Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 250
QNB

Türkiye’nin 2025 Yılı Doğrudan Yatırımlar Analizi: Hangi Sektörler Daha Çok Yatırım Çekti?

02.01.2026 - 13:13

Türkiye ekonomisi, 2025 yılının ilk 10 ayında açıklanan Merkez Bankası verilerine göre, 11,6 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekti. Yıllık bazda %35’lik artışa işaret eden doğrudan yatırımların 8,6 milyar doları yatırım sermayesi olarak ülkemize giriş yaptı. Bu dönemde hizmet sektörü 5,7 milyar dolarlık doğrudan yatırımla toplam yatırımların %67’sini alırken sınai tarafa yapılan yatırımlar yaklaşık %32’sini, tarım sektörüne yapılan yatırımlar ise yalnızca %1’ini aldı.

Makroekonomik politikalarda değişim sinyalleri gelmesi ve parasal gevşeme döngüsünün de başlamasıyla doğrudan yatırım girişleri hız kazandı.  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde Türkiye’de toplam 11 milyar 587 milyon dolarlık doğrudan yatırım girişi oldu. Geçen yılın aynı döneminde bu tutarın 8 milyar 605 milyon dolar seviyesinde olduğu düşünülecek olursa, bu kalemde bir yılda %34,7’lik bir artış yaşandı diyebiliriz.

Bu yatırım girişinin 8 milyar 585 milyon dolarlık kısmı yatırım sermayesi olarak giriş yaparken, 2 milyar 626 milyon dolarlık kısmı borçlanma sermayesi gibi araçlar olmak üzere diğer sermaye şeklinde, 1 milyar 838 milyon dolarlık kısmı ise gayrimenkul alımı şeklinde giriş yaptı. Yani 2025 yılında doğrudan yatırım girişlerinin içinde yatırım sermayesinin payı %74,1’e kadar yükseldi, bir önceki yıl bu oran %57,3 düzeyindeydi. Aynı dönemde gayrimenkul alımlarının toplam içinden aldığı pay ise %23,9 seviyesinden %15,5 düzeyine kadar geriledi.

Biz ise bu yazımızda doğrudan yatırımların, yatırım sermayesi olarak giriş yapan kısmına odaklanacağız. Daha önce de belirttiğimiz gibi 2025’in ilk 10 aylık döneminde Türkiye’ye toplam 8,5 milyar dolarlık yabancı doğrudan yatırım sermayesi giriş yaptı. Geçen yıl bu tutarın 4,7 milyar dolar seviyesinde olduğunu hesaba katacak olursak bu, sermaye yatırımlarında %81,5’lik bir artış yaşandığı anlamına geliyor. 

2025 yılında yatırım tutarındaki güçlü artışla birlikte yatırım kompozisyonu ve en çok yatırımın geldiği ülke sıralaması de bir miktar değişime uğradı. Hollanda, 2 milyar 663 milyon dolarlık yatırım ve toplam yatırımlardan aldığı %31 pay ile birlikte 2025 yılında da Türkiye’ye en çok doğrudan yatırım yapan ülke konumunu korudu. Hollanda’yı, ilk 5 listesine yeni giren bir oyuncu olan Kazakistan takip etti. Hepsiburada satın alımı ile birlikte Türkiye’de büyük bir yatırımda bulunan Kazak yatırımcılar, 2025’te Türkiye’de toplam 1 milyar 138 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaptı ve bu yatırımla birlikte toplam yatırımlardan %13,3 pay aldı. Kazakistan’ı 1 milyar 127 milyon dolarlık yatırımla Lüksemburg, 595 milyon dolarlık yatırımla Almanya ve 484 milyon dolarlık yatırımla ABD takip etti. Bu ilk 5 ülke, 2025’in 10 aylık döneminde yatırım sermayesi girişlerinin kabaca %70’ini tek başına karşıladı.

  • Bir önceki yılın aynı döneminde ülke sıralamasında daha homojen bir dağılım mevcuttu. Hollanda 885 milyon dolarlık yatırımla toplam yatırımlardan %18,6 pay alırken, onu Almanya, ABD, Birleşik Krallık ve İrlanda takip etmişti. Bu 5 ülkenin toplamdan aldığı pay ise %56,6 düzeyindeydi.

