Turkishtime – İş Kültürü ve Ekonomi

AR-GE 500
Enerji

Sürdürülebilirlik Raporlaması ve Yeşil Tahvil İhracı

03.12.2024 - 05:54

Yeşil tahviller, çevresel sürdürülebilir projeleri finanse etmek için kullanılan borç araçlarıdır. Bu tahvillerin gelirleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, sürdürülebilir su yönetimi ve atık yönetimi gibi yeşil projelere yönlendirilir.

Son birkaç yılda dünyada enerji dönüşümü inanılmaz derecede hızlandı. 2023 Aralık ayında Dubai’de düzenlenen COP28’de, 118 hükümet tarafından imzalanan (şu anda 133) Küresel Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Taahhüdü’nde yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliğinin hızının iki katına çıkarılması gibi hedefler üzerinde anlaşmaya varıldı. Yine 198 ülkenin imzaladığı BAE Mutabakatı, fosil yakıt döneminin sonunu işaret eden kritik bir dönemeç olarak görülüyor ve derin emisyon azaltımlarının yanında hızlı, adil bir geçiş için artırılmış finansmanı destekliyor. 2024 Kasım ayında Bakü’de gerçekleşen COP29’da ise odak noktası bu yatırımların finansmanıydı ve gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelerdeki emisyonların azaltılması ve iklime uyum finansmanı için yılda 300 milyar dolar ödemeyi kabul etti.

Bununla birlikte, dünyada yeşil dönüşümün lokomotifi konumunda bulunan Avrupa Birliği’ndeki (AB) gelişmelere bir göz atarsak, Aralık 2019’da tanıtılan AB Yeşil Mutabakatı, AB ekonomisini sürdürülebilir hale getirerek 2050’ye kadar iklim nötrlüğüne ulaşmayı amaçlıyor. Temmuz 2021’de, AB’nin 2030’a kadar en az %55 emisyon azaltma hedefiyle “Fit for 55” yasası önerildi ve şimdi tamamen kabul edildi. Şubat 2024’te Avrupa Komisyonu, net sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre %90 azaltmak için 2040 iklim hedefine ilişkin bir değerlendirme sundu. Bu yasal paket, çeşitli sektörlerde emisyon azaltma hedefleri, doğal karbon tutma önlemlerini artırma, emisyon ticaret sisteminin güncellenmesi ve vatandaşlar ile küçük işletmelere yönelik önemli sosyal destekleri içeriyor. AB’nin yeşil dönüşüme olan bağlılığı, endüstriyel rekabeti artırmayı ve yenilenebilir enerjinin dağıtımını hızlandırmayı amaçlayan Yeşil Mutabakat Endüstri Planı, Net Sıfır Endüstri Yasası ve REPowerEU planı gibi çeşitli girişimlerle açıkça görülüyor. Bu çabalar, AB’nin küresel iklim eylemine öncülük etme ve tüm insanlar için sürdürülebilir bir gelecek şekillendirme kararlılığını vurgulamaktadır.

Bu önemli hızlanmanın sebebi yalnızca iklim değişikliğinin dünyada yaşanılan olaylarla birlikte çok kritik bir eşiğe ulaşmış olması ve bir kısım temiz teknolojilerin maliyetlerinin oldukça uygun fiyatlara düşmüş olması değil. Elektrik fiyatlarındaki artış ve enerji arz güvenliği sorunları, ülkelerin ve şirketlerin ekonomik sürdürülebilirliklerini ve ticari rekabetçiliklerini doğrudan etkileyen daha güçlü bir tetikleyici olarak karşımıza çıkıyor.

