Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Ar-Ge

İSTİNYE ÜNİVERSİTESİ’NDEN PROJE SEÇKİSİ

05.11.2025 - 11:00

“TÜRKİYE’DEN BİLİM İNSANLARI ABD’NİN LİDER ÜNİVERSİTESİYLE GELECEĞİN KANSER TEDAVİLERİNİ GELİŞTİRECEK”

İstinye Üniversitesi, Liv Hospital ile dünyanın önde gelen yükseköğretim kurumlarından Pennsylvania Üniversitesi’ne bağlı Perelman Tıp Fakültesi arasında yapılan iş birliğiyle dirençli kanserin tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Ayrıca bu tedavilerde kullanılacak hücreler de Türkiye’de üretilebilecek.

İstinye Üniversitesi, Liv Hospital ile dünyanın lider yükseköğretim kurumlarından Pennsylvania Üniversitesi’nin Perelman Tıp Fakültesi arasında yapılan protokolle, dirençli kanserde kullanılan hücre ve proton tedavisinde yeni yaklaşımların ortak klinik faaliyetlerle hayata geçirilmesi hedefleniyor. İş birliği kapsamında klinik uygulamalardan ikinci görüş sistemine, uluslararası eğitimlerden hücre üretim laboratuvarlarına kadar birçok proje eş zamanlı ilerleyecek. Protokol sayesinde gerçekleştirilecek bilimsel konferanslarla Perelman Tıp Fakültesi uzmanlarının bilgi ve tecrübesi Türk sağlık profesyonelleriyle buluşacak. Ayrıca İstinye Üniversitesi ve Liv Hospital hekimleri için çevrimiçi ve yüz yüze eğitim programları da hayata geçirilecek.

Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz ise kanser araştırması ve tedavisinde dünyada lider yükseköğretim kurumları arasında yer alan Pennsylvania Üniversitesi ile iş birliğinin Türkiye’de öncü olduğunu vurguluyor, Prof. Dr. Karaöz, “Liv Hospital, bu kapsamda Türkiye’de ilk defa hücresel tedavi uygulaması yapacak. İstinye Üniversitesi ile kurmakta olduğumuz uluslararası standartlardaki laboratuvarlar aracılığıyla bu tedavide kullanılacak hücreleri kendi bünyemizde üretmeye hazırlanıyoruz” diyor.

“YAPAY ZEKÂYA OLUMLU BAKANIN ZİHİNSEL SAĞLIĞI DAHA İYİ”

İstinye Üniversitesi’nin yer aldığı araştırmaya göre yapay zekaya olumlu bakan hayata da olumlu bakıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Fatma Betül Yılmaz’ın da paydaşı olduğu araştırmaya göre yapay zekaya olumlu yaklaşanların depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri daha düşük. Araştırma hakkında bilgi veren Yılmaz, “Olumlu yapay zekâ tutumu psikolojik sıkıntıyı azaltıyor ve bunun sonucunda da zihinsel sağlığımız güçleniyor” diyor.

 İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Ar. Gör. Fatma Betül Yılmaz araştırmanın ilk aşamasında Norveç Bergen Üniversitesi’nden Dr. Simone Grassini’nin geliştirdiği “Artificial Intelligence AttitudeScale-4 (AIAS-4”) ölçeğinin Türkçe’ye uyarlamasının yapıldığını söylüyor:

 “Araştırmamızda kullandığımız ölçek Norveç Bergen Üniversitesi’nden Dr. Simone Grassini tarafından geliştirildi. Türkçe’deki geçerlilik ve güvenirlik testlerinin ardından bu testi Türkiye’deki yetişkinler üzerinde uyguladık. Sonuçta yapay zekaya yönelik tutum ile kişilik özellikleri ve psikolojik durum arasında bağlantı keşfettik. Yapay zekâya karşı olumlu bir tutum içinde olanların depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri daha düşük bulundu. Psikolojik sıkıntının; yapay zekâ tutumu ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu görüldü. Yani olumlu yapay zekâ tutumu psikolojik sıkıntıyı azaltıyor ve bunun sonucunda da zihinsel sağlığımız güçleniyor.”

İSTİNYE ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNDEN YANGINLAR İÇİN ÖDÜLLÜ AR-GE PROJESİ

İstinye Üniversitesi Quantum Dynamics Kulübü öğrencileri, geliştirdikleri “İnsansız Hava Aracı ile Anız Yangınlarının Erken Tespiti, Müdahalesi ve Toprak Koruma Sistemi” projesiyle TEKNOFEST 2025 Kuzey Kıbrıs finallerinde Türkiye ikinciliği elde etti.

