Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Gündem

TÜİK Verileri Açıklandı: Türkiye’de Mutluluk Yükseldi, Ekonomik Kaygılar Gündemde

17.02.2026 - 14:18

2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre kendisini mutlu olarak tanımlayanların oranı yüzde 53,3’e çıktı. Buna karşın hayat pahalılığı, toplumun en önemli sorunu olarak ilk sıradaki yerini korudu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçları, Türkiye’de bireylerin genel mutluluk algısında artış yaşandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre 18 yaş ve üzeri nüfusta mutlu olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 53,3’e yükseldi. Bu oran bir önceki yıl yüzde 49,6 seviyesindeydi. Aynı dönemde mutsuz olduğunu ifade edenlerin oranı ise yüzde 13’e geriledi.

Cinsiyete göre dağılım incelendiğinde kadınların mutluluk oranının erkeklere göre daha yüksek olduğu görüldü. Kadınlarda mutluluk oranı yüzde 55 seviyesini aşarken, erkeklerde bu oran yüzde 51 civarında gerçekleşti. Evli bireylerin, evli olmayanlara kıyasla daha yüksek mutluluk düzeyine sahip olması da dikkat çeken bulgular arasında yer aldı.

Araştırmada mutluluğun kaynağı da sorgulandı. Katılımcıların büyük çoğunluğu mutluluğunu ailesiyle ilişkilendirirken, çocuklar ve kişisel başarı unsurları da önemli faktörler arasında gösterildi. Geleceğe umutla bakanların oranının üçte ikinin üzerinde olması ise toplumdaki beklenti düzeyinin tamamen olumsuzlaşmadığını ortaya koydu.

Buna karşılık ekonomik sorunlar, toplumsal gündemin ana başlığı olmaya devam ediyor. Katılımcıların en önemli sorun olarak işaret ettiği konu yine hayat pahalılığı oldu. Hayat pahalılığını yoksulluk ve eğitim sorunları izledi. Bu tablo, mutluluk oranındaki artışa rağmen ekonomik baskının toplum üzerindeki etkisini sürdürdüğünü gösteriyor.

Kamu hizmetlerine yönelik memnuniyet değerlendirmelerinde ise asayiş hizmetleri ilk sırada yer aldı. Ulaştırma ve sağlık hizmetleri de memnuniyet oranı yüksek alanlar arasında yer buldu.

Araştırma sonuçları, Türkiye’de bireysel mutluluk algısının güçlendiğini ancak ekonomik kaygıların toplumsal gündemdeki ağırlığını koruduğunu ortaya koyuyor.