Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
QNB

Çin Fırtınası Küresel Pazarları Sallıyor: Türkiye Nasıl Etkilenecek?

06.11.2025 - 08:22

2000’lerin ilk çeyreğinde dönem dönem alevlenen, tansiyonu azalsa bile hiç gündemden düşmeyen ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşında 2025 yılı, ikinci Trump döneminin etkisiyle oldukça hareketli geçti. İki ülke tarafından gelen karşılıklı hamleler, halihazırda devam eden savaşlar ve ekonomik konjonktürün dünya ticaretini yeniden şekillendiriyor. ABD’nin kararları sonrasında strateji değişikliğine giden Çin’in uyguladığı yeni politikaları ve bu politikaların küresel pazara, Türkiye’nin dış ticaretine etkilerini masaya yatırıyoruz.

Çin’in Üretim Gücü Dünya’nın Zayıf Noktası mı?

2025 yılının başından itibaren ABD’nin Çin menşeli ürünlere uyguladığı yeni tarifeler, e-ticaret istisna limitlerinin sıkılaştırılması ve anti-sübvansiyon önlemleri gibi politika şokları sonucunda Çinli ihracatçılar rotalarını Avrupa Birliği (AB) ve Afrika pazarlarına çevirdi.

Çin Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan son verilere göre Eylül ayında ülkenin ABD’ye yaptığı ihracat, iki ülke arasında bir türlü varılamayan nihai ticari anlaşmanın da etkisiyle %27 oranında daraldı. Aynı dönemde Afrika ülkelerine yapılan ihracat %56,4 oranında büyürken, ASEAN ülkelerine (Brunei Darussalam, Burma, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam) yapılan ihracat %15,6, Avrupa Birliği’ne (AB) yapılan ihracat ise %14 büyüdü.

Benzer bir veri setinden yola çıkarak yapılan hesaplamaya göre Ocak-Ağustos döneminde de Çin’in ABD’ye yaptığı toplam ihracat %15,5 daralırken, Afrika pazarına yapılan ihracat %24,7, ASEAN ülkelerine yapılan ihracat %14,6, AB pazarına yapılan ihracat ise %7,5 büyüme kaydetti.

Bu sert ticaret sapmasının yaratacağı ekonomik etkiyle alakalı yapılmış araştırmalar da var. Konuyla ilgili Avrupa Merkez Bankası araştırmacıları tarafından yayımlanan bir analize göre, ABD tarifeleri nedeniyle Çin’in AB’ye ihracatı 2026’ya kadar %7-10 artacak ve bu da enflasyonu tek başına 0,15 puan aşağı çekebilecek kadar düşük fiyatlı bir arz bolluğu yaratacak. Ayrıca Dünya Ticaret Örgütü (WTO) projeksiyonlarında ise bu yıl Çin’in Kuzey Amerika dışındaki bütün bölgelerde ihracatını %4 ile %9 arasında artırabileceğini gösteriyor.

Avrupa Merkez Bankası tarafından hazırlanan bir analizde, Çin’den yapılan ithalat bir sektörde çalışan başına her 1.000 euro arttığında o sektörün istihdam oranının 0,1 puan azaldığı ifade edildi. Aynı analizde, Çin ile sert rekabet edilen otomotiv ve kimyevi maddeler sektörlerinde açık iş sayısının sırasıyla %55 ve %95 azaldığı belirtildi.

Avrupa Çin Mallarıyla Dolu: Türk Sanayisi Yeni Bir Rekabet Çağında

ABD’ye satılamayan ürünlerin diğer pazarlarda agresif bir şekilde satılarak değerlendirilmesinin yanı sıra Çinli firmaların yaptığı kapasite fazlası üretim de diğer pazarlara yönlendirildi. Özellikle çelik, güneş panelleri ve otomotiv gibi sektörlerde iç pazar zayıflığı nedeniyle kaydedilen aşırı kapasite fazlası, Güneydoğu Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Afrika gibi pazarlara yöneltilerek bu bölgelerde fiyatların baskılanmasına neden oldu.

Yoğun Çin ihracatının fiyatları düşürerek yerli üreticiye zarar vermesine karşın Meksika, Mısır, Güney Afrika, Brezilya gibi ülkeler Çin menşeli çeşitli ürünlere karşı anti-damping soruşturmaları başlattı. AB ülkeleri ise elektrikli araçlar, demir-çelik ve tekstil ürünlerinde yaşanan güçlü akış karşısında kendi pazarını korumaya çalışıyor.

