Turkishtime AR-GE 250


Ekonomistler konuşmayı seviyor, peki hangisi biliyor? İşte en doğru tahmini yapan isimler!

Barış Soydan

ÖZEL HABER

fatmaakman@turkishtimedergi.com

 

Türkiye 2014'te yüzde 2.9 bülüdü. Cari açık yüzde 5.8 ve tüketici enflasyonu ise yüzde 8.2 oldu. Bu rakamlara en yakın öngörüleri 2013 sonunda Prof. Dr. Taner Berksoy ve Prof. Dr. Seyfettin Gürsel yapmıştı. 

Geçtiğimiz nisan ayında 2014 yılı makroekonomi verileri açıklandı. Bu veriler ışığında büyüme rakamları Hükümetin hedeflerini içeren Orta Vadeli Program’da (OVP) hedeflenen yüzde 4'ten uzak, 2.9 oranında gerçekleşti.

Her yılın sonunda ekonomistler, yatırım kuruluşları, uluslar arası kuruluşlar ve köşe yazarları, bir sonraki yıla ilişkin ekonomik tahminlerini açıklarlarla. Peki en doğru tahmini yapan kim? Turkishtime’ın yaptığı araştırma,2014 yılına ilişkin en isabetli tahminleri yapan ekonomistin, Piri Reis Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy olduğunu ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Taner Berksoy 2013 sonunda yaptığı tahminlerde büyüme, cari açık ve enflasyon rakamlarını gerçekleşen rakamlara en yakın öngören isim olarak öne çıksa da birkçok finansal enstrüman ve ekonomist 2014 makro öngörülerinde yanıldı.

 

Hatta gerçekleşen rakamları tutturamayan sadece finansal kurumlar ve ekonomistler olmadı, hükümet de beklentilerini ve planlarını revize etti. Buna rağmen revize edilen OVP de 2014 makroekonomi verilerini sağlamıyor. Peki neden? 2013 yılı Türkiye siyasi gündemi  haziran ayında başlayan Gezi ayaklanması, eylül ayında yaşanan Gezi'nin devamı da denebilecek ikinci ayaklanma dalgası ve yılın son haftalarına damgasını vuran 17-25 Aralık Soruşturmalarına tanıklık etti. Türkiye 2014 yılına ciddi bir belirsizlik ve istikrarsızlık içinde girdi. Siyasi konjonktür ekonomi üzerinde birebir etkili olmasa da beklentileri ve risk algısını bozduğu için özellikle öngörüler üzerinde ciddi anlamda etkili oldu ve büyük finansal kurumlar ve Türkiye'nin önde gelen ekonomistleri yaptıkları tahminlerde gerçekleşen rakamlardan uzaklaştılar. Özellikle finansal kurumlar her ne kadar çift yönlü senaryolar yapsalar ve öngörülerini revize etseler de iyi ve kötü senaryolarında da yanıldılar.

TAHMİNLER VE GERÇEKLEŞMELER

Büyüme (%) Enf, (%) C, Açık (%)
Gerçekleşen 2,9 8,2 5,8
OVP 4 5,3 5,7
OVP rev 3,3 9,4 6,4
TCMB 6,6
Dünya Bank 2,4
IMF 3,5 5,3 7,2
OECD 2,8 / 3,3 8,9
PWC UK 3,8 6,8
TÜSİAD 3,4 7,6 7
Ernst&You, 3,3 6,6 8
Ünlü&Co 3,5 7,5 6
Erste Grup 2,3
Deloitte 3,0-3,5
HSBC Türk, 3,1 7 6,5
Garanti Yat, 2,5 6,7 6,3
Turkish Yatırım 2,6 7,5 6,9
Ak Yatırım 4,0 / 2,1 6,5 / 8,5 7,0 / 5,3
Yapı Kredi 4,0 / 2,0
TEPAV 3,5 / 2,0 7,5 ila 8,5
Seyfettin Gürsel 2,0 - 3,0 6,5 5,0-6,0
Mahfi Eğilmez 3 7,3 7,5
Öztin Akgüç 2,5-3,0 10,0 ve üstü 6,0 altı
Taner Berksoy 2,5-3,0 8 6
Fatih Özatay 1,0-3,5 7,5 6
İzlem Erdem 3,5-4,0 7,5 7,1
Murat Ferman 3,0 altı 8,5-9,0 6,0-7,0
Ercan Kumcu 3,0-3,5 7,0-7,5
Asaf Savaş Akat 2,5 6,8 4,8
Serhat Gürleyen 3 7 6,7
Vefa Tarhan 2,5 8,3 7,8
Deniz Gökçe 3,5-4,0 7,5-8,0 7
Ege Cansen 2013 altı 2013 1-2 üstü
Servet Yıldırım 4 7 6

 

 

NASIL BİLDİLER?

