Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Enerji

İşletmelerimiz Küresel Rekabete Karbon Nötr Yapıyla Ulaşabilir

03.12.2024 - 06:01

Günümüzde sıra dışı iklim olayları maalesef bizleri artık şaşırtmamaktadır. İklim değişikliğinin yaşam, üretim, tarım ve enerji güvenliği üzerindeki tehdidi katlanarak büyümekte olup, iklim değişikliği ile mücadele için karbon nötr ekonomiye geçiş süreci tüm dünyanın ana gündemi haline gelmiştir. 2010 yılında kurulan Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER), sürdürülebilir enerji yönetimi ve enerji verimliliği çalışmalarının gelişmesi, etkin bir pazarın tesisi ve bu alandaki farkındalığın artması için çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.

Ülkelerin gelişimini ve sürdürülebilir yapılarını temin edebilmeleri, sınai ve teknoloji üretimindeki en önemli girdilerden biri olan enerjiyi kolay, ucuz ve güvenilebilir kaynaklardan sağlamalarını zorunlu kılmaktadır. Gelişmiş toplumlar enerjinin güvenilir, zamanında, kesintisiz ve çevreye uyumlu temin edilmesi politikası çerçevesinde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimine yönelmenin yanı sıra enerji – ekonomi – ekoloji dengesini (3E) dikkate almakta; bunun için de ağırlık verilmesi gereken en önemli konunun da enerji verimliliğinin olduğunun bilincindedirler.

Fosil kaynakların tükenir olması ve çevresel etkilerinin yıkıcılığı, alternatif kaynak seçeneklerinin istenen düzeyde ekonomik olmaması, buna karşılık ülkelerin büyüme isteklerinin ve ülkeler arası rekabetin giderek artması, enerjinin etkin kullanımının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Enerji verimliliği hem fosil yakıtlardan kaynaklanan doğrudan emisyonlar hem de elektrik üretiminden kaynaklanan dolaylı emisyonlar olmak üzere sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltarak çok çeşitli çevresel faydalar sağlıyor.

Enerji verimliliği en güçlü enerji kaynağı

Öte yandan mevcut kaynaklardan daha fazla yararlanmanın, ekonomik büyümeyi desteklemenin ve enerji maliyetlerini düşürmenin en iyi yolu olduğu için “ilk yakıt” olarak adlandırılan enerji verimliliği, sürdürülebilir bir enerji politikasının en önemli ayaklarından biri. Enerji verimliliği, en büyük etkiye sahip enerji kaynaklarından biri olarak kabul edildiğinde; enerji talebindeki yükselişi, iklim değişikliğini, enerji güvensizliğini, ithalat bağımlılığını, düşük rekabet gücünü, artan enerji maliyetlerini karşılayabilir ve büyümeye, istihdama, yaşam kalitesine doğrudan katkıda bulunabilir.

Daha geniş ve kapsamlı bir bakış açısı ile sürdürülebilir enerji yönetimi, birbirini takip eden “enerji tasarrufu”, “enerji verimliliği”, “enerji dönüşümü” ve “yenilenebilir enerji” aşamalarından oluşmakta olup, bu üç aşamanın sıralamasını değiştirmek finansal kaynakları verimsiz dönüşüm projelerine heba etmekten öteye geçmeyecektir. Bu nedenle sanayi, kendi enerji verimliliği politikalarını ve yol haritalarını hayata geçirerek önce tasarruf kültürü ile tüketimini azaltmalı, sonra enerji verimliliği yatırımları ile enerji tüketimini minimize etmeli, bir sonraki adımda fosil yakıtlardan çıkacak enerji dönüşüm projelerini hayata geçirmeli ve en son yenilenebilir enerji yatırımları ile nihai enerji talebini karşılamalıdır.

Dünyadaki bu hızlı değişime finans sektörü de kayıtsız kalmayarak farklı çözüm ve destek mekanizmaları oluşturmaktadır. Çevresel, sosyal ve yönetişimsel kriterler odaklı (environmental, social and governance – ESG), sosyal açıdan sorumlu (socially responsible investing – SRI) ve etki odaklı (impact investing) yatırım türlerinin iklim değişikliği ile mücadele ve çevrenin korunumu konularında ortak kesişim kümesine giren enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarına cazip finansman fırsatları giderek artmaktadır.

Öte yandan uzun süredir ülkelere göre yapısal değişiklikler gösterse de tüm dünyada en yaratıcı enerji verimliliği finansman mekanizması olarak tanımlanan Enerji Performans Sözleşmeleri bu alanda yatırım yapacaklara herhangi bir yatırım yapmadan, teknoloji, uygulama ve sonuç risklerinden arındırılmış çözüm sunmaktadır. Enerji hizmet şirketlerinin tüm riskleri üstlendiği ve enerji verimliliği yatırımlarına finansman sağladığı bu çözümde yatırımcılar geri ödemelerini sağladıkları tasarruftan pay vererek gerçekleştirerek ilk günden risksiz kazanç imkanlarından faydalanabilmektedirler. Finansal alandaki bu imkanlara ek olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) ve yürürlükteki diğer teşvik ve hibe mekanizmaları enerji verimliliği yatırımlarının karar süreçlerinin kısaltılmasına ve ivedi olarak hayata geçmesine destek olmaktadır. Bu noktada yarın çok geç olmadan, bugün harekete geçerek işletmelerimizi yeni dünya düzeninde rekabet edebilecek karbon nötr yapıya ulaştırmamız gerekmektedir.

EN-VERİM 100 araştırması referans kaynağı olacak

Turkishtime ve EYODER işbirliğiyle bu yıl ilki gerçekleştirilen Türkiye EN-VERİM 100 araştırmasını, Türkiye sanayisinin enerji verimliliği ve enerji yönetimi alanındaki durumunu daha iyi anlamak ve gelecekteki gelişim süreçlerini izlemek için değerli bir referans kaynağı oluşturması amacıyla hayata geçirmiş bulunuyoruz.

Türkiye sanayicisinin, enerji verimliliği alanında gerçekleştirdikleri yatırımların, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına ve rekabet avantajı elde etmelerine katkı sağlayacağına yürekten inanıyor, araştırmayı Türkiye iş dünyasıyla paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz.

ONUR ÜNLÜ
EYODER Yönetim Kurulu Başkanı