Bölge dağılımına bakıldığında ise Avrupa Birliği ülkelerinin, 2025 yılında toplam yatırım sermayesi girişlerinin %65,2’sini tek başına karşıladığı görüldü. Bu konuda 2002-2024 ortalamasının %58 olduğu düşünülecek olursa bu hayli yüksek bir oran. Aynı dönemde Orta Asya’nın aldığı pay, Kazakistan’ın etkisiyle %14’e yükselirken, diğer Avrupa ülkelerinin aldığı pay %6,3, Amerika kıtasının aldığı pay %5,9, Ortadoğu’nun aldığı pay ise %4,9 seviyesinde ölçüldü.

Sektör kırılımı nasıl?

Ocak-Ekim döneminde yatırım sermayesi şeklinde gelen doğrudan yatırımların sektör dağılımına bakıldığında ise hizmet sektörünün başta olması dikkat çekti. Bu dönemde hizmet sektörü 5,7 milyar dolarlık doğrudan yatırımla toplam yatırımların %67’sini alırken, sınai tarafa yapılan yatırımlar yaklaşık %32’sini, tarım sektörüne yapılan yatırımlar ise yalnızca %1’ini aldı.

Alt sektörler ise, yabancı yatırımcının sektör seçiminde belirgin bir değişim olduğuna işaret etti. Aynı dönemde en çok yatırım yapılan alt sektör 2 milyar 813 milyon dolar ile toptan ve perakende ticaret sektörü olarak kaydedildi. Bu sektör, 2,8 milyar dolarlık yatırımla toplam yatırımlar içinden %32,8 pay almayı başardı. Onu 1 milyar 243 milyon dolarlık yatırım ve %14,5’lik yatırımla gıda imalatı sektörü, 1 milyar 239 milyon dolarlık yatırım ve %14,4’lük payla bilgi ve iletişim, 691 milyon dolarlık yatırım ve %8’lik payla finans ve 342 milyon dolarlık yatırım ve %4’lük payla ulaştırma ve depolama sektörleri takip etti.

  • Bir önceki yılın aynı döneminde toptan ve perakende ticaret sektörünün toplamdan aldığı pay %21,9 ile yine yüksek bir düzeydeyken, bilgi ve iletişim sektörünün aldığı pay %4,4, gıda imalatının aldığı pay ise %4,1 ile düşük bir düzeydeydi. Geçen yılın en çok öne çıkan sektörü ise yaklaşık %35’lik bir payla ulaştırma ve depolama sektörü olmuştu.

Dışarı çıkan yatırımlar ne boyutta?

Bir de bu denklemin diğer tarafı var. 2025’in 10 aylık döneminde Türkiye’ye 11,6 milyar dolarlık doğrudan yatırım girişi olurken, aynı dönemde 8,1 milyar dolarlık da yatırım çıkışı kaydedildi. Bu çıkışların 6,8 milyar dolarlık kısmı tasfiyeler hariç yatırım sermayesi olarak çıkış yaparken, 1,6 milyar dolarlık kısmı ise diğer sermaye olarak çıktı.

Yatırım girişlerinde yaptığımız gibi yazımızın bu kısmında da yatırım sermayesi çıkışlarının 2025 yılında en çok hangi bölgeleri ve hangi sektörleri tercih ettiğini değerlendireceğiz.

TCMB tarafından yayımlanan verilere göre yurt içi yerleşik yatırımlar, 2025 yılında yurt dışına giden 6,8 milyar dolarlık yatırım sermayesinin 2,6 milyar doları sınai sektörlere giderken, bunun 855 milyon dolarlık kısmı madencilik yatırımlarına, 1,5 milyar dolarlık kısmı ise imalat sanayiye gitti. İmalat sanayinin alt kollarında ise en çok yatırım çıkışı yaşanan sektörler 412 milyon dolarla metalik olmayan mineral imalatı, 318 milyon dolarla gıda imalatı ve 302 milyon dolarla otomotiv sektörü oldu.

Hizmetler grubu ise 4,1 milyar dolar ile, her yıl olduğu gibi bu yıl da giden yatırımlardan aslan payını aldı. Bu tutarın 2,4 milyar dolarlık kısmını gayrimenkul yatırımları oluşturdu. Aynı dönemde finans sektörüne yapılan yatırımlar 627 milyon dolar olurken, bankalar tarafında 362 milyon dolar, toptan perakende ticaret tarafında 325 milyon dolar, inşaat tarafında ise 224 milyon dolarlık yatırım çıkışı yaşandı.

