Turkishtime AR-GE 250


RÜZGAR ENERJİSİNE YATIRIM FURYASI

Barış Soydan

 

Turkishtime özel araştırma

Dünya rüzgar gücünden daha fazla faydalanmanın planlarını yapıyor. 2050'ye kadar toplam elektrik üretimindeki payının yüzde binden fazla yükselmesi öngörülüyor.  Sürdürülebilir enerji kaynağı olmasının yanında düşük maliyetli olması, kolay istihdam sağlanması ve fiyat artış riski taşımaması nedeniyle dikkat çekiyor. Eczacıbaşı, Boydak, Sanko, STFA, Ağaoğlu rüzgar enerjisine yatırım yapan yerli şirketlerden birkaçı...

Esra Kızıltan esrakiziltan@turkishtimedergi.com

Tüm dünyada ilerleyen teknolojiye bağlı olarak kişilerin elektrik enerjisine olan ihtiyaçları da artış gösteriyor. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan mevcut fosil kaynakların sınırlı olması ve gün geçtikçe azalmaları ve bir gün tükenecek olmaları nedeniyle, bir yandan elektrik enerjisi tasarruf çalışmaları sürdürülürken diğer taraftan da yenilenebilir kaynaklar kullanılarak elektrik enerjisi üretilmesi üzerinde çalışmalar devam ediyor. Yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretiminde kullanılması için yapılan çalışmaların dışa olan bağımlılığı azaltmasından dolayı, ülkelerin geleceği için önemi açık. Bu kapsamda yürütülen çalışmalardan bir tanesi de son yıllarda dünyada ve özellikle Avrupa'da büyük bir gelişim gösteren rüzgar potansiyellerinin kullanılmasıyla elektrik enerjisi üretilmesi. Rüzgar enerjisi yerli, dışa bağımlı olmayan, doğal ve tükenmeyen, gelecektede aynı oranda temin edilebilecek, asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmayan, fosil yakıt tasarrufu sağlayan, radyoaktif etkisi olmayan, teknolojik gelişimi hızlı, döviz kazandırıcı önemli bir kaynak. Ayrıca kısa sürede devreye alınabiliyor ve aynı sürede sökülebiliyor. Bunun yanısıra istihdam olanağına sahip ve fiyat artma riski yok. 2014 Küresel Enerji Raporu da bu kaynağın önemini vurguluyor. Rapora göre, 2013'te 318 gigavat kurulu gücü bulunan küresel rüzgar enerjisinin 2050'de 4 bin 42 gigavata yükselerek toplam elektrik üretimindeki payının yüzde binden fazla yükselmesi öngörülüyor.  Dünya ile birlikte Türkiye de rüzgar enerjisini keşfediyor. Devlet teşvikleri ve gelecek vaat etmesi nedeniyle enerjiye yönelen şirketler rüzgara da yatırım yapıyor.  Güral Şirketler Grubu, Eczacıbaşı, Boydak, Sanko, STFA, Ağaoğlu rüzgar enerjisine yatırım yapan şirketlerden sadece birkaçı...

 

Alternatifti, birincil oldu

Türkiye’de 2020 yılında 55-60 gigavatlık bir ek enerji ihtiyacının oluşacağı belirtiliyor. Türkiye’de mevcut üretim miktarının 40 gigavat olduğu düşünüldüğünde ise gerçekleştirilmesi gereken yatırımın boyutları daha iyi anlaşılıyor. Bu nedenle enerji yatırımı yapan şirketlerin bir numaralı gündemi olmuş durumda. Toplamda 135 milyar dolarlık bir enerji yatırımı gerçekleştirilmesi gerekiyor. Pek çok grup, enerji alanında gerçekleştireceği yatırımların projelerini oluşturuyor. Alternatif enerji kaynağı olarak tanımlansa da rüzgar artık birincil enerji kaynağı olarak önem kazanıyor. Bu anlamda pek çok yatırım yapılıyor. Eczacıbaşı, enerji yatırımlarına hızlı  başlayanlardan... Demirer Grup'un alt şirketlerinden Erguvan Enerji'ye yüzde 50 ortak oldu. Kocaeli'nin Hereke ilçesinde 140 milyon euro yatırım ile 110 megavat kurulu güce ulaşmayı hedefliyorlar. Bu yıl Energaz'ın yüzde 50 hissesini alarak tümünün sahibi olan STFA şimdi de rüzgar ve güneş enerjisi için yatırımlara başladı. İngiliz enerji firması RES'le Türkiye'de 120 megavatlık rüzgar santrali kuracaklar. 100 milyon dolarlık bu proje Trakya'da yer alacak. Hyundai Solar firmasıyla güneş enerjisi santrali yapımı için anlaşma imzaladılar.

