş alanı doğuruyor: Bilişsel iş. Bilişsel bilişimin dünyada öncülüğünü IBM yapıyor. IBM Türkiye Genel Müdürü Isabel Gomez Cagigas, bilişsel bilişimin şirket tarafından geliştirilen ve kullanıcıların sorularına cevap vermek için tasarlanan yapay zeka programı Watson’a dayandığını söylüyor. Peki ama nedir bilişsel bilişim ve IBM’in yapay zekası Watson onun neresinde yer alıyor?

VERİ OKYANUSU

Dünya, verilerden oluşuyor. Kullandığımız dil, yaptığımız konuşmalar, attığımız her adım, her şey aslında bir veri. Bugünkü bilgisayarlar mevcut verilerin sadece yüzde 20’sini okuyabiliyor. Verilerin yüzde 80’i ise “yapılandırılmamış” olduğu için bilgisayarlar tarafından okunamıyor. Watson işte burada devreye giriyor. IBM tarafından geliştirilen Watson, diğer bilgisayarların nüfuz edemediği verileri analiz edip, bugüne kadar farkında olmadığımız bilgilerle, pattern’lerle (örüntülerle) bizi tanıştırıyor. Bir örnek: Watson, kısa bir süre önce Amerikalı şarkıcı Bob Dylan’ın şarkılarını dinleyip o güne kadar bilinmeyen örüntüleri ortaya çıkarmıştı. “İyi de Bob Dylan’ın şarkılarından şirketlere ne?” diye sorabilirsiniz. Bob Dylan’ın şarkıları nasıl veriyse bankaların elindeki bilgiler, müşterilerin kredi kartı harcamaları, yatırımcıların yatırım davranışları da birer veri. Watson ve bilişsel bilişim sayesinde nasıl Bob Dylan’ın şarkılarında bugüne kadar bilmediğimiz örüntüleri bulabiliyorsak aynı şekilde şirketlerin ellerindeki veri yığınlarında da bugüne kadar bilinmeyen örüntüleri bulmak, ona göre yepyeni pazarlama stratejileri geliştirmek mümkün. Bilişsel bilişim, bunu yaparken daha önce yapılandırılmamış, yani analizlere dahil edilmemiş olan verileri kullanıyor… Watson ve onun yolunu açtığı bilişsel bilişim şu anda Amerika’da kanser araştırmaları gibi çok büyük miktarda veri gerektiren işlerde kullanılıyor. Ama yakında gündelik hayattaki kullanım alanlarının hızla yaygınlaşması bekleniyor.

Buraya kadar anlattıklarımızdan anlaşılmıştır: Bilişsel iş için elinizde analiz edecek veri bulunması gerekiyor. İşte burada devreye büyük veri (Big data) ve bulut bilişim giriyor. Evet, bulut bilişim de devreye giriyor çünkü büyük veriler günümüzde artık genellikle bulut üzerinde bulunuyor. Ve zaten Watson da bulut üzerinde çalışışıyor.

TÜRKÇE BİLMİYOR

Maalesef Watson henüz Türkçe bilmiyor. Şimdilik sadece İngilizce konuşuyor. Dolayısıyla analiz ettiği veriler İngilizce olmak zorunda. Ama Watson’ın bilgisayarlardan ayıran özelliği, tıpkı insan gibi öğrenebilmesi. Başka şeylerin yanı sıra dil de öğrenebiliyor. Yakında Arapça, Japonca ve İspanyolca konuşacak. IBM Türkiye Genel Müdürü Cagigas sırada Türkçe’nin olduğunu söylüyor. Watson İngilizce olarak Türkiye’de şirketlere hizmet vermeye başlamış bile…

IBM’in kendi bilişsel bilgisayarına neden Watson adını verdiği aklınıza takılabilir. Benim takıldı. Bu soruyu IBM Genel Müdürü Cagigas’a sordum: “İsmi neden Watson? Ve haliyle, neden erkek?” Ve Watson’ın IBM’in kurucusunun ismi olduğunu öğrendim! (Thomas Watson.) Bu arada meraklısına teknik bilgi: IBM'in DeepQA araştırma projesinin bir parçası olarak geliştirilen ve POWER7 işlemcisi tabanlı sistemler üzerinde çalışan Watson, Java ve C++ ile yazılmış...