Turkishtime AR-GE 250


Otomobil 2.0: Otomobilin yarını

Barış Soydan

 

Özel araştırma

Toyota’nın hidrojen yakıtlı Mirai’sinden elektrikli otomobillerin yıldızı Tesla’ya, işte yarının otomobili…

 

Haber: Selma Şimşek Bektaş

selmabektas@turkishtimedergi.com

 

Bu yıl, dünyanın en büyük elektronik ve teknoloji fuarı CES'e (Consumer Elektronics Show) damga vuran gelişmelerden biri de, otomotiv firmalarının fuara olan ilgisi ile markaların sürücüsüz "otonom"araç modellerinin fuarda boy göstermesi oldu. Bu tablo iki şeyi gösteriyordu: Teknolojinin artık otomotiv endüstrisinin vazgeçilmez unsuru olduğu ve ilk kez ortaya atıldığında gerçekliği tartışma konusu olan sürücüsüz araç  hedefinde markaların bitiş çizgisine çok yaklaştıkları. Öte yandan sürücüsüz araç devrimi ise otomotiv endüstrisinde mekanik teknolojiden elektronik teknolojiye geçişin belkide en önemli sembolü.

Kuşkusuz ki farklı otomobil modelleri herkes için bambaşka şeyleri ifade etse de günümüz otomotivseverlerin ortak noktası teknoloji.  Otomotivde benzin dışında farklı yakıtların kullanılmasını hedefleyen araştırmalarla başlayan ve bugün (Internet of Thing- Iot) Şeylerin interneti ile birlikte adeta dijital bir devrime doğru yol alan otomotiv teknolojisi kimilerine göre daha yolun başında.

Yenilikçi, çevreci ve dijital. İşte bugüne dek geliştirilen ve üzerinde hâlâ çalışılan geleceğin otomobil teknolojileri.

  • OTOMOBİLDE GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİ

1908'de ABD'li Henry Ford'un T modeli adındaki ilk seri üretim otomobili yapması sektörün en önemli kilometre taşı olarak kabul edilebilir. Aradan geçen zamanda sektör çok yol aldı. Bugün sektörde elektronik bir devrimden bahsetmek mümkün. Örneğin giyilebilir teknolojilerin otomobillere uygulanması sürücüsüne bugüne dek yaşamadığı konfor sunuyor.

Bu uygulamaların ilk örneklerinden birini Nissan akıllı saat olarak geliştirdi. Nissan spor otomobil sürücüleri için Nismo adlı akıllı saat geliştirdi. Nismo spor otomobille eşleşiyor ve gerçek zamanlı olarak veri sağlıyor. Nismo sürücünün elinin direksiyonda olup olmadığını anlayabiliyor ve de sürücünün ortalama hız, en yüksek hız, yakıt gibi bilgilerini kontrol etmeye yarıyor. Tüm bu verileri de istediği hesaplardan gerçek zamanlı paylaşmasına olanak tanıyor. Otomobilde olası bir problemi sahibine haber veriyor. Akıllı kalp atışını kontrol eden monitor de barındıran akıllı saat bu değerleri otomobilin o anki hızıyla birlikte değerlendiriyor ve biyometrik teknoloji ile yalnızca otomobilin performansını değil sürüş sırasındaki sürücünün performansını da gözetiyor. Hava durumu ile ilgili bilgi vermesi yola çıkıp çıkmama kararınızda rol oynayabiliyor.

Bu konuda  başka bir örnek de hibrid i8 ve elektrikli küçük modeli i3 ile çok konuşulan Alman BMW, i3 modelin tek tuşla kendi kendine park edebilme özelliğini akıllı bir saat aracılığı ile yapabilecek bir sistem üzerinde çalışıyor. Firmanın “Remote ValetParkingAssistant” ismini verdiği sistem, uzaktan bir akıllı telefon veya akıllı saat uygulaması ile aktive edilecek. Araç her tarafındaki lazer sensörler sayesinde etrafını tarayacak, hiçbir şeye değmeden park alanına yönlenecek. Gideceği yeri mekanın dijital bir haritası üzerinden saptayan BMW araba, belirlenen alana kendi kendine girecek.

