Turkishtime AR-GE 250


En çok kazanan avukatın sırları

Barış Soydan

 Turkishtime özel röportaj

Ahmet Pekin yılda 25 milyon TL kazanıyor. Ticari hukuk alanında uzman bir isim. Özellikle şirket birleşme ve satın almalarında onsuz bir masa düşünülemiyor. “Avukatlığın maddi ve manevi tatmini yüksek” diyen Pekin'e göre avukatlık aynı zamanda çok tehlikeli bir meslek. Asla hata yapma lüksünüz yok.

 

“Ben para kazanmak için avukat olmadım. Para kazanmak benim için amaç değil araç oldu.  Para kazanmak için avukat olursanız başarılı olamazsınız. Ben bu işe başladığımda paralar paçamdan akmıyordu. Ay sonunu zor getiriyordum”. Bu sözler ünlü Avukat Ahmed Pekin'e ait. Pekin 2013'te ödediği 9 milyon TL vergi ile “Türkiye'nin en çok kazanan 50 avukatı” içinde ilk sırada yer alıyor. Üstelik bu rakam ona en zengin iş insanları arasında da yer kazandırıyor. Yıllık kazancı 25 milyon TL. Ticari hukuk alanında uzman bir isim. Özellikle şirket birleşme ve satın alma sözleşmelerinde onsuz bir masa düşünülemiyor. 1984 yılında İstanbul'da hukuk macerası başlayan Pekin 30 yıldır kurumsal bir şirket oluşturmak için çalışıyor. Pekin&Pekin Hukuk Bürosu'nda 50'den fazla avukat çalışıyor. Önemli sözleşmelerde ve hayati davalarda onun imzası var. Pekin'e göre, avukatlığın maddi ve manevi tatmini yüksek olsa da çok tehlikeli bir meslek. Asla hata yapma lüksünüz yok.

 

Vergi listesinde isminiz ilk sıralarda geçiyor. Bunun nedeni olarak neler söylersiniz? Avukatlar çok mu kazanıyor?

Türkiye'de 85 bin avukat var. Hepsinin çok para kazanması mümkün değil. Ama bunların içinde tabiki çok başarılı olanlar var ve onlar da verdikleri hukiki hizmetin karşılığını alıyorlar.

 

85 bin avukat var diyorsunuz ama adı ilk sırada yazan sizsiniz. Neden diğerleri değil de siz? Bu başarının altında hangi etkenler var?

Ben para kazanmak için avukat olmadım. Para kazanmak benim için amaç değil araç oldu her zaman. Benim için öncelik, mesleğimi en iyi şekilde yapmak. Para kazanmak için avukat olursanız başarılı olamazsınız. Ben bu işe başladığımda paralar paçamdan akmıyordu. Ay sonunu zor getiriyordum. Buna rağmen kendi uzmanlık alanım olarak gördüğüm ticaret hukuku, iş hukuku dışında herhangi bir dava kabul etmedim. Boşanma davası kabul etmedim. Bu işin ilk kuralı uzmanlaşmadır.

 

Avukatlığın bıçak sırtı noktaları nelerdir?

Bizim mesleğimiz aynı zamanda tehlikelidir. Doktor hastaya doğru müdahaleyi yapmazsa hasta ölür ve iş orada biter. Ama bizde öyle değil. Hata yaparsanız, temsil ettiğiniz insan her gün ölür. Çünkü o kararı düzeltmeniz artık mümkün değildir. Kendi kendinize bunun muhasebesini yaptığınızda huzurunuz kalmaz. Bu meslek insanı vezir de eder rezil de.

 

Başarınızda payı olan davalardan birkaç örnek verebilir misiniz?

1987-88 yılında başlayan Kemal Horzum davası benim dönüm noktalarımdan biridir. Ben davayı 1991 yılında devraldım. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal davanın takipçisiydi. Karmaşık ve zorlu bir davaydı. Bir sebeple dava bana geldi. Ben asla bir davanın ortasından girmem, bu benim prensibimdir. İsterlerse bana dünyayı versinler ama yine de kabul etmem. Çünkü temelinden itibaren inşaatı siz kurmazsanız o binanın çökme ihtimali yüksektir. Ama dava o kadar zorluyduki, açıkçası kendimi denemek istedim. Kendimle yarışmak istedim. Nihayetinde davayı biz kazandık. Kemal Horzum zimmet davasında en üst ceza ile yargılandı. O zaman bu dava TRT'de canlı yayınlanıyordu. Herkes beni orada izledi. Benim de ünlenmem bu dava ile oldu.

