Hazır giyim sektörü için 3 aşamalı yol haritası
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), hazır giyim sektöründe artan maliyet baskısı ve ihracat kayıplarına karşı ekonomi yönetimine kapsamlı bir “3 aşamalı kurtuluş planı” sundu. Sektör temsilcileri; kısa vadede stabilizasyon, orta vadede dönüşüm ve uzun vadede ise güçlü bir “Türkiye markası” oluşturulmasını hedefleyen yeni bir yol haritası öneriyor.
TGSD Başkanı Toygar Narbay, özellikle son yıllarda kur artış hızının enflasyonun gerisinde kalmasının ihracatçı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtti. Narbay’a göre 2022-2025 döneminde ücretler yüzde 350, finansman maliyetleri yüzde 241 ve enflasyon yüzde 216 yükselirken, döviz kurundaki artış yüzde 149 seviyesinde kaldı. Bu tablonun Türk hazır giyim sektörünün küresel rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi.
TGSD’nin önerdiği plana göre ilk aşamada 2026-2028 yılları arasında sektörün finansal ve operasyonel olarak “stabilizasyon” sürecine alınması hedefleniyor. İkinci aşamada ise 2028-2034 döneminde üretim altyapısının dönüşümü, verimlilik artışı ve katma değerli üretime geçiş öncelik kazanacak. Uzun vadeli üçüncü aşamada ise moda, turizm, gastronomi, kültür ve ulaştırma gibi alanların da dahil olduğu güçlü bir “Türkiye markası” stratejisi oluşturulması amaçlanıyor.
Sektör temsilcileri ayrıca büyük ölçekli üreticilere özel destek mekanizmalarının kurulmasını talep ediyor. TGSD, KOSGEB benzeri şekilde büyük işletmelere yönelik “Büyük İşletmeleri Geliştirme Merkezi” oluşturulmasını önerirken, firmaların performans kriterlerine göre desteklenmesi gerektiğini savunuyor.
Öte yandan sektörün dikkat çeken önerilerinden biri de Suriye sınırında üretim havzaları kurulması oldu. TGSD’ye göre bu model; atıl durumdaki makinelerin yeniden üretime kazandırılması, göçmenlerin geri dönüşünün desteklenmesi ve yeni ihracat alanlarının oluşturulması açısından önemli fırsatlar yaratabilir. Projeye ilgili bakanlıkların olumlu yaklaştığı belirtiliyor.
Hazır giyim sektörü, son dönemde artan enerji, işçilik ve finansman maliyetlerinin yanı sıra küresel talepteki yavaşlama nedeniyle zorlu bir süreçten geçerken, sektör temsilcileri sürdürülebilir rekabet için daha kapsamlı sanayi politikalarının devreye alınmasını istiyor.
