Turkishtime AR-GE 250


Dermokozmetikte 'yerli ve milli alternatif' ödül getirdi

Turkishtime Dergi

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) organizasyonu ile düzenlenen “9. Kimya Ar-Ge Proje Pazarı”nda “Kojylmethyl Dichlorobenzyl Piperazine İçeren Kozmetik Ürünlerin Niozom Formülasyonlarının Hazırlanması” başlıklı proje ile kozmetik, sabun ve temizlik ürünleri kategorisinde ikinci olan Prof. Dr. Mutlu Aytemir, yarışmada aynı zamanda Başarı Hikayesi Ödülü’nün de sahibi oldu. Başarılarla dolu bir akademik hayata sahip olan Prof. Dr. Mutlu Aytemir, “Geleceğe Yön Verecek Olan Projeler” haber serimizin konuğu olarak, titiz çalışmalar sonucunda ortaya çıkan projenin nasıl hayat bulduğunu anlattı.

Akademik hayatınızda önemli başarılara imza attığınızı biliyoruz. Bunlardan biraz söz eder misiniz?

Evet bilim hayatımda yapmış olduğum araştırmalarla çok sayıda burs ve ödüle layık görüldüm. 2004-2005 Novartis, Farmasötik ve Medisinal Kimya, İlaç Tasarım ve Geliştirme, Araştırma Ödülleri-Üçüncülük Ödülü’nü alırken 2006 yılında da Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Teşvik Ödülü’ne layık görüldüm. Bunların yanı sıra Türkiye Bilimler Akademisi tarafından desteklenen L’Oréal Türkiye Genç Bilim Kadınlarına Bursu Programı Yaşam Bilimleri 2007 Ödülü, 2009-2010 Hacettepe Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri-BilimdeTeşvik Ödülü, 2017 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından düzenlenen İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı ISIF’17’de "Kojic Acid-Derived Mannich Bases With Biological Effect" başlıklı buluş ile “Silver Medal”, ISIF’18’de International Federation of Inventors' Associations (IFIA) tarafından “IFIA Best Academic Invention Medal” ödülünü ve ISIF’19’da “Anticancer and Antityrosinase Activities of Kojic acid Derived Compounds” başlıklı buluş ile “Silver Medal” gibi ödüller kazandım.

Kazandığınız ödüllerden biri de; 2020 yılında İKMİB tarafından düzenlenen 9. Ar-Ge Proje Pazarı’ndaki projenizle oldu.

Evet, bu yıl İKMİB tarafından düzenlenen 9. Ar-Ge Proje Pazarı kapsamında hem “Başarı Hikayesi” ödülü, hem “Kozmetik, Sabun ve Temizlik Ürünleri” kategorisinde “Kojylmethyl Dichlorobenzyl Piperazine İçeren Kozmetik Ürünlerin Niozom Formülasyonlarının Hazırlanması” başlıklı proje ile ikincilik ödülü elde ettim.

Söz konusu projenin detaylarından biraz söz eder misiniz?

“Kojylmethyl Dichlorobenzyl Piperazine İçeren Kozmetik Ürünlerin Niozom Formülasyonlarının Hazırlanması” başlıklı proje ile 9. Ar-Ge Proje Pazarında ikincilik ödülü kazandık. Bu proje kapsamında ulusal ve uluslararası patentli aktif bileşen “Kojylmethyl Dichlorobenzyl Piperazine” içeren, ciltteki leke görünümlerini düzeltmeye yönelik niozom formülasyonundaki kozmetik ürünün hazırlanması planlanmıştır. Yenilikçi taşıyıcı bir sistem olan niozomlar sayesinde hapsedilen etkin maddenin ciltteki kalış süresi ve penetrasyonunun artırılması hedeflenmiştir. Böylece kontrollü bir salım yapılarak etkin maddenin dış faktörlerden korunması ve etkinliğinin artması sağlanacaktır. Aynı zamanda bu yöntemle daha az aktif madde daha etkili bir şekilde kullanılarak piyasadaki yerli ve milli dermokozmetik ürünümüzün katma değeri yükseltilmiş olacaktır.

