Turkishtime AR-GE 250


En çok kazandıran fonun sırrı

Turkishtime Dergi

Ağustos ayının sonunda TEFAS verilerine göre en çok kazandıran fon, Anadolu Hayat Emeklilik Büyüme Amaçlı Yükselen Ülkeler Esnek Emeklilik Yatırım Fonu’ydu. Fonun başarı sırrını, İş Portföy Emeklilik Fonları Portföy Yönetimi Bölümü Müdürü Hüseyin Gayde anlattı.

 

 

Bireysel emeklilik katılımcılarının birikimlerini güvenceye almaya yönelik olarak önümüzdeki dönemde hangi yatırım stratejilerini izleyeceksiniz?

Önümüzdeki dönemde finansal piyasalardaki fiyatlamalar üzerinde etkili olacak unsurlar olarak yurt dışında global ekonominin büyüme trendi, gelişmiş ülke merkez bankalarının izleyeceği para politikaları ve global risk iştahı ön plana çıkarken, yurt içinde ise enflasyon ve büyüme dinamikleri, TCMB’nin izleyeceği para politikası, hükümetin takip edeceği mali politikalar ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notuna dair olası aksiyonları önemli olacaktır. Bizim baz senaryomuzda global büyümenin düşük seviyelerde devam edeceği ve ABD Merkez Bankasının bu yıl içerisinde bir tane faiz artıracağı yer almaktadır. Böyle bir durumda, riskli varlık fiyatlamaları üzerinde anlık fiyat baskısı oluşsa da, global düşük faiz ortamının devamına dair sinyallerin, getiri arayışındaki uluslararası yatırımcıların risk iştahını canlı tutacağını varsayıyoruz. Öte yandan, yurt içinde % 3,3 seviyesinde yıllık büyüme ve % 7,9 seviyesinde yıllık tüketici fiyat artışı tahmin ediyoruz. Gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde risk oluşturduğunu, ancak iç talepteki yavaşlamanın ve yüksek baz etkisinin sayesinde çekirdek enflasyonda düşüşün sürebileceğini düşünüyoruz. Türkiye ekonomisinin en önemli çıpası olarak ön plana çıkan mali disiplin uygulamasının önümüzdeki dönemde de sürdürüleceğini öngörüyoruz. Bu bağlamda baktığımızda TCMB’nin Mart ayında başladığı sadeleşme politikasının (piyasa fonlamasının tek bir faizden yapılacağı çerçeveye geçiş) ve fonlamanın üst bandındaki faiz indirimlerinin bir miktar daha devam edebileceğini, ancak artık bu sürecin sonuna yaklaşıldığını tahmin ediyoruz. Türk Lirası varlıklar üzerindeki kısa vadeli en önemli risk olarak Türkiye’yi 18 Temmuz’da indirim için izlemeye alan kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin yatırım yapılabilir kategorinin en alt seviyesinde yer alan notunu indirme ihtimali ön plana çıkmaktadır. Bireysel emeklilik yatırımcılarına kendi risk profillerine uygun fonlardan oluşturacaklar emeklilik planlarına yatırım yapmalarını öneriyoruz.

 

Son 1 yılın getirilerine bakıldığında ANADOLU HAYAT EMEKLILIK A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI YÜKSELEN ÜLKELER ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU'nun en yüksek getiriyi sağlayan fon olduğu görülüyor. Bu fonun yönetici ekibiyle ilgili bilgi verebilir misiniz? Hangi stratejileri izlediler, başarılarını neye bağlıyorlar?