 

  • GELİŞMİŞ HAREKET KONTROLÜ

 Araçlarda gelişmiş kilit ve ses sistemleri üzerinde mevcut uygulamalara sürücüler zaten alışık. Ancak 2011 yılında Audi, arabalarının işlevlerini daha kolay kontrol edebilecek bir özelliği tanıttı. Audi Multi Media Interface (Audi Multi Medya Arayüzü) (MMI) sisteminin geliştirilmiş hali olan sistemin (MMI touch) en güzel tarafı sürücülere harfleri çizerek yazma özgürlüğü tanıması. Farklı dillerle de desteklenen bu teknoloji dinleyecekleri parçayı kolayca seçebilecek, navigasyonu daha hızlı kullanabilecek ve çok daha rahat telefon konuşması yapabilecek sürücüler için vazgeçilmez bir teknoloji anlamına geliyor. Yakın zamanda Mercedes-Benz de kendine ait bir Gelişmiş Hareket Kontrolü sistemi sunsa da bu teknoloji hâlâ otomobil üreticilerinin üzerinde çalışması gereken konulardan biri olarak karşımızda.

 

  • GÖSTERGE ÜNİTESİNİN ÖN CAMA YANSITILMASI

Araçtaki gösterge tablosu bilgilerinin ön cama yansıtılmasını hedefleyen bu uygulama günümüzde araç camlarının özelliği nedeniyle uygulanabilir değil çünkü ön camlar çoğu zaman çok parlak görünebiliyor. Ancak ön cam parlaması sorununa rağmen bu teknolojinin hayata geçen uygulamaları da mevcut. HUDWAY adlı uygulama ile İphone’nunuzu aracınızın ön paneline yerleştirerek navigasyon bilgilerini ön camınıza yansıtmak mümkün. Böylece ön camımızda hız bilgimizi, navigasyon detaylarını hatta gelen aramanın kime ait olduğunu minimalize edilmiş bir tasarımla görme şansı yakalanabilir. Sürücüye son derece kolaylık tanıyan bu fikrin hayata geçmesi için bu teknolojinin geliştirilmesi gerekiyor.

 

  • APPS&YAZILIMGÜNCELLEMELERİ

Araba kullanırken çalışan apps'lerin akıllı teklefon kadar hılzı olmasını hangi sürücü istemez ki. Otomotiv devlerinin sonb günlerde üzerinde kafa yordukları konulardan biri de tam da bu teknoloji. Bu teknolojiyi geliştirmeyi hedefleyen firmalardan biri olan Toyota Fun Vii isimli bir konsept araç tasarladı. Bu araç pek çok özelliğe sahip. Fun Vii arabayı kullanan kişinin herkesle iletişime geçmesini internet ile sağlıyor. Fun Vii gibi araçların üretilmesi zaman alacaktır diye düşünenler için piyasada arabalar için yapılan yazılım güncellemeleri bulunabilir. Tesla’nın S modeli araçlarında bu güncellemeler mevcut.

 

  • ARAÇLAR ARASI İLETİŞİM

Makineler arası iletişim yani M2M son dönemlerde hemen her sektörün gündeminde. Otomotiv sektörü de son günlerde araçlar arası iletişim  (V2V) konusunda çalışmalara tanıklık ediyor. Uzmanlar araçlar arasında kurulacak bir iletişim sisteminin özellikle trafik sorunlarını azaltacağını düşünüyorlar. Ayrıca bu teknoloji sayesinde daha güvenli yolculukların gerçekleşmesi bekleniyor. Çünkü sürücülerin göremediği kör noktalarda araçlar belirdiğinde diğer araç sizin içinde bulunduğunuz aracı uyarması mümkün olabilir. Volvo, Mercedes, BMW, GM, Toyota ve Ford gibi markaların birkaç yıldır bu konuda çalışmaları bulunuyor. Ford,mobil iletişim ağı LTE'yi (Long Term Evolution - Uzun Vadeli Evrim) kullanarak araçtan araca iletişimi sunan öncü otomobil üreticisi oldu. Araç güvenliğine en çok önem veren firmalardan biri olan Volvo da bulut tabanlı bir bilgi sistemi geliştirerek güvenlik tabanlı pilot bir projeye başladı. İsveç Ulaştırma İdaresi (Trafikverket) ve Norveç Kamu Yolları İdaresi (Statens Vegvesen)işbirliği ile Volvo İskadinav yollarına birbiriyle iletişim kurarak gerçek zamanlı olarak yol durumunu belirtecek 50 test aracı yerleştirdi. Örneğin bir araba yoldaki buzu veya kayganlığı yol sürtünmesinden tespit ederek Volvo Cars veri tabanına cep telefonu ağıyla bağlanarak yakınlardaki araçları yoldaki muhtemel tehlikelere karşı uyarıyor. Böylece araçlar ve yol bakım kuruluşları bu konudan bilgilendirilmiş oluyor. “ Yollardan sorumlu yetkili böylece arabalardan daha fazla bilgi alarak yol bakımını daha verimli olarak yapacak .Volvo bu sayede araçların yolda birbiriyle iletişime geçebileceğini ve önümüzdeki birkaç yılda arabalarda standart hale getirmeyi düşünüyor. Böylece araçlar birbirleriyle konuşabilecekler.

