Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Ar-Ge

AR-GE VE İNOVASYONLA KÜRESEL REKABETTE GÜÇLÜ TÜRKİYE

05.10.2026 - 14:01

Yenilikçi ve rekabetçi inovatif Ar-Ge ekosistemi ile Türkiye üretim ve ihracatta küresel gücünü kanıtlamaktadır.

Son yıllarda dış ticaret ve sanayi politikalarında korumacılık eğilimi, tedarik zinciri güvenliği, öne çıkmaya başlamıştır. Bu değişimin yanında yapay zekâ başta olmak üzere yenilikçi teknolojilerin ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında yeşil dönüşümün küresel ekonomi ve ticaret üzerindeki belirleyiciliği gün geçtikçe artmaktadır. Son çeyrek asırda Türkiye, tüm olumsuzluklara rağmen küresel ekonomi ve ticaretteki konumunu güçlendirmiştir. 2002 yılında cari fiyatlarla 238 milyar dolar olan Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYH) 2023 yılında tarihimizde ilk kez 1 trilyon dolar eşiğini aşarak, 1 trilyon 153 milyar dolara ulaşmıştır. GSYH, 2025 yılı sonunda 1 trilyon 596 milyar dolarlık tarihi rekor seviyeye yükselmiştir. Bunun bir sonucu olarak 2002 yılında 3 bin 616 dolar olan kişi başı gelir 2025 yılında 5,2 katına çıkarak 18 bin 40 dolara yükselmiştir. Türkiye 2025 yılı itibari ile satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi konumundadır.

Türkiye’nin dünya mal ve hizmet ticaretindeki ağırlığı da artmıştır. 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan Türkiye’nin mal ihracatı 2025 yılı itibari ile 7,6 katına çıkarak 273,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye, 2002 yılında 14 milyar dolar ile dünya hizmet ihracatından %0,9 pay alırken bu oran 2025 yılında 122,6 milyar dolar ihracat ile %1,3’e yükselmiştir. 2025 yılında ülkemiz, dünyada en fazla hizmet ticareti fazlası sağlayan 6’ncı ülke olmuştur. Hizmetler dış ticaretinde elde edilen 63,5 milyar dolarlık fazla ile cari işlemler dengesine önemli bir katkı sağlanmıştır. Bu güçlü performansının bir sonucu olarak bugün Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatı 2026 Temmuz ayı itibari ile Cumhuriyet tarihinde ilk defa 400 milyar doları aşmıştır.

Bakanlık olarak, firmalarımızın rekabet avantajı kazanmaları amacıyla kapasitelerinin güçlendirilmesi, ürünlerinin yurt dışında tanıtımı, pazarlanması, tutundurulması ve markalaşmasının desteklenmesine yönelik giderler ile ihracatımızın sürdürülebilir artışının sağlanması için 5973 sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar çerçevesinde ihracat destekleri uyguluyoruz. Söz konusu Karar kapsamında, yeni pazarlara açılmak ya da yurtdışı pazarlardaki rekabetçiliğini artırmak isteyen firmalarımıza pazara giriş belgeleri, yurtdışı marka tescil, yurt dışı pazar araştırması, yurt dışı ve yurt içi fuarlara katılım, birim kira, tanıtım, heyetler, markalaşma, yeşil mutabakata uyum konularında destekler verilmektedir.

İlaveten, e-ihracatçılarımızı küresel ticarette güçlendirmek adına, 5986 sayılı E-İhracat Destekleri Hakkında Karar kapsamında Bakanlığımız tarafından e-ihracat destek paketimiz yürütülmektedir. Bakanlığımız tarafından hizmet sektörlerine yönelik muhtelif destek mekanizmaları yürütülmektedir. 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar kapsamında lojistik, sağlık turizmi, eğitim ve bilişim hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız çeşitli destek unsurlarından yararlanabilmektedir.

Türkiye yıllar içinde ihracatta ürün ve pazar çeşitliliği ile miktar ve değer açısından büyük başarı sağlamakla kalmamış; aynı zamanda katma değer ve teknoloji kompozisyonu açısından önemli ilerleme kaydetmiştir. 2002 yılında %30,4 olan ortayüksek ve yüksek teknoloji ürün ihracatının toplam ihracatı içerisindeki payı 2025 yılında %43,5’e, değer olarak ise 10,2 milyar dolardan 111,9 milyar dolara yükselmiştir. Ayrıca savunma sanayiinde kendine yeterlilik ve ihracatta önemli mesafe kat etmiştir. 2002 yılında savunma ve havacılık sektöründe %20 seviyesinde olan yerlilik oranı 2025 yılı itibari ile %83’e yükselmiştir. Yine 2002 yılında yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılına gelindiğinde 40 katına çıkarak 10 milyar doları geçmiştir. Türkiye savunma ve havacılık sektörü ihracatında dünyada 11. sıraya gelmiştir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından açıklanan dünyanın en büyük 100 savunma sanayi ve havacılık şirketleri arasında 5 adet Türk şirketi yer almaktadır. Savunma sanayii başta olmak üzere stratejik sektörlerde son yıllarda kaydedilen ilerlemelerin de katkısıyla, önümüzdeki dönemde üretim ve ihracat yapımızdaki teknoloji odaklı dönüşümün ivme kazanacağına inanıyoruz. Günümüzde küresel ticaret, yüksek teknoloji, Ar-Ge, yenilikçilik ve tasarım odaklı bir yapıya dönüşmektedir. Bakanlığımızın önceliği; yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak, ihracatçı firma sayısını yükseltmek ve e-ticaret ile yeşil dönüşüm gibi küresel eğilimlere uyum sağlamaktır.

