Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Ar-Ge

Prof. Dr. Alpay Er: Tasarım Merkezlerinin Finansal ve Beşerî Sermaye Performansı

26.10.2026 - 11:33

Türkiye’de tasarım merkezlerinin yatırım ve istihdam gücü 2025’te belirgin biçimde arttı. İlk 30 merkezin toplam harcaması yüzde 247,68 artarak 2,5 milyar TL’ye yaklaşırken, perakende sektörü 696,3 milyon TL’lik harcamayla zirveye yerleşti.

21. yüzyılın ilk çeyreğinde tasarımın tali bir eklenti olmadığı, aksine firmaları, markaları nihai kullanıcı ve müşteriye doğrudan bağlayabilen çok yönlü, asli bir rekabet bileşeni olduğu kabul görmeye başladı. Etkili bir inovasyon unsuru olarak iş dünyası ve akademik çevrelerde daha fazla kabul görmesi, tasarımı başta Uzak Doğu Asya ekonomileri olmak üzere, pek çok ülkede rekabet politikalarının kapsamına aldı. Pek çok ülkede politika yapıcılar bugün tasarıma yönelik teşvik programları kurguluyor ve uyguluyorlar, periyodik olarak bu müdahalelerinin sonuçlarını izliyor ve değerlendiriyorlar.

Tasarım politikalarının Türkiye’deki durumu ise ülkenin iktisadi ve siyasi gündemine paralel inişli çıkışlı bir süreç sergiliyor. Türkiye tasarım ekosistemi uzun yıllar boyunca bir devlet stratejisinden, desteğinden mahrum kaldı. Üniversitelerin ve sivil meslek örgütlerinin çabalarına karşın, son 10 yıla dek tasarım devletin Ar-Ge ve inovasyon teşvik mekanizmalarının dışında kalmıştır. 1990’ların sonundan itibaren akademik çalışmalarda, DPT Kalkınma Planları komisyonlarında tasarımın Türk sanayisinin rekabetçi gelişimindeki rolü vurgulansa da, zamanın teknokrat/mühendislik odaklı bürokrasisi tasarımı sadece biçimsel bir unsur olarak görmekte ısrar ederek, hükümet politikalarına dahil edilmesine direnç gösterdi.

Türkiye’de tasarımın yasal bir statü kazanmasındaki ilk adım, 1996 yılındaki Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde endüstriyel tasarımların tescili ve korunmasına ilişkin kanun hükmünde kararname ile atılmıştır. Gümrük Birliği ayrıca Türk sanayisini her anlamda daha rekabetçi kılacak piyasa koşullarını hazırlayarak tasarımın rol ve öneminin anlaşılması için gerekli koşulları da hazırlamıştır. Türkiye’de tasarımın ulusal inovasyon ve Ar-Ge teşvik sistemine resmen entegre edilmesindeki dönüm noktası 1 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6676 Sayılı Çerçeve Kanun değişikliğidir. 2008 yılından bu yana uygulanan 5746 Sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un kapsamı ve ismi değiştirilerek Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi haline getirilmiştir. Bu değişiklikle ‘Tasarım Merkezleri’ resmi birer teşvik birimi olarak tanımlanmış, asgari personel istihdam sınırı ise en az 10 tam zaman eşdeğer (TZE) tasarım personeli olarak belirlenmiştir. Ar-Ge merkezlerine göre düşük personel barajı, büyük ölçekli sanayinin yanı sıra orta ölçekli firmaların ve yaratıcı endüstrilerdeki (mimarlık ve tasarım vb.) büyük ofislerin de devlet desteklerine erişmesini kolaylaştırmıştır.

