ARGE 250


Türkiye'nin Girişim Sermayesi Fonlarının Büyüklüğü 640 Milyon Doların Üzerine Çıktı

Turkishtime Dergi

Türkiye olarak, 2021 yılını 1,5 milyon dolar yatırımla kapattık. Bir önceki yıldan bu yana yatırım miktarının 10 kat arttığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’de faaliyet gösteren GSYF sayısı 120’yi geçti. 2020’den beri kurulan bu fonların büyüklüğü 640 milyon doların üzerine çıktı. Bu durum Türkiye’nin alternatif Ar-Ge yatırım mekanizmalarına olan ilgisini ortaya koyuyor ve daha fazlasına hazır olduğunu gösteriyor, bu ortamın sağlıklı ve doğru büyümesi çok önemli, doğru büyütüldüğünde bu sayıların artacağını düşünüyoruz; Bu yıl bu sistemi daha yakından tanıyalım istedik.

ELİF İŞGÖR
Sistem Global İş Geliştirme ve Marka Yönetimi Direktörü


Başta Ar-Ge 250’nin bu yıl ve geçmiş yıllardaki sayılarında yer alan Türkiye’nin değerli firmaları olmak üzere, tüm firmaların Ar-Ge ile ilgili çok iyi bildiği bir şey varsa o da Ar-Ge çalışmalarının özünde risk barındırmasıdır. Ar-Ge projelerinin yürütülmesi için bilgi birikimi, insan kaynağı, yatırım planı gerekir ve tüm bu girdilere rağmen her zaman istenen inovatif sonuca varılamayabilir. Yüksek maliyetler ve ekonomik belirsizliğin de olduğu bir ortamda yıllara yayılan Ar-Ge projelerinin devamını sağlamak, bu projeleri yürütecek finansman kaynağını yaratmak için kararlılıkla yürütülen stratejik orta - uzun vadeli planlar yapmak kritik önem arz etmektedir.  

Bir Ar-Ge projesine finansman sağlamak için şirket sermayesinden kaynak ayırabilir, devlet hibe ve teşvikleri ile ilerlenebilir veya proje ile ilgilenen bir yatırımcı bulunması gerekmektedir. Türkiye’deki şirketler ağırlıkla kendi kaynaklarını ve banka kredisini kullanmayı tercih eder. Sanayi ölçeğindeki firmalarımız için bu kaynağı sağlamak veya bankanın kredi için talep edeceği teminatı sunmak görece daha kolay olsa da ülkemizdeki şirketlerin yüzde 98,7’ini (TÜİK) oluşturan Mikro ve Küçük ölçekli KOBİ’lerimiz kaynak veya kredi bulamadığında, Ar-Ge faaliyetlerinden uzaklaşabilmektedir. Hibe ve teşvik mekanizması adına ülkemizde oldukça son yıllarda ortaya konan sistemlere her geçen gün yenisi eklenmektedir ve birçok çağrıda öncelik KOBİ’lere tanınmaktadır ancak kaynaklar sınırlı, talep yüksek olduğu için bu modellere erişim sınırlı kalmaktadır. 

Yatırımcı modelinde ise; gerçek veya tüzel bir yatırımcının doğrudan bir yatırıma para yatırması için, yatırım yapacağı Ar-Ge projesinin riskini ölçmesi için, çalışmadaki Ar-Ge teknolojisi hakkında bilgi sahibi olması ve hem yatırımcı hem de girişimci açısından hukuki düzlemde bu yatırımı bir sözleşmeye dökmesi, ortaklık ilişkisini nasıl düzenleyeceğini bilmesi gerekmektedir. Hem yatırımcı hem de girişimci tarafındaki bu süreç bazen yatırımdan vazgeçilmesine bile sebep olabilir. Hali hazırda bu çalışmalar yatırımcılar açısından yüksek kazanç ihtimali barındırsa da bir yandan da çok riskli grupta bulunduğu için uzak durduğu çalışmalardır. Bu noktada hem yatırımcının hem de girişimcinin kazandığı güvenilir bir finansal model olan Girişim Sermayesi Yatırım Modelleri karşımıza çıkmaktadır:

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIMCILARA HANGİ AVANTAJLARI SAĞLAR?

Girişim Sermayesi (Venture Capital) Modeli, ABD’de 1940’tan, Türkiye’de ise 1984’den bu yana kullanılan ve büyüyerek ilerleyen bir finansman türüdür. Girişim Sermayesi ileri teknoloji sektöründe küçük ölçekli yenilikçi firmalar için en uygun finansman türlerinden biri olmasının yanında, yatırımcılarına da fona girişte, yatırım yaptıktan sonra ve fondan ayrılırken birçok avantaj sunar: 

[] Öncelikle şirketteki sermayenin girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırılması, girişimciyi desteklediği gibi, yatırımın bilançoda bir varlık olarak görülmesinden dolayı, fon değerlemeleri üzerinden yatırımcı şirketin bilanço değerinin artmasını da sağlar.