 

  • AKILLI TELEFONLA ENTEGRAST-YON

Otomobil üreticilerinin son dönemde odaklandıkları bir diğer hedef olarak, akıllı telefonlarla araçları entegre etmek olduğunu belirtilebilir. Bu entegrasyonu kısmi olarak sağlan markalar bulunsa da bu teknoloji de asıl hedef telefona hiç dokunmadan araca yönlendirmenin mümkün olacağı bir sistem kurmak. Telefona dokunmadan araca yönlendirilmesini sağlayacak entegrasyon konusunda Honda'nın çalışmaları olduğu biliniyor.

 

  • ARACINI Wİ-Fİ ERŞİM NOKTANIZ OLABİLİR

Aracınızda iken GPS cihazlarından güncellenmiş trafik bilgilerini almak araç içine kurulu bir internet sistemi ile mümkün. Mevcut teknolojik donanımlar ise araçta internet sistemi bukunmasına henüz imkân tanımıyor. Ancak bu konu kısa bir süre sonra mümkün olabilecek. Audi gibi markaların internet sistemi barındırabilecek  araç tasarımları üzerinde çalıştığı biliniyor. Araçlarda internet sistemi araçlarda daha kaliteli internet bağlantısı ve radyo kullanımı sağlarken hatta bu sayede araçlar Wi-Fi kişisel erişim nokatası haline gelebilecek.

  • ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER

Benzin fiyatlarının yüksekliği, sera gazı emisyonlarındaki artış, karbon temelli enerji kaynaklarındaki azalma  geleceğin otomobilleri arasına elektrikli otomobilleri dahil etti. Elektrikli otomobiller; batarya grubunda depoladığı elektrik enerjisini elektrik motorlarında hareket enerjisine çevirerek ulaşım sağlayan araçlar olarak tanımlanabilir. Bu araçlar kullandıkları elektrik motorlarının yüksek verimleri sebebi ile içten yanmalı motorlu araçlara oranla yüzde 80’e varan enerji tasarrufu sağlarken, doğayı kirletmeme, gürültü kirliliğine yol açmama ve çevreye duyarlılık ve ekonomiklik açısından tercih ediliyorlar. 2015 yılı sonuna kadar Türkiye’de 30 bine yakın 2020 yılı itibarıyla dünyada yaklaşık 13 milyon elektrikli aracın kullanılacağı tahmin ediliyor.

ETOX – Zafer, Renault- Fluence ZE, Opel – Ampera, Nissan – Leaf, Toyota – Prius / Yaris, Chevrolet – Volt, Mitubishi – İ Miev, BMW – İ3 gibi ilk modellerin yanı sıra artık pek çok markanın elektrikli araç modelleri mevcut. Bu konuda en dikkat çekici yatırımlar teknoloji devlerinden geliyor. Apple'ın elektrikli otomobil üzerinde çalışmalar başlattığı ve ‘Titan’ isimli projesinin üretim için 2020 yılında start verileceği bir süredir konuşuluyor. Elektrikli otomobil dünyasının en önemli aktörlerinden biri de Tesla. Markanın, tamamen elektrikli Model S ve Model X adında iki farklı modeli bulunuyor. Bu modellerde sıvı soğutmalı lityum piller kullanılıyor. Hızlı şarj istasyonlarını tüm dünyaya  yaymaya başlayan Tesla'nın 2016'da  Türkiye'ye gelmesi bekleniyor.