 

Neden ticaret hukukunu seçtiniz?

Çünkü hukukta en grift, en karmaşık alanlardan biri. Boşanmada ya da diğer alanlarda böyle değil. Ticaret hukukunda alan çok geniş. Eğer alan genişse öğrenilecek çok şey var demektir.

 

Şirket satın alma ve birleşmelerinde şu sıralar bir hareketlilik var mı?

Şu anda bir hareketlilik yok. Bunun sebebi seçim dönemi. Yabancı yatırımcı seçim sonuçlarını bekliyor. Yabancıları Türkiye'de yatırım yapmaya teşvik eden iki unsur vardır: Ekonomik ve siyasi istikrar. Koalisyon hükümeti kurulunca yatırımcılar bu iki istikrarın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakacaklar. Eğer gerçekleşti ise yatırımlar yeniden başlayacak. Yabancıların gözünden koalisyon hükümeti çok daha olumlu karşılanıyor. Çünkü büyük çoğunluğu kapsayacak. Uzlaşma ortamı oluşacak. Şu anda durgun olan piyasa da böylelikle canlanacak.

 

Şirket birleşme/devralma sözleşmelerinde hangi hususlara dikkat etmek gerekir? Riskleri nelerdir?

Bu sözleşmeler avukatlara çok fazla sorumluluk getirir. Hata yapma şansınız yoktur. Eğer bir hata yaparsanız bunun bedelini iki şekilde ödersiniz. İlki, yaptığınız hatanın karşılığında müvekkilinizin bir zararı doğduysa onu ödersiniz. İkincisi ise bütün kariyeriniz biter. Bu paradan çok daha değerlidir. Bin tane başarılı iş yapın ama bir tanesinde hata yapın bir daha kendinizi asla toplayamazsınız. Benim meşhur bir söylemim vardır: “Ben Kuzey Kutbu'nda bir hata yapayım, bana orada avukatlık yaptırmazlar”.

 

Bir avukat olarak sizi buraya getiren elbette mesleki üstünlüklerinizdir. Ancak ticari yetenekler de gerekmez mi? İkisi arasında nasıl bir yönetim var?

Ben mesleğe İzmir'de başladım. 1984 yılında İstanbul'a taşındım. Çünkü İzmir'de ufkumu geliştireceğime inanmadım. Ve o tarihten itibaren tek başına avukatlığın da yapılamayacağını anladım. Çünkü bir insanın 24 saati bu kadar işi bitirmesi için yetmez. Ben de o tarihten itibaren hem insana hem teknolojiye yatırım yapmaya başladım. Ve bunun sonunda kurumsallaşmaya başladık. 2008 sonunda 23 yılda bu avukatlık bürosunu bir kurum haline getirdim. Burası şimdi bir makine gibi çalışıyor. 24 saat 365 gün açıktır. Aşağıdaki kapı hiçbir zaman kilitlenmez. Biz yurtdışı ile çalışıyoruz. Dünyanın her yerinden müvekkilimiz var. Onların ihtiyaçlarına her an cevap verebilmeliyiz. Aksi düşünülemez.

 

 

BAŞARININ İKİ SIRRI

 

UZMANLAŞMA: Bu işin ilk kuralı uzmanlaşmadır. Hukuk çok derin bir bilim, hepsini bir anda bilemezsiniz. Bir yerde boşanma, bir yerde arazi ihtilafına bakamazsınız. Her şeyi bilemezsiniz. Ama alanı daraltırsanız bilginiz uzmanlığa doğru gider.

 

İLKELİ OLMA: Bu işte ilkeli olmak önemli. Ben asla bir davanın ortasından girmem, bu benim prensibimdir. İsterlerse bana dünyayı versinler ama yine de kabul etmem. Çünkü temelinden itibaren inşaatı siz kurmazsanız, o binanın çökme ihtimali yüksektir.