“VEGAN KULLANICILAR İÇİN DE İDEAL BİR TERCİH”

Projeyle temelde hedeflenen neydi?

Düzensiz cilt renklenmesinden korunmak için cilt rengini açmada kullanılan ürünler son yıllarda popülerlik kazanmıştır. Bu ürünler, melazma ve yaşlanmaya bağlı lekeler gibi cildin anormal-hiperpigmentasyonunun tedavisinde reçetesiz-reçeteli ilaç ve cilt renginin açılması işleviyle de kozmetik ürün olarak kullanılmaktadır. Hiperpigmentasyon tedavisinde kimyasal soyma, kriyoskopi veya lazer uygulaması gibi ciltte tahriş ve enfeksiyona yol açma olasılığı yüksek işlemler uygulanmaktadır. Depigmentasyona yönelik kozmetik ürünlerin etkin kullanımı ise iyi bir alternatiftir. Cilt beyazlatıcı etkiye sahip kozmetik bileşenlerin son yıllarda lipozom, niozom, nanozom ve etozom gibi nanoteknoloji ve modern farmasötik taşıyıcı sistemlerden yararlanılarak hazırlandığı görülmektedir. Deriye penetrasyonunu artırmak, salınımını düzenlemek, aktivite gösterecekleri tabakalara ulaşmalarını sağlamak, stabilitelerini artırmak ve maliyeti düşürmek amacıyla yenilikçi farmasötik taşıyıcı sistemler öne çıkmaktadır.

Yenilikçi bir taşıyıcı sistem olan niozom ile hazırlanacak dermokozmetik ürünün; hapsedilen etkin maddenin cildin tabakaları olan stratum korneumda ve epidermisteki kalış süresi ile penetrasyonunun artırılması, ayrıca kontrollü bir şekilde etkin maddeyi salarak etkin maddenin dış etkenlerden korunması ve etkisini cildi soymadan göstermesi sayesinde piyasadaki rakip ürünlere karşı üstünlük taşıması hedeflenmiştir. Ayrıca niozomların diğer taşıyıcı sistemlere olan üstünlüğü ucuz olan noniyonik sürfaktanların kullanılmasıdır. Daha az etkin madde harcanarak daha etkili ürünlerin geliştirilmesi, böylece mevcut ürünün iyileştirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesini sağlamak temel amacımızdır. Parfüm, paraben ve alkol içermeyen formülasyonda doğal kaynaklı bileşenler için Ecocert sertifikası olan bileşenler tercih edilecektir. Hayvansal kaynaklı ürün kullanmayan vegan kullanıcılar için de yeni ürünümüz cazip hale gelecektir. Hazırlayacağımız dermokozmetik ürün, kozmetik sektöründe tüketicilerin beğenisine sunulacaktır.

Koji Leke Kremi, akademik Ar-Ge çalışmaları sonucu ticari ürün haline getirilebilmiş ve markalaşmış az sayıdaki üründen biri olup, piyasada bulunan ithal ürünlere yerli ve milli bir ürün olarak alternatif oldu. Bu projede sizi motive eden unsurlar nelerdi?

Artan talep ve genç nüfusun etkisiyle Türkiye kozmetik sektörü yabancı yatırımlar açısından bir cazibe noktası haline gelmektedir. Yaşanan gelişmelerle özellikle son 10 yılda Türk kozmetik sektörümüzün hızla büyüdüğü, firmaların ürün çeşitliliklerini artırdıkları ve marka yatırımlarının hızlandıklarını görülmektedir. Koji Leke Kremi de bu ilerleyişin önemli göstergelerinden biri oldu. Bu ürünün, akademik Ar-Ge çalışmaları sonucu ticari ürün haline getirilebilmiş, markalaşmış az sayıdaki üründen biri olduğu doğru. Ürün kısa sürede güvenilir akademik alt yapısıyla kullanıcıların dikkatini çekmeyi başardı.

