Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Finans

Merkez bankaları altın toplamayı sürdürürken Türkiye satış tarafında öne çıktı

02.04.2026 - 18:11

Dünya Altın Konseyi’nin son verileri, merkez bankalarının şubat ayında yeniden altın alımına yöneldiğini ortaya koydu. Küresel ölçekte net 19 tonluk alım gerçekleşirken, Türkiye 8 tonluk düşüşle satış tarafında dikkat çeken ülkeler arasında yer aldı. Martta kullanılan altının ise önemli bölümünün swap işlemleri kapsamında olduğu ve vade sonunda rezervlere dönebileceği belirtiliyor.

Merkez bankalarının altın talebi 2026’nın ilk aylarında dalgalı bir görünüm sergilese de şubat verileri yeniden toparlanmaya işaret etti. Dünya Altın Konseyi’ne göre şubat ayında merkez bankaları toplamda net 19 ton altın alımı yaptı. Bu alımın başını 20 tonla Polonya çekerken, Özbekistan 8 ton, Çekya ve Malezya 2’şer ton, Çin ile Kamboçya ise 1’er tonluk artış kaydetti. Aynı rapor, merkez bankalarının altını rezerv çeşitlendirmesi ve küresel risklere karşı koruma aracı olarak kullanmayı sürdürdüğünü gösterdi.

Şubat ayında satış tarafında ise Türkiye ve Rusya öne çıktı. Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye’nin altın varlığında 8 tonluk, Rusya’nın ise 6 tonluk düşüş görüldü. Raporda, Türkiye’deki bu azalmanın hesaplamalara göre doğrudan merkez bankası rezervlerinden çok Hazine varlıklarındaki gerilemeyle ilişkili olabileceğine de işaret edildi.

Mart ayına ilişkin tablo ise daha farklı bir çerçeve sunuyor. Dünya Altın Konseyi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın martta likidite yönetimi ve döviz işlemleri kapsamında yaklaşık 50 ton altın kullandığını tahmin ediyor. TCMB Başkanı Fatih Karahan da son dönemde yapılan işlemlerin önemli bölümünün vadeli altın-döviz takası niteliğinde olduğunu, bu nedenle vade sonunda söz konusu altının yeniden rezervlere döneceğini belirtti.

Öte yandan Reuters’ın 26 Mart tarihli haberine göre, TCMB’nin altın rezervi ilgili haftada yaklaşık 50 ton gerileyerek 772 tona indi ve bu düşüş Ağustos 2018’den bu yana en sert haftalık gerileme olarak kayda geçti. Haberde, yaklaşık 22 tonluk kısmın satıştan, 31 tonluk bölümün ise altın bazlı swap işlemlerinden kaynaklandığı aktarıldı. Aynı dönemde altın fiyatlarındaki geri çekilme de rezervlerin dolar cinsinden değerini aşağı çekti.

Küresel tarafta oluşan görünüm, merkez bankalarının altından tamamen vazgeçmediğini; aksine jeopolitik riskler, rezerv çeşitlendirme ihtiyacı ve finansal belirsizlikler nedeniyle altını stratejik bir araç olarak kullanmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye cephesinde ise son veriler, satış görüntüsünün tamamının kalıcı rezerv kaybı anlamına gelmeyebileceğini, bir bölümünün likidite yönetimi ve swap mekanizmasıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.