Buna birkaç örnek de verelim; örneğin Çin’in her yıl AB’ye yaptığı çelik ihracatını çift haneli bir oranla artırması üzerine Avrupa’da çelik fiyatları önemli ölçüde baskılandı ve AB genelinde çelik üretimi toplam 34 milyon ton azaldı. Bu sırada Thysenkrupp ve Salzgitter gibi büyük çelik üreticileri yoğun fiyat baskısı nedeniyle istihdam azaltma programları uyguladı ve bu nedenle binlerce kişi işsiz kaldı. AB bu tehdit karşısında 30’dan fazla Çin şirketine anti-damping vergisi uyguladı. Ayrıca Karbon Sınır Mekanizması uygulaması uyarınca karbon yoğun çelik ithalatına önemli ölçüde vergi getirilmesi planlanıyor.

Benzer şekilde Brezilya’da, özellikle ABD ile başlayan ticaret savaşının ardından Çin menşeli demir-çelik ithalatı fazlasıyla yoğunlaştı. Ülkenin çelik üreticileri bu kadar ucuz ithalatın yerli üretimi baskıladığını ifade ederek hükümetten acil önlem talebinde bulundu. Brezilya hükümeti bunun üzerine çelik ürünleri ithalatına damping soruşturması başlattı ve belirli ürünler için %25 gümrük tarifesi uyguladı. Meksika ise daha büyük bir adım atarak otomobil, yedek parça, tekstil, plastik, çelik gibi bin 500 kalemde %10 ila %50 oranında tarife uygulamaya hazırlanıyor.

Türkiye’de ise iş insanlarının Çin’den e-ithalat yoluyla gelen ucuz ürünlerin piyasayı doldurması şikayeti üzerine gümrük muafiyeti limiti 150 eurodan 30 euroya indirildi ve AB dışından gelen küçük paketlerde tek ve maktu vergi oranı %60’a çıkarıldı. Ayrıca çelik ürünlerinde de 2024 yılından itibaren Çinli bazı firmalara %40’ın üzerinde anti-damping vergisi uygulanmaya başlandı.

Çin’in Üretim Fazlası Dünyayı Sarsıyor: Türk İhracatçılar Alarmda

Çelik dışında özellikle güneş pilleri ve tekstil sektöründe Çin baskısı daha da yoğunlaştı. Kapasite fazlasının AB pazarına aktarılmasıyla birlikte Avrupa’ya ithal edilen güneş pillerinin %90’ı Çin menşeli hale geldi ve bu da fiyatları önemli ölçüde düşürdü. Avrupalı üreticiler, piyasada fiyatların maliyetlerinin dahi altına düştüğünü ifade ederken, Avrupa Komisyonu Çin menşeli güneş pillerine %50 gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Buna rağmen Çin kaynaklı ürünler Avrupa pazarına akın etmeye devam ediyor.

Son yıllarda ucuz bireysel ithalat imkanı tanıyan bazı Çinli şirketlerin aracılığıyla tekstil sektöründe de daha büyük bir baskı hissedilmeye başlandı. 2024 yılında Çin’in AB’ye yaptığı tekstil ihracatı hacim olarak yaklaşık %15 artarken, değer olarak yalnızca %2,6 arttı. Böylece ortalama ihracat birim fiyatı yaklaşık %10 gerilemiş oldu. En büyük tekstil ihracatçılarından birinin birim fiyatında böylesine bir düşüş, AB’de toplam giyim ithalat birim fiyatını da ortalama %6,8 geriletti. Aynı dönemde Türk üreticilerin AB’ye yaptığı hazır giyim ihracatı

%6,5 gerileyerek 10,4 milyar euro düzeyine indi. Türk ürünlerinin AB piyasasındaki pazar payı ise %11,7’den %10,8 düzeyine geriledi.

Küresel Rekabetin Yeni Gerçeği: Çin’e Karşı Stratejisi Olmayan Kaybeder

ABD’ye ihracatı kısıtlanan ve iç pazara satılamayıp kapasite fazlası halinde gelen Çin ürünlerinin AB ve Afrika’ya yönelmesi, bu pazarlarda Türk ihraç ürünlerinin pazar payını düşürüyor ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.