2016 Türkiye’de tasarımın ulusal inovasyon politikalarına resmen dahil edilmesi anlamında bir milat olmakla beraber, mevzuat o tarih itibarıyla dahi tasarımın inovatif, rekabetçi potansiyelini kapsamanın hala uzağındadır. Revizyon 5746 sayılı kanunun hedefleri ve Türk sanayinin mevcut yenilik kapasitesi arasındaki çelişkinin çözülmesi için tasarım merkezlerinin kurgulanarak Ar-Ge teşvik mevzuatına eklenmesi şeklinde özetlenebilir. Dönemin koşullarında Ar-Ge faaliyeti gerçekleştiren firma kapasitesinin yetersizliği ve aslında pek çok firmanın mevcut Yeni Ürün Geliştirme (Ür-Ge) faaliyetlerini 5476 sayılı kanun çerçevesinde Ar-Ge teşvikleriyle desteklemek istemesiyle beraber tasarım merkezleri bir ara çözüm olarak ortaya çıktı ve esas olarak yeni ürün geliştirme faaliyetlerinin teşvik edilmesine odaklandı.

Tasarım Ür-Ge’nin asli, merkezi bir unsuru olmakla beraber, günümüzde artık sadece teknik ve ürün odaklı olmanın çok ötesinde bir inovatif kapasiteye sahiptir. Mesela bugün hizmet sektöründe (finans, sigortacılık, turizm vb.) tasarım (Service Design) önemli bir inovasyon kaldıracıdır. Ancak mevcut, Ar-Ge teşvik mevzuatından uyarlanmış yasal çerçeve imalat sektörlerine odaklıdır. Kapsam ve içerik güncellemesine ek olarak teşvik programı sonuçlarının bütünsel değerlendirmesi, etki analizi konusunda da yapılabilecekler var. Mevzuat tek tek tasarım merkezlerinin periyodik değerlendirmeleri için bir yönteme sahip ve bunu uyguluyor olsa da, genel ve çıktı odaklı periyodik değerlendirmelerinin yapıldığı Özel Sektör Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri Performans Endeksi ve zirvesi en son 2022’de yapıldı.

VERİ VE ANALİZ

Türkiye’de tasarım politikalarının oluşturulmasının önündeki ciddi sıkıntılardan birisi tasarıma dair veri eksikliği ve veriye dayalı çalışmaların azlığıdır. Turkishtime Ar-Ge 500 Araştırmasına son iki yıldır Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı tasarım merkezlerini de içerecek şekilde iki yeni soruyla genişletti. Bu soruların yanıtlarıyla, sınırlı da olsa niceliksel (yatırım bütçesi ve istihdam) bir veri setimiz var artık ve bu bize Türkiye’nin tasarım vizyonunu besleyecek analizler için nadir bir analiz imkanı veriyor. Bu analizde Turkishtime Ar-Ge 500 çalışmasının 2024 ve 2025 dönemlerine ait resmi Tasarım Merkezi verileri kullanıldı. Analiz edilen iki temel gösterge: i) 1 Ocak – 31 Aralık faaliyet dönemlerinde gerçekleşen toplam tasarım harcamaları bütçeleri, ve ii) Aynı dönemlerde istihdam edilen lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahip (mühendislik, mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı vb.) nitelikli tasarım personeli sayılarıdır.

Türkiye’de son 5, 6 yıldır süren yüksek enflasyonist konjonktürün nominal veriler üzerinde yarattığı maskeleme etkisini ortadan kaldırmak ve yatırımların gerçek (reel) hacimsel büyümesini ölçmek amacıyla, 2024 yılı nominal harcama verileri TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon oranları kullanılarak 2025 yılı satın alma gücü paritesine endekslendi. Arındırma işleminde tüketici bütçeleri için TÜFE (yüzde 44,38) ve sanayi/ üretici bütçeleri için Yİ-ÜFE (yüzde 27,67) endeksleri kullanıldı. Analiz iki farklı katmanda yapıldı: i) Genel pazar genişlemesini temsil eden Genel Kohort seviyesi, ve ii) Sektöre yeni giriş yapan dev firmaların yarattığı sapmaları elimine eden ve kurulu tasarım merkezlerinin kendi içindeki büyümesini ölçen birebir eşleşen 16 Şirket seviyesi.