 

Rüzgar türbini kurmak kolay
Artması beklenen dünya rüzgar enerjisi üretiminin bu hızlı artışında rüzgar türbini üretim maliyetlerinin düşmesinin etkisi büyük. Gelişen teknoloji ile birlikte türbin maliyetleri son 15 yılda yüzde 50 düştü. Bir türbin, sistemin yapımı sırasında kullanılan enerjiyi 3 ay gibi kısa bir sürede amorti edebiliyor.  İnşa maliyetinin amorti edilmesi ise 5-7 yıl sürüyor. Rüzgar türbinleri ürettikleri enerji büyüklükleri açısından bakıldığında bireysel kullanıma uygun küçük ünitelerin yanında şehir şebekesine elektrik veren devasa türbinler şeklindede olabiliyor. İster büyük, ister küçük olsun rüzgar türbinlerinde çalışma mekanizması aynı şekilde işliyor. Atmosferdeki hava hareketleri türbinin kanatlarında bir dönme hareketi oluşturuyor. Türbinin bağlı olduğu jeneratörler bu hareketi elektrik akımına dönüştürüyorlar. Diğer enerji üretim tekniklerine göre kurulumu da tekniği de çok daha kolay.

2050'de 249 milyar euro yatırım

Öngörülen bu kapasite artışıyla rüzgar enerjisi 10 bin 624 teravatsaat elektrik üreterek 2050'de küresel elektrik talebinin yüzde 30'unu oluşturacak. 2013'te üretilen küresel elektrik miktarı 620 teravatsaat. 2014 Küresel Enerji Endeksi Raporu'ndaki projeksiyonlar "ileri seviye senaryo" başlığı altında 2020'den 2050'ye kadar olan zaman dilimini kapsıyor. Rapora göre, ulusal enerji arz güvenliği fiyat istikrarı, yeni iş olanakları ve dünyanın değerli su kaynaklarını koruma gereksinimiyle şekillenecek. Bu durum da 2050'ye kadar rüzgar enerjisinin önemini artıracak. Rüzgar enerjisi kapasite artımı yatırımların artmasını da beraberinde getirecek.  Yıllık yatırımların 2013'teki 44 milyar euro seviyelerinden 2050'de 249 milyar euro'ya yükselmesi öngörülüyor. Sektörde 2013 yılı itibarıyla iş sahibi 600 bin kişinin 2050'de 3 bin 860 kişi olması bekleniyor. Karbon salınımının azaltılmasına en çok katkının rüzgar enerjisinden geldiği belirtilen raporda, 2013'te önlenen 372 milyon ton olan karbon salınımının 2050'de 6,3 milyar tona yükseleceği tahmin ediliyor.

Rüzgar enerjisinde trendler

Rüzgar türbinlerine baktığımızda iki önemli trend gözümüze çarpıyor. Bunlardan birincisi, açık denizlerde 7 megavat gücüne kadar varan büyük türbinlerin birleştirilip rüzgar çiftlikleri kurulması. En hızlı büyüme ve en yüksek yatırımlar bu alanda. Diğer tarafta ise tek bir hanenin ya da bir köyün elektrik ihtiyacını karşılamaya elverişli küçük tesislerde önemli ilerleme kaydedildiğini görüyoruz. Küçük türbin piyasasında da büyük canlılık söz konusu. Özellikle Doğu Avrupa ve Latin Amerika ülkeleri burada potansiyel görüyor. Romanya, Polonya, Estonya, Ukrayna, Brezilya ve Meksika rüzgar türbinlerinin sayısını yüzde 40 oranında artırdı. Rüzgar yerli enerji kaynağı olması ve ithal edilmesinin gerekmemesi nedeniyle önemli bir enerji kaynağı olarak görülüyor. Çevre dostu olması da önemli bir faktör. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinde yerine getirilmesi gereken kapasite hedefleri de var. Bu öncelikle Romanya ve Polonya açısından önemli rol oynuyor. Ukrayna da öncelikle Rus gazına bağımlılığını azaltmak için rüzgara ağırlık veriyor.

