Yeşil Finansman Ekonomik ve Toplumsal Faydalar da Sunar
Çevre, doğa ve finansman kavramları çok uzun zamandır hayatımızda yer almış kavramlar. Ancak iki kavramın yan yana gelerek yepyeni bir oluşumu ifade etmesi son beş yıldır hem bireysel hem de kurumsal olarak gündemimizde. Bu yeni kavramın adı da “yeşil finansman”.
Ben yazıma; eski bir bankacı ve çeyrek asrı geçmiş finans sektörü uzmanı olarak bir ayrımın altını çizerek başlamak istiyorum. Zira kavramların teknik anlamları ile neyi ifade ettiği anlaşılırsa konular da doğru anlaşılır.
Finans ve finansman tanımlarının kökleri aynı olsa da fiilen farkları vardır. Finans; ihtiyaç analizi beraberinde, gerekli sermayenin (kaynağın) tespiti, temini, yönetilmesi, yatırım yapma, borç alma-borç verme gibi işlemlerle ilgili ekonomik bir uzmanlık alanıdır. Finans, bireylerin, şirketlerin ve kamu kurumlarının kaynaklarını maksimum fayda ile yönetmelerine, ekonomik karar alma süreçlerinin etkinliğine yardımcı olur. Hem bireylerin hem de kurumların refahını ve başarısını etkilediği için iyi bilinmesi gereken bir kavramdır. Finansman; genel olarak bir organizasyonun veya bireyin faaliyetlerini finanse etmek için gerekli kaynakları sağlama sürecini ifade eder. Bu kaynaklar genellikle para veya paraya çevrilebilir sermaye olabilir ve organizasyonun faaliyetlerini sürdürmek, büyümek veya belirli hedeflerini gerçekleştirmek için kullanılır.
Hedef, doğal kaynakları verimli kullanmaktır
Konumuz olan yeşil finansman; çevresel sürdürülebilirlik ve çevresel koruma ilkelerine dayanan ve iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla kullanılan finansal araçlar, uygulamalar ve yatırımlar bütününü ifade eder. Bu tür finansman, çevresel etkileri azaltan veya doğal kaynakları daha verimli kullanmaya yönelik projelere yatırım yapmayı hedefler. Temel amacı, çevresel sorunların ve iklim değişikliğinin azaltılması veya önlenmesi için finansal kaynakların yönlendirilmesidir. Yeşil finansman, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) faktörlerini dikkate alarak finansal karar alma süreçlerini şekillendirir ve çevresel etkileri en aza indirmeye odaklanır.
Yeşil finansman, sadece çevresel fayda sağlamakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli ekonomik ve toplumsal faydalar da sunabilir. Ayrıca, bu tür finansmanın kullanımı, çevresel riskleri azaltırken, şirketleri daha sürdürülebilir iş modelleri benimsemesine teşvik edebilir. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde sosyal adalet ve iyi yönetişim ilkelerine odaklanır. Bu nedenle, yeşil finansmanın küresel çapta giderek daha fazla önem kazandığı gözlemlenmektedir.
Yeşil finansman, geleneksel finansman yöntemlerine benzer şekillerde çalışabilir. Ancak fark, projenin çevresel etkisini göz önünde bulunduran ve bu etkileri azaltan veya telafi eden projelere odaklanmasıdır. Yatırımcıların çevresel etkileri değerlendirerek yatırım yapmalarına olanak tanıyarak, şirketlerin ve kurumların çevresel performanslarını artırmaya teşvik edici bir etki yapabilmektedir.
Çevresel etkileri azaltan veya doğal kaynakları daha verimli kullanmaya yönelik projeleri desteklemek için tasarlanan yeşil finansman, çeşitli finansal araçlar aracılığıyla uygulanır. Bunlar arasında yeşil tahviller, yeşil krediler, yeşil fonlar, yeşil bonolar ve yeşil endeksler gibi çeşitli enstrümanlar bulunur. Bu araçlar, yatırımcıların çevresel sürdürülebilirliği destekleyen projelere fon sağlamalarını sağlar ve aynı zamanda bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılar.
Yeşil finansman, başlıca yenilenebilir enerji projeleri, enerji verimliliği projeleri, hammadde verimliliği projeleri, temiz su ve atık yönetimi projeleri, temiz ulaşım, yeşil bina, karbon azaltma projeleri, döngüsel ekonomiyi destekleyen ve biyolojik çeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonuna yönelik alanlara yatırım yapmayı hedefler.
Yeşil finansman enerji maliyetlerini düşürür
Yeşil finansman, sadece çevresel etkileri azaltmakla kalmaz, aynı zamanda ekonomik faydalar da sağlayabilir. Örneğin, enerji verimliliği projeleri, işletmelerin enerji maliyetlerini düşürerek uzun vadede tasarruf sağlayabilir, bu da çevresel sorunlara karşı daha dirençli ve sürdürülebilir bir ekonomik gelecek inşa etmede önemli bir roldür.
