Bakan Bolat: Dijital Ekonomi 4,6 Trilyon Liraya Ulaştı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 itibarıyla 4,6 trilyon liraya, işlem sayısının ise 6 milyara ulaştığını açıkladı. Dijital dönüşüm ve yapay zekânın rekabet gücünün temel unsurları haline geldiğini vurgulayan Bolat, dijital ekonominin büyümedeki rolüne dikkat çekti.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Rekabet Kurumu tarafından düzenlenen “Dijital Çağda Rekabet Hukuku” çalıştayında yaptığı konuşmada, dijital dönüşümün Türkiye ekonomisinin büyüme dinamiklerini değiştirdiğini belirtti. Bolat, şirketlerin artık yalnızca üretim kapasiteleriyle değil, teknolojik altyapıları ve dijital yetkinlikleriyle de rekabet ettiğini ifade etti.
Bolat’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye’de 2025 yılı e-ticaret hacmi 4,6 trilyon liraya ulaşırken, bunun 2,46 trilyon lirasını perakende e-ticaret oluşturdu. Aynı dönemde işlem sayısı yaklaşık 6 milyar olurken, e-ticaret ekosisteminde faaliyet gösteren işletme sayısı 634 bine yükseldi. E-ticaretin toplam ticaret içindeki payı yüzde 19, milli gelir içindeki payı ise yüzde 6,9 seviyesine çıktı.
Yapay zekânın iş dünyasındaki etkisine de değinen Bolat, küresel yapay zekâ pazarının 2025 yılında 584 milyar dolara ulaştığını, 2032’de ise 1,4 trilyon dolara yükselmesinin beklendiğini söyledi. Türkiye’de yapay zekâ pazarının geçen yıl 571 milyon dolar büyüklüğe ulaştığını belirten Bolat, bu rakamın 2032 yılında 1,3 milyar dolara çıkmasının öngörüldüğünü aktardı.
İşletmelerde yapay zekâ kullanımının hızla arttığını belirten Bolat, 2021 yılında yüzde 2,7 olan kullanım oranının 2024’te yüzde 4,4’e, 250 ve üzeri çalışanı bulunan büyük ölçekli işletmelerde ise yüzde 22’ye yükseldiğini söyledi. Bolat, “Yapay zekâ artık e-ticarette bir tercih değil, rekabet gücünün en temel unsurlarından biri haline gelmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmasında dijitalleşmenin rekabet hukukuna etkilerine de değinen Bolat, veri, algoritmalar, dijital platformlar ve yapay zekânın yeni dönemin belirleyici unsurları olduğunu belirterek, rekabetin ve yenilikçiliğin birlikte korunmasının sürdürülebilir büyüme açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.