 

AHE BÜYÜME AMAÇLI YÜKSELEN ÜLKELER ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM fonu, genel olarak yabancı tahvil, eurobond, hisse senetleri, emtia yatırım araçları, altın ve özel sektör tahvillerinde yoğunlaşan fonları çatısı altında toplayan Alternatif Yatırım Ürünleri Bölümü bünyesinde, Müdür Selim Kocaoğlu (mesleki tecrübe 15 yıl) ve Kıdemli Portföy Yöneticisi Murat Caner Özhan (mesleki tecrübe 7 yıl) tarafından yönetilmektedir. 2010 yılı Kasım ayında kurulmuş olan bu fon, kuruluşundan bu yana Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin ülke grubunu temsil eden BRIC ülkelerinde yerleşik başlıca şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapmaktadır. Fonun karşılaştırma ölçütünde, 4 ülke eşit ağırlıkta yer almaktadır. Portföy yönetim ekibi, ülkeler arasındaki ağırlıkları, her bir ülke için makroekonomik görünümü de göz önüne alarak, takip eden dönemde küresel sermaye hareketlerinden daha verimli şekilde faydalanabilmesi amacıyla, yatırım stratejileri doğrultusunda şekillendirmektedir. Ülkeler arasındaki yatırım ağırlıklarının belirlenmesi, portföyün yatırım stratejisinin ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu aşamada daha çok orta vadeli getiri beklentileri ve risk faktörleri göz önüne alınmaktadır. Birinci ve temel strateji unsuru ise, nispeten daha kısa ve orta vadeli  beklentiler ışığında, portföyün toplam hisse senedi ağırlığının belirlenmesidir. Bu noktada yatırım kararı gelişmekte olan ülkeler evreninin küresel yatırım ürünleri pazarındaki risk-getiri görünümü ve getiri potansiyeline göre karar verilir.

Portföy stratejisinin üçüncü ama uzun vadede karşılaştırma ölçütüne göre başarısını belirleyen unsuru ise, her bir ülkeye göre karar verilmiş ağırlıkların, söz konusu ülkede yerleşik olan ve söz konusu fonunun yatırım yapabilmesine uygun şirketler arasındaki dağılımını belirlemektedir. Bu noktada ilgili ülkenin temel hisse senedi endeksinde yer alan şirket ağırlıkları kısmen yol gösterici olsa da, portföy yöneticileri önce sektörel, daha sonra ise şirketlere özel mikro veriler ve borsa fiyatlamalarına dair verileri göz önüne alarak portföyün nihai dağılımı belirlenmektedir.

Son 1 yıldaki performansın ana belirleyicilerine gelecek olursak, ABE fonunun toplam hisse senedi ağırlığı bağlamında muhafazakar davranırken, özellikle Brezilya ve Rusya gibi 2015 yılını büyük kayıplarla kapatmış ve 2016 yılına da çok kötü hisse senedi performansıyla başlamış iki piyasaya ağırlık vermesini ön plana çıkartabiliriz. Hem Brezilya hem de Rusya’da yatırım yapılabilir hisse senetleri arasından, beklenen getiri-risk profili açısından cazip seviyede bulunan, finansal göstergeleri sağlam ve sektöründe geleceği olan ve rekabetçi firmaların hisse senetlerine ağırlık verilmiştir. Hindistan ve Çin’de bulunan şirketlere dönük yatırımlarda ise, özellikle sektörel ağırlıklar dikkatle seçilere relatif getiri elde edilmeye çalışılmıştır.

 

Hisse senedi fonları ile kamu iç borçlanma araçlarına yatırım yapan fonların getirisinin son 5 yılda enflasyonun altında kaldığı görülüyor. Bunun sebebi nedir? Bu durum, önümüzdeki dönemde de devam edebilir mi?

Gerek hisse senedi fonları gerek ise kamu iç borçlanma araçları fonları, varlık bazlı yatırım yapan fonlar olup, unvanlarında yer alan  varlık gruplarına minimum bir oranda (Hisse senedi fonları için minimum % 80 hisse senedi yatırımı, kamu iç borçlanma araçları fonları için ise minimum % 80 devlet iç borçlanma araçları yatırımı) yatırım yapmak zorundadırlar. Bu nedenle bu fonların getirilerinde belirleyici unsur enflasyondan ziyade, ilgili varlık grubunun getirileri olmaktadır. Fon yöneticilerinin buradaki katma değeri, ilgili fonun iç tüzük ve izahnamesinde yer alan kıstas karşılaştırma ölçütünün üzerinde fon getirisi sağlayabilmektedir. Bu nedenle yatırımcılarımıza, yatırım kararlarını alırken fonların stratejilerini ve kıstas ölçütlerine bakmalarını tavsiye ediyoruz.