Yeşil finansman sürecinde fonlanan yatırımların doğrulamaya tabi tutulması ise gerek yatırımcı gerekse finans kurumları için her ne kadar ilave bir iş yükü gibi algılansa da yatırım kalitesi ve yatırımların uzun ekonomik fayda sağlaması açısından hayli önem taşımaktadır. Doğrulama ile yatırımların yeşil finansman fonlarınca çerçevelenen belirli kriterlere sahip, çevre dostu taahhütlerini yerine getirmesinin kontrolü yapılmaktadır. Bu durum da hem yatırımcıyı hem de finansörü güvenli alanda tutarken uygulayıcı firmalara da iş kalitesi sorumluluğu getirmektedir.
Yazımda sizlerle rakamsal verileri özellikle paylaşmamaya özen göstereceğim zira sürdürülebilirlik, temiz dönüşüm konuları oldukça dinamik ve piyasası da hayli kalabalık. Buna bağlı rakamsal veriler konusunda hem bilgi kirliği hem de çok hızlı güncellenme olmakta. Genel anlamda yeşil finansmanın içeriğini ve bazı kavramları bilmemiz yeterli.
Finans kurumlarının ağırlıklı 2030 yılı hedefleri, sürdürülebilirlik odaklı ürün portföyüne sahip olmak… Kademeli olarak fosil yakıt ve karbon salımı yapan yatırım finansmanından çıkılmaya başlanmıştır. Bazı zaman fosilden temiz dönüşüme geçişin hızla gerçekleşmesi beklentisine tanık oluyoruz ancak bunun bir süreç olduğunu, geçmişten gelen fosil yakıt finansmanının halen devam ettiğini unutmamak lazım. Bir anda fosil kaynaktan temiz kaynaklı enerjiye geçiş mümkün değildir. Bu süreç global ve ulusal kamu politikaları ile reel sektör ve finans sektör uygulamalarına yansımaktadır. Yine unutulmamalıdır ki, değişim ve dönüşüm süreçleri ve çıkış politikaları mevzuat, teknoloji, iş gücü gibi etkin konuların doğru yönetimiyle yapılmalıdır. Bu doğru, etkin ve adil geçiş için gereklidir.
Finans sektörü dönüşümlere liderlik ediyor
Finans sektörü ve reel sektör son derece entegre bir yapıda olduğu için tecrübemle çok net ifade edebilirim ki, ekonomik kalkınmaya yönelik dönüşümlerde finans sektörü dönüşümlere liderlik ederek önemli bir görev yüklenir. Değişim, dönüşüm ve ekonomik büyüme mutlaka farklı finansman enstrümanları ile gerçekleşir. Firmalar kaldıraç etkisi ile özkaynak üzerinde, dış kaynakla pozisyon alma, yatırım yapma avantajına sahip olabilmektedir. Bu da şu demektir; yeşil dönüşüm yeşil finansman kaynakları ile mümkündür.
Finans sektörü, içerikte hepsi aynı odaktaki kavramlar olan; uluslararası iklim, temiz, yeşil, sürdürülebilir fonlar ile reel sektörü disipline etmeye başlamıştır. Finans kurumlarının uluslararası tematik avantajlı fonlara erişim için, fon sahiplerine “yeşil finansman taahhüdü” verme zorunlulukları bulunuyor, özetle finans kurumlarının bu taahhüdü reel sektörün dönüşümünün başlangıcıdır. Finans kurumlarının fonlama kaynaklarının kriterleri yatırım kriterleri rolündedir ve özetle artık yatırımlar bu kriterlere sahip olmadan finansman kaynaklarına ulaşamamaktadır. Farklı uluslararası kaynakların kriterleri farklılık gösterebilmektedir, burada iyi yönetilmesi gereken, finans kurumlarının bu kriterlere yeterli yetişmiş iş gücüyle hakim olması ve standartlaşmayı sağlamasıdır. Bu süreçte de kurum içi farkındalıklarını portföylerine aktarmaları önem arz etmektedir.
Finans kurum yetkilileri artık yeşil dönüşüm alanında bir nevi danışmanlık yaparak müşterilerinin yatırımlarını önceliklendirmelidir. Farkındalık yaratmada ve yeşil yatırım önceliklendirilmesinde finans kurumlarına düşen önemli bir görev de yeşil ürün geliştirmektir. Örneğin sektörel veya ekipman bazlı kampanyalar farkındalık yaratırken aynı zamanda veri tabanı da oluşturmaktadır zira yeşil finansmanın bu denli etkin rol oynadığı duruma rağmen maalesef halen geniş ve derin veri tabanı mevcut değildir.
Hızla değişen iklim ve doğa olaylarına ve sık güncellenen regülasyonlara bağlı finansman risk analizinde iki risk unsuru değerlendirmeye alınmıştır; iklim riski ve regülasyon riski. Artık hangi kredinin hangi iklim riskine maruz kalacağını belirlemeye yönelik stres ve risk analizi yapılmakta. Bahsi geçen yeni risk kavramları gösteriyor ki, içinde bulunduğumuz değişim hızı bizim aldığımız önlemler hızından hayli yüksek.