Türkiye'nin rüzgarı 2014'de 6 kat büyüdü

Türkiye'nin rüzgar enerjisi kurulu gücü, son 1 yılda yüzde 35 artarak 3 bin 581 megavata yükseldi.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımını artırmaya çalışan Türkiye, rüzgardan enerji üretimine hız veriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de bu yılın 8 ayında rüzgar enerjisinde kurulu kapasite, 2013'ün aynı dönemine göre 926 megavat artarak 3 bin 581 megavata çıktı. Bu yılın ilk yarısında kamu, özel sektör eliyle inşa edilen 47 rüzgar enerjisi santralini (RES) devreye aldı. Böylece elektrikte 68 bin megavat seviyesindeki toplam kurulu gücün yaklaşık yüzde 5'i rüzgardan elde edildi. Türkiye'de geçen yıl ağustos ayında rüzgar enerjisi kurulu gücüne 27 megavat eklenirken, 2014 yılı ağustos ayında bu rakam 6 katın üzerine çıkarak yaklaşık 170 megavat olarak gerçekleşti.

9 ayda 5,5 milyar dolar yatırım

Türkiye, yılın 9 ayında 5,5 milyar dolarlık yeşil enerji yatırımı devreye alarak yenilenebilir enerjide kurulu kapasitesini yaklaşık 2 bin megavat artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) yenilenebilir enerjide Avrupa yatırım maliyetleri listesinden derlediği bilgilere göre, Türkiye eylül sonu itibarıyla yenilenebilir enerjide 5,5 milyar dolarlık yatırımı devreye sokarak toplamda yeşil enerjide kurulu gücünü 27 bin 585 megavata çıkardı. Bu dönemde 724,3 megavatlık kapasite artırımının gerçekleştiği rüzgar enerji santrallerine (RES) 1,3 milyar dolar, jeotermal enerjiye 141 milyon dolar, biyokütleye 104 milyon ve güneş enerjisi sistemlerine de 50 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu yatırımlarla ocak-eylül döneminde jeotermal, biyokütle ve güneş enerji sitemlerinde 111 megavatlık kapasite artırımı sağlanmış oldu.

 

 

RÜZGAR ENERJİSİNİN AVANTAJLARI

 

  • Rüzgar enerjisi yerli, dışa bağımlı olmayan, doğal ve tükenmeyen, gelecektede aynı oranda temin edilebilebilmesi açısından avantaj sağlıyor.

 

  • Asit yağmurlarına ve atmosferik ısınmaya yol açmayan, CO2 emisyonu olmayan, doğal bitki örtüsü ve insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmayan, fosil yakıt tasarrufu sağlayan, radyoaktif etkisi olmayan, teknolojik gelişimi hızlı, döviz kazandırıcı önemli bir kaynak.

 

  • Kısa sürede devreye alınabiliyor ve kısa sürede sökülebiliyor. Bunun yanısıra istihdam olanağına sahip ve fiyat artma riski yok.

 

  • Rüzgar türbini üretim maliyeti düşük. Türbin maliyetleri özellikle gelişen teknoloji ile bilirkte son 15 yılda yüzde 50 düştü. Bir türbin, sistemin yapımı sırasında kullanılan enerjiyi 3 ayda amorti edebiliyor.

 

  • İster büyük, ister küçük olsun rüzgar türbinlerinde çalışma mekanizması aynı şekilde işliyor. Bu nedenle diğer enerji üretim tekniklerine göre kurulumu da tekniği de çok daha kolay.

 

KİM, NE YATIRIM YAPTI?

Güral Şirketler Grubu:  Enerji ve maden sektörlerindeki aktif çalışmalarını sürdürüyor. Antalya Manavgat ve Malatya'da elektrik üretimi için yatırımları devam ediyor. Antalya'da HES belgelerini tamamladılar. İzmir Urla'da rüzgar santrali yatırımı yapacaklar, ayrıca Gediz'de de jeotermal kuyu açılışını gerçekleştirecekler. Belek'te 80 dönümlük arsada yeşil gübre uygulaması yapacaklar.