Yurt dışına yatırım yapan yatırımcının tercihi ise yine Avrupa oldu. 6,8 milyar dolarlık yatırımın yaklaşık 4,2 milyar dolarlık kısmı Avrupa ülkelerini tercih etti. Bu yatırımın 1,4 milyar dolarlık kısmı Hollanda’ya yönelirken, 730 milyon dolarlık kısmı İngiltere’yi, 426 milyon dolarlık kısmı Almanya’yı, 347 milyon dolarlık kısmı Yunanistan’ı, 146 milyon dolarlık kısmı ise İspanya’yı tercih etti.

Avrupa dışında öne çıkan pazarlar ise 1,4 milyar dolarlık payla Amerika, 1,1 milyar dolarlık payla Asya ve 115 milyon dolarlık yatırımla Afrika oldu. Amerika pazarında ABD 1,3 milyar dolar ile neredeyse yatırımların tümünü alırken, Asya tarafında ise yatırımların önemli kısmı Orta Doğu’ya yöneldi.

KOBİ’leri ve ihracatı nasıl etkiler?

2025 yılında Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımın kompozisyonu KOBİ’ler için iki yönlü bir etki yaratabilir. Öncelikle yabancı sermaye, yatırım yaptığı ülkelerde bir yerli tedarikçi havuzu edinir ve bu durum yerli KOBİ’ler için kalite standardı, teslimat disiplini ve dijitalleşme gibi süreçleri hızlandırır. Nitekim OECD tarafından hazırlanan bir rapora göre ülkeye giren yabancı yatırımcılara tedarikçi veya müşteri olarak ilişki kuran KOBİ’ler bu yatırım sürecinden pozitif etkileniyor. Prof. Dr. Alper Sönmez ve Prof. Dr. Teoman Pamukçu tarafından yapılan bir akademik çalışmaya göre ise sektörde yabancı yatırımın varlığı, ihracatçı yerli firmalardan ziyade iç pazara çalışan KOBİ’leri daha pozitif etkileyebiliyor.

Sektör kompozisyonu üzerinden bu yatırımların ihracata etkisini de okumaya çalışabiliriz. Görünüşe göre ihracat tarafında en olumlu yön, yatırımın gıda imalatı ve lojistik gibi alanlara girmesinden geliyor. Gıda sanayiine yapılan yatırımlar özellikle tarım-gıda değer zincirinde ihracat potansiyelinin artmasına yol açabilir. Ayrıca depolama ve lojistik yatırımları da işleme, paketleme ve izlenebilirlik kabiliyetini daha da güçlendirerek, KOBİ’lerin büyük ihracatçıların tedarik zincirine girip dolaylı şekilde ihracata bağlanmasına yol açabilir.  Bilgi ve iletişim yatırımları da KOBİ’lerin verimini artırır. Buna bir örnek olarak; stok yönetimi, ödeme sistemleri, e-ticaret, müşteri takibi gibi işlerde maliyet düşer. Ancak yatırımın önemli bir kısmı ticaret kanallarına gittiği için, bunun ihracata güçlü biçimde yansıması adına firmaların Türkiye’yi sadece iç pazar olarak değil, bölgesel tedarik üssü olarak kullanması gerekir. Yurt dışına giden yatırımların sektör kırılımında ise gayrimenkul tarafı çok güçlü, ayrıca imalat ve madencilik de dikkat çekiyor. Bu çıkışların ihracata etkisi, yatırımın niteliğine bağlı olacaktır. Eğer şirketler yurt dışında satış, depo, servis ve dağıtım ağı kuruyorsa, Türkiye’de üretilen malların o pazarlara girişi kolaylaşır ve bu KOBİ’lere sipariş olarak geri dönebilir. Ancak yatırım, üretimi dışarı taşıma amacıyla yapıldıysa, içerideki tedarikçi KOBİ’ler sipariş kaybı yaşayabilir. Gayrimenkul ağırlıklı çıkışlar ise genelde varlık tutma davranışı nedeniyle yapılır ve KOBİ’ler için doğrudan fayda üretmez.