"Büyüyememe sendromunun devam edeceğini öngördüm"

 

Prof. Dr. Taner Berksoy

Piri Reis Üniversitesi


Bu tür tahminler iki şekilde yapılıyor. Biri karmaşık, büyük modeller kullanılarak büyük veri setleriyle tahminler yapılıyor. Bunlar ortalamaya egemen olan eğilimlerin etkisi altında oluyor bulguları dolayısıyla yanılma payları daha yüksek oluyor. Bir de bizim yaptığımız gibi ekonomiyi daha iyi izleyip ileriye dönük olasılıkları değerlendirerek yapılan tahminler var. Mesela benim 2014 için yaptığım tahminde 2014'ün ortalama ya da altında bir yıl olacağı Türkiye'de devam eden büyüyememe sendromunun aşılamayacağı vardı. 2013 Mayıs'ında başlayan FED'in önce azaltma sonra geriletme gibi parasal önlemlerinin stratejik tüm ekonomileri olduğu gibi bizi de etkileyeceği hatta bizi daha çok etkileyeceği gibi eğilimlerin değerlendirilmesi vardı. Buradan hareketle değerlendirdiğiniz eğilimleri sayısal olarak ifade ediyorsunuz. Oynaklığın yüksek olduğu istikrarsızlığıun olduğu dönemlerde tahmin yapmak daha zor, sapma olasılığı daha yüksek oluyor.

 


 

"Yüzde 4 büyüme, öngörü değil hedef olabilir"

 

Prof. Dr. Seyfettin Gürsel

Bahçeşehir Üniversitesi


Hükümet ekonomide 2012'den beri dengeli büyüme rejimi tasarladı. Yüzde 8-9 büyüme tabii ki olamaz, o büyüme oranları cari açığı yüzde 10'a çıkarıyor, sürdürülemez olduğunu hükümet de kabul etti. Doğru bir iş yaptılar, bunu kontrol altına almamız lazım, büyümeyi düşüreceğiz ve cari açığı da düşürüp dengeli ilerleyeceğiz dediler. Dengeliden kasıt da iç talep mütevazı bir şekilde artsın ama ihracat da ithalattan hızlı bir şekilde artarak net ihracat da pozitif bir katkı yapsın oysa böyle değildi tabii, o nedenle cari açık artıyordu. Bunu 2012'den itibaren planladılar, ilk yıla yüzde 4 sonra da Türkiye ekonomisinin potansiyel büyümesi olarak kabul edilen genel bir kabul geneiş iktisatçı çevreleri için öyle yüzde 5 dediler. Bunu bir türlü tutturamıyorlar ya iç talep daralıyor 2012'de olduğu gibi ya da net ihracat negatif katkı yapıyor 2013'te olduğu gibi. Şimdi 2014'te de aynı şeyi öngördüler, yüzde 4 ve sonraki yıl yüzde 5'e çıkacaktı. Bir türlü hedefleri de öngörüleri de doğru olmuyor, böyle olunca da hedefleri biraz teorik kalıyor.

 

Burada sorulabilecek soru, "Neden devlet üç yıldır yanılıyor?" Çünkü büyüme dinamiklerini doğru göremiyorlar. Ali Babacan da Hazine ekibi de Merkez Bankası da şunu hep söyledi; yapısal reformalar lazım. Çünkü Türkiye ekonomisinin rekabet gücü kazanması ve net ihracatın daha yüksek olması lazım. Ama seçimler nedeniyle bu reformları ertelediler. Dolayısıyla benim başından beri iddiam şu bu yapısal erformalar yapılmadığı ve verimlilik artışı olmadığı için ki son yıllarda toplam faktör verimliliği de negatife döndü. Biz hep talep yönünden bakıyoruz arz yönünden bakınca düşük büyüme rejimine hapsolduğu gibi bir problem var. Bu nedenle ben 2014'te de bunun bu şekilde devam edeeğini öngördüm. Yüzde 2-3 arasında tahmin ettim ve yanılmadım devletin sorunu burada. 2015 için de OVP gene yüzde 4 dedi ama artık bunu bir öngörü gibi değil de hedef gibi kabul etmek daha doğru olabilir. Yüzde 4 olsa ve sadece iç talebe dayalı olsa o zaman da dengeli büyüme olmayacak ve cari açığı artırıcı bir etkisi olacak. Cari açığın da düşeceğini hepimiz aşağı yukarı tahmin ediyorduk çünkü iç talep zayıf ve TL de 2012 öncesine kıyasla bilinçli bir şekilde değer kaybettirildi.

 

Tahmincilerin öngörülerine gelince de IMF, OECD, Dünya Bankası filan büyük kuruluşları ben de izliyorum. Bu tip kurumlar öngörülerini hesaplarken yeterince güncel verileri kullanamıyor olmalarına bağlıyorum. Meslektaşlar da farklı teknikler modeller kullanıyor. Bar modeli kullanıyor mesela geçmişi esas alıp geleceğe yöneltiyor. Özellikle büyük kuruluşların modelleri de eski kırılmaları kaçırıyorlar, doğaları icabı eski bilgiye dayalı tahminler yapıyorlar.