Yapılan araştırmalar kriz dönemlerinde bile kozmetik ürünlere talebin düşmediğini hatta talebin arttığını göstermiştir. Artan e-ticaret ve ithal ürünlerin pahalılığı yerli kozmetik sektörü için yeni fırsatlar olarak nitelendirilebilir. Koji Leke Kremi’nin yeni niozom formülasyonu ile var olan başarısını artırmak, dolayısıyla da ulusal ve uluslararası tanınırlığını yukarı taşıyarak ithal ürünler yerine yerli ürün kullanılarak ekonomiye katma değer kazandırmak amaçlanmaktadır. Bu amaçla şimdiye kadar başarıyla tamamladığım proje, görev ve tüm çalışmalar sonrasında elde ettiğim yeterli bilgi birikimi ve birlikte çalışmayı seçtiğim meslektaşlarıma olan güvenimle proje çalışmalarımız başlamıştır. Yıllardır laboratuvarda yürüttüğüm akademik Ar-Ge çalışmalarının ürüne dönüşmesini görmek, ürünün kaliteli ve etkili olduğunu kanıtlayabilmek ve kullanıcılardan aldığım olumlu geri dönüşler, yaptığımız işe anlam yüklemek açısından çok önemliydi. Tabii ki aldığımız ödüller de hem maddi hem manevi olarak bu hedefi pekiştirerek, istek ve performansımızı artırdı. Ancak daha önemlisi çalışma arkadaşlarım ve hatta öğrencilerim tarafından hissettirilen takdir ve başarı duygusunun maddi veya dış ödüllerin bütününden daha değerli olmasıdır.

İLKLERİN ÖNCÜSÜ BİR PROJE

Projenizin dünyada hayata geçmiş bir örneği ve benzeri mevcut mudur?

Kozmetik ürünlerde etozom, nanozom ve lipozom gibi taşıyıcı sistemlerin özellikle yaşlanma karşıtı ürünlerde sıklıkla kullanıldığı bilinmektedir. Niozomlar, lipozomlara benzer bir yapıya sahip olup çift tabaka halinde düzenlenmiş olan noniyonik yüzey aktif maddelerden meydana gelirler. Genellikle kolay bulunan ve maliyet açısından daha ucuz olan hammaddeler ile hazırlanmaktadır. Üstünlükleri olarak sürekli salım, daha iyi penetrasyon ve ciltte daha uzun süre tutunmanın yanı sıra daha dayanıklı ve daha ekonomik olmalarından bahsedilebilir. Depigmentasyon amacıyla kullanılan kozmetik ürünlerde de bu tekniğin kullanımı vardır ancak gerek kozmetik bileşenimizin orijinalliği, gerekse de kullanılan niozom sistemiyle formülasyonunun oluşturulması açısından bu proje bir ilk olacaktır.

“UZAK DOĞU İNSANI AÇIK CİLT RENGİNE ÖNEM VERİYOR”

Proje ile ilgili ilerleyen süreçte ne gibi planlarınız var?

Bu projede; suda çözünürlüğü düşük olan bazik yapıdaki aktif bileşiğimizin üretiminde yaşanan pratik uygulama zorluklarının üstesinden gelmek amacıyla, yeni niozom formülasyonunun geliştirilmesi ve yeni ürün prototipinin hazırlanması planlanmıştır. Uygulanacak farklı enkapsülasyon teknikleri ve hazırlanacak niozom formülasyonları ile başta çözünürlük düzeyi olmak üzere ürüne ait fizikokimyasal özellikler iyileştirilecek ve üretim prosesleri kolaylaşacaktır. Yeni ürün için önce hammadde üretimi tamamlayarak ve uygun niozom metotları geliştirilip valide edilerek, ürün formülasyonu hazırlandıktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın gerekli gördüğü analiz ve testler yapılacaktır.