Yeşil varlık oranı
Bir diğer bilmemiz gereken önemli başlık daAvrupa Bankacılık Otoritesi’nin belirlediği temel performans göstergelerinden biri olan yeşil varlık oranı’dır. (Green Asset Ratio – GAR). Yeşil varlık oranı, kredi verenin bilançosundaki toplam varlıklara kıyasla iklim dostu kredilerin, avansların ve borçlanma senetlerinin miktarını, yüzde rakamına ulaşacak biçimde ölçen bir temel performans göstergesidir. Yeşil varlık oranının yayımlanmasıyla, yatırımcılar ve diğer paydaşlar için ilgili kurumun ne kadar sürdürülebilir yatırım yaptığının netleşmesi amaçlanmıştır. Oran ayrıca bankaların ve diğer yatırımcıların Paris İklim Anlaşması’na ulaşmaya ne ölçüde katkıda bulunduğuna dair de bir gösterge olacaktır. (https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/Dokuman/7736/Bilgi_Notu-Yesil_Varlik_Orani.pdf)
Tebliğ taslağına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://www.bddk.gov.tr/Mevzuat/DokumanGetir/1195
Günümüz dünyasında finansman olgusu “yeşil” kavramı ile ortak bir zeminde buluşmuş durumda. KOBİ’ler de yeşil finansman kriterlerinin aynı soru setleri ile karşılaşacak ve verilerini doğru hesaplayan, verebilen kazanacak, aksi durumdaki firmalar finansmana zor erişecek ve rekabet gücünü, itibarını, marka değerini ve pazar payını kaybedecek. Bu bilgiyle orta ve büyük ölçekteki firmalarımızın aydınlanmalarını, konuların ciddiyetinin farkına varmalarını ve harekete geçmelerini öneririm.
Bilinmelidir ki, yeşil finansmanda artık kitle etkileşimli finansman yöntemleri de aktif rol oynamaya başlamıştır.
Yeşil finansman yöntemleri
Kaynağına göre yeşil finansman yöntemlerini şöyle toparlayabiliriz:
- İç finansman (özkaynak)
- Dış finansman (maliyetli/maliyetsiz)
- Otofinansman (işletmenin kârının bir bölümünün dağıtılmayıp işletme içinde bırakılması)
- Enerji yönetimi projelerinde yeni bir finansman türü olan ESCO (Enerji Hizmet Şirketi) finansman modeli: Uygulayıcı firma olan üçüncü tarafın, finansman sorumluluğunu da üstlendiği modeldir.
Yatırımcılarımızın yeşil finansman sürecinde kamu desteklerinden aktif faydalanmaları da çok önemlidir. Zira maliyetsiz (hibeler) ve düşük maliyetli (teşvikler) kaynaklar her zaman nakit akış tablosuna ve amortismana olumlu katkı sağlayacaktır.
Yeşil finansman enstrümanları
Yazımın başlarında yeşil finansman enstrümanlarından genel olarak bahsetmiştim. Bu son bölümde başlıca yeşil finansman enstrümanlarını tanıtmak isterim:
- Nakit/otofinansman
- Kredi
- Finansal kiralama (leasing)
- Yeşil tahvil: Doğal yaşama, çevreye ve iklime yarar sağlayan, sürdürülebilirliğe katkıda bulunan projeler için bütçe ve kaynak yaratan finansal düzenleme. Bu tahvillerle elde edilen getiriler, geleneksel tahvillerden farklı olarak sadece yeşil yatırımlar için kullanılır.
- Hisse satışı (halka arz)
- Hibe/teşvik: Kamu destekleri (www.yatirimadestek.gov.tr)
- Performans sözleşmesi / ESCO (Energy Service Company) modeli finansman: Finansman, uygulayıcı firma ESCO tarafından karşılanır. Tasarruf sağlandığında, işveren tasarruf edilen miktarın tamamını alır ve ESCO’ya ödeme yapar.
- Kitlesel fonlama (Crowdfunding): Katma değeri ve rekabet edebilirliği yüksek teknolojik ürün ve hizmet üretimini planlayan iş fikirleri ile girişim şirketlerinin ihtiyaç duyduğu finansal kaynakların toplanması amacıyla oluşturulan bir yatırım sistemidir. Genellikle, sürdürülebilirlik alanında faaliyette bulunacak start up şirketler için yeni dönem finansman modelidir.
Her bir finansal düzenlemenin kendi içinde avantajlı ve dezavantajlı yönleri bulunmaktadır. Buna bağlı olarak yatırımcıların uzman danışmanlarla, ekipleriyle her bir enstrümanın teknik analizini yapmaları gerekli şarttır. Zira en doğru finansman modeline ulaşmak yatırımcıyı en iyi motive edecek unsurdur.
Doğanın rengi olan yeşilin, finansmanın da rengi olmasıyla umut ediyoruz ki, doğa bize krizler yaşatmaz… Bilinç ve bilgiden lütfen uzak kalmayalım…
Seyran Hatipoğlu
Yeşil Finansman Kıdemli Danışmanı / EcoMuse Danışmanlık
seyranhatipoglu@outlook.com