[] GSYF’ler kurumlar vergisinden muaftır. Fonların ortak olduğu şirketlerin hisselerinin satışından elde ettikleri kazanç ya da bu şirketlerden elde ettikleri kâr payları vergiye tabi değildir. Fona henüz girilmediği, ilgili vergi yılında yatırım sözü verildiği durumda dahi, kurumlar vergisi beyannamesinde matrah indirimine gidilebilir.

[] Tam mükellef kurumlar, vergi matrahlarının yüzde 10’unu ve öz sermayelerinin yüzde 20’sini aşmayacak şekilde GSYF’lere yaptıkları yatırım tutarlarını kurum kazancından indirebilmektedir. Ayrıca GSYF’lerden sağladıkları kâr payları vergilendirilmemektedir.

[] Tam mükellef gerçek kişiler ise direkt ortak oldukları şirketlerden elde ettikleri temettülerde efektif olarak yüzde 20’ye yakın gelir vergisi öderken GSYF’lerden elde ettikleri temettülerde nihai olarak yüzde 10 stopaj ödemektedirler.

[] GSYF’lerin taraf olduğu sözleşmeler de damga vergisinden muaftır.

GSYF Modeli çalışma prensibi (basit anlatım)

Fon, girişimcileri SPK tebliğine uygun olacak şekilde seçer, Seçilen girişimler çoğunlukla teknoloji odaklı, büyüme potansiyeli olan ve yüksek değerlemeler getirmesi beklenen girişimlerdir. Fona kaynak sağlayan yatırımcının belirli bir süre sonra fon payının satışı ile yatırımdan kâr ile ayrılması ve diğer yandan da girişimcinin yapılan yatırımlar sayesinde cirosu veya büyüklüğü sebebiyle normal şartlarda alamayacağı meblada bir fon ile teknolojisini geliştirip, iş yapısını güçlendirerek büyümesini sağlama mantığına dayanır. 

AR-GE FAALİYETLERİNE GSYF’YE YATIRIM ŞARTI 

Girişim Sermayesi yatırımlarının yaygınlaşmasını teşvik etmek üzere bazı zorunluluklar da gelmiştir.
Ar-Ge / Tasarım Merkezleri ve Teknopark’larda bulunan firmaların yararlandıkları vergi istisna ve indirimlerinin yüzde 2’si oranında GSYF’lere yatırım yapması zorunludur. Yatırımın gerçekleşmediği durumlarda kanunda belirtildiği üzere, yararlanılan toplam vergi avantajının %20’si kaybedilmektedir.

Ar-Ge faaliyetlerinden doğan indirim üzerinden GSYF’lere yatırım yapacak olması her ne kadar bir zorunluluk olarak belirtilmiş olsa da, işin özünde fona katkı sağlayan yapılara uzun vadede yüksek getiri sağlayabilecek nitelikli bir yatırım fırsatıdır. Bu getiri fon değerlemelerinden gelen kâr olabileceği gibi; yatırım yapılan girişimin projelerindeki çıktının doğrudan veya dolaylı olarak yatırımcı firmanın ürün gamına eklenecek veya süreçlerini iyileştirecek bir katma değer yaratması şeklinde de olabilir. Fondan çıkış yaparken çok yüksek bir maddi kazanç sağlamamış olabilir ancak, örneğin; girişim sayesinde köklü şirket yapısına teknolojik katkı sağlanarak, fondaki diğer şirketler ile de bir uyum yakalanmışsa, bu yatırım stratejik bir başarı yakalamıştır.

Her gün değişen dünyada geleceğe de yön vereceği belirtilen fintech, biyoteknoloji, iklim-nötr enerji üretim sistemleri, blokzincir, telekomünikasyon, akıllı-tekstil ve benzeri yeni teknolojileri geliştirecek kapasitesi, bilgi birikimi, sabrı ve kararlılığı olan özellikle mikro ve küçük ölçekli firmaların maddi olarak desteklemesi gerekir. Genç ve dinamik firmaların kurumsal marka itibarının verdiği güçle yeni pazarlara hızlı girişi, çevreyi tanıması da Türkiye’den çıkan unicornların sayısının artmasına destek olacak, kurumsallaşma yolculuğunu tamamlamış köklü firmaların da yeni teknolojilerden kopmadan, kendi sektörünün teknolojik alanında sıkışıp kalmadan farklı faaliyet kollarında hareket serbestliği kazandıracaktır. Bu sayede sermaye riskini dağıtarak ekonomik krizlere karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuşması mümkün olacaktır.

Grafikler Kaynak: StartupWatch, 2021 Yıllık Değerlendirme Raporu


ELİF İŞGÖR
Sistem Global İş Geliştirme ve Marka Yönetimi Direktörü