BULGULAR

Analiz sonuçları, 2024-2025 döneminde tasarım merkezlerinin yatırım bütçelerinde ciddi bir artış ortaya koymaktadır. 2024 faaliyet döneminde en fazla tasarım harcaması yapan ilk 30 tasarım merkezinin toplam yatırımı 721.755.987 TL seviyesindeyken, 2025 döneminde bu tutar 2.508.675.702 TL’ye ulaşmıştır. Bu durum yüzde 247,68 oranında devasa bir artış anlamına geliyor. 2024 yılı bütçesi sanayi üretici enflasyonundan (Yİ-ÜFE) arındırıldığında, 2025 paritesinde artı yüzde 172,25 net reel yatırım artışı olarak gerçekleşmiş. Benzer şekilde, tüketici enflasyonu (TÜFE) baz alındığında net reel büyüme artı yüzde 165,55 seviyesindedir.

Tasarım merkezi ekosistemine 2025 de giren büyük ölçekli firmaların etkisini dışarıda bırakan Birebir Eşleşen 16 Kurulu Tasarım Merkezi analizi ise, mevcut merkezlerin bütçelerini enflasyon karşısında da büyüttüğünü göstermektedir. Bu 16 firmanın toplam bütçesi 2024 yılındaki 423.956.526 TL’den 2025’te 690.161.698 TL’ye yükselmiştir. Bu artış (yüzde 62,79), üretici enflasyonu (Yİ-ÜFE) arındırıldığında net artı yüzde 27,51 reel büyümeye karşılık gelmektedir. Bu sonuç kurulu tasarım merkezlerinin geçtiğimiz iki yıl boyunca kapasitelerini istikrarlı bir şekilde genişlettiğini göstermektedir.

Veriler iki yıl içinde tasarım merkezleri ekosisteminde hissedilir bir sektörel eksen kayması yaşandığını gösteriyor. 2024 yılında en büyük 30 harcama listesinde neredeyse hiç bulunmayan Perakende Sektörü, 2025 yılına gelindiğinde 696,3 Milyon TL toplam harcama bütçesi (yüzde 23,62 pay) ve 253 nitelikli tasarımcı istihdamı (yüzde 16,15 pay) ile tüm sektörleri geride bırakarak ekosistemin lideri olmuş durumda. Bu dramatik yükselişin arkasında, Flo Mağazacılık (173 lisanslı tasarımcı, 434,8 Milyon TL harcama), Beymen Perakende (47 tasarımcı, 164,7 Milyon TL harcama) ve Koton Mağazacılık (87 tasarımcı, 132,8 Milyon TL harcama) gibi perakende devlerinin tasarım merkezi statüsü kazanması yer almaktadır. Öte yandan, Makine, Savunma ve Havacılık sektörleri, mühendislik tabanlı teknik tasarım alanındaki ağırlıklarını korumaktadır. Özellikle Tusaş Motor Sanayii A.Ş. (TEI), 227,3 Milyon TL’lik harcaması ve 37 nitelikli tasarımcısı ile öne çıkmaktadır. Tasarımın asli rekabet ögesi olduğu, son 10 yılda etkin bir şekilde örgütlenen ve Furnishings & Design Istanbul (FDI) gibi düzenli tasarım fuarları organize eden Mobilya sektörü ise görece büyük ölçekli firmalarda (Doğanlar Mobilya, Yataş, Çilek Mobilya) kurulan tasarım merkezleri ile toplamda 167 nitelikli tasarımcı istihdam ederek listede 6. sırada yer bulabilmiş.

Tasarım merkezleri ekosisteminde bir sermaye derinleşmesinin yaşanıp yaşanmadığını ortaya koymak için bir ‘Yatırım Yoğunluğu’ analizi yapıldı. 2024 yılında 30 tasarım merkezinde tasarımcı başına düşen ortalama tasarım harcaması, sanayi üretici enflasyonundan (YİÜFE) arındırıldığında dahi tasarımcı başına net artı yüzde 30,10 reel artışa işaret etmektedir. Bu bulgu, tasarım merkezlerinin sadece pasif birer ‘personel havuzu’ olmadığı, gelişmiş yazılımlara, simülasyon araçlarına, teçhizatlarına ve prototip ekipmanlarına yeni yatırımlar yapıldığı şeklinde yorumlanabilir.

