Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Ekonomi

Küresel ticaret yavaşlıyor, deniz taşımacılığında maliyet baskısı sürüyor

24.09.2026 - 12:21

Dünya deniz ticaretinde 2026 yılında taşınan yük miktarının gerilemesi beklenirken, navlun fiyatlarında aynı yönde bir hareket görülmüyor. Kritik deniz geçişlerindeki güvenlik sorunları ve uzayan rotalar, kullanılabilir gemi kapasitesini sınırlayarak taşıma maliyetlerini yüksek tutuyor.

Küresel ticaretteki yavaşlama deniz taşımacılığına da yansıyor. Deniz yoluyla taşınan toplam yük hacminin 2026 yılında yaklaşık yüzde 1 azalacağı öngörülüyor. Buna karşılık navlun fiyatları ve bazı gemi segmentlerindeki kazançlar yüksek seviyelerini koruyor.

Maritime Strategies International (MSI) değerlendirmelerine göre, küresel deniz yüklerinde yıllık bazda daralma gerçekleşmesi halinde bu, son 40 yıldaki dördüncü düşüş olacak.

Ancak yük miktarındaki azalma, taşımacılık fiyatlarını aşağı çekmeye yetmiyor. Bunun temel nedenini ise dünyanın önemli ticaret güzergâhlarında yaşanan güvenlik ve geçiş sorunları oluşturuyor.

Uzayan rotalar gemi kapasitesini sınırlıyor

Deniz taşımacılığında maliyetleri belirleyen unsur yalnızca taşınan yük miktarı değil. Gemilerin bir seferi tamamlamak için katettiği mesafe de piyasadaki kapasite üzerinde doğrudan etkili oluyor.

Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz başta olmak üzere kritik güzergâhlarda yaşanan gelişmeler nedeniyle bazı gemiler alternatif rotalara yöneliyor. Sefer sürelerinin uzaması, gemilerin yeni yük almak üzere piyasaya dönmesini geciktiriyor.

Bu durum, toplam yük hacmi azalmasına rağmen fiilen kullanılabilecek gemi kapasitesinin sınırlı kalmasına neden oluyor.

Denizcilik sektöründe “ton-mil” olarak takip edilen bu gösterge, taşınan yükün miktarıyla birlikte katettiği mesafeyi de hesaba katıyor. Dolayısıyla daha az yükün daha uzun mesafelere taşınması, gemi talebinin yüksek kalmasına yol açabiliyor.

Hürmüz ve Kızıldeniz maliyetleri artırıyor

2026 yılında deniz taşımacılığındaki maliyet baskısının önemli merkezlerinden biri Hürmüz Boğazı oldu. Bölgede gemi trafiğinin azalması özellikle tanker piyasasını etkiledi.

Çok büyük ham petrol tankerlerinin günlük spot kazançlarının bazı işlemlerde 1,25 milyon dolara kadar yükseldiği belirtiliyor.

Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı çevresindeki güvenlik riskleri de gemilerin rota tercihlerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bazı tankerlerin bölgeden uzak durması, seferlerin uzamasına ve piyasadaki efektif kapasitenin azalmasına yol açıyor.

Panama Kanalı’nda ise iklim koşullarına bağlı geçiş kapasitesi riski deniz taşımacılığının izlediği diğer başlıklar arasında bulunuyor.

Bazı gemi segmentlerinde kazançlar zirve seviyelerine yakın

MSI verileri, deniz taşımacılığındaki yüksek fiyat ortamının farklı segmentlere yayıldığını gösteriyor.

Çok büyük ham petrol tankerleri, Capesize tipi kuru yük gemileri, Ro-Ro gemileri ve bazı açık deniz destek gemilerindeki kazançlar tarihsel açıdan yüksek seviyelerde bulunuyor.

Denizcilik sektörlerinin yaklaşık yarısında piyasa seviyelerinin geçmişte görülen zirvelerin yüzde 80’i veya üzerinde olduğu belirtiliyor.

Bu görünüm, küresel ticaret hacmindeki zayıflamanın navlun piyasasında doğrudan bir ucuzlama yaratmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye için navlun maliyeti kritik

Deniz taşımacılığındaki gelişmeler Türkiye açısından da önem taşıyor. Türkiye’nin dış ticaret taşımalarının tonaj bazında yaklaşık yüzde 85’i deniz yoluyla gerçekleştiriliyor.

Bu nedenle küresel gemi kapasitesindeki sıkışıklık ve navlun maliyetlerindeki yüksek seyir, ithalatçı ve ihracatçı şirketlerin lojistik giderlerine doğrudan yansıyabiliyor.

Özellikle ithal hammadde, enerji ve ara mallarında taşıma maliyetlerinin yükselmesi şirketlerin girdi maliyetlerini artırabilirken, ihracat tarafında uzak pazarlara erişim maliyetleri üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Türkiye’nin 2026 yılının ilk yedi ayındaki dış ticaret hacminin 383,7 milyar dolara ulaşması da deniz taşımacılığındaki maliyet hareketlerinin şirketler açısından önemini artırıyor.

Navlunda düşüş için rotaların normalleşmesi gerekiyor

Küresel yük hacmindeki gerileme tek başına değerlendirildiğinde navlun fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Ancak kritik ticaret koridorlarında devam eden sorunlar bu etkinin piyasaya yansımasını sınırlandırıyor.

Hürmüz, Kızıldeniz ve Süveyş gibi güzergâhlarda risklerin azalması ve gemilerin daha kısa rotalara dönmesi halinde kullanılabilir kapasitenin artması mümkün. Böyle bir gelişme navlun fiyatlarının normalleşmesine katkı sağlayabilir.

Mevcut koşullar devam ettiği sürece ise küresel ticarette taşınan yük miktarı azalsa bile deniz taşımacılığındaki maliyetlerin aynı hızda gerilemesi beklenmiyor.