Turkishtime AR-GE 250


Vergi idaresine göre e-spor henüz spor değil

Turkishtime Dergi
Nedim Tolga SÜER
EKONOMİ GÜNDEMİ
tolga.suer@audit.com.tr

Bugün sokakta hepimiz tarafından çok fazla bilinmese de gençler arasında hızla popülaritesini artıran bir “spor” dalı var. Özellikle çocuklar ve gençler arasında hızla yayılan, dünya çapında milyonlarca takipçisi bulunan bu “spor” dalı alışılageldik spor biçimlerinin aksine masa başında, bilgisayarlar ve oyun konsollarıyla icra edilen e-spor. Spor olarak kabul edilip edilemeyeceği, gençlerin sağlığı açısından zararlı olup olmadığı gibi tartışmalar bir yana bugün üç büyük kulübün bile “takımlarıyla” mücadelede yer aldığı bir alana dönüşen e-spor özellikle son birkaç yıl içerisinde giderek büyüyen bir sektöre dönüşmüş durumda.

Uzun adıyla “Elektronik Spor” literatürde sporun yeni formu olarak lanse edilen ve Bilgisayar/Konsol/Mobil platformlar üzerinden, çevrimiçi veya çevrimdışı, bireysel ve/veya takım olarak oynanan, rekabetçi çok oyunculu, dijital oyunların çeşitli modlarıyla oynanan bir alan olarak tanımlanıyor.
E-sporun tarihsel gelişimi üç farklı dönemde ele alınıyor:

1972-1989 dönemi

1980’de Atari firması tarafından düzenlenen Space Invaders Turnuvası tarihteki ilk video oyun turnuvası olarak kabul ediliyor. ABD’den 10 bin civarında kişi katıldığı bu turnuvanın ardından Nintendo, Atari, Blockbuster gibi video oyun sektörünün öncüleri e-spor’un temellerini atmaya başlıyorlar.

1990-1999 dönemi

90’lı yıllarda bilgisayar oyunlarının yükselişiyle birlikte internet ağının gelişimi gerçek e-spor mücadelelerine imkan sağlar hale geliyor. 1997’de iki bin katılımcıyla düzenlenen “Quake” adındaki oyunun turnuvası tarihteki ilk gerçek e-spor etkinliği olarak kabul ediliyor.

2000 ve sonrası

Milenyum çağında, sosyal medya, yayın platformları gibi hızına hala yetişmekte zorlandığımız teknolojik gelişmeler e-spor’da da etkisini göstermeye başlıyor ve nihayetinde bu sporun popülaritesi bugünkü “çılgınlık” noktasına ulaşıyor. E-spor bugün 380 milyon izleyicisi ve milyonlarca dolarlık geliri ile kendi ekosistemini oluşturmuş durumda.

Türkiye’de hızla gelişen bir alan

E-spor ülkemizde de her geçen gün büyüyen bir sektöre dönüşmüş durumda. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca lisanslama işlemleri gerçekleştirilmesinin ve resmi bir statü kazanmasının ardından başta üç büyük kulüp olmak üzere pek çok spor kulübü de bu alanda faaliyet göstermeye başladı.

Ancak bu oluşumun hukukuna dair mevzuatımızda henüz bir çalışma yok. Bununla beraber bir spor kulübü derneği iktisadi işletmesi tarafından 2017’de İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına E-Spor kulübüne kayıtlı E-Spor oyuncularına yapılan ödemelerin vergilendirilmesi hususunda görüş için başvuru yapıldı ve bu talebe başkanlık tarafından 25.07.2019 tarihinde yanıt verildi. Verilen bu cevap bu konuda öncül yasal metinlerden biri halini aldı.

Yazımızın kaynağını oluşturan bu görüşte özetle; başvuruyu yapan derneğin kendi elektronik spor takımlarını kurduğu, bu takımların lisanslı turnuvalara katılmaya başladığı, e-spor takımında yer alan oyuncuların başvuruları üzerine Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından e-sporcu lisansı verildiği, verilen lisanslarda spor dalı olarak "Dijital Oyunlar" kategorisi belirlendiği, bağlı olunan federasyonun Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu olduğu, derneğin kurduğu e-spor takımıyla sanal ligde mücadele ettiği belirtilerek, dernekçe kurulan e-spor kulübüne kayıtlı e-spor oyuncularına yapılacak ödemelerin vergilendirilmesi hususunda görüş talep edildi.