AB’DEN BENZER DESTEK PROGRAMLARI

İtalya ve Fransa gibi AB ülkeleri de tasarım ve ürün inovasyonunu doğrudan teşvik eden yeni teşvik mekanizmaları kurgulamış ve uygulamamaktadır. Aşağıdaki tabloda kısa bir özeti verilmiştir.

SONUÇ YERİNE

Turkishtime Ar-Ge 500 verileri kısıtlı da olsa, ülkemizde tasarım teşviklerinin etkilerine dair bazı sonuçlar çıkarmamıza izin veriyor. Öncelikle Türkiye’deki sınırlı devlet teşviklerinin dahi Türk sanayisinin yeni ürün geliştirme ve tasarım kapasitesinin gelişiminde kritik bir destek olduğu açıktır.

Tasarım gibi ulusal inovasyon kapasitesi için asli yetkinliklerin sadece piyasa dinamiklerinin insafına bırakılamayacağı, teşvik mekanizmalarıyla müdahale edilerek firmaların bu tür yetkinlikleri kazanabilecekleri verilerle ispatlanmaktadır. Hem tasarım, ürün geliştirme yatırımları hem de bu alandaki nitelikli istihdam net olarak artmıştır. Yani tasarım politikalarının Türk sanayisinde yetkinlik kazanma ve pekiştirme anlamında pozitif net bir karşılığı vardır.

Tasarım harcamalarının enflasyonun üzerinde reel büyüme gösterebilmesinin arkasında ise 5746 Sayılı Kanun’un sağladığı mali zırh yatmaktadır. Tasarım İndirimi ve Amortisman Koruması, yüzde 50 Artış Teşviki firmaların tasarım yatırımlarını enflasyona karşı yasal olarak koruma altına almaktadır. Sonuç olarak tasarım merkezleri teşviklerinden faydalanan işletmeler enflasyonist baskıya rağmen yatırımlarını kısmak yerine teşviklerin sağladığı kaldıraçla reel olarak arttırarak yüksek katma değerli ürünler tasarlama yetkinliklerini pekiştirmişlerdir.

Bununla birlikte bazı yapısal aksaklıkların giderilmesi amacıyla politika reformlarının hayata geçirilmesi de düşünülmelidir. Tasarım merkezleri üzerine yapılmış az sayıdaki akademik çalışmanın da işaret ettiği gibi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denetim komisyonlarının, tasarım merkezlerini personelin turnike giriş-çıkış saatleri veya fiziki mekan kısıtları gibi idari göstergeler yerine; endüstriyel tasarım tescil sayısı, patent gücü, tasarım kalitesi ve ticarileşme oranları gibi katma değer kurgulu ‘çıktı göstergelerine’ göre değerlendirmesi gerekir.

İkinci olarak, Türkiye’de yeni ürün geliştiren on binlerce KOBİ, kısıtlı insan gücü nedeniyle 10 TZE tasarım personeli sınırını aşamadığı için bu teşviklerden mahrum kalmaktadır. Fransa (CII) örneğinde olduğu gibi, tescilli bağımsız tasarım stüdyolarından veya tasarım ofislerinden satın alınan hizmetlerin de doğrudan vergi indirimine tabi tutulması ekosistemde fırsat eşitliği yaratacaktır. Ve son olarak tasarımın en geniş kapsamda tanınarak teşvik edilmesi, desteklenmesi gerekir.

Mevcut mevzuatın tasarımdan dışladığı ‘görsel ve biçimsel estetik değişiklikler’, hazır giyim, tekstil ve mobilya gibi katma değerin görsel kimlik yaratımı ile biçimlendiği sektörlerimiz için İtalya örneğinde olduğu gibi genişletilmelidir.

Ayrıca hizmet sektöründeki tasarım faaliyetleri ve AB Yeşil Mutabakatı kapsamındaki çevre uyumlu ürün tasarımı, döngüsel tasarım (circular design) gibi yeni alanları da içerecek şekilde ilgili mevzuatın güncellenmesinde fayda vardır.

Kaynak Ar-Ge 500 Araştırması

Yazan: Prof. Dr. Alpay Er
Özyeğin Üniversitesi – İstanbul Tasarım Enstitüsü