Proje kapsamında geliştirilen insansız hava aracı (İHA), yangınların yoğun olduğu dönemlerde devriye uçuşları gerçekleştiriyor. Görüntü işleme algoritmalarıyla yangını tespit eden sistem, yangın bölgesine yaklaşarak çevre dostu, biyolojik karışımla alevlerin yayılmasını engelleyen bir sınır hattı oluşturuyor. Bu özel karışım yangının ilerlemesini durdururken, aynı zamanda toprağı besleyen ve gübre olarak kullanılabilen bir yapıya sahip olmasıyla öne çıkıyor. Su tutma oranının yüksek olması sayesinde, itfaiye ekiplerinin müdahalesi kolaylaşıyor ve yangının ormanlara sıçraması önleniyor.

Makine Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Zeynep Sude Gülfidan, ekip çalışması ile gerçekleştirilen projeyi şöyle anlatıyor:

“Öncelikle bizim anız yangınları üzerine yoğunlaşmamızı sağlayan etken, sebebi belirlenen orman yangınlarının yüzde 30’unun anız yangınlarından kaynaklanması oldu. Eğer anız yangınlarını durdurabilirsek orman yangınlarının büyük bir kısmını durdurmuş olacağız. Zaten anız yakmak ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde yasaklanmış durumda. Biz de bu bilinci çiftçilerimize aşılamak amacıyla yola çıktık. Alanda yaptığımız görüşmeler sonucunda hazırlamış olduğumuz biyolojik karışımın daha geniş alanlarda da kullanılabileceğini öğrendik. Bu sayede projeyi büyütüp girişimci bir ruh ile devam etmemizi sağladı.”

HASARLI DOKULARIN ONARIMINA YÖNELİK “BİYOKALEM”

 İstinye Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayça BAL ÖZTÜRK, Kocaeli’de faaliyet gösteren biyoteknoloji firması ile hasarlı dokuların onarımına yönelik el tipi biyoyazıcı geliştirdi.

AdBioInk firmasının kurucusu ve İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Bal Öztürk, tıp alanında önemli rol oynayan üç boyutlu (3B) biyobaskı teknolojilerinin genellikle laboratuvar ortamlarında yüksek maliyetli cihazlarla sınırlı kaldığı ve doğrudan hasta üzerinde uygulama yapılmasına olanak tanımadığı düşüncesinden hareketle yerli ve milli el tipi biyoyazıcı geliştirmeye karar verdi.

Yaklaşık iki yıl süren çalışmaların ardından TÜBİTAK desteğiyle, hasarlı dokuların onarımına yönelik yerli ve milli “biyokalem” adı verilen cihaz üretildi. CE ve patent süreci geçen yıl tamamlanan cihaz, taşınabilirliği, kullanım kolaylığı ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla, rejeneratif tıpta (yenileyici tıp uygulamaları) yenilikçi çözümler sunuyor.

Teknolojik donanımları sayesinde hasarlı dokuların üzerinde doğrudan uygulama yapılmasına imkân tanıyan 700 gram ağırlığındaki cihaz, iç piyasanın yanı sıra yurt dışı pazarında da satışa sunuldu.

 Doç. Dr. Ayça Bal Öztürk, doktora sonrası çalışmaları için gittiği ABD’den döndükten sonra biyomühendislik alanında ürünler geliştirmek ve ticarileştirmek için TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı (BiGG) desteğiyle firmasını kurduğunu söylüyor.

“İSTİNYE ÜNİVERSİTESİ CERN ATLAS DENEYİ’NE KRİTİK KATKILARDA BULUNUYOR”

 İstinye Üniversitesi, dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma laboratuvarı ve bilimsel keşif merkezi Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) yer alan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki ATLAS Deneyi’ne asil üye olarak kabul edildi.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki (LHC) iki dedektörden biri olan Atlas, Higgs bozonundan ekstra boyutlara ve karanlık maddeyi oluşturabilecek parçacıklara kadar geniş bir fizik yelpazesini araştırıyor.

İstinye Üniversitesi’nin üyesi olduğu CERN ATLAS Deneyi bünyesinde, Üniversite Yüksek Enerji ve Parçacık Fiziği (YEPAF) araştırma grubu aktif olarak görev alıyor. ATLAS Müon Spektrometresi algıçlarının bakım ve onarımına yönelik önemli bir sorumluluk, YEPAF Araştırma Grubuna dahil olan fizik doktora ve mühendislik yüksek lisans öğrencileri ile teknik uzmanların katkılarıyla yürütülüyor.

İstinye Üniversitesi laboratuvarlarında yapılan Ar-Ge ile süreci belirlenen bakım ve onarım teknikleri, CERN ATLAS yönetimi tarafından onaylanarak ATLAS deney mağarasında, deneyin çalışmadığı dönemlerde uygulamaya geçiriliyor. Yüksek Enerji Parçacık Fiziği Araştırma Grubu, CERN Büyük Hadron Çarpıştırıcısının kapalı olacağı Kasım-Aralık 2024 ve Ocak-Mart 2025 dönemlerinde CERN’de ATLAS Müon Spektrometresi yönetimince onaylanan bakım ve onarım çalışmalarını gerçekleştirdi.

Kaynak ARGE 500