Son 5 yıllık döneme baktığımızda (Ağustos 2011 – Ağustos 2016), birikimli TÜFE enflasyonunun % 49,3 olurken, kamu tarafından  ihraç edilen iskontolu ve sabit kuponlu tahvil/bonolardan oluşan KYD BİST TÜM endeksinin getirisi % 51, BİST 100 endeksinin getirisi ise % 40,8 olarak gerçekleşti. Rakamlardan da görüleceği üzere, bonoların getirisi enflasyon kadar olurken, hisse senedi endeksinin getirisi, enflasyonun gerisinde kalmıştır. Ayni dönemde, Rasyonet firması tarafından ölçülen hisse senedi emeklilik fonlarının birikimli getirisi % 52,7, kamu iç borçlanma araçları emeklilik fonlarının getirisi ise % 40,9  olmuştur. Hisse senedi fonları, ana dayanak varlık grubunun enflasyonun altında getirisi olmasına rağmen, doğru hisse senedi seçimi ile enflasyonun üzerinde getiri sağlamıştır. Kamu iç borçlanma fonları tarafında ise ayni performans sergilenememiştir. ABD merkez bankası Fed’in dönem içerisinde parasal genişleme politikasını durdurması, faiz artımı ile ilgili verdiği sinyallerin yarattığı volatilite ortamında ve yurtiçi enflasyon dinamiklerindeki oynaklık  getirileri olumsuz etkilemiştir.

Fon yöneticileri önümüzdeki dönemde piyasa fiyatlamaları ile ilgili beklentileri doğrultusunda oluşturacakları yatırım stratejileri ile yatırımcılara kıstas karşılaştırma ölçütü getirisi üzerinde getiri sağlamayı hedefleyeceklerdir. Bu bağlamda, fiyatlamaları etkileyen her türlü unsur (global ekonominin büyüme trendi, gelişmiş ülke merkez bankalarının izleyeceği para politikalar, global risk iştahı, yurt içi enflasyon ve büyüme dinamikleri, TCMB’nin izleyeceği para politikası, hükümetin takip edeceği mali politikalar, benzer ülkelere göre Türkiye’deki cari değerlemeler, tarihsel değerlemelere kıyasla cari değerlemelerin seviyeleri) yakından takip edilmeye devam edilecektir.

 

Çeşitli fonların son dönemdeki getirileri ışığında, bireysel emeklilik yatırımcılarına, farklı risk seviyeleri kapsamında nasıl bir strateji öneriyorsunuz?

Yatırımcılarımızın, yatırımlarına karar verirken risk seviyelerine göre hareket etmelerinin,  uzun vadede sistemden en çok faydayı sağlamalarına yardımcı olacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda, tek bir fon yerine, risk seviyelerine uygun birden fazla fondan oluşan emeklilik planları aracılığı ile yatırımlar yapılabilir. Emeklilik planları içerisinde fonların ağırlıkları ise piyasa getirileri ile uyumlu olarak dönem içerisinde değiştirilebilir. Bu bağlamda, risk iştahı düşük katılımcılarımız için istikrarlı fon ve  özel sektör borçlanma araçları fonundan oluşan bir emeklilik planına, risk iştahı orta seviyedeki yatırımcılar için, bono fonu, özel sektör borçlanma araçları fonu, dengeli fon, hisse senedi fonu ve Eurobond fonlarından oluşan bir planına, risk iştahı yüksek yatırımcılar için ise hisse senedi fonu,  uluslararası karma fon, bono fonu ve atak fondan oluşan bir plana dayalı stratejiler izlenebilir.