Eczacıbaşı: Demirer Grup'un alt şirketlerinden Erguvan Enerji'ye yüzde 50 oranında ortak oldu. Bir yıl içinde başlayacak bu yatırımda Kocaeli'nin Hereke ilçesinde 140 milyon euro yatırım ile 110 megavat kurulu güce ulaşmayı hedefliyorlar.

Boydak: Alternatif Enerji üretim yatırımlarını artırmak amacıyla Temmuz 2011'de İstanbul Silivri'de 45 megavat kurulu güce sahip Çanta RES Rüzgar Enerji üretim santral projesinin sahibi Bora Rüzgar Elektrik üretim San. ve Tic.A.Ş. nin yüzde 100'ünü satın aldı. Proje bu yıl devreye alındı. Çanta RES yatırım çalışmaları hızla ilerliyor.

Sanko Holding: Enerji sektörüne toplam 1 milyar dolarlık yatırım yaptı. İkinci 1 milyar dolarlık hedef için gerekli adımları atıyorlar. HES’ten rüzgara, kömürden güneş enerjisine kadar geniş bir yelpazede yatırımlar yapan enerji şirketi 2015 yılına kadar 2 milyar dolarlık yatırım hedefine ulaşmayı planlıyor.

STFA: Türkiye'nin ikinci büyük özel doğalgaz dağıtım şirketi Energaz ile Türkiye'de 10 ilde doğalgaz dağıtımını gerçekleştiren şirket, 600 binden fazla aboneye hizmet veriyor. Bu yıl Energaz'ın yüzde 50 hissesini alarak tümünün sahibi olan STFA şimdi de rüzgar ve güneş enerjisi için yatırımlara başladı. İngiliz enerji firması RES'le Türkiye'de 120 megavatlık rüzgar santrali kuracaklar. 100 milyon dolarlık bu proje Trakya'da yer alacak. Hyundai Solar firmasıyla güneş enerjisi santrali yapımı için anlaşma imzaladılar.

Ağaoğlu Şirketler Grubu: Bünyesinde 8 RES, 6 HES ve 3 kojenerasyon projesinin yanı sıra birde elektrik toptan satış şirketi bulunan Ağaoğlu iştiraklerinden Ağaoğlu Enerji Grubu, 2012 yılında önemli projeleri devreye aldı. 2012’de 125 megawatlık Tatlıpınar RES (Balıkesir-Şamlı), 50 megavatlık Çubuklu RES (Kocaeli-Osmaniye) ve 18,5 megavatlık Esenköy RES (Yalova-Esenköy) projeleri için EPDK’dan üretim lisansı alan şirket, ayrıca 39 megavatlık Kartal RES (Eskişehir), 12 megavatlık Manastır RES (Yalova-Esenköy) projelerini bünyesine kattı. Bugüne kadar Ağaoğlu, 1.2 milyar euro’luk enerji yatırımı yaptı.

Doğanlar Grup: TEİAŞ tarafından yapılan katkı payı ihalelerinde yatırım ortaklarımızla birlikte toplam kurulu gücü 250 megavat bulan rüzgar enerjisine dayalı elektrik üretim lisansı alındı. 2020 yılı sonuna kadar toplamı 100 megavat olacak yeni RES yatırımları yapmak üzere, lisans sahipleri ile ortak yatırım yapma anlayışı temelinde, birden fazla lisans sahibi ile görüşmeler devam ediyor, teknik ve ekonomik değerlendirme çalışmaları yapılıyor. Yeni ihale edilecek RES'ler için ölçüm çalışmalarına başladılar.

Doğan Holding: 20 yıla yakın süredir enerji sektöründe faaliyet gösteren Doğan Holding, enerji yatırımlarını ana iş kollarından biri olarak görüyor. Bu doğrultuda her türlü kaynaktan enerji üretimini, iletimini, dağıtımını, toptan ve perakende olarak iç ve dış ticaretini yapmak ve Türkiye ve yakın coğrafyadaki yatırımlarını gerçekleştirmek üzere 2000 yılında Doğan Enerji’yi kurdu. 2012 yılında şirket portföyüne katılan Mersin RES’in kurulu gücü Şubat 2013’de 33 megavattan 42 megavat'a çıkartılırken, Şah RES’in kurulu gücü ise Mayıs 2013’te 93 megavat'tan 105 megavat'a çıkartıldı.