Londra'nın en önemli ikonlarından sayılan "siyah taksi yüzde 100 elektrikli modeliyle güncellenerek hizmet vermeye devam edecek böylece karbondioksit üretimini tek seferde yüzde 75 oranında düşürecek. "Metrocab" adı verilen ve bir yıldır test sürüşü yapılan yeni model şehir hayatına daha uyumlu. Panaromik cam tavan, 7 yolcu taşıma kapasitesi, USB şarj soketi, LCD tv, dijital bilgilendirme sistemi, klima ve havalı süspansiyon sistemleri standart olacak.

Türkiye'de elektirkli araçlar konusunda Derindere Motorlu Araçlar (DMA) dikkat çeken bir şirket. DMA mevcut araçları kendi teknolojisi ile donatarak elektrikli araca dönüştürüyor. Son teknpoljileri ise şarj istasyonuna ihtiyaç duymadan pillerini şarj edebilen araçlar. Elektronik beyin üniteleri ve buna ait yazılımları yine tamamen DMA tarafından geliştirilen yeni modelde, aracın içine entegre edilen hızlı şarj ünitesi sayesinde piller 1,5 saatte tam kapasiteyle doldurulabiliyor ve araçlar 400 kilometre yol kat edebiliyor.

 

  • HİBRİD ARAÇLAR TAM GAZ

2000'li yıllarda kendini gösteren ve hala devam eden hibrid motor teknolojisi geleceğin otomobiline ilham oluyor. Otomobillerde yakıt olarak benzinden başka yakıtların kullanılması uzun zamandır çalışılan bir konuydu. Ve nihayet benzin yanında elektrik motorlarını da çalıştıran hibrid otomobillerin üretilmesi bu konuda atılan önemli adımlardan biri oldu.  Hibrid (melez) otomobillerin amacı benzin sarfiyatını azaltmak. Elektrik motorunun çalışması için gerekli enerji ise benzin motoru çalıştırıldığı zamanlarda ya da frenleme sırasında akülere şarj edilerek sağlanıyor. Dolayısıyla rejeneratif enerji yardımıyla kendi kendini şarj ettiği için bu araçların elektriğe bağlanarak şarj edilmesine gerek kalmıyor. Hibrit araçların diğer temel özelliği ise standart bir araçta bulunan benzin motoruna göre, çok daha küçük bir benzin motoruna sahip olmaları ve böylece daha fazla verim sağlamalarıdır.  BMW, Toyota, Honda, Audi, Posche, Wolkswagen, Chevrolet, Mercedes pek çok marka hibrid modeller imza attı.

 

  • HİDROJEN YAKIT TOYOTA'DAN

Otomotivde farklı yakıt teknolojilerinden biri de hidrojen. Geleceğin yakıtı olarak gösterilen hidrojen, doğal kaynaklardan veya atık su gibi insan yapısı ürünlerden elde edilebiliyor ve sıkıştırıldığında aküye göre daha yoğunluklu bir enerji ortaya çıkıyor. Saklanması ve taşınması da daha kolay olan hidrojen bu özellikleriyle geleceğin enerji üretiminde önemli bir rol oynayacağa benziyor.

Toyota, dünyanın hidrojen yakıt hücreli ilk otomobili Mirai’yi 2014 yılı sonu itibariyle Japonya’da satışa sunarken hedef 2015 itibariyle Avrupa pazarına girmek var. Hidrojen ile çalışan Mirai de hidrojen yakıtını elektrik üretmek için kullanıyor. Toyota Yakıt Hücresi Sistemi ile yakıt hücresi teknolojisini hibrit teknolojisiyle birleştiriyor ve içten yanmalı motorlara göre üstün enerji verimliliği sağlanıyor. “0” CO2 salımı ile çevreyi kirletmeyen Mirai’nin ortalama 3 dakikada hidrojenle doldurulan yakıt deposu, devrim niteliğindeki bu otomobili tatmin edici bir menzile de ulaştırıyor. Mirai’nin ön tasarımda yer alan sağ ve sol ızgaralar ise havadan oksijen tedariğini sağlayarak aracın yakıt hücre sistemini soğutuyor. Şirket ayrıca, hidrojen yakıt hücreli motor için aldığı 6 bin patenti ücretsiz kullanıma açmış durumda. Ücretsiz kullanıma açılan bu patentler için yakıt hücresi birimi, yüksek basınçlı hidrojen tankları, yazılım kontrol sistemleri kapsıyor.