Esasen sporcuların vergilendirilmesinde herhangi bir muğlaklık olmamasına rağmen yukarıdaki başvuru e-sporun ve bunun oyuncularının hukuk düzeni içerisindeki yeri net olmadığından belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla yapılmıştı. Vergi mevzuatımızda kulüplerde sözleşmeyle oynayan sporcular ücretli sayılıyor ve vergilendirilmesi Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan Geçici 72’nci madde gereği tek bir oran üzerinden kaynağında kesinti yapmak suretiyle gerçekleştiriliyor.
Kısaca açıklamak gerekirse vergilemeye esas oranlar şu şekilde:

Lig usulüne tabi spor dallarında;
1) En üst ligdekiler için %15,(Bunu süper lig olarak düşünün)
2) En üst altı ligdekiler için %10,(1’nci futbol ligi)< olarak düşünebilirsiniz)
3) Diğer liglerdekiler için %5,(diğerleri)
Lig usulüne tabi olmayan spor dallarındaki sporculara yapılan ödemeler ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemelerden % 5.
Kanunda yer alan geçici maddeyle yapılan bu düzenleme bugün neredeyse geçerliliği sürekli hale gelmiş bir durumda. Süresi geçmiş yıllarda periyodik olarak uzatılan bu düzenleme bugün artık daimi bir niteliğe sahip.
Ancak bakanlık kendisine sorulan soru çerçevesinde, e-spor kapsamında oyunculara yapılan ödemeleri yukarıda yer verilen sporcuların vergilendirilmesine yönelik düzenleme kapsamında vergilendirilecek nitelikte bir gelir olarak görmedi ve ücretlilere yönelik genel düzenlemeler kapsamında vergilendirilmesi yönünde görüş bildirdi.
Bu cevaba göre, özetle e-spor katılımcılarına ödenecek ücretler ücretin yıl içerisinde yapılacak ödemelerin toplam tutarına göre yüzde 15 ila yüzde 35 arasında artan oranda vergiye tabi tutulacak.
Yani e-spor’un gerçek anlamda bir spor dalı mıdır, değil midir tartışmaları sürerken ülkemizin mali idaresi bu aktiviteyi gerçekleştiren oyuncuları bizlerin bildiği anlamda, en azından şu an için sporcu olarak değerlendirmedi.

Buna karşın yazıyı sonlandırmadan e-sporla ilgili iki gelişmeyi sizlerle paylaşmak isterim:

2018 Olimpiyat Oyunları öncesi, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) desteğiyle Intel Extreme Masters tarafından bir e-spor turnuvası ve gösterisi hayata geçirilmişti. 2022 Asya Oyunları’nda ise e-spor madalya alınacak branşlardan birisi olacak. Kısacası burada bir statü değişikliği yaşanabilir, değişiklikleri izlemekte fayda var. Ne de olsa değişmeyen tek şey değişimin kendisi…

Gerçekten spor mu?

E-sporun gerçek bir spor olarak kabul edilip edilmeyeceği tartışması pek çok kişi ve kurum tarafından tartışılmaya devam ediyor. Kimilerine göre sadece bir bilgisayarın başında oturarak oyun oynamak asla bir spor olarak kabul edilmemeli. Bu fikri savunanlar satranç nasıl bir spor kabul edilmiyorsa e-sporun da benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyorlar. Kısacası bu grubun temel argümanına göre fiziksellikten tamamen bağımsız bir aktivitenin spor olarak değerlendirilmesi mümkün olmamalı.

Bir de “hayır, e-spor da pek tabii ki bir spor dalıdır” diyenler var. Buna göre e-spor oyuncuları karşılaşmalar sırasında fiziksel açıdan büyük çaba sarf etmiyor olmalarına karşın hızlı ve stratejik düşünüp en kısa zamanda aksiyona geçiyorlar ve tüm bu özellikler onu bir sporun karakteristik özelliklerine sahip kılıyor. Ayrıca nasıl bir spor dalında sporcuların antrenman yapmaları ve ihtisaslaşmaları gerekiyorsa e-spor oyuncularının da planlı olarak antrenman yapmaları ve yaptıkları sporda uzmanlaşmaları gerektiğinden bunun spordan bir farkı olmadığını savunuyorlar.
Ünlü spor kanalı ESPN’in başkanı John Skipper bundan beş yıl önce yaptığı bir açıklamada e-spor’un bir spor olmadığını ancak bir rekabet olduğunu belirterek e-spor’un gerçek bir spor sayılmaması gerektiğini dile getirmişti. Uluslararası E-Spor Federasyonu ise e-sporun sıradan bir spordan farksız olduğunu sadece kimyası gereği farklılıklar barındırdığını belirtiyor.