İklim değişikliği, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda hızla değişen normlar, ihracat politikalarının da sürekli olarak yenilenmesini zorunlu kılmaktadır. Biz de yeni koşullara uygun biçimde politikalarımızı geliştiriyoruz.

2020 yılında devreye aldığımız Kolay İhracat Platformu (KİP) ve 2024 yılında kullanıma sunduğumuz E-Kolay İhracat Platformu’muzda (E-KİP) yer alan kapsamlı eğitim içerikleri ve yapay zekâ destekli araştırma araçlarıyla ihracatı herkes için daha anlaşılır ve uygulanabilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Firmalarımıza ve girişimcilerimize hedef pazar belirleme, ihracat ve e-ihracat süreçlerini planlama ve dijital ticaret kararlarını daha sağlıklı şekilde alma noktasında yol gösteriyoruz.

YÖK ile iş birliği içinde hayata geçirdiğimiz İhracat Akademisi ile eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerimizi akademik bir çatı altında sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 11 ilde 14 üniversitenin katkısıyla ihracat uzmanlığı konusunda donanımlı insan gücü yetiştiriyor ve ihracat ekosistemimizin bilgi ve yetkinlik altyapısını güçlendiriyoruz. Ülkemizin teknoloji yoğunluğu yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesinin artırılması, Ar-Ge’ye dayalı inovatif girişimcilik ve yatırım ekosisteminin derinleştirilmesi temel öncelliklerimiz arasında yer almaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nın inşasında 12. Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Programlarımız başta olmak üzere Yüksek Teknoloji Yatırım Programı Hit-30, Hamle Programı, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi gibi başlıca sanayi politikası belgelerimizde bu öncelliklerimizi hayata geçiriyoruz.

Ülkemizde 2002 yılında Ar-Ge harcamalarının GSYH içerisindeki payı %0,5 iken 2024 yılına gelindiğinde %1,5 seviyesine ulaşmıştır. 2025 yılında merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için yapılan harcama tam 253,5 milyar lira olmuştur. Böylece 2025 yılında merkezi yönetim bütçesinden yapılan Ar-Ge harcamalarının bütçe içerisindeki oranı %1,6’ya yükseldi. Bir önceki yıl bu oran %1,5 idi. Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak hesaplanan sonuçlara göre; 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için 308,6 milyar TL tahsis edilmiştir. Bu rakamlar Türkiye’nin bilim ve teknolojiye verdiği önemin, kararlılıkla sürdürülen yatırımların en somut göstergesidir.

Türkiye inovasyonda öne çıkan ülkelerdendir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün 2025 Küresel İnovasyon Endeksi Raporunda, Türkiye içinde bulunduğu üst-orta gelir grubunda 36 ekonomi arasında 3., Kuzey Afrika ve Batı Asya bölgesinde ise 4. sırada bulunurken, Çin, Hindistan ve Vietnam ile birlikte inovasyon performansını en hızlı geliştiren üst-orta gelirli ekonomiler arasında gösterilmektedir. Bu durum Türkiye’nin inovasyon kapasitesindeki gelişimin önemli düzeylere eriştiğini ortaya koymaktadır.

Ticaret Bakanlığı olarak, ihracatımızın küresel pazardaki rekabet gücünü daha da artırıp dünyanın lider ülkeleri arasına taşıyacak politika ve destek programlarını kararlılıkla uygulamaya ve geliştirmeye devam edeceğiz. Bu çerçevede ihracatçılarımıza finansman konusunda da yardımcı oluyoruz. 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konan kararlar kapsamında; %25 olan genel kurumlar vergisi; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına %12,5 olarak uygulanacaktır. Bununla birlikte ihracat kazançlarına %25 kurumlar vergisi oranı üzerinden uygulanan 5 puan indirim, imalatçı olmayan ihracatçılarımız için aynı şekilde uygulanmaya devam edecektir.

Bakanlığımız, başta Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarımız ile koordinasyon içinde ihracatçılarımızın finansman imkânlarını nasıl geliştirebiliriz konusunda gayret ediyoruz. Daha önce 300 milyon TL olan reeskont kredilerinin günlük limitini 5 milyar TL’ye çıkardık. Bu kapsamda, İhracat Reeskont Kredisi faiz oranlarının hesaplanmasında değişiklik yapılarak reeskont kredilerinin faiz maliyeti %23,95 olarak uygulanmaktadır. Kredi garanti kurumlarının kefaleti ile kredi başvurusunda bulunan firmalara 1,5 milyon dolar limitle sunulan yabancı para cinsi ihracat reeskont kredisi limiti de 5 milyon dolara yükseltilmiştir. Bunların yanında, firmalarımıza sağlanan %2’lik döviz dönüşüm desteğinin %3 olarak uygulanması kararlaştırılmıştır. Türk Eximbank, 2026 yılı için sağlayacağı desteği 59 milyar dolara çıkarma hedefiyle, ihracatçılarımızı küresel ticarette daha rekabetçi kılmak adına kararlılıkla yoluna devam etmektedir. Diğer taraftan, Türk Ticaret Bankası, 2026 yılında ihracatçılarımıza 100 milyar TL toplam finansman desteği sağlamayı hedeflemektedir.

Bu vesile ile Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması’nın firmalarımızın Ar-Ge yetkinliklerini ve başarılarını görünür kılarak iş dünyamızda yenilikçilik kültürünün yaygınlaşmasına ve ülkemizin teknolojik dönüşüm ve ihracat odaklı hedeflerine katkı sağlamasını temenni ediyorum.

Kaynak Ar-Ge 500 Araştırması