AB gibi ana pazarlar ve Afrika gibi hedef pazarlarda Çin ürünlerinin fiyat rekabetini fazlasıyla tırmandırması Türk ihracatçıları da zor duruma sokuyor. Ana ihracat pazarı olan Avrupa’da tekstil, hazır giyim, demir-çelik, otomotiv gibi kategorilerde Çin’in en büyük rakiplerinden biri tahmin edilebileceği gibi Türkiye. Özellikle AB pazarında, söz konusu sektörlerde Türk ve Çin ürünleri sert bir rekabet içinde. Buna bir örnek olarak yukarıda da belirttiğimiz gibi; 2024 yılında AB’nin yaptığı hazır giyim ithalatında Türkiye’nin payı bir önceki yıla kıyasla 0,9 puan azalışla %10,8’e gerilerken, Çin’in payı %29,2’den %29,6’ya çıktı.

İhracatçılar ve iş insanları da artık bu konuyla alakalı seslerini yükseltmiş durumda. Örneğin geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Çin’e karşı bir strateji geliştirilmesinin aciliyetine vurgu yaparak, “Bir tane ticaret savaşı var. O da dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’e karşı. Çin’deki üretim fazlası o kadar yüksek ki, şu anda dünya 3 yıl boyunca otomobil üretmese bile yetecek otomobil Çin’de üretilmiş durumda. Dünya pazarları kapandıkça Türkiye de tabi ki etkileniyor.. Hem kalite hem fiyatla rekabet ederek AB’ye mal satıyorlar. Türk ihracatçıların Çin’e karşı bir stratejisinin olması önemli.” diyerek uyarılarda bulundu.

Aynı konuda başka bir açıklama da yapan Hisarcıklıoğlu, “Önümüzdeki dönem bizim en zorlu rakibimiz Çin. Uluslararası pazarda nasıl rekabet edeceğiz? Amerika pazarı çok önemli. Çin orada Türkiye ile rekabet yapamayacak ve Amerika dünyanın da en büyük ithalatçısı. Bu kapsamda ihracatçılardan ricamız Amerika pazarına yönelmeleri olur” ifadelerini kullandı.

Benzer bir açıklama yapan Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Yakup Birinci, son 5 yılda sektörde Çin’den yapılan ithalatın %156 arttığına dikkat çekerek, “Çin gibi ülkelerle rekabette korunmak adına yerli tedarikçi kullanımının artırılması, yerlileşmeye göre teşvik sisteminin kurgulanması ve ana sanayi ile tedarikçi arasında adil ve uzun soluklu fiyatlama mekanizmalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Motorlu taşıtlar için parça ve aksesuarlar kategorisinde, Çin’den ithalatın son 5 yılda %156 arttığını görüyoruz. Metal dökümden parçalarda ise Çin’in payı son 3 yılda %175 arttı. Bu artış, uzun vadede üretimin ithalata bağımlı hale gelmesine, yerli tedarikçinin zayıflamasına ve sanayimizin dışa açıklığının kritik seviyelere ulaşmasına yol açabilir” dedi.

Yine bu konuyla ilgili bir açıklama yapan Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder, “Çin ticari olarak Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler ve Afrika’da hegemonyasını artırıyor. Sadece bizim sektörümüz değil Türkiye ihracatı da bu durumdan etkileniyor ve etkilenecek. Çin geliştirdiği ilişkiler ve Kuşak ve Yol projesiyle bu bölgelerde önümüzdeki dönemde daha da etkili olabilir” diyerek uyarı yaptı.

Çin’in pandemi sonrasında kapasite fazlası nedeniyle diğer ülkelere yönlendirdiği ürünler halihazırda Türk ihracatının pazar payı kaybetmesine neden olurken, tarife savaşları sonrası ABD’ye ihraç edilemeyen ürünlerin de Avrupa, Afrika gibi Türkiye’nin ana pazarlarına yönlendiriliyor olması Türkiye açısından büyük bir risk. Diğer yandan Çin ürünlerinin yüksek gümrük vergileri nedeniyle girmekten çekindiği ABD pazarı ise tam aksine büyük bir fırsat kapısı sunuyor. İhracatçı firmaların bu süreci çok iyi okuması ve Türkiye’nin bu süreçten en kârlı nasıl çıkabileceğine dair bir strateji hazırlanması, önümüzdeki günler için atılması gereken adımların başında geliyor.