Hacettepe Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ve Ege Üniversitesi ortaklığında yapılacak olan bu projede sentez ve formülasyon çalışmaları için yeterli donanıma sahip laboratuvarlar mevcuttur.
Kozmetik alanında en çok ihracat yapılan ülkeler arasında komşu ülkeler ve Avrupa yer almaktadır. Biz de Avrupa başta olmak üzere, Orta Doğu pazarını hedeflemekteyiz. Ürün kalitesi ve bu pazarlara coğrafi konum olarak yakınlık ihracatta avantaj oluşturmaktadır. Bununla birlikte kojik asidin keşfinin Japonya’da gerçekleştirildiği ve Uzakdoğu insanının açık cilt rengine önem verdiği bilindiği durumda, tüketicilerin ilgisinden kaçmayacağı da öngörülebilir. Yurt dışı pazarında ürünün/firmamızın tanıtımı, sektördeki yenilik ve eğilimleri, rakiplerin hangi noktada olduğunu görmek ve yeni bağlantılar kurmak açısından uluslararası fuarlara katılımlar son derece önemlidir.

Bu proje başarı ile tamamlandığında katma değeri yüksek yerli ve milli dermokozmetik ürünü satışa sunmak ve ihracatını gerçekleştirebilmek hedeflenmektedir.

Bu projeniz için melek yatırımcı arayacak mısınız?

30 yıla yakın sürdürülen Ar-Ge çalışmalarımı 2016 yılında Koji Kozmetik’i kurarak girişimciliğe ilk adımımı attım. Dört yıllık girişimcilik deneyimimi bu proje ile devam ettireceğim. Yenilikçiliğin girişimciliğe dönüşmesinde önemli rol oynayan melek yatırımcılar ile inovatif iş fikri içeren ürünümüze sermaye sağlayarak, sahip oldukları sektörel ve mesleki tecrübelerini, iş bağlantılarını bizimle paylaşarak yeni start-up projemize destek olacağına inanıyoruz.

Yeni projeleriniz var mı? Varsa kısaca bahsetmeniz mümkün mü?
Patentli etkin madde ve kojik asit türevi olan çok sayıda bileşiğin cilt kanseri üzerine yapılan çalışmalarımız ile “Kojik asit Türevi Bileşiklerin Antikanser ve Antitirozinaz Aktiviteleri” başlıklı buluş ile patent başvurusu yapılmıştır. Antitirozinaz etkinin antikanser etki ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla hücre içi melanin biyosentezi üzerine yürütülen güncel çalışmalarımızın sonucu uluslararası bilim dergilerinde yayınlanmış olup bu konu üzerinde projelerimiz devam etmektedir. Antikanser etkinin hücresel mekanizmasının aydınlatılmasına yönelik araştırmalar ve in vivo hayvan deneylerimiz de sürmektedir. Ayrıca Parkinson hastalığının tedavisi ile ilgili projemiz TÜSEB tarafından kabul edilmiştir. Elde edilen bilgi birikimi ile bu konu üzerinde çalışmalarımız başlayacaktır.


MUTLU AYTEMİR KİMDİR?

1971 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Mutlu Aytemir, ilk ve orta öğrenimini de aynı ilde tamamladı. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Farmasötik Kimya Anabilim Dalı’nda “Araştırma Görevlisi” olarak akademik hayatına başladı. Prof. Dr. Aytemir, 1995 yılında bu alandaki yüksek lisans eğitimini tamamlayıp, aynı programda doktora eğitimine devam etti. 1998–2000 yılları arasında doktora araştırmaları kapsamında İngiltere’de bulunan University of London, King’s College, School of Pharmacy’de Prof. Dr. Robert C. Hider danışmanlığında doktora tez çalışmasını gerçekleştirdi. 2004 yılında “Farmasötik Kimya Doçenti” unvanını alan Aytemir, 2010 yılında da “Profesör” oldu.