SAHA İstanbul Başkanı Haluk Bayraktar; Milli Teknoloji Hamlesi Işığında Savunma Sanayinin AR-GE Vizyonu
Savunma ve havacılık sanayinde Ar-Ge ve mühendislik yeteneklerimizdeki ilerleme, nitelikli istihdam artışı ve beyin göçünün tersine çevrilmesi gibi hayati alanlarda somut kazanımlar elde ettik.
Savunma, havacılık ve uzay sektörleri ekosisteminin geliştirilmesi ve ülkemizin kritik teknolojileri milli olarak üretebilmesini desteklemek amacıyla kurulan SAHA İstanbul, 10’uncu kuruluş yıl dönümünde de üniversite, kamu ve sanayi iş birlikleriyle, sektörün küresel bir güç olması için öncü rolünü üstleniyor.
Geride bıraktığımız 10 yıl yalnızca sayılarla ifade edilemeyecek kadar değerli tecrübeleri, dönüşümleri ve ilkleri barındırıyor. 2015 yılında yalnızca 27 üyeyle çıktığımız bu yolda, 1300 üyeye ulaşmış bulunuyoruz. Biz bunu ‘Yeni Nesil Kümelenme’ olarak tanımlıyoruz. Her bir yeni üyemiz, Milli Teknoloji Hamlesi’ne vurulmuş yeni bir perçin, Türkiye’nin tam bağımsız geleceğine yakılmış yeni bir meşaledir. SAHA’nın üye firmalarında yaklaşık 71.000 kişiye istihdam sağlanıyor ve firmaların toplam cirosu 16 milyar dolara ulaşırken ihracat hacmi de 5,7 milyar doları aşıyor. Bu büyüme kolektif bir başarının ve ortak bir vizyonun eseridir.
KOBİ’LERDEN ÜNİVERSİTEYE KADAR PEK ÇOK ALANDA GÜÇLÜ BİR ENTEGRASYON KURARAK, AR-GE VE TEKNOLOJİ GELİŞİMİNİ TABANA YAYIYORUZ
SAHA İstanbul’un gücü, yüzde 64’ünü KOBİ’lerin oluşturduğu esnek ve dinamik yapısından geliyor. Bu yapı bize hızlı ve yenilikçi bir üretim kapasitesi sunarken, tedarik zincirinde yerli derinleşmeyi de sağlıyor. KOBİ’lerimizden büyük sanayi kuruluşlarımıza ve üniversitelerimize kadar tüm paydaşlarımızla ana yüklenici firmalarımız arasında güçlü bir entegrasyon kurarak, Ar-Ge ve teknoloji gelişimini tabana yayıyor, ihracat ve küresel tedarik zincirine hep birlikte dâhil oluyoruz.
SAHA İstanbul olarak savunma, havacılık ve uzay sanayiine katkılarımızı çok boyutlu bir stratejiyle ele alıyoruz. Yerlileştirme ve millileştirmeden MİHENK ile uluslararası kalite standartlarına entegrasyona, SAHA EXPO gibi dev buluşmalardan 10 farklı teknik komitemizin yürüttüğü odaklanmış çalışmalara kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. SAHA Akademi ve SAHA MBA ile insan kaynağımızı geliştirirken, MUEK ile uzay sanayiinde yerli üretimi teşvik ediyor, 29 üniversiteyle iş birliği yaparak sanayi-akademi köprüsünü sağlamlaştırıyoruz.
KÜRESEL BİR MARKA OLARAK 180’DEN FAZLA ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ
Bundan 20 yıl önce yüzde 80 oranında dışa bağımlı olduğumuz bir savunma sanayiinden, bugün yerlilik oranını yüzde 80’lere taşıyan bir Türkiye’ye ulaştık. Bayraktar TB2’den KAAN’a uzanan bu dönüşüm, sadece teknolojik bir gelişme değil milletin kaderine sahip çıkma iradesidir. Bayraktar TB2 VE TB3, AKINCI, KIZILELMA, Anka, Kaan gibi özgün platformlarımızla küresel bir marka haline geldik. 180’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Uluslararası alandaki iş birliklerimizle Milli Teknoloji Hamlemizin küresel ayak izlerini derinleştiriyoruz. Baykar olarak 140 yıllık köklü İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace’i satın almamız ve sektörün en önemli firmalarından olan Leonardo ile kurduğumuz ortak girişim, tüm bu çabaların somut bir örneği. Bu tür stratejik ortaklıklar yerli üreticilerimiz için yeni fırsatlar ve kapılar açıyor. Yüksek katma değerli üretim ve teknolojik gelişimimiz bu sayede ivme kazanıyor. Bu iş birlikleri ekonomik değerinin yanı sıra ülkemize stratejik ortaklık zemini de sağlıyor.
KÜRESEL SAVUNMA SANAYİİ İHRACATINDA YÜZDE 1,6’LIK PAY İLE 11. SIRAYA YÜKSELMEMİZ KAT ETTİĞİMİZ MESAFENİN VE ULUSLARARASI ALANDAKİ REKABET GÜCÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ
Dış ticaret performansımız özellikle insansız hava araçları ve mühimmat gibi alanlarda yıllar içinde milyar dolarları aşan ihracat başarılarımızla küresel bir oyuncu olduğumuzu teyit ediyor. Küresel savunma sanayii ihracatında yüzde 1,6’lık pay ile 11. sıraya yükselmemiz kat ettiğimiz mesafenin ve uluslararası alandaki rekabet gücümüzün en önemli göstergesi. Türkiye, 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak, 2024 yılında savunma ve havacılık sanayi ihracatını yüzde 29 artırdı ve 7,2 milyar dolara yükseltti. Yılın ilk 4 ayındaki veriler 2025 yılında da bu rakamların çok daha üstüne çıkacağımızı gösteriyor. ABD, Fransa ve Rusya gibi ülkelerin domine ettiği bu pazarda, Türkiye’nin kendi milli teknolojileriyle bu seviyeye ulaşması, azmin ve doğru stratejilerin bir sonucudur.
Savunma ve havacılık sanayiinde elde ettiğimiz başarı sadece kendi sektörel sınırlarımız içinde kalmadı. Genel sanayi üretimimizin teknolojik seviyesini de yukarı çekti. Türkiye’nin katma değerli yüksek ve orta-yüksek teknoloji seviyesindeki sanayi üretimi, yüzde 47’lik bir paya ulaşarak, düşük teknolojili alanların yüzde 17’lik payının çok üzerine çıkmayı başardı. Milli Teknoloji Hamlesi’nin çarpan etkisinin tüm ekonomiye yayıldığına tanık olduk. Ancak şunun da bilincindeyiz; Milli Teknoloji Hamlemizin küresel bir lige yükseldiği bu yeni evrede, asıl mücadele şimdi başlıyor. Teknolojinin asimetrik bir hızla ilerlediği, sınırların bulanıklaştığı bu çağda; SAHA olarak durmadan, yorulmadan, sadece bugünü değil geleceği de inşa etmekle mükellefiz. Ülkemizin çıkarlarını önceleyen, kendi gücüne güvenen, yerli ve milli çözümler üreten bu ekosistemi daha da büyütmek, daha da güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Bu 10 yılda çok şey başardık ama daha yapılacak çok işimiz, gidilecek çok yolumuz var.