Türk firmalarını bekleyen riskler

Türkiye’ye baktığımızda, artan elektrik fiyatları ve AB Yeşil Mutabakatı kapsamındaki Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’nın (CBAM) getirebileceği ek maliyetler, şirketlerimizin küresel rekabetçiliği için yeşil dönüşümün hızlanmasını zorunlu hale getiriyor. AB’nin ticareti etkileyecek en önemli unsurlarından biri olan CBAM, AB sınırları içinde üretilen malların karbon maliyetine eşdeğer bir maliyetin ithal edilen mallara da uygulanmasını sağlayan bir sistem. CBAM uygulaması için tüzük, 16 Mayıs 2023 tarihinde AB Resmî Gazetesi’nde yayımlandı. AB’de halihazırda kullanılan Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile birlikte CBAM, karbon fiyatlandırmasını artırmayı ve karbon kaçağı riskini azaltmayı amaçlamakta. Geçiş dönemi olan 1 Ekim 2023 – 31 Aralık 2025 arasında emisyon raporlaması zorunlu olacak ve CBAM sertifikası almak isteğe bağlı olacak. 1 Ocak 2026’dan itibaren ise CBAM kapsamındaki ürünlerin ithalatına karbon fiyatı uygulanacak ve maliyetler aşamalı olarak yükselecek.

CBAM, elektrik, demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve amonyak gibi sektörleri kapsamaktadır ve 2030’a kadar tüm ETS kapsamındaki malları içermeyi hedeflemektedir. Türkiye’den AB’ye mal ihraç eden firmaların, CBAM’in operasyonları üzerindeki etkilerini ölçümlemesi ve hazırlıklara başlaması gerekmektedir. Aksi halde bu firmalar dezavantajlı konuma gelebilecektir.

Yeşil dönüşüm için yeşil yatırımların hızlandırılması dediğimizde aslında farklı büyüklükteki şirketler ve farklı sektörler için özelleştirilmiş stratejiler ve finansman önerileri gerekiyor. Bu yazıda, enerji yoğun sanayi sektörlerindeki büyük ölçekli işletmelere yönelik yeşil dönüşüm ve finansmana erişim stratejilerinin bir kısmından, enerji verimliliği odaklı olarak bahsedeceğim.

Enerji verimliliği odaklı yeşil dönüşümün ilk adımı, işletme kapsamındaki enerji verimliliği projelerinin belirlenmesidir. Burada, projelerin enerji verimliliği etütleri ile listelenmesinin yanı sıra şirketin kendi sektörü ile ilgili spesifik enerji verimliliği iyi uygulama örneklerini küresel bazda inceleyerek, çeşitli küresel sektör iş organizasyonlarındaki çalışma gruplarına katılarak keşfetmesi de çok önemlidir. Bu şekilde daha çok sayıda enerji verimliliği projesinin listelenmesi ve bu projelerden bir proje portföyü oluşturulması mümkün olabilecektir. Portföy oluşturulurken, projelerin yatırım maliyetleri, sağlayacakları enerji tasarrufu miktarı, bu tasarrufların nasıl ölçüleceği ve doğrulanacağı gibi birçok konu dikkate alınmalıdır. Ayrıca projelerin teknik uygulanabilirlikleri ve finansal fizibiliteleri, yatırımların geri dönüş süreleri, önceliklendirilmesi gereken projeler ve kısa, orta ve uzun vadeli gerçekleştirme planları da titizlikle ele alınmalıdır.

Bu bahsetmiş olduğum kısa, orta ve uzun vadeli yeşil yatırım planlarının, şirketin geçmişte gerçekleştirdiği yeşil yatırımlar ile birlikte sürdürülebilirlik raporlarında veya entegre raporlamalarında yer bulması, şirketin gelecek yeşil dönüşüm vizyonunun ne kadar profesyonel şekilde düşünülüp planlandığının paydaşlara somut şekilde gösterilebilmesi açısından önem taşır. Sürdürülebilirlik raporlaması, bir kuruluşun çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını ve etkilerini açıklamayı içerir. Yatırımcılar, müşteriler, çalışanlar ve toplum gibi paydaşlara, kuruluşun sürdürülebilirlik uygulamaları ve taahhütleri hakkında bilgi sağlar. Bu raporlar, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ne kadar bağlı olduklarını ve bu hedeflere ulaşmak için hangi adımları attıklarını gösterir. Entegre raporlama ise bunu bir adım daha ileri taşıyarak, sosyal, yönetimsel ve çevresel verilerin finansal verilerle birleştirilmesi ile kurumsal stratejilerin daha bütüncül bir yaklaşımla belirlenmesini sağlar. Türkiye’de şirketlerin yayımladığı sürdürülebilirlik veya entegre raporlara baktığımızda, geleceğe yönelik yeşil yatırımlar ile ilgili net ve detaylı planlamayı henüz pek fazla göremiyoruz.