 

  • SÜRÜCÜSÜZ (OTONOM) ARAÇ TEKNOLOJİSİ

Otomotivde teknoloji ne kadar ilerleyebilir ki sorusuna en son noktayı koyan adım "sürücüsüz araç" modelleri oldu. Gelecekteki ulaşımın temellerini oluşturması düşlünülen teknoloji sadece Mercedes, Audi,Nissan gibi otomotiv şirketlerinin değil Google gibi teknoloji devlerinin de gündeminde. Sürücüsüz otomobiller aynı zamanda yolları daha güvenli hale getirmek için ileriye doğru atılmış önemli bir adım olarak kabul görüyor. Sürücüsüz arabalar elektronik olduğu için benzine dayalı değil. Bu teknolojide rekabeti belirleyen yaszılım ve sensör.

Google 4 yıldır üzerinde çalıştığı sürücüsüz araçla ilgili ilk görüntüleri paylaştı. Google'ın tasarladoğı araçta, direksiyon, gaz, debriyaj fren, vites gibi alışılagelmiş kontroller bulunmuyor. Şirketin yıllardır, normal arabaları kameralar, sensörler ve yön bulma cihazlarıyla donatarak geliştirmeler yaptığı biliniyordu. Bu yeni araçta acil durum durdurma düğmesi dışında, hiçbir şekilde insan müdahalesi söz konusu olmayacak. Araç akıllı telefon uygulamasına sahip olacak. Kullanıcılar bu uygulamayı kullanarak bulundukları noktadan alınacak ve gitmek istedikleri hedefe bırakılacak. Bu sayede araya hiçbir insan müdahalesi girmeden ulaşım sağlanmış olacak. Google’ın 2 kişilik konsepti, saatte 40 km hıza ulaşabiliyor ve harita uygulamasına sahip. Sensörleri sayesinde aracın bulunduğu konum bilgisayar tarafından tespit ediliyor ve Google’ın açıkladığına göre birkaç yüz metre ötesini ‘görebilme’ yeteneğine sahip.

Mercedes, sürücüsüz (otonom) araç için hızlı davranan şirketlerin başında geliyor. CES 2015’te tanıtılan Mercedes F015 adındaki konsept otomobil, 2030’un lüks otomobili olarak adlandırılıyor. Hidrojen yakıtlı otomobilin otonom konsepti aracın iç mekanına yansıtılırken günümüzdeki araçların koltuk düzeninin aksine Mercedes F015’te tüm yolcular yüz yüze oturuyor. Mercedes-Benz de özel bir kamera sistemi sayesinde kendi kendine gidebilen bir TIR geliştirdi. Mercedes otoyollardaki kazaları azaltacak kendi kendine giden TIR yaptı. Future Truck 2025 adlı geleceğin TIR'ı Google'ın arabası gibi şehir sokaklarında kendi kendine gidemiyor ama otobanda şoföre ihtiyaç duymuyor.

Sürücüsüz araçta bir diğer hamle Audi'den geldi. Audi A7 ile bu teknolojide hızla ilerliyor. Audi’den paylaşılan bilgilere göre üstünde 20 sensörle hareket eden aracın azami hızı saatte 240 kilometre.

ABD'deki Silikon Vadisi’nde geliştirilen otomobil, Las Vegas sokaklarında da test edilerek toplamda 1450 kilometre yolu tek başına tamamlamayı başardı. Japon otomobil üreticisi Nissan ile ABD Uzay Ajansı NASA otonom araç sistemleri geliştirmek üzere 5 yıllık bir ortaklık anlaşması imzaladıklarını açıkladıklarını ekleyelim.