Yeşil tahvil ihracı

Yeşil yatırım projeleri belirlendiği ve planladığı durumda, bu projeleri veya proje portföylerini finanse etmek için kullanılacak fonları belirleyecek ve yönetecek şekilde yeşil tahvil ihracı için gereken finansal çerçeve oluşturulabilir. Yeşil tahviller, çevresel sürdürülebilir projeleri finanse etmek için kullanılan borç araçlarıdır. Bu tahvillerin gelirleri, iklim değişikliğiyle mücadele, enerji verimliliği, sürdürülebilir su yönetimi ve atık yönetimi gibi yeşil projelere yönlendirilir. Yeşil tahvil ihraç etmek isteyen kurumlar pazardaki üç yeşil tahvil çerçevesinden birini tercih edebilirler. Bunlar; International Capital Market Association (ICMA) tarafından yayımlanan Green Bond Principles (GBP), EU Green Bond Standards (EU GBS) ve Climate Bonds Initiative tarafından yayımlanmış olan Climate Bonds Standards’tır (CBS).

Ayrıca, Türkiye’de yeşil tahvil çerçevesi oluşturulurken, Türkiye Sermaye Piyasaları Kurulu’nun (SPK) “Yeşil Borçlanma Aracı, Sürdürülebilir Borçlanma Aracı, Yeşil Kira Sertifikası ve Sürdürülebilir Kira Sertifikası Rehberi” gibi yerel mevzuat ve düzenlemeler de dikkate alınmalıdır. Bu rehber, Türkiye’deki yeşil finans ürünlerinin düzenleyici temelini oluşturur ve yeşil ve sosyal olumlu etki yaratan işlemler için standartları belirler.

Sürdürülebilirlik raporlamaları ve yeşil tahviller arasındaki ilişki, şirketlerin çevresel ve sosyal sorumluluklarını yerine getirme taahhütlerini finansal enstrümanlarla desteklemelerinden kaynaklanır. Sürdürülebilirlik raporları, şirketlerin yeşil tahvil ihraç etme potansiyelini artırabilir çünkü bu raporlar, yatırımcılara şirketin sürdürülebilirlik alanındaki performansını ve taahhütlerini gösterir. Ayrıca, yeşil tahvil ihraçları genellikle bağımsız üçüncü taraf incelemeleri ve doğrulamaları gerektirir ki, bu da şirketin sürdürülebilirlik raporlamalarının güvenilirliğini artırır. Ancak enerji verimliliği odaklı yeşil dönüşüm için her şey enerji verimliliği projelerinin belirlenmesi ve listelenmesi ile başlar, bu sebeple şu anda şirketlerin en çok odaklanması gereken dar boğaz, mühendislik çözümleri ve teknik kapasitenin geliştirilmesidir.

Enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm artık ekonomik bir zorunluluk

Enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm, sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye’deki şirketlerin, yeşil dönüşüm yatırımlarını hızla hayata geçirmeleri ve AB’nin Yeşil Mutabakatı ve CBAM gibi düzenlemeleriyle uyumlu hale gelmeleri, rekabetçiliklerini korumak ve gelecekteki pazarlarda yerlerini sağlamlaştırmak için elzemdir. Yeşil tahvil ihracı bu dönüşümü finanse etmek ve sürdürülebilirlik raporlaması ise şeffaflık sağlamak için kritik araçlardır. Şirketlerin enerji verimliliği projelerini titizlikle belirlemeleri, planlamaları ve uygulamaları, sadece bugünün değil, yarının dünyasında da başarıya ulaşmalarının anahtarıdır. Bu yolculukta her bir adım, sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılmış değerli bir adımdır. Şimdi, kararlılıkla ve yenilikçi bir ruhla, yeşil dönüşümün öncüleri olarak harekete geçme zamanıdır. Bizler, bu dönüşümün sadece mevcut nesiller için değil, gelecek nesiller için de bırakacağı olumlu mirasın bilinciyle, daha yeşil, daha temiz ve daha sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam etmeliyiz.

Selen İnal
Kurucu, Yeşil Dönüşüm Danışmanı / EcoMuse Danışmanlık